41. Bölüm
Gizemliyazardemir01 / BEDEL / 37.Bölüm

37.Bölüm

Gizemliyazardemir01
gizemliyazardemir0

Elimi karnımda gezdirirken gördüğüm rüyayı düşünüyordum. Daha öncede rüyama giren, annesi olduğumu söyleyen küçük kıza geldim demek istiyorum. Bebeğim kız mı olacak bilmiyorum ama bizi bırakmadığı için ona çok minnettarım. Hayata tutunduğu için çok mutluyum.

Eğer gitmiş olsaydı ne yapardım, bilmiyorum. Anne olma ihtimalini yaşamıştım. Hayal kırıklığına uğramıştım. Şimdi birde bebeğim varken gitseydi. Ne yapardım gerçekten?

Asaf bunları düşünmeyi bana yasakladığı için başımı iki yana sallayarak başımdan savdım olmamış şeyleri. Böyle söylemişti kocam, onu dinleyeceğim.

Bebeğimin babası, Asaf'ım. O bana hep 'Ne kadar şükretsem az.' diyordu aynı şey onun içinde geçerli. Bizi birbirimize nasip eden Rabbimize ne kadar şükretsek az. Dilerim ki ahirette de eşim olsun.

Şimdiden kurduğum hayallerde her zaman olduğu gibi yine Ömer'im Asaf'ım vardı. Ve ailemize yeni eklenen bebeğimiz. Üç kişilik bir yuva, ev. Belki ileride dört olurdu beş olurdu... Allah nasip ederse. Rabbimin izniyle biz aile olmayı başarmıştık. Elhamdülillah.

Hayalimin birinde ben yine şu an olduğum yerde oturuyordum. Manzaram ise Asaf ve kucağında sallayarak ninni söylediği bebeğimizdi, miniğimiz.

Kızlar odadan çıkalı çok olmuştu. Eda'mla sarılıp bol bol ağlamıştık. Ağlamamızı durduran Esma olmuştu. Oda birkaç damla gözyaşı dökse de hem kendini hem bizi toparlamıştı. Kızlardan sonra Asaf gelmiş, on dakika önce de tekrar çıkmıştı odadan. Hâlâ gelmemişti. Doktor yalnız bırakmayın demişti ama ilk günden yalnız bırakılıyorum. Gelince ona göstereceğim.

Sonunda kapım tıklandı. Asaf olabilirdi, evli olsakta özel alanlarımıza saygı duyuyorduk. Ve beni korkutmamak için kapıyı tıklatırdı. Çünkü birden odaya dalma gibi huyları vardı o zamanda korkuyordum ben, yani irkiliyordum.

"Gel." dedim bozuk sesimle. Yanımda olmadığı için kızgındım ona. Kapıyı açıp aralık bıraktı ve yanıma geldi. Hiçbir şey söylemeden yazmamla saçlarımı örttü, görünmediğine emin olduktan sonra üzerimi de kontrol etti. Kapalıydı kıyafetlerimde.

Tekrar kapıya doğru gidince "Nereye ya?!" diye bağırdım arkasından "Zaten kaç dakikadır yalnız bırakıyorsun beni. Seni Işık hanıma şikayet edeceğim!" Gebeliğim boyunca doktorum Işık hanım olacaktı. Bizimle çok güzel ilgilenmişti, bende onunla devam etmek istemiştim.

Huysuzca söylenirken kapıdan içeri bir elinde tuttuğu pasta diğer eliyle de videoya aldığı kamerayla girdi. Şaşkınlıkla "Asaf," dedim "Bu ne?" Hiçbir şey anlamıyordum. Pasta ne içindi ve neden video çekiyordu?

"Dünyanın en güzel annesi ve en güzel, en güçlü bebeği için." Söyledikleriyle ağlamaya başladım. Hormonlar yüzünden sulu göz olmuştum, hemde şimdiden.

"Asaf," dedim sadece. Kamerayı bizi alacak bir açıya bırakıp açık bıraktığı kapıdan elinde çiçek buketiyle döndü. Beyaz güller yoktu sadece, bir sürü çiçeğin olduğu kocaman bir buketti. Ve çok güzeldi.

Çiçek ve pastayla yanıma geldiğinde pastayı yatağa bırakıp buketi de bana verdi. Alnımdan öpüp "Benim olduğun için, her şey için teşekkür ederim karıcığım." Gülümseyerek "Bebeğimizin birinci ayı için pasta." dedi.

Ağlamam şiddetlenirken çiçekleri kenara bırakıp mutluluk sebebime sarıldım sımsıkı. Boynunu öpüp "Asıl ben teşekkür ederim." dedim.

Geri çekildiğinde tekrar alnımdan ve yanaklarımdan öptü "Güzelim benim," diyerek. Oturması için yer açtım. Pastayı alıp bir tane olan mumu yaktı. Elini karnıma koyarak "İyi ki bizimlesin bebeğim. Seni hep sevecek ve koruyacak bir ailen olacağını asla unutma." Eğilip henüz düz olan karnımı öptü.

"İyi ki." diyerek duamı ettim içimden. Asaf'a bakıp "Birlikte," diye mırıldandım ve mumu üfledik.

"Pasta sevdiğim gibidir umarım." Göz ucuyla kocama baktım "Anne benim sonuçta." Gülümseyerek "Her şey senin için senin sevdiğin gibi dünyanın en güzel annesi." Alnını alnıma yaslayıp "Benim biricik güzel karım." dedi.

Geri çekilip yutkundum. Videoya alınıyorduk şu anda ve bunu ileride izleyecek bir çocuğumuz olacaktı inşaAllah. O yüzden kocamın etkisinden çıkmam gerekiyordu.

"Neden videoya alıyorsun?"

"Anı kalsın diye."

"Anı kalsın diye." dedim gülümseyerek "Senin güzel kalbinden öperim adam." Dayanamayıp tekrar sarıldım. Demiştim etkisinden çıkmam gerek diye. Ama nafile, onunla olduğum sürece hep gülerdi benim yüzümde, kalbimde.

"Orman yeşili gözlerinle baktığın her an öpüyorsun zaten güzel karım." Yine eridik iyi mi?

"Seni çok seviyorum."

"Ben daha çok." Geri çekildiğimizde "Bebeğimiz bu anlarımıza şahit olacak."

"İstersek bize özel kalır." Omuz silkip geri çekildim.

"Evet miniğim," Ellerimi karnıma koyarak onu hissettim "Babanın sürprizlerini nasıl buldun? Ben çok beğendim." Sesimi kısarak mırıldandım "Baban harika bir adam sadece gelse bile beğeniyorum ben." dedim.

Asaf duymuş olmalı ki "Aşıksın o yüzden." dedi. Aşığım, çok aşığım sana.

Başımı sallayarak "Çatal getirmedin mi? Pasta çok iştah açıcı duruyor." Gerçekten çok lezzetli duruyordu. "Getirdim tabii ki." Çatalı gösterdiğinde almak için uzandım ama vermedi.

"Kendi ellerimle yedireceğim." Dediğini yapıp elleriyle yedirdi pastayı. Arada aynı çatalla kendi de yiyