
Gözlerim karardı ve bir uyuşukluk hissettim. Kolunun üstüne yatarsın da kalktığında karıncalanır ya, hah işte o şekilde. Boynumun sağ tarafından başladı ve gümüş rengi kılcal damar şeklinde parlayarak yayıldı. Yavaşça tüm vücudumda karıncalanma hissettim. Son olarak da boynumdan bir maske yüzümü kapladı. Bildiğimiz maskelerden değil bu. benim mimiklerimi ve konuşmalarımı geçirmeyen bir maske ve tıpatıp bana benzeyen bir maske. Uyuşukluk adıda buradan geliyor olmalı. Sevmiyorum bu karıncalanma hissini. Tüm vücudumu tembel hayvan gibi hareket ettirebiliyorum ve yavaş yavaş hareket yetimi kaybediyorum. Gene beyaz bir oda ama bu sefer farklı. Burada teknoloji farklı. Her şey çok hızlı olup bitiyor. Görüntü çok hızlı değişiyor. Burada düşüncelerime ve yüzüme hükmedebiliyorum. Farklı bir teknoloji. Şu teknolojiyi başka şeylerde kullanmamız gerekiyor ama neyse ve başlıyoruz. Uçurumdan düşüyorum, rüzgar yüzüme çarpıyor ve basıncı her zerremde hissediyorum. Bir korku var içimde sanki mutlak sona gidiyorum. Daha önce hiç hissetmediğim bir korku. Yüzümü yalayan rüzgar eşliğinde yere daha fazla yaklaşıyorum. Arkamdan biri kovalıyordu o itti beni hatırladım. Hatırladım bu uçurum günü. Bitmek bilmiyor düşüş. Hop tekrar başladı. Nasıl yani yine arkamdan bir tekme ve aşağıya düşüyorum. Yine aynı his, biri beni kovalıyor sanki. Tekrar düşüş ve rüzgar. Yine mutlak son korkusu. Yine başa sarıyor. Bitsin bu işkence. Zaten yaşıyorum bir kere neden tekrarlanıyor. Sonrasında düşüş değişiyor. Önce yüzüstü düşüyorum. “Acaba hangisi daha korkutucu.” diyorum. Üç metre kadar düştükten sonra zaman geri akıyor sanki ve bu sefer sırt üstü düşmeye başlıyorum. “Düştüğün yeri görmüyorsun bu daha korkutucu sanırım.” diyorum. Yine üç metre kadar düştükten sonra zaman geri akıyor ve yukarı doğru hızla çıkıyorum. Tekrar düşmeye başlıyorum bu sefer yan bir şekilde. Bu seferde “ Böyle düşüncede ne kadar hızlı düştüğümü görebiliyorum. Bu da biraz ürkütücü ama sanırım en korkutucu olanı sırt üstü düşmek. Bilinmezliğe düşmek.” diyorum. Cidden ben ne türlü düşmek daha korkutucu onu mu test ettim? Sonra her şey donuyor bir anda. Görüntü hızla değişiyor. Araba kullanıyorum ve rotamı çiziyorum. İnanılmaz bir hızla sanki on kat hızlandırılmış bir film izliyormuş gibi olaylar gelişiyor. Ara ara uçurumdan düşüyor gibi oluyorum, sonra yine farklı görüntüler geliyor. Görüntüler çok hızlı değişiyor sanki her ışınlanıyor gibiyim. Kaçtığım kişi geliyor gözümün önüne bir anda, odaklanmaya çalışıyorum, biliyorum görevli ama sürekli yüzü bulanık kalıyor. Netleşmiyor bir türlü. “Garip. Benim kim neden kovalar ki?” diye söyleniyorum.
Bir yere doğru gidiyorum. Biriyle buluşacağım sanırım. Yolda gördüğüm kişiler farklı farklı senaryolarda tekrar tekrar çıkıyor karşıma. Bir kadın görüyorum yürüyen. Kadın önce normal şekilde yürüyor ve yanımdan geçiyor. Birden kadın tekrar yürüyerek bana doğru geliyor gülümsüyor.
Merhaba
Seni keyfime reddediyorum.
Keyfine reddetmek nedir? Bu uyuşukluk halleri bazen çok saçma olabiliyor. Kadının yüzü düşüyor tabi o anda. Tabiki görüntü yine değişiyor. Bir anda çocukların oynadığı bultak küp ile buluyorum kendimi. Üçgen geçmesi gereken delikten küp geçirmeye çalışıyorum.
Bunu bile beceremeyecek kadar başarısızsın
Yok artık kendime haksızlık ediyorum resmen. Bu sahnede ne böyle. Buda ayrı bir ibadet sanırım. Ben neden bu durumdan bile başarısızlık hissediyorum ki? Arkadan bir müzik çalıyor.
“Ben sizin babanızım.”
“Ben ne dersem o olur.”
Buna müzik denmemeli. Görüntü değişiyor ve ilk iş deneyimim geliyor gözümün önüne. Babam gel burada çalış demiş ve başlamışım çalışmaya. İş beni tatmin etmemiş. Hafif gelmiş ve bu nedenle kendimi başarısız hissediyorum. Ama neden? Hafif gelen iştende başarısız hissetmezsin hababamınına.
“Önce yemek yiyicem.”
“Ve diskoya gidicem.”
“Orda hop hop yapıcam.”
“Orda zıp zıp yapıcam.”
Yeteeeer. Kulaklarım kanıyor resmen. Neden bu uyuşuklukta böyle saçma sapan şarkılar çalıyor. Şarkılar ve duygular yüzünden görüntüye bile odaklanamıyorum. Sürekli görüntü değiştiği için midem bulanıyor biraz. Yine çok zorlu bir uyuşukluk olacak belli. Dayanamıyorum bilincim kapanıyor gibi hissediyorum. Çok fazla görüntü ve ses var. Uyuşuklukta zaten böyle oluyor ve özellikle günün şarkısı sürekli başa sarıyor. Başlayıp bitmiyor işin kötüsü. Sürekli farklı farklı kesitlerden tekrar ediyor. Görüntü ve sesler o kadar hızlı değişiyor ki beynim bunu kaldıramıyor artık ve genelde belirli bir süre sonrasında bilincimi kaybediyorum. Uyuşukluk ismi buradan da geliyor olabilir. Sonuçta belirli bir süre bu işkenceye dayanıyor ve sonrasını hatırlamıyorum. Uyuşuyorum da denebilir. Bir din adamına sormak lazım bunu. Belkide Efe’ye.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |
