54. Bölüm

💔 Bedenlere Tutsak 53 💔

Sedef Yılmaz
sedefyyy5252


💔💔💔


Yine mutlu olmayı başaramadık. Yine sorunlarımız peşimizi bırakmadı. Bizim hayatımızda normal kavramı yoktu elbet. Her şeyimiz zor olmak zorundaydı. Tam düze çıktık diyorduk sonra bir olay oluyor, tekrar tepetaklak oluyorduk. Bir kazancımız olmadığı gibi sürekli kayıp verip duruyorduk. Bu kör talihten ne zaman kurtulurduk bilmiyorum ama pes etmek hiç bana göre değildi. O hayalini kurduğum günlere ulaşabilmek için elimden geleni yapacaktım. Lakin önce karımın acısına ortak olup, onun iyileşmesi için çaba göstermem gerekiyordu.

Şu anda Hazel'in cenazesindeydik. Hümeyrayla beraber taziyeleri kabul ediyorduk. Onun ayakta zor durduğunun farkındaydım. Daha fazla işkence çekmesini istemeyerek elimi beline koyarak ona destek olmaya çalıştım. Hümeyra ağlamaktan donuklaşan gözlerini yüzüme dikip bakınca, açıklama yapma isteği duydum.

"Ayakta zor duruyorsun, izin ver sana destek olayım."

Hümeyra bir kaç saniye sessiz kalıp başını aşağı yukarı sallayarak bana onay verdi. Onun bu hareketiyle belindeki elimin baskısını biraz daha arttırdım.

Cenaze çok kalabalıktı. Eş dost ve hatta düşmanlarımız bile gelmişti. Hüseyin Berdan ve oğlu buradaydı. Muhtemelen Şehnaz Berdan da kadınların yanındaydı. Onlara çok pas vermeden önüme bakıyordum. Şu taziye işinin uzayacağını anladığımda adamım Cemşit'e seslendim. Beni ikiletmeden yanıma geldi.

"Cemşit ben Hümeyrayla eve gidiyorum. Taziyelerin geri kalanını annem kabul etsin."

Cemşit emrimi yerine getirmek için uzaklaşınca Hümeyra'nın kulağına eğilip:

"Taziye işini anneme yıktım. Biz eve gidelim artık. Ayakta duracak halin yok, biraz yatar dinlenirsin." dedim.

Hümeyra kararsız gözlerle bir bana bir de kardeşinin mezarına baktı. Yine ağlama nöbetine gireceğini anladım. Onu acilen ikna etmem gerekiyordu.

"Yapma güzelim ağlamaktan harap oldun. Bu saatten sonra elden bir şey gelmez. İstediğin zaman buraya gelir, kardeşini ziyaret edersin. Ama şimdi gitmemiz gerekiyor."

Hümeyra yanağından süzülen göz yaşını silip tamam dedi. İnat etmemesine sevinerek onu harekete geçirdim. Kalabalığın arasından geçip hazır bekleyen arabama doğru ilerledik ve yerlerimize yerleştikten sonra mezarlıktan uzaklaştık.

Hümeyra yine kendi iç hesaplamasına dalmıştı. Onun bu hali canımı sıksada bir şey diyemiyordum. Ben de daha yeni, onun geçtiği yoldan geçmiştim. Ben nasıl toparlandıydam o da toparlanacaktı biliyordum. Hazel'in ölümünden kendini suçluyordu. Açık açık söylemese de bunun farkındaydım. Onu ihmal ettiğini düşünüyordu. Çektiği ızdırabın asıl nedeni buydu, acıyla harmanlanmış gözlerine baktığımda bunu görebiliyordum. Onu bu işkenceden kurtarmanın bir yolunu bulmam lazımdı. Hümeyra için iyi bir psikolog bulmuştum. Alanında oldukça başalarılı biriydi. En kısa sürede onları yan yana getirmeliydim.

Yoldaki gözlerimi, yanımda durgunca akıp giden yolu izleyen karıma çevirdim. Üç gün içinde adeta çökmüştü. Bu gidişle sağlığı bozulacak diye korkmuyor değilim. Gözlerim üzerinde çok fazla oyalanmadan tekrar yola döndü. Neredeyse eve varmak üzereydik. Hümeyra kardeşinin kendisinden çok uzakta olmasını istememişti. Bu sebeple eve en yakın aile mezarlığına Hazel'i defnetmiştik. Üstelik bir de Hazel ve Şehsuvar'ın yan yana gömülmesine de şiddetle karşı çıkmıştı. Onu sakinleştirmek hiç kolay olmamış sonunda isteğini kabul etmek zorunda kalmıştım.

Şehsuvar'a bu kadar kinli olan kadın benim hakkımda kim bilir neler düşünüyordu. Aramızda sulh olsada beni tamamen affetmemişti. Ondan bunu yapmasını beklemiyordum zaten. Buna hakkım yoktu.

Malikanenin bahçesinden içeri girdiğimizde rahat bir nefes almadan edemedim. Onca kalabalığın içinden sıyrılmak hiç kolay olmamıştı. Eve gelenlerin de olacağını bildiğim için taziye evinin çiftlik olacağının haberini eşe dosta iletmiştim. Şimdi malikane oldukça sessiz ve huzur vericiydi. Hümeyra ve benim bir süre kendi içimize çekilip, kendimizi dinlememiz gerekiyordu. Onu yalnız bırakmayacak hep yanında olacaktım ama varlığımın da onu rahatsız etmesine izin vermeyecektim.

Arabayı park yerine park ettikten sonra kemerimi çıkarıp yanımdaki kadına baktım. Emniyet kemerini çıkarmak için çabalıyordu. Elinde güç kalmadığı belliydi yoksa bu kadar kolay bir işi neden yapamasındı. Onun mücadelesine son vermek için eğilip ellerinin arasında kalan kemeri çaba göstermeden çıkardım. Birbirimize olan yakınlığımız ona hasretle bakmama sebep olmuştu. Bende böyle bir adamdım işte. Hümeyra'dan uzakta olmaya tahammülü olmayan bir adam.

Özlemle parlayan gözlerimi ondan çekip arabadan indim. O da kendi kapısını açıp inmişti. Hemen arabanın önünden geçip yanına gittim.

"Evde kimse yok. Herkesi çiftliğe gönderdim. Biraz kafamızı dinleriz."

Hümeyra'nın koluna girip eve doğru yürüttüm. Aynı zamanda da konuşuyordum.

"Karnın açsa hemen bir şeyler hazırlarım. Esmalara bizim için yemek hazırlamalarını söylemiştim."

Hümeyra konuşmadan başını sağa sola sallayarak cevap verdi. Anlaşılan yemek yemek içinden gelmiyordu. Bu durumda üstelemek lüzumsuz olacağı için bir şey söylemedim. Acısı çok taze olduğu için anlayış göstermek gerekirdi. Başını tutup kuruyan dudaklarını ıslattı ve:

"Başım ağrıyor biraz uyumam gerek." dedi.

Haklıydı dinlenmesi gerekiyordu. Önden ilerleyip cebimden anahtarı çıkarıp, kapıyı açtım. Hümeyra arkamdan gelmiş yanımda duruyordu. Onun koluna girip odamıza çıkana kadar yardımcı oldum. Merdivenin başına gelince Hümeyra'nın adımları bir anda durdu. Neden durduğunu anlamak için gözlerimi yüzüne çıkarttığımda, gözlerinden akan yaşları farkettim. Hazel'in odasına kitlenmiş bir şekilde duruyordu.

Hümeyra'nın dudaklarından kaçan hıçkırıkla elim ayağım titredi. Hıçkırıkların şiddeti gittikçe artarken kollarımı onun bedenine sarıp başını omzuma yasladım. Onu böyle görmek tahammül edebileceğim bir şey değildi. Tüm acısını kalbinden söküp almak istiyordum. Kollarımın arasında titreyen bedenini sıkıca sararken onun kulağına fısıldadım.

"Sana söz veriyorum bütün bu kötü günleri beraber atlatacağız Hümeyra."

Hümeyra cevap vermedi ama beni duyduğunu biliyordum. Daha fazla burada durup acı çekmesini istemediğim için onu odamıza doğru ilerlettim. Kapıyı açıp içeri girdik. Hümeyra benden ayrılıp dolaba doğru ilerledi. Aynı zamanda yanaklarındaki ıslaklıkları siliyordu. Üzerini değiştirmek istediğini anlayıp iç çekerek arkamı döndüm. Üzerini değiştirirken gözlerimin bedenine değmesini istemediğini biliyordum. Bu durum beni ne kader üzsede, bana kesilen bir ceza olduğunun farkındaydım.

Hümeyra üzerini değiştirip geceliklerini giymişti. Yatağa geçip uzanınca onun yanına gidip üzerini örttüm. Tam yanından uzaklaşacaktım ki elimden tutup beni durdurdu. Şaşkın gözlerle ona bakınca gözlerindeki dalgalanmayı gördüm.

"Şehzat bu evden uzak bir yere gidelim. Burada yaşamaya katlanamıyorum. Buraya ait bir tane güzel anım yok. Baktığım her yerde Hazel'in anısı yaşıyor, ben dayanamıyorum."

Bu evi ona cehennem etmişken iyi bir anısının olmasını bekleyemezdim. İsteğini kabul etmekten başka çarem yoktu. Zaten bende burada yaşamak istemiyordum artık. Hümeyra'nın bana şans verdiğinde, koyduğu şartlardan biride buydu zaten. Annemle aynı çatı altında yaşamak istemediğini açıkça söylemişti. O gün bir karar vermiş ve çalışmalara başlamıştım. Karım ve çocuklarımla yaşayacağım yuvanın yapımı çoktan başlamıştı. Hümeyra'ya sürpriz yapmak istediğim için söylememeyi düşünüyordum. Gerçi hâlâ bu düşüncedeyim.

"Merak etme burada yaşamayacağız. Sana verdiğim sözü tutacağım. Sadece bir kaç gün daha dişini sık Hümeyra. Sonrasında çocuklarımızla birlikte yeni bir sayfa açacağız."

Hümeyra yorgun gözlerini açıp kapatarak beni onayladı. Gözlerinin kapanmak için direndiğini görünce alnına bir öpücük kondurup yanından uzaklaştım. O uyuyup dinlenirken benim yapmam gereken işler vardı. Çözmem gereken o kadar çok mesele vardıki düşünmek bile beni yormaya yetiyordu. Önceliğim elbette oğlumdu. Civanmert'i özgürlüğüne kavuşturmam gerekiyordu. Avukat bugün mahkemeye çıkacağını söylemişti. Hazel'in cenazesinden dolayı gidememiştik. Saate bakıp mahkemenin bitip bitmediğine baktım. Biteli yarım saat olmuştu. Hemen cebimden telefonumu çıkarıp avukatı aradım. İlk çalışta cevap verdi.

"Buyrun Şehzat Bey."

"Oğlumu kurtardın mı Ahmed?"

"Evet oğlunuz şu an yanımda. Mehkeme lehimize hüküm verdi. Her şey tahmin ettiğimiz gibi gelişti."

Bu durumdan hoşnut bir şekilde gülümsedim. Hümeyra oğlumuzun kurtulduğuna çok sevinecekti.

"Biz Hümeyrayla malikaneye geçtik. Civanmerti çiftliğe götür. Hümeyra'nın bir süre kafa dinlemesi gerekiyor. Civanmert'i görmeyi çok isterse o zaman buraya gelir."

Avukat tamam deyip telefonu kapattı. Hümeyra'nın Civanmert'i görmek isteyeceğini biliyordum ama şimdi sırası değildi. Onun da zamanı gelirdi elbet.

Civanmert meselesi çözüldüğüne göre
Şimdi sıra Cihan'a gelmişti. Onun meselesi öyle kolay kolay çözülecek bir mesele değildi. Ortalığı öyle bir bulandırmıştı ki doğrunun ne olduğu kestirilemiyordu. Sorularıma cevap veremeyecek durumda olması da cabasıydı. Onun haline mi üzülsem yoksa ona öfke mi duysam bilemiyordum. Hareketsizce yatan bedeni gözümün önünden gitmiyordu.

Hastanede onun başına bir adamımı dikmiştim. Uyandığı an bana haber verecekti. Bu konuda Firuze'ye güvenmiyordum. Neticede arkadan iş çevirmede usta biriydi.

Cihan meselesi şimdilik askıda kalıyordu. Uyanmasını beklemekten başka elimden bir şey gelmezdi. Birde Hafsa meselesi vardı. Onu ne zamana kadar Berdanlardan saklayabilecektim. Bu konuda bir şeyler yapmak gerek. Asil'le evli olduğu müddetçe Berdanlar onu almak isteyecekti. Önce onların boşanmalarını sağlamam gerekiyordu. Ya da başka bir ihtimal olarak Asil'i ailemize iç güveysi olarak alacaktım. İkinci ihtimal yerine birinciyi tercih ederdim. Bu işi kökten halletmek gerekiyordu.

Ciğerlerime derin bir nefes çekip elimle yüzümü sıvazladım. Yapacak ne çok işim vardı. Tabi önce aç karnımı doyurmakla işe başlasam iyi olacaktı. Odadan sessiz adımlarla çıkıp kapıyı kapattım. Kaygısız adımlarla merdivenleri inerken evin sessizliğinin tadını çıkarıyordum. İlk defa bu evde böylesine bir sessizlik mevcuttu. Mutfağa girdiğimde şöyle bir etrafa baktım. Esmalar yemekleri yaptıklarını söylemişti. Büyük ihtimalle dolaba koymuş olmalılardı. Dolabı açıp tenceleri çıkarttım ve mutfak tezgahının üzerine koydum. Canımın çektiği yemekleri hiç vakit kaybetmeden ısıtıp tabaklara koyduktan sonra afiyetle yedim. İlk sorunum hallolmuştu. Keyifle mutfaktan çıkıyordum ki bulaşıkların aklıma gelmesiyle sıkıntıyla iç çekip geri döndüm. Bu kirli tabakları böyle bırakıp gidemezdim. Hemen hızla onları bulaşık makinesine yerleştirdikten sonra gönül rahatlığıyla mutfaktan çıktım. Şimdiden canım sıkılmaya başlamıştı. Hümeyra uyanana kadar kendime bir uğraş bulmam gerekiyordu. Onu evde yalnız bırakıp bir yerede gidemezdim. Uyumakda istemiyordum. Hayatımın bu kadar boş olduğunu ilk defa fark ediyordum sanki. Sahi ben bunca zaman nasıl vakit geçiriyordum.

Hazır boş vaktim varken Hafsa'nın işini çözmenin tam zamanıydı.

Oturma odasına geçip rahat koltuklardan bir tanesine yayıldım. Telefonu cebimden çıkarıp Cemşit'i aradığımda hiç bekletmeden telefonu yanıtladı.

"Buyur beyim."

"Cemşit Hafsayla Asil'i alıp yanıma getir!"

"Nasıl istersen beyim."

Konuşmayı kısa kesip kapattım. Bir anda üzerime bir yorgunluk çöktü. Son zamanlarda yaşananlar benim bünyeme bile ağır gelmişti. Ailemi koruyamıyordum artık. Birer birer kaybediyordum. Artık başka bir kayıba tahammülüm yoktu. Bunca zamandır yapamadığım aile reisliğini layığıyla yapacağım.

Hafsa ve Asil gelene kadar bir şekilde oyalanmayı başarabilmiştim. Beklediğim arabalar peş peşe malikanenin bahçesine giriş yaparken, bende kapının önünde elimdeki kahveyi içiyordum. Türkiye'de Hümeyra'nın peşindeyken Türk kahvesinin tadına bakmış sonrada müptelası olmuştum. Asil ve Hafsa arabadan inip bana yaklaştıklarında son yudumumu içiyordum. Kızıma doğru elimi kaldırıp yanıma çağırdım.

"Yanıma gel kızım."

Hafsa biraz ürkek biraz tedirgin bakışlarını ben ve Asil'in üzerinde gezdirip yanıma geldi. Onu sağ kolumun altına alıp kendime yasladım. Bu sırada gözlerimle Küçük Berdan'ı huzursuz etmeyi de ihmal etmiyordum pek tabi.

Başımı hafif yana çevirip kızıma baktım.

"Bu küçük Berdan canını sıkacak bir şey yaptı mı kızım?"

Hafsa hızla başını sağa sola sallayıp:

"Hayır baba" dedi.

Memnuniyetle sırıtıp Asil'e baktım. Gerginliğini hissetmemek mümkün değildi. Benden korktuğunu biliyordum. Korkmalıydı da zaten. Elimle onu da yanıma çağırıp eve girmesini söyledim. Önce tereddüt etse de sözümü dinledi. Tereddütlü adımlarla yanımıza gelip kapıdan içeri girdi. Bu eve ilk defa geldiği için onu yönlendirerek oturma odasına götürdüm. İkisini uzak mesafelerdeki koltuklara oturtup bir süre sessizce ikisini izledim. Her geçen dakikada gerginliklerinin arttığını hissediyordum. Onların bu haline gülmeden edemedim. Sessizliği daha fazla uzatmayıp konuya direk girdim.

"Olanlar malum. Tekrar konuşup tadımı kaçırmak istemiyorum. Sorunları konuşmaktansa çözüm yollarını konuşmayı tercih ederim."

Susup onları gözlerimle tarttım. Hafsa ne söyleyeceğimi merakla beklediği için elleriyle oynuyordu. Asil ise ucuna oturduğu koltukta gergince sağ ayağını oynatıyordu. Sözüme devam ettim.

"Çözüm belli, boşanacaksınız. Benim rızam dışında, usulsüz şekilde kıyılan bu nikahı tanımıyorum."

Asil bu sözümle hızla ayağa kalkıp itiraz etti.

"Bu mümkün değil Şehzat Bey! Kızın ne olursa, nasıl olursa olsun benim karım. Vaktinde benimle evlendirmek için can atıyordun şimdi ne değişti."

Onun bu sözleri normalde beni sinirlendirmeliydi ama şaşırtıcı şekilde sinirlenmedim aksine gülmeme sebep oldu. Evet vaktince böyle bir karar vermiş ve bedelini ağır ödemiştim. Hata yaptığımın farkındaydım ve çok pişmandım.
Asil'i tehditvari bakışlarımla sindirip:

"Ulan siz benim kızımı ölü gösterip haberim olmadan o nikahı kıydığınız gün bana ilk yanlışı yaptınız. İkinci yanlışı ise utanmadan kapıma gelip kızımı almaya gelerek yaptınız! Ben bu nikahı kabul etmiyorum! Ya kızımdan boşanırsın ya da bedelini ağır ödersin küçük Berdan!"dedim.

Asil kafasını olmaz dercesine sallayıp karşıma geldi.

"Ne yapacaksın? Halamı öldürdüğün gibi beni de mi öldüreceksin! Tabi ya senden başka ne beklenirki. İşler istediğin gibi gitmeyince kızını bile harcarsın sen, beni mi harcamayacaksın!"

Bu son söylediği sabrımın taşmasına yetmişti. Anlık bir sinirle elimi kaldırıp suratına bir tane geçirdim. Tokatımın şiddetiyle ayaklarımın dibine düşen çocuğun yakasına sımsıkı sarılıp:

"Ağzından çıkanı kulağın duysun çocuk! Sen daha benim ters tarafımı görmedin." dedim. Öfkeyle Asil'e kitlendiğim için beni sakinleştirmeye çalışan Hafsa'yı geç fark etmiştim. Korkuyla beni Asil'den ayırmaya çalışıyordu. Onu canını yakmayacak şekilde kolundan tutup kendimden uzaklaştırdıktan sonra:

"Yukarı annenin yanına çık Hafsa!" dedim. Bana itiraz edecekti ki öfkemden korkup, Asil'e üzgün gözlerle bakıp yanımızdan ayrıldı.
Bunların arasında ne vardı bilmiyorduma ama birbirlerine bakışları pek de hayra alamet değildi. Bu daha çok öfkelenmeme sebep oldu. Asili yakasından tuttuğum gibi ayağa kaldırıp, dişlerimi sıkarak konuştum.

"Bana bak Asil! Bir hata yaptım kızımı bu yaşta evlendirmeye kalktım. Lakin artık hatamın farkındayım. Bunca yıldır annesiyle, teyzesinin ahını üzerimde taşıdım, hâlâ da taşımaya devam ediyorum. Kızımın ahını da üzerime alacak gücüm yok."

