
Ben kolunda çantası yanımdaki boş yere doğru adımlayan Mirza'ya doğru ağzım beş karış açılmış bakarken Mirza ise yanıma varmış sıranın başında dikiliyordu. O sırada hocanın sesiyle kendime geldim.
"Noldu Mihra bir sorun mu var?"
"He yok hocam dalmışım kusura bakmayın."
"Buldun tabi benim gibi sıra arkadaşını dalarsın."
Tahminen sadece benim ve arkamda oturan Leyla'nın duyabileceği tonda olan bu ses tabii ki Mirza'ya aitti ve gülmemek için zor duruyordu. Ben de elimle ağzımı kapatıp gülüşümü sakinleştirdim. Yoksa dev bir kahkaha atardım bu söze. Evet çok kolay kahkaha atabilen biriydim ne yapayım. Mirza halime bakıp 32 diş sırıtarak yanıma oturduğunda kolunu omzuma atıp omzumu sıvazlamıştı.
Ardından elini bir anda havaya kaldırmıştı. Kafasında düşünmeden yaptığı bir hareket olduğu belliydi. Yüzüne dönüp baktığımda rahatsız olup olmadığımı anlamaya çalışıyordu. Sorun yok dercesine kocaman gülümsemiştim. Elini çekip önüne döndüğünde yüzünde utanmış bir gülümseme vardı. Yanakları mı kızarmıştı onun? Bu haline gülümsemiştim.
Hoca bizi görmüyordu çünkü diğer öğrencileri yerlerine oturtmakla meşguldü. Mirza'ya gözüm çarptığında eli titriyordu. Eline baktığımı anlayınca masadan elini çekti. Hafifçe ona doğru eğilip sordum.
"Noldu?"
"Bir şey yok. Demin biraz fazla güldük ya ondan."
İnanmamıştım tabi ki ama insana bir şey zorla söyletilemezdi. O yüzden başımı sallayıp önüme döndüm. Yüzümde masum bir sırıtış olmuştu. Leyla arkamdan dürtükleyip duruyordu. Tenefüste, dedim ve durmasını sağladım. Yoksa omzum çürüyecekti.
~~~
Aradan bir hafta geçmişti. Mirza ile baya sıkı fıkı olmuştuk. Bir de ben bir şey farketmiştim. Onunla konuşurken kalbim güm güm atıyor, karnımda garip bir his oluşuyordu. Yine de bir şey demiyordum çünkü tam olarak duygularımdan emin değildim.
O ise bana karşı garip davranıyordu. Evet iyiydi ama birkaç kez onunla konuşurken elim ayağıma dolandıktan sonra hafif soğuklaşmıştı. İlk başlarda çantasını yana asardı ama artık aramıza koyuyordu. Nedenini sorduğumda eşyalarını rahat çıkaramadığını söylemişti ama hissediyordum, doğrusu bu değildi...
Kendimi çok gergin hissediyordum. Acaba yanlış bir şey mi yapmıştım? Leyla bendeki gerginliğin farkındaydı. Bir düşünme sürecinde olduğumu söyleyince anlayışla karşılayıp ses etmedi. Zil çalınca Leyla'ya kaş göz yaptığımda belli aralıklarla sınıftan çıkıp her zaman ki yerimize gitmiştik.
"Eee anlat bakalım hanımefendi. Noldu?"
"Direkt konuya gireyim mi?"
"Gir Mihra hanım gir. Rahat konuş."
"Mirza. Çok garip davranmaya başladı. Kendisini benden uzaklaştırıyor. Ona karşı bir yanlış mı yaptım ki?"
"Bence sadece korkuyor."
"Neyden?"
"Yanlış sevgiden."
"O ne alaka be?"
"Seni daha önce birkaç kez okul dışında görmüşe benziyor. Sana karşı tavırlarını baştan sona incelediğimizde de işin içine 'sevmekten korkma' karışıyor. Masumane bir karakteri var gibi. O yüzden kolay aşık olabilecek biri. Bu da onu yanlış birini sevme korkusuna itiyor. Hele bir de önceden sevdiği biri olmuş da onu kırmışsa bu çıkıyor ortaya."
"Psikolog veya savcı mısın be Leyloş. Bu ne gözlem yeteneğidir."
"E bizim de var bir geçmişimiz saf kız. Sen daha önce hiç sevgiyi tatmadın diye bizi de öyle mi sandın? İnsanları sesinin tınısından tanırım ben."
"Sesinin tınısı... Bugün son iki ders müzikti değil mi?"
"Evet. Hoca senin sesini beğendiği için her ders bir şey söyletiyor bak dikkat et. Doğru şarkı seçimi insanı kurtarır."
"O zaman bir şarkı seçmeliyim. Ama hangisi..."
"Sözlerine bakmamız için vesaire hoca telefonları onun dersinin başında bize verdirtiyor. Ben sana bulurum."
" Teşekkür ederimmm. Leyloşum beniiiim!"
Leyla hanımcıma sımsıkı sarılmıştım. Çok mutlu etmişti beni. Biz biraz da havadan sudan konuştuktan sonra zil çalmıştı. Aradan geçen zamanla müzik dersine gelmiştik. Her seçilen kişi bir şarkı söylüyor, sanki ruhunu döküyordu. Bilmiyorum belki de sadece eğleniyorlardır. Düşünürken hoca onun adını söyledi.
"Mirza oğlum hadi sıra sende. "
Mirza boğazını temizleyip başladı.
"Ner'den aklıma esti kim bilir
Gezdim dün gece şehri şöyle bir
Herkes evinde, kendi hâlinde
Her yerde huzur, her yerde neşe
Bir ben uykusuz
Bir ben huzursuz
Bir ben çaresiz
Bir ben sensiz
Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor
Ner'de, nasıl yaşarım bir de bana sor
Evlerin ışıkları bir bir yanarken
Bendeki karanlığı gel de bana sor
Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor
Ner'de, nasıl yaşarım bir de bana sor
Evlerin ışıkları bir bir yanarken
Bendeki karanlığı gel de bana sor
Ner'den aklıma esti kim bilir
Gezdim dün gece şehri şöyle bir
Eski sokaklar yerli yerinde
Dostlar oturmuş kır kahvesinde
Bir ben uykusuz
Bir ben huzursuz
Bir ben çaresiz
Bir ben sensiz
Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor
Sensiz yaşamak neymiş bir de bana sor
Ak düşen saçlarımı tel tel sayarken
Bunca yıl nasıl geçti gel de bana sor
Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor
Sensiz yaşamak neymiş bir de bana sor
Ak düşen saçlarımı tel tel sayarken
Bunca yıl nasıl geçti gel de bana sor
Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor
Ner'de, nasıl yaşarım bir de bana sor
Evlerin ışıkları bir bir yanarken
Bendeki karanlığı gel de bana sor
Bir de bana sor..."
Gözlerime bakarak söylediği şarkı ok misali yüreğime saplanmıştı. Acı çekmiştim ama fiziksel değil psikolojik bir acıydı bu. Hocanın sesiyle Leyla'ya bakış attım.
"Çok güzel söyledin Mirza'cım maşallah. Mihra kızım seninle günü kapatalım diyorum ne dersin?"
"Olur hocam."
Leyla'nın dürtüklemesiyle önce yüzüne sonra telefona baktım. Şimdi sıra bendeydi Mirza efendi. Boğazımı temizleyip şarkıya girdim.
"Olmuyor böyle
Günüm gecem bir çile
Yağmurun sesine senden bahsedeyim
Sen canımı en çok yakansın
En kıymetli zamansın
Güzelsin ya elbet, eminim sen banasın
Dur, yanıma öyle yanaşma
Doğru söylerim inan bana
Severim seni yine elbet
Sen buna aldanma
Gel, yaralarını ben sarayım
Ömrümü ömrüne katayım
Bir gün gülersek eğer yoluna güller katayım
Dur, yanıma öyle yanaşma
Doğru söylerim inan bana
Severim seni yine elbet, sen buna aldanma..."
Şarkının bir kısmını değiştirmiştim. "Doğru söylemem inanma" demem gereken yerlerde Mirza'ya bakarak "Doğru söylerim inan bana" demiştim. Her şarkı söyleyenin ardından olduğu gibi alkış tufanı oldu ve zil çaldı. Çantamı koluma takıp sınıftan çıktım.
Otobüs durağına giderken gözümden birkaç damla yaş düşmüştü. Canımın yandığını hissediyordum. Gerçekten kendimi anlatamamış olmaktan korkuyordum. Telefondaki uygulamadan baktığımda otobüsümün bugün biraz gecikeceğini farkettim. Köşede uzak bir alana sindim ve kısık sesle ağlamaya başladım.
Aşk demek doğru olur mu bilmiyordum ama Mirza'ya karşı hislerim vardı. Belki yaşımdan ötürü belki hiç yaşamadığımdan bilinmez ya basit bir duyguysa diye korkup açılamamıştım Mirza'ya. Onun benden uzaklaşması ise duygularımı körüklemiş ve canımı yakmıştı. Bir anda duyduğum gök gürültüsüyle yağmur yağmaya başladı. Ardından omzuma bir elin dokunduğunu hissettiğimde irkilerek yerimde sıçradım.
~~~
Mirza'nın söylediği şarkıyı dinlemenizi tavsiye ediyor ve bölümü bırakıp gidiyorummm
Ha bir de sahne önerisi alabilirim ilham kıtlığı yaşıyorum azıcık. Öneriler dikkate alınacaktır öbür türlü olaylar çok hızlı gelişecek :)
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |