
Gökçen:Haklısın! Annemin vefatından sonra dağılmıştı,annem en azından vefaat etti ama o yaşarken terk etti beni annemin onu terk ettiği gibi,seni asla bırakmam diyiyordu yalanmış,bıraktı işte
Asaf:Öyle deme kızım eminim bi açıklaması vardır
(Kapı çaldı)
Gökçen:Ben bakarım
(Gökçen kapıyı açtı)
Gökçen:Sen...Abii (gözleri doldu sanki nefes alma sebebi abisiymiş gibi özlemle sarıldı)

Eylül Uğuz:Çocuk Gökçen Vera (6_10)
Gökçen Bilge Çiftçi:Genç Gökçen Vera (20)
Asaf: Kızım kim gelmiş
(Ses gelmiyordu,Gökçen dalmıştı bir süre sardıktan sonra bıraktı)
Gökçen:Sarılmama bakma çok özlediğim için sarıldım yoksa sana çocukluğumdaki gibi çok kızgınım (sesi yükseldi ağlayarak ve bağırarak konuşmasına devam etti)
-Bana söz vermiştin bırakmayacaktın beni
(Asaf sese geldi donup kalmıştı)
Gökçen:Hiç gelmeseydin abi (göğsüne vurarak) beni kandırdın sen hiç mi merak etmedin hiç mi
Eren:Abicim...
Burak Serdar Şanal:Yetişkin Eren (30_31)
Demir Saygı:Genç Eren (15-20)
Gökçen:(göğsüne vurarak ve ağlayarak bağırıyordu) Ne abicimi ya biliyor musun annemle geri döndüğünüzdeki òfkenden dolayı o zaman ürkek bir tavşan gibi çok korkmuştum ama şimdi anlıyorum seni sen banada aynı acıyı yaşattın niye abi niye,niye (çaresizce başını abisinin göğsüne koydu)
Eren: (kardeşinin başını okşayarak sarmaladı) Abicim tamam tamam güzelim sakin ol bi konuşalım çok òzürdilerim,çok özürdilerim sana bunca acıyı yaşattığım için ama herşeyi anlatıcam dinleyince sende hak vericeksin bana (Asaf'ı fark edince durdu)
Eren:Baba (Gökçen başını abisinin göğsünden çekerek arkasını döndü,Asaf ilk şoku atlatınca gelip sarıldı oğlu gibi sevdiği delikanlıya)
Asaf:Oğlum sen nerelerdesin,niye haber alamadık bir türlü senden haa
Eren:Anlatıcam herşeyi anlatıcam baba,önce içeri mi geçsek,dışarısı biraz soğukta
Asaf:Gel bakalım,sıpa
(Salona geçip,yerleştiler)
Asaf:Normalde sana kızmam gerekir ama eminim ki çok geçerli bir sebebin var o yüzden önce dinliyicem anlat bakalım son 5 yıldır hatta neredeyse 6 olacak senden niye haber alamıyoruz
Eren:Baba ben sizi yeni hatırladım
Gökçen:Ne demek yeni hatırladım insan ailesini unutur mu
Eren:Neredeyse 5 yıl önce bi kaza geçirdim kaza sonucu hafızamı kaybetmişim kendi adımı bile hatırlamıyordum bir Türk kız ve erkek kardeşi yardımcı oldu bana, onlar baktı,sağolsunlar
Asaf:Nee
Gökçen:Nasıl yani sen baya baya hafızanı mı kaybettin abi
Eren:Yeni hatırladım sizi,hatırladığım gibide geldim işte kazada telefonum parçalandığı içinde bana ulaşamadınız
Gökçen:Yani eğer bunlar yaşanmasaydı sen şimdi aramızdaydın öyle mi bırakmıyıcaktın
Eren:Ben sizi bırakmadım güzelim herşey anlattığım gibi oldu
Gökçen:Anladım abi
Eren:Kızmadın
Gökçen:Geçerli bir sebebin varmış niye kızayım
Eren:Ben siz geldiğiniz zaman çok öfkeliydim anneme,senide korkutmuştum
Gökçen:Geçmişte kaldı abi boşver çok şükür döndün ya,birdaha gitmiyiceksin demi
Eren:Yok abicim gitmiyicem ama birşey daha var
Asaf:Hayrolsun inşallah oğlum
Eren:Hani dedim ya bi Türk kız vardı o ilgilendi benimle diye
Gökçen:Evet
Eren:O kişi benim Doktorumdu aslında
adı Ilgaz
Asaf:Eeee
Eren:Biz onunla
Asaf:Siz onunla ne oğlum
Eren:Şey... Evlendik baba,bir tanede kızımız var
Asaf,Gökçen:Nee!
~~~~~~~~
İLKOKUL
(İlk karşılaşmaları olacaktı hepsi çok heyecanlıydı,karşı takımın keskin bakışları karşısında iyice heyecan yapmışlardı Asil kan bir aradaydı)
Duru:Bunlar niye ilk defa görmüş gibi bakıyor bize,aynı sınıftayız zaten
Yaren:Bilmiyorum ama onlar yüzünden iyice gerildim
Yunus:Sakin ol karşılaşıcaz biticek kazanıcaz inşallah
Yaman:Amacımız kazanmak değil sadece yarışmak kazanamazsakta birşeyler öğreniriz sakın hırs yapmayın
Çiçek:Yaman haklı bizimkiler hep ne der
Asil Kan:Ya kazanırsın ya da öğrenirsin
Çiçek:Aynen öyle
Yaman:O yüzden hırs yapmak yok
Hifa'nın ağzından:Ömer hoca emekli olmuştu ve Osmaniye'den gitmişti bizim ufaklıkların okuldaki okçuluk hocasıda Ömer hocanın kuzeni Toprak hocaydı aynı zamandada Ömer hoca gibi matematik öğretmeniydi,bizimkiler çok seviyordu Toprak hocaydı
(Asil kan konuşmaya devam ederken karşı takımda şahin bakışlarıyla hâlâ onları süzüyordu)
Duru:Niye bizi izliyorsunuz başka işiniz yok mu
Ege:Sanane kızım istediğimizi izleriz
Yaman:Hoop düzgün konuş karşındaki bir kız
Ege:Nasıl konuşacağımızı sana sorucak değiliz
Yaren:İzlediğiniz kişi biz olunca bu durum bizide ilgilendiriyor çevreye rahatsızlık veremezsinniz
Ece:Sizde bize rahatsızlık veriyorsunuz biz birşey diyiyor muyuz
Çiçek:Pardonda biz naptık size kendi halimizdeyiz kimseyle işimiz yok bizi izleyipte süzen sizsinniz
Damla:Şuanki yüzlerinizi iyice ezberliyoruz ki birazdan kaybedince ne hale geliceğinizi görelim
Yunus Emre:Kaybeder ya da kazanırız bu kimseyi ilgilendirmez hem bu kadar erken konuşmayın belkide siz kaybediceksiniz
Yiğit:Kasırga asla kaybetmez biz bu işe daha küçükken başladık sizin gibi ilkokulda değil
Yaren:Önemli olan ne kadar geç ya da erken başladığınız değil o eğitimi iyice alabildiniz mi
Çiçek:Evet biz pirinden öğrendik kaybetsek bile üzülecek değiliz,ya kazanırız ya da öğreniriz
Duru:(kendi takımına fısıltıyla) Yinede kaybetmeyelim arkadaşlar dikkatli olalım ve işimize odaklanalım,bunların keyfimizi kaçırmalarına izin vermeyelim
Yaman:Haklısın ama kaybetsek bile onlara istediklerini vermiyicez dik durucaz kaybetmemek içinde elimizden geleni yapıcaz
Yunus:Hadi Asil Kan (elini ortaya koydu diğerleridr üstüne koydu
-Oooo,şşşş 1-2-3 A-sil Kan
Kasırga:Ooo,şşş 1-2-3 Ka-sır-ga
Toprak:Evet hazırsanız başlıyoruz çocuklar
Asil Kan-Kasırga:Hazırız
Toprak:İlk olarak Yaman ve Yiğit gelin bakalım
Yiğit:Bittin olum sen
(Yaman hiç cevap verme gereği bile duymadan yayını gerdi tüm olgunluğuyla sadece atışına odaklandı)
Toprak:Hazıır-çeek ve bırak
Yaman:10 - Yiğit:9
(Yiğit göz devirdi Yaren başını sağa çevirip Yiğit'in pos kesip atamamasına eliyle ağzını kapatarak güldü,Yaman gelip kardeşiyle ellerini birbirine çaktı )
Yaren:Bravo abi resmen atışınla cevap verdin karizmatik abim benim
Yaman:(gülerek,şaka babında) Tamam şımarma
Yaren:Abi ya (Yaman sırayla diğerlerinede çaktı)
Yunus:Helal be kuzen
Kasırga
Ece:Aferin sana Yiğit rezil olduk sayende
Yiğit:Birdahakine daha dikkat ederim
Damla:Zahmet olucak ya 😒
Toprak hoca:Evet devam ediyoruz sıradaki Duru ve Damla gelin bakalım
Damla:Yenicem seni minik papatya
Duru:Papatya demek sana düşmez bana bir tek babam papatyam der
Damla:Allah Allah istediğimi derim minik papatya
Duru:Bana bak (tam üzerine gidecekken bi elindem Yaman bi elinden Yunus tutup geri çekti)
Yaman:Şşş sakin ol Duru uyma şuna
Duru:Niye tutuyorsunuz ki beni bıraksaydınız saçını yolsaydım
Yunus:Duruu
Duru:Of tamam ya
Toprak hoca:Evet hazıır,çeeek ve bırak
Duru:9/Damla:9
Toprak hoca:Güzel geçin bakalım
(İkiside takım arkadaşlarıyla el çaktı)
Toprak hoca:sıradakiler Çiçek ve Ataberk gelin bakalım
(İkiside yerlerine geçti)
Ataberk:Seni yenicem ufaklık
Çiçek :Sensin ufaklık gevezelik yapıcağına atışına odaklan kimmiş ufaklık görelim
Toprak hoca:Şşş didişmeyin evladım didişmeyin
Çiçek:Afedersiniz hocam
Toprak:Tamam geçin yerlerinize
Ataberk:Tamam hocam
(İkiside yerlerini aldı)
Toprak hoca:Hazır-çeek - bıraak
Çiçek:8/Ataberk:9
Ataberk:Noldu ben kazandım işte
Çiçek:Tebrik ederim ikincisi olmayacak
Ataberk:Görücez
Çiçek:😒
Toprak hoca:Sıradakiler Ece ve Yaren
Yaman:Yaren cevap verme,hırs yapma sadece atışına odaklan
Yaren:Merak etme abicim bende öyle yapıcaktım zaten
Yunus:Hadi boncuk yaparsın sen (Yunus göz kırptı) 😉
Yaren:(Hafif utanarak tebessüm etti) 😊
Ece:Noldu cicim bakıyorumda hiç korkun yok
(Yaren tıpkı abisi gibi hiç istifini bozmadan sadece atışına odaklandı)
Toprak hoca:Hazıır,çeek vee ...bırak
Yaren:10/Ece:9
Toprak hoca:Harika son atışlar için takıp kaptanları geliyor Yunus ve Ege gelin bakalım
(İkiside yerlerini aldı)
Ege:Seni yenicem Yunus
Yunus:İyi olan kazansın
Toprak hoca :Çocuklar ama olmazki böyle karşılaşmadayız atışlarınıza odaklanın...Hazır,çeek ve bırak
Yunus:10/Ege:10
Toprak hoca:Kazanan kasırga
(Kasırga sevinç çığlıkları atarken Asil kan biraz üzülmüştü ufak bir tartışma çıktı aralarında)
Yunus:Yeterince çalışmadık bu yüzdende kaybettik
Yaren:Yeterince çalışmadık mı gecemizi gündüzümüzü verdik hırs yaptığınız için kaybettik
Yaman:Yaren haklı size söylemiştim hırs yapmayın demiştim
Duru:Sende kardeşini haklı çıkartıcan ya...
Yaman:(Sakince) Ne âlakası var ben doğruyu söylüyorum
Çiçek:Arkadaşlar tamam ya napıyorsunuz siz kendinize gelin yakışıyor mu böyle tartışmak
Duru:Sen onu Yamanla,Yaren'e söyle Çiçek
Yaren:Biz birşey yapmadık ki Duru,niye sadece üstümüze alınalım
Yunus:Biz mi birşey yaptık
Yaman:(Yine sakin bi tavırlar) Kuzen Yaren'i güya çok seversin bağırıp duruyorsun kendine gel
Çiçek:Hepiniz kendinize gelin yeter ya bu kadar Asiltürkleriz biz böyle tartışmak yakışmıyo bir yarışma için birbirimizi incitmeyelim hem bir sürü karşılaşma var birdahakine kazanırız
Duru:Belki ama Yarenle,Yaman böyle yaptıkça biraz zor,yürü Yunus gidelim
(İkiside gitti)
Yaren:Biz naptık ya
Yaman:Bilmiyorum ama büyütmeyelim anlayışla karşılayalım akşam konuşur barışırız
Yaren:Ama abii
Yaman:Yaren
Yaren:Tamam abi
(Yaman tebessüm etti kardeşini koltuk altına alıp başından öptü,sonra masumca tebessüm ederek onları izleyen Çiçeğe baktı)
Yaman:Gel sende gel
(Çiçek'te Yaman'ın diğer koltuğunun altına girdi Yaman ikisinede sarılarak şöyle dedi)
Yaman:Hadi bakalım sınıfa
Yaren,Çiçek:Tamam
(Sınıfa doğru gittiler)
PARK
Osmaniye’nin ikindi güneşi, parktaki çınar ağaçlarının arasından süzülürken; Erva ve Nil, bankta yan yana oturmuş, kum havuzunda oynayan Alya ve Kağan’ı izliyorlardı. Alya, elindeki kırmızı kovayla kumdan kaleler yapmaya çalışıyor, Kağan ise "Ben de yardım edeyim mi Alyoş?" diyerek ona eşlik ediyordu.
Nil: (Gözlerini çocuklardan ayırmadan) "Bak şunlara Erva... Kağan, Alya’nın üzerine nasıl titriyor. Sanki o küçük kalbiyle onun eksikliğini hissediyor da korumaya çalışıyor gibi."
Erva: (Hüzünlü bir tebessümle) "Çocuklar bizden daha bilge Nil. Biz kelimelere dökemiyoruz ama onlar ruhlarıyla anlaşıyorlar. Bak, Alya bugün biraz daha iyi sanki, yüzü gülüyor."
Tam o sırada Alya, kumdan yaptığı kalenin üzerine bir taş koydu ve birden duraksadı. Başını kaldırıp gökyüzüne, bembeyaz bir buluta baktı.
Alya: "Kağan bak! Şu bulut annemin ninnisine bensiyo, kocaman ve yumusak!"
Kağan: "Evet Alyoş, çok güşel... Annem dedi ki, o bulutlay oyadan bize gülümsüyoymuş."
Nil ve Erva birbirlerine bakıp iç çektiler. Nil, elindeki su şişesini sıkarken boğazının düğümlendiğini hissetti.
Nil: "Biliyor musun Erva, bazen Akın’ın o sığınağa gidişini, o sessiz öfkesini düşündükçe korkuyorum. Yağmur onu bir pamuk gibi yumuşatırdı. Şimdi o kalkan kalkınca, Akın sadece bir savaşçıya dönüştü."
Erva: "Dün Selim’le konuştuk. Akın kaza yerindeki o metal parçayı hala yanında taşıyormuş. Geçenlerde elinde sıkmış avuçlarının içi kanamışta ruhu duymamış. Bizim görevimiz sadece çocuklara bakmak değil Nil, Akın’ı da o karanlıktan çekip çıkarmak."
O sırada parkın girişinde bir hareketlilik oldu. Alya birden ayağa fırladı, ellerindeki kumu elbiselerine sürterek çırptı.
Alya: "Babamm! Babam geydi!"
Akın, üzerinde siyah üniforması, yüzünde operasyonların ve uykusuzluğun yorgunluğuyla parkın kapısında belirdi. Alya’nın sesini duyunca o sert çehresi bir anda yumuşadı. Dizlerinin üzerine çöktü ve kendisine doğru koşan minik kızını göğsüne bastırdı.
Akın: "Fındığım... Benim güzel kızım."
Alya: "Baba biliyo muşun, anneme benzeyen bulut göydüm! Ona el salladım!"
Akın başını gökyüzüne kaldırdı. Gözleri bir anlığına doldu ama hemen kendini toparladı. Erva ve Nil ayağa kalkıp yanlarına geldiler.
Nil: "Hoş geldin Akın. Biraz dinlenseydin, biz Alya'yı bırakırdık
Akın: (Alya’nın saçını koklayarak) "Dinlenemem Nil... Evin sessizliği bazen cepheden daha ağır geliyor. Burası, çocukların sesi... İyi geldi."
Erva:İyide canım böyle nereye kadar 1 aydır düzgün uyuman,yemen,içmen yok
hasta olucaksın
Akın:Bana birşey olmaz Erva merak etme hem boğazımdan geçmezken nasıl düzgünce birşey yiyip içebilirim onsuz herşey cıvıltısını yitirmiş gibi geliyo o benim yaşama sebebimmiş meğer
Nil:Yemin ediyorum tam sopalıksın Akın ya,Yağmur şu halini görse nasıl üzülürdü biliyor musun kendini düşünmüyorsun bari Alya yı düşün
(Akın,Alya'nın başını öptü)
Akın:Babacım sen birazcık daha oyna gidicez tamam mı
Alya:Tâmam (Alya,Kağan'ın yanına koşunca Akın'da doğruldu)
Nil:Alya için dik durmak zorundasın
Akın:Biliyor musun Nil söylemesi o kadar kolay ki (gözleri doldu) karımı kaybettim ,karımı herşeyimi paylaştım onunla operasyondan döndüm yorgunum onunla paylaştım,uykusuzum onunla paylaştım,sevindim onunla paylaştım,üzüldüm onunla paylaştım,acımı,sevincimi herşeyimi hayatımı paylaştım hayatımı aile ne demek onunla öğrendim Alya için susuyorum,Alya için dayanmaya çalışıyorum sırf onun için sabretmeye çalışıyorum oda olmasa dayanacak gücüm kalmayacaktı ona her baktığımda Yağmur'u görüyorum şimdide burda size herşeyini paylaştığın birini kaybetmenin acısı nasıl birşey tarif edemiyicem (elinin tersiyle akan gözyaşını silip kızına seslendi)
-Alyaa hadi fındığım
Alya:Geydim baba
(Akın kucağına aldı)
Alya:Baba annemin sevdiği donduymacıda donduyma yiyelim mi
(Akın bi anlık duraksadı gözleri yine doldu ama hemen kendini topladı)
Akın:Olur fındığım...Görüşürüz
Nil,Erva:Görüşürüz
(Akın ve Alya gitti)
~~~~~~
Erva:Kıyamam ya...Bu arada Alya ve Kağan ın doğum günüde yaklaşıyor birşeyler yapmamız lazım Akın ın aklına gelmez belkide
Nil:Yok canım o kızının doğum gününü unutmaz evde küçük bir sürpriz yapar muhtemelen ama öyle olmaz hep birlikte güzel bir sürpriz yapalım çocuklara mutlu olurlar
Erva:Tamam akşam toplanalım,konuşalım
Nil:Bizde toplanalım bu sefer
Erva:Yok ya olmaz yarın iş başı yapıcan yorulursun bizim ev hep müsait,bizim evde olsun
Nil:Yok canım ne olucak
Erva:Olsun bizim evde toplanıcaz dedim bitti
Nil:Peki tamam,nasıl istersen
Erva:E gidelim o zaman akşam görüşürüz
Nil:Tamam canım ...(Kağan'a seslendi) Kağaaan hadi oğlum gidiyoruz
Kağan:Geliyoyum anne
(Kağan geldi ve gittiler)
1 SAAT SONRA
(Alya ve Akın sahilde yürüyorlardı,Akın üzerini değiştirmişti birlikte bir yerde durdular Akın sahili izleyerek uzaklara daldı)
Alya:Baba hatıyladın mı annemle buyaya gelip maytılaya simit veyiyoduk annem çok seviyodu buyayı
(Akın'ın kulağında Yağmur'un sesi canlandı,gözleri dolmuştu)
Akın:Hatırladım fındığım
FLASBELLEK 2 AY ÖNCE
(Akın,Yağmur ve Alya sahildeydi Akın sol eliyle kucağında Alya'yı tutuyordu diğer sağ koltuğunun altındada Yağmur vardı)

Akın:En sevdiğin yere geldik boncuğum
Yağmur:Teşekkür ederim hayatım,iyi ki varsın
Akın:Sende boncuğum hiç ayrılmıyıcaz söz mü
Yağmur:Niye ayrılalım söz tabikide
Akın:Bilmem hani çocukken başka okula gitmiştin ya
Yağmur:Şimdi gitmem bi hayatı paylaşıyoruz sonuçta,hadi martılara simit verelim
(Yağmur,martılara küçük küçük parçalara bölerek simiti atıyordu)
Alya:Buyası çok güsel
(İkiside birlikte güldü)
FLASBELLEK BİTTİ
Alya:Buyası çok güsel
(Akın'ın yüzünde buruk bir tebessüm oluştu Yağmur'a o gün hiç ayrılmayalaım olur mu dediği sesi kulağında yankılandı)
Alya:Baba simit alalım...Babaa
(Akın irkildi)
Akın:Efendim babacım
Alya:Simit almadık maytılaya ne atîcaz
Akın:Alalım babacım
Alya:Sen üsüldün mü baba
Akın:Yok boncuğum gözüme toz kaçtı hadi simit alalım
(Akın,Alya'yı kucağına aldı simit alıp birlikte martılara atmaya başladılar tıpkı o günki gibi ama bu sefer bir kişi eksik,çevre sessiz,liman sessiz...)

~~~~~
NİHAYET AKŞAM OLDU
(Ervagilin salonu her zamanki gibi sıcak ve kalabalıktı. Masada çaylar tazelenmiş, Nil’in getirdiği kurabiyeler tabaklara dizilmişti.)
Erva: (Çayları dağıtırken) "Eren,geri dönmüş... Hala inanamıyorum. Hafıza kaybı geçirmiş sonra evlenmiş bir de küçük bir kızı varmış! Hayat bazen dizilerden daha fena yazıyor senaryoyu onuda çağırdım gelsin herşeyi anlatıcak saçlarını yolmazsam iyi
Selim: "Anlatacak elbet...te sen sakin ol can parem şimdilik daha öncelikli bir konumuz var. Akın ve çocuklar. Akın’ın hali hal değil,güzel bir sürpriz yapmalıyız
Nil: "Evet, Alya ve Kağan’ın doğum günü haftaya. Akın’ın bunu organize edecek gücü yok, ama Alya’nın o neşeye ihtiyacı var. Yağmur’un yokluğunu unutturamayız ama yanında olduğumuzu hissettirmeliyiz."
Selim: "O zaman büyük bir sürpriz yapıyoruz. Bahçeyi süsleriz, bütün çocuklar bir arada olur. Akın’ı da o sığınaktan zorla çıkarırız gerekirse."
Alperen:Aynen öyle amcaoğlum
(Hep birlikte güldüler)
ÇOCUKLARIN ODASI
(Yetişkinler salonda plan yaparken, çocuklar Duru'nun çocuk odasında toplanmıştı. Gündüzki yarışma yüzünden ortam hala biraz gergindi. Duru cam kenarında oturmuş dışarıyı izliyor, Yunus ise ok yayıyla oynuyordu.)
Yaman: (Sessizliği bozarak) "Eee... Daha ne kadar konuşmayacağız? Alt tarafı bir yarışmaydı."
Duru: "Mesele yarışma değil Yaman. Kaybedince hemen birbirimize düşmemiz. Kasırga bize güldü resmen."
Yaren: "Gülsünler Duru. Biz 'Asil Kan' değil miyiz? Bizim kuralımız neydi? 'Ya kazanırsın ya öğrenirsin.' Biz bugün biraz sabretmeyi öğrendik bence."
Yunus: (Başını kaldırarak) "Ben size bağırdığım için özür dilerim. Kaptan olarak takımı koruyamadığımı hissettim bir an. Ama Yaren haklı, birbirimizi kırmak bize yakışmadı,Yaren sendende ayrıca özürdilerim bağırmak istememiştim"
Yaren:Biliyorum Yunus yarışmanın gerginliğinden dolayı oldu önemli değil
Çiçek: (Gülümseyerek araya girer) "Bakın ne diyeceğim... Haftaya Alya ve Kağan’ın doğum günü. Gelin o gün için ateşkes ilan edelim. Kasırga’yı da davet edelim mi?"
Duru: "Ne! O sinir bozucu Damla’yı mı?"
Yaman: "Aslında iyi fikir. Eğer onları yeneceksek, bu okçuluk sahasında değil, nezaketimizle olmalı. Hem Alya çok mutlu olur, ne kadar çok çocuk, o kadar çok eğlence."
Yunus: (Elini ortaya uzatır) "Tamam o zaman. Alya ve Kağan için, en büyük sürprizi biz hazırlıyoruz. Barıştık mı?"
(Duru önce nazlansa da sonunda dayanamayıp elini koydu. Ardından Yaren, Çiçek ve Yaman da katıldı.)
Hepsi Bir Ağızdan: A-sil Kan
SALON
(Çocuklar içeri neşeyle girince büyükler de gülümsedi.)
Erva: "Bakıyorum da içeride sular durulmuş. Gelmişken duyun bakalım; muhteşem bir doğum günü partisi hazırlıyoruz.
Nil: "Pasta bende! Alya’nın en sevdiği çilekli pastadan yapacağım. Üzerine de bir bulut figürü koyarız, annesini hatırlatsın diye..."
Selim: "Güzel... Bu aile dağılmayacak. Ne acılar gördük, bunu da hep beraber atlatacağız. Akın’ı o karanlıktan çıkaracağız."
(O sırada kapı çaldı. Gelen Akın’dı. Gözleri hala yorgundu ama dostlarını karşısında görünce hafifçe tebessüm etti. Kimse doğum gününden bahsetmedi ama herkesin gözünde aynı sözsüz antlaşma vardı: Yalnız değilsin.)
(Alperen ayağa kalkıp Akın'ın boynuna sarıldı)
Alperen:Vay benim kurt bakışlım gelmiş,aslan amcaoğlum benim
Yaren:Hem aslan,hemde kurt bakışlı nasıl oluyor baba
Alperen:Lafın gelişi babacım
Ciçek:Akın amca Alya yok mu
Akın:Çiçek sendemi burdaydın güzelim
Çiçek:Annemle,babam biraz geç gelicekmişte beni amcamlara bıraktılar, buraya geldik
Akın:Hmm anladım
Yaren:Alya yı neden getirmedin amca
Akın:Uyuyordu o uyandırmak istemedim Mahbun Sultanla evdeler
Duru:Yaaa,keşke oda gelseydi
Akın:Nasip
Selim:Gel amcaoğlu gel,gel otur şöyle
(Akın geçti boş yere oturdu)
Alperen:Duydun mu olanları
(Akın yorgun sesle)
Akın:Ne olmuş
Alperen:Eren geri dönmüş,birazdan burayada gelicek
(Akın'ın şaşırmaya bile vakti olmadan kapı çaldı Erva kapıyı açtı,dolu gözlerle ve şaşkınca...)
Erva:Eren
(Eren'in de gözleri dolmuştu kardeş gibi büyüyen ikili sımsıkıca sarıldı birbirine)
Erva:Nerelerdesin sen ya,nerelerdesi
Eren:Babam anlatmadı mı
Erva:Anlattı
(Sarılmayı bıraktılar,sonra Erva birden tokat attı)
Eren:Aahh (elini yanağına tuttu) Aşk olsun ama ya gerçi şaşırmadım asi seni
(Tebessüm etti)
Erva:(oda tebessüm etti) Vurmasam içimde kalacaktı hadi yine iyisin bunca yılın ayrılık bedelini bir tokatla ödedin dahasını yapardımda babama dua et sen hadi geç içeri
(Eren içeri geçti gördüğü kalabalık karşısında sevindi)
Alperen:Kardeşim (sarıldılar,sırayla hepsine sarıldı)
Selim:Gel otur bakalım neler gelmiş başına ya bunca yıl o yüzden ulaşamamışız sana
Erva:Ne zaman hatırladın bizi
Eren:Daha yeni
Kağan:Baba bu amca kim
Alperen:Oda Akın ve Selim amcan gibi amcanız siz
Yaren:Amcamız mı hiç görmedik ama
Eren:Şimdi gördünüz işte dur tahmin ediyim sen Alperen in kızısın
Yaren:Evet (Yaman ve Kağan) Bunlarda abim yaman Ali kardeşim Kağan Berk
benim adımda Yaren
Eren:Maşallah size (Yunus'u göstererek) Bu yakışıklıda senin oğlun demi Akın
Akın:Yok be kardeşim benim oğlum yok birtane kızım
Eren:(Duru'yu göstererek) Bu minik mi senin kızın
Duru:Hayır biz Yunusla ikiziz sende bizim dayımız Eren olmalısın
Eren:Ha siz ikiniz Erva ve Selimin çpcuklarısınız nasıl bilemedim ya sen tıpkı babana benziyorsun adın neydi senin ufaklık
Duru:Duru ikizimin adıda Yunus Emre
Yunus Emre:Benim ağzım var sòyleyebilirim adımı Duru
Duru:Aman iyi be
Eren:(tebessüm etti) Yunus'ta aynı sen Erva eee Akın senin kız nerde
Akın:(yorgun bir ses tonuyla) Evde
Eren:Yağmur'u göremedim nerede
(Akın'ın gözleri doldu)
Akın:(Burukça) Ben bi hava alıcam
Alperen:Amcaoğlu
(Akın balkona çıktı)
Eren:(Sanki bir şey sezmiş gibi) Noluyo nerede Yağmur
Erva:Yağmuuur...
~~~~~~~~
BİR KAÇ SAT SONRA BÖRÜ OPERASYON ANI
Yer: Dağlık sınır bölgesi – Terk edilmiş bir mühimmat deposu
Saat: 02:15
Hava: Zifiri karanlık, hafif sisli
Sessizlik, bölgedeki en keskin silahtı. Ali, gece görüş dürbünüyle deponun girişini süzüyordu. Kulağındaki telsizden gelen hafif cızırtı, ekibin hazır olduğunu haber veriyordu.
Ali: "Börü 1'den tüm birimlere. Hedef saat 12 yönünde. Girişte iki nöbetçi var. Amcaoğlu, dayı... Pozisyon alın."
Barış: (Sessizce binanın arkasındaki gölgelerin arasından süzülürken) -"Anlaşıldı Börü 1. Arka kapı bende. Dayımla çapraza geçiyoruz"
Yusuf: (Nefesini kontrol ederek mevzi almıştı) "Pozisyon alındı. İşaretini bekliyoruz Ali"
Bekir Berk, ekibin keskin gözü olarak tepedeki kayalıkların arasındaydı. Keskin nişancı tüfeğinin namlusunu hedefe sabitlemişti. Parmakları tetikte, zihni buz gibiydi.
Bekir Berk: "Börü 4 hattan bildiriyor. Çatıdaki keskin nişancı etkisiz hale getirildi. Yolunuz temiz. Ali, içerideki termal görüntüde hareketlilik artıyor, acele etseniz iyi olur."
Ali: "Anlaşıldı Börü 4. Başlıyoruz... Üç... İki... Bir... Gir! Gir! Gir!"
Bir anda sessizlik yırtıldı. Barış ve Yusuf, senkronize bir şekilde arka kapıdan içeri sızdı. Barış’ın elindeki tüfek, odadaki tehditleri milisaniyelik farklarla etkisiz hale getiriyordu.
Barış: "Odalar temiz! Dayı, sağ taraf sende!"
Yusuf: "Anlaşıldı! Bomba düzeneği tespit edildi, etkisiz hale getiriyorum. Koruma sağlayın!"
O sırada Ali ve Hanne ön kapıdan baskın yaparak ana salona girdi. Çatışma sertleşmişti. Bekir Berk, tepeden gelen destek atışlarıyla dışarıdan yardıma gelen teröristlerin içeri sızmasını engelliyordu.
Bekir Berk: "Ali,Hanne saat 3 yönünde bir grup yaklaşıyor! Eğilin!"
Bekir'in uyarısıyla Ali ve Hanne kendini bir sandığın arkasına attı. Hemen ardından Bekur'in tüfeğinden çıkan mermi hedefi tam on ikiden vurdu.
Ali: "Sağ ol kardeşim! Borcumuz birikti!"
Yusuf: "Bomba etkisiz! Mühimmat deposu kontrol altında!"
Barış: "Börü 2 bildiriyor, bölge tamamen temizlendi. Kaçan yok."
Ali, kaskındaki kamerayı düzeltti ve derin bir nefes aldı. Alnındaki teri silerken telsize bastı:
Ali: "Börü 1'den Merkeze. Operasyon başarıyla tamamlandı. Kayıp yok, mühimmat güvende. Dönüşe geçiyoruz."
(Börü harika bi operasyonu daha başarıyla tamamlamıştı şirazilerin mühimmat depolarından birini etkisiz hale getirmişti)
~~~~~~
1 HAFTA SONRA
(Ervagil’in bahçesi o akşam, hüzünlü bulutların arasından süzülen güneş gibi ışıl ışıldı. Her yer mavi ve pembe balonlarla süslenmiş, ağaçların arasına "İyi ki Doğdunuz Alya & Kağan" yazılı dev bir pankart asılmıştı. Bahçenin ortasındaki büyük masada Nil’in elleriyle yaptığı, üzerinde pamuk şekerden bulutlar olan o meşhur çilekli pasta duruyordu.)
Erva: (Etrafa son bir kez bakarak) "Her şey hazır mı? Nil, pastanın mumlarını hazırladın mı? Bak Akın yoldaymış, her an gelebilirler."
Nil: "Hazır canım, hazır. Kalbim küt küt atıyor. Alya’nın o yüzündeki gülümsemeyi görmek için sabırsızlanıyorum."
Tam o sırada bahçe kapısı gıcırdayarak açıldı. Akın, kucağında uykulu gözlerle etrafına bakan Alya ile içeri girdi. Kağan ise babası Alperen'in elini tutmuş, heyecandan yerinde duramıyordu.
Hep Bir Ağızdan: "İYİ Kİ DOĞDUNUZ!"
(Alya şaşkınlıkla babasının boynuna daha sıkı sarıldı, sonra bahçedeki kalabalığı ve renkli balonları görünce gözleri parladı. Akın, kızını yavaşça yere bıraktı. O sert, yorgun çehresinde uzun zamandır görülmeyen bir yumuşama vardı.)
Alya: "Babaaa! Bak, her yer bulut olmuş!"
Kağan: "Alyoş gel! Bak pastamızda bile bulutlay vay!"
Çocuklar pastaya doğru koşarken, büyükler de masanın etrafında toplandı.
Selim: "Hadi bakalım fındıklar, tutun dileğinizi! Bir... İki... Üç!"
(Alya ve Kağan aynı anda mumlara üflediler. Alkış sesleri bahçeyi doldururken, Alya başını kaldırıp gökyüzündeki ilk yıldıza baktı ve fısıldadı: )
-"Annem de göydü mü baba?"
Akın diz çöktü, kızının küçük ellerini avuçlarının içine aldı. Boğazı düğümlense de sesini dik tutmaya çalıştı.
Akın: "Gördü fındığım... En çok o gülümsedi bugün bize."
Alya:Yaşasıın!
Eren:Hadi gelin bu anı ölümsüzleştirelim
Alperen:İlahi Eren normalde Erva derdi bu anı ölümsüzleştirelim diye şimdi sen diyiyorsun neyse hadi çek bakalım
(Sekiz köşe ve tüm aile birlikte Eren'in kamerasına gülümsedi Akın ve Alya Yağmur'dan sonra ilk defa bu kadar mutluydular ikiside bir anlık gökyüzüne baktı,bi yıldız gereğinden fazla parlıyordu sanki Yağmur onlara son kez gülümsüyordu)
Alya:(gökyüzüne bakarak,sessizce özlem dolu bir ses tonuyla..)
- Anneemm!
BÖLÜM SONU
(Harika bir bölümün sonuna daha geldik yeni bölümde yeni hikayelerle gòrüşmek üzere)
1-Bölümü nasıl buldunuz?
2-Sizce Eren neden karısı ve kızıyla gelmedi?
3-Sizce yeni bölümde neler olacak?
"Gibi bir çok sorunun cevabı çok yakında yeni bölümde şimdilik hoşçakalın"
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.75k Okunma |
370 Oy |
0 Takip |
52 Bölümlü Kitap |