47. Bölüm

45.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Semiha Hanım kahvaltısını ederken, bir yandan da dün akşam olanları düşünmekle meşguldü. Zira Meriç’in o vakitte eve gelişinden Müge’yle ilgili konuşmak istediğini anlamış, yine de baba- oğul arasında böyle büyük bir tartışma geçeceğini düşünmemişti. Anlaşılan geçen zamana rağmen, oğlunun duygusal konulardaki katı tutumunda bir değişiklik yoktu. Çayından bir yudum içti. Aynı anda Kemâl Bey,

 

 

” Günaydın anne!”

 

 

diyerek salona girip her zamanki yerine oturunca da

 

 

” Günaydın oğlum!”

 

 

diye karşılık vererek çayını yudumlamaya devam etti.

 

 

Kemâl Bey, annesinin ses tonundan yorgun ve biraz da öfkeli olduğunu fark etmişti. Dün geceyi hatırladığında buna hiç şaşırmadı. Semiha Hanım akşam Meriç’le arasında geçen tartışmayı düşünmekten uyumamış olmalıydı. Belki annesi konuşur diye biraz bekledi. Ardından az önce içinden geçenleri söze döktü.

 

 

” Anne, dün gece yine iyi uyumadın değil mi? Ayrıca bana öfkelisin sanırım?”

 

 

” Öyle bir akşamdan sonra nasıl uyumamı beklersin? Yine sadece “olmaz “diyerek kestirip attın Kemâl.Sesiniz salona kadar geliyordu. Yanınıza gelmemiş olabilirim ama ikinizin de dediklerini gayet iyi duydum.”

 

 

” Peki, sözlerimde haksız mıyım anne? Kız daha 21 yaşında, çok genç. Bu kadar genç biri ne hayattan tam olarak ne istediğini bilir, ne de aşkı tanır. Bugün Meriç’e çok aşık olduğunu zannederken, 1 ay sonra bir bakmışsın başkasına tutulmuş.”

 

 

” Oğlum, ben de hemen evlenecekler demiyorum ki! Meriç bizle tanıştırmak istiyor sadece. Üstelik onun yaşında birinin onayımıza ihtiyacı yok.Yani gelsin, nasıl biriymiş bir görelim. Hem Meriç’in dediğine göre çok tatlı bir kızmış. Ortak zevkleri de çokmuş.”

 

 

” Ben bunu yıllar önce yaşadım anne, biliyorsun. Yasemin’de çok genç, çok güzeldi. Ortak noktalarımız da çoktu. Ama sonra ne oldu? Bizi bırakıp gitti. Hem de ardına bile bakmadan.”

 

 

derken, Kemâl Bey öfkelenmeye başlamıştı. Semiha Hanım sessizce onu dinliyordu. Ancak konu yine eski gelinine geldiğinde araya girme ihtiyacı hissetti.

 

 

” Konunun Yasemin’le bir ilgisi yok oğlum. Onun seni terk etmesinde tek suçlu o değil, biliyorsun. Senin de çok hataların var.”

 

 

Biraz soluklandıktan sonra da ekledi.

 

 

” Eğer sen, Yasemin’in isteklerine biraz daha saygılı olabilseydin, onu kendi kafanda yarattığın kalıba göre yaşamaya zorlamasaydın bu evlilik şimdi devam ediyor olurdu.Bundan eminim.”

 

 

Kemâl Bey annesini dinlerken, bir yandan da geçmişi düşünüyordu.Meriç 7 yaşına geldiğinde, karısı oğulları okuldayken evde boş boş oturmaktan çok sıkıldığını, bu nedenle yarım kalan üniversite eğitimine devam etmek istediğini söylemiş, böylece ilk tartışmalarının fitilini ateşlemişti. Semiha Hanım’ın ondan bir cevap beklediğini fark edince düşüncelerinden uzaklaşıp keyifsiz bir tonda sordu.

 

 

” Peki, ne yapmamı istiyorsun anne?”

 

 

” Çok basit bir şey aslında. Meriç’i aramanı ve kızla birlikte onlara ne zaman uygunsa bize gelebileceğini söylemeni istiyorum oğlum.”

 

 

” Ya bunu yapmak istemezsem?”

 

 

” O zaman, boşanmanızdan sonra Yasemin’in Meriç’i görmek için çok çabaladığını ama buna senin engel olduğunu Meriç’e söylerim.”

 

 

Kemâl Bey için annesinin söylediklerini tahmin etmek zor değildi . Şöyle bir düşündü. Semiha Hanım asla boş tehditler savurmaz, dediğini yapardı.Peki, kendisi oğluyla ilişkisinin daha da bozulmasını göze alabilir miydi? Hiç sanmıyordu. O sırada sanki oğlunun aklından geçenleri hissetmişçesine Semiha Hanım’ın sesi duyuldu.

 

 

” Meriç’i de kendi kalıplarına sokmak için çok çabaladın, ona mimar olması için çok baskı yaptın. Ama çaban hiçbir işe yaramadı. O yine hayal ettiği gibi Bilgisayar Mühendisliği okudu. Hem de tüm para kaynaklarını kesmene rağmen. Lise öğrencilerine özel dersler verdi, okuldaki hocalarına asistanlık yaptı yine de vazgeçmedi.”

 

 

Kemâl Bey gülümsemeden edememişti.

 

 

” Senin yaptığın maddi katkıyı da unutmayalım anne!”

 

 

Oğlunun söyledikleri Semiha Hanım’ın da gülümsemesine neden oldu. Demek oğlu torununa yaptığı maddi yardımı yıllardır biliyordu. Muzipçe göz kırptı.

 

 

” Yani biliyordun ama sesini çıkarmadın. Öyle mi Kemâl?”

 

 

Ardından sordu.

 

 

” Arayacak mısın artık?”

 

 

Kemâl Bey

 

 

” El mahkum arayacağım tabii anne! Sana “hayır “demek ne mümkün?”

 

 

derken, çoktan telefonu eline almış, Meriç’in numarasına dokunmuştu bile.

 

 

 

 

Tüm günlük işlerini ve sabah sporunu tamamlayan genç adam mutfaktaki küçük masaya oturmuş, 2 kruvasanla 1 fincan filtre kahveden oluşan kahvaltısını ediyordu. Gece pek iyi uyuyamadığı için keyifsizdi. Müge’ye mesaj yazmayı düşünerek telefonu eline aldı, ancak aynı anda telefon çalmaya başlayınca yüzünü buruşturdu. Arayan babasıydı. İçinden

 

 

“ Akşam söyledikleri yetmedi tabii. Kaldığı yerden devam edecek.”

 

 

diye geçirse de çağrı cevaplama tuşuna bastı. Bu konuşma için hiç istekli değildi. Ancak babasına saygısızlık yapamazdı. Kemâl Bey’in

 

 

” Günaydın oğlum! Ben dün akşam sen gittikten sonra düşündüm de, en azından tanışmamızda bir sakınca yok.Sen küçük hanımla konuş, size ne zaman uygunsa büyükannenle birlikte sizi yemeğe beklediğimizi söyle, olur mu?”

 

 

diyen sesi kulağına dolduğunda şaşırdı. Bu kadar kısa sürede ne olmuştu da babası fikrini değiştirmişti? Ama sormayacaktı. Çünkü, bir fikri vardı.Sadece

 

 

“ Peki baba! Fikrinin değişmesine sevindim.Ben Müge’yle konuşur, sizi ararım. Şimdi çıkmam gerek.”

 

 

demekle yetindi. Kemâl Bey

 

 

” Anlıyorum oğlum. Tamam o zaman, sana kolay gelsin!”

 

 

diyerek telefonu kapatmıştı.

 

 

Meriç hemen arama geçmişinden büyükannesini bulup numaraya dokundu. Babasının bu ani karar değişikliğinde en büyük payın ona ait olduğundan emindi çünkü. Ayrıca gergin geçen dün akşam için özür dilemeli, yaşlı kadının gönlünü almalıydı. 2 çalışın ardından telefon açılarak Semiha Hanım’ın neşeli sesi duyuldu telefonun diğer ucundan.

 

 

” Günaydın canım, bu ne güzel sürpriz!”

 

 

” Günaydın Büyükanne! İyi misin?”

 

 

” İyiyim oğlum, sen?”

 

 

” Sabah babamdan gelen telefon sonrasında çok iyiyim Büyükanne! Ve eminim, o telefon senin sayende geldi.”

 

 

Torununun son sözleri Semiha Hanım’ı güldürmüştü. Kahkahalar arasında konuştu.

 

 

” İlahi oğlum! Ben ne yapmış olabilirim? Baban hatasını anlamıştır.”

 

 

” Yapma Büyükanne! Seni tanırım, mutlaka babama sabah kahvaltısında ikna edici bir konuşma yapmışsındır!”

 

 

derken, Meriç’in gülümsediği ses tonundan belliydi. Yaşlı kadın kıkırdadı.

 

 

” Eh! Belki de 1-2 söz etmiş olabilirim, kim bilir?”

 

 

Böylece düşündüklerinde haklı olduğunu anlamıştı genç adam. Üstelik şu an göremiyor olsa bile Semiha Hanım’ın yüzünde hınzır bir ifade olduğunu biliyordu.

 

 

” Anladım, neyse şimdi benim işe gitmem gerek. Müge’yle konuştuktan sonra seni tekrar ararım Büyükanne “

 

 

dedi, ardından ekledi.

 

 

” Dün akşamki gerginlik için de senden özür dilerim.”

 

 

” Ne özrü oğlum? Konu kapandı gitti. Hem aile arasında böyle şeyler olur. Sen düşünme şimdi, işine konsantre ol. Görüşürüz!”

 

 

Meriç

 

 

” Görüşürüz! Teşekkürler Büyükanne!”

 

 

dediğinde, görüşme bitmişti.Genç adam telefonu cebine koydu, masayı toplayıp bulaşıkları makineye yerleştirdi. Az sonra arabasıyla şirkete doğru yol alıyordu. Birazdan Müge’yi arayacak, ona şu yemek davetinden bahsedecekti.

 

 

 

 

Genç kız, saat tam 7’de çalan alarm sesiyle uyandı, yarım saat içinde günlük rutinlerini hallederek soluğu dolabının karşısında aldı. Çok geçmeden dolabından beyaz kısa kollu V yaka bir tişört, siyah-beyaz çiçekli diz üstü bir etek, siyah ince bir hırka ve beyaz spor ayakkabılarını çıkarıp giymiş, saçlarını Meriç’in en sevdiği şekilde serbest bırakarak yanlardan aldığı küçük birer tutamı babasının hediyesi kelebek tokayla ortada tutturmuştu. Floransa’dan aldığı denizyıldızı biçimindeki küpeleri taktıktan sonra parfümünü sıktı. Artık kahvaltı etmek üzere salona inmeye hazırdı.

 

Ancak tam odadan çıkacağı anda telefonu çalınca

 

 

“ Meriç olmalı?”

 

 

diye düşünüp telefona uzandı. Yanılmamıştı. Neşeyle açtı.

 

 

” Günaydın aşkım! Nasılsın, iyi uyudun mu?”

 

 

” Pek iyi uyuduğumu söyleyemeyeceğim ama şimdi çok iyiyim Günışığım .Günaydın!”

 

 

diyen Meriç’in sesi kulağına dolar dolmaz gülümsemişti. Zira genç adamın sesi dün geceye göre gerçekten daha iyiydi.

 

 

” Bak buna sevindim işte Gökyüzü’m! Ben de şimdi kahvaltıya inecektim. Annemlere birlikte bir yemek yemek için ne zaman uygun olduklarını soracağım da!”

 

 

” Anladım güzelim. Sizin için hangi gün uygunsa ailenle tanışmak benim için büyük zevk olacak. Bu arada ben de dün akşam babama senden bahsettim. O da seni bize yemeğe davet etmemi istedi benden. Sizinkilerle yiyeceğimiz yemekten 1-2 gün sonra bizim evde toplansak olur mu?”

 

 

Genç adamın cevabı neşesini daha da artırmıştı.

 

 

” Olur tabii canım! Önceliği bizimkilere verdiğin için teşekkür ederim. Seni çok seviyorum!”

 

 

diye heyecanla kıkırdadı. Meriç hemen

 

 

“ Heyecanlanmana hiç gerek yok bebeğim. Büyükannem zaten sana bayılacak. Babama gelirsek, biraz sert ve huysuz olabilir ama sen onun da yakında kalbini çalarsın.”

 

 

deyince de ekledi.

 

 

” Bak yine beni hemen anladın Gökyüzü’m! Bu konuda o kadar şanslıyım ki!”

 

 

”Asıl şanslı benim ama neyse! Eğer fırsat bulursam seni biraz kaçırırım, olmaz mı?”

 

 

derken, gülümsediği ses tonundan anlaşılıyordu Meriç’in. Bir kez daha kıkırdadı neşeyle genç kız.

 

 

” Olur, tamam. Konuşuruz sonra.”

 

 

Genç adam

 

 

” Konuşuruz tabii! Ben de seni çok seviyorum!”

 

 

deyip telefonu kapatmıştı.

 

Müge çabucak telefonu çantasına yerleştirdi ve salona gitmek üzere odasından çıkarak merdivenlere yöneldi. Zira içinden bir ses, güzel, sürprizlerle dolu bir gün geçireceğini söylüyordu…

 

 

 

 

Zaman zaman bulutlu, zaman zamanda güneşli bir kış gününden Meriç ve Müge’yle hepinize merhaba 😀😀😀Umarım bölümü keyifle okumuşsunuzdur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 12.12.2025 15:44 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...