Asil dudağından akan kanı silip bana tekrar diklendi.

"Sen üzerinde yalnızca onların ahlarının olduğunu mu düşünüyorsun! Ben hayatımda senin kadar bencil, senin kadar kötü bir adam tanımadım Şehzat Asgari! İşler istediğin gibi gerçekleşmedi diye bu kadar öfkelisin değil mi? Karın, kızın hepsi hikaye!"

Ne saçmalıyordu bu çocuk. Anlaşılan canına susamıştı. Hınçla belimdeki silahı çıkarıp kafasına dayadım. Bu kadar ileri girmesi onun hatasıydı. Ona karşı yeterince sabırlı davranmışım. Öfkeden gözüm seğirmeye başladı. Bu saatten sonra mantıklı düşünme hak getireydi.

Bölüm sonuna geldik.

İnşallah beğenirsiniz.

OY VE YORUMLARINIZI BEKLİYORUM.🌸💖

Bölüm : 12.01.2026 00:40 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Sedef Yılmaz / Bedenlere Tutsak / 💔 Bedenlere Tutsak 53 💔
Sedef Yılmaz
Bedenlere Tutsak

13.93k Okunma

1.05k Oy

0 Takip
55
Bölümlü Kitap
💜Bedenlere Tutsak 1💜💛 Bedenlere Tutsak 2 💛💙Bedenlere Tutsak 3💙💚Bedenlere Tutsak 4 💚🤎 Bedenlere Tutsak 5 🤎🩵 Bedenlere Tutsak 6 🩵🧡 Bedenlere Tutsak 7 🧡🩷 Bedenlere Tutsak 8 🩷🤍 Bedenlere Tutsak 9 🤍🖤 Bedenlere Tutsak 10 🖤♥️ Bedenlere Tutsak 11 ❤️💖 Bedenlere Tutsak 12 💖💜 Bedenlere Tutsak 13 💜🧡 Bedenlere Tutsak 14 🧡🩷 Bedenlere Tutsak 15 🩷🩵 Bedenlere Tutsak 16 🩵🧡Bedenlere Tutsak 17 🧡💙 Bedenlere Tutsak 18 💙🤍 Bedenlere Tutsak 19 🤍💚 Bedenlere Tutsak 20 💚🩷 Bedenlere Tutsak 21 🩷💛 Bedenlere Tutsak 22 💛❤️ Bedenlere Tutsak 23 ❤️💜 Bedenlere Tutsak 24 💜🖤 Bedenlere Tutsak 25 🖤🩵 Bedenlere Tutsak 26 🩵🤍 Bedenlere Tutsak 27 🤍💛 Bedenlere Tutsak 28 💛🤎 Bedenlere Tutsak 29 🤎💙 Bedenlere Tutsak 30 💙💚 Bedenlere Tutsak 31💚🩷 Bedenlere Tutsak 32 🩷🤎 Bedenlere Tutsak 33 🤎💙 Bedenlere Tutsak 34 💙🧡 Bedenlere Tutsak 35 🧡❤️ Bedenlere Tutsak 36 ❤️🩵 Bedenlere Tutsak 37 🩵🩷 Bedenlere Tutsak 38 🩷❤️‍🔥 Bedenlere Tutsak 39 ❤️‍🔥🩷 Bedenlere Tutsak 40 🩷💙 Bedenlere Tutsak 41 💙🧡 Bedenlere Tutsak 42 🧡🩷 Bedenlere Tutsak 43 🩷🤍 Bedenlere Tutsak 44 🤍🧡 Bedenlere Tutsak 45 🧡💛 Bedenlere Tutsak 46 💛Bedenlere Tutsak (DUYURU)🤍 Bedenlere Tutsak 47 🤍♥️ Bedenlere Tutsak 48 ❤️💙 Bedenlere Tutsak 49 💙💛 Bedenlere Tutsak 50 💛💔 Bedenlere Tutsak 51 💔💛 Bedenlere Tutsak 52 💛💔 Bedenlere Tutsak 53 💔💜 Bedenlere Tutsak 54 💜
Hikayeyi Paylaş
Loading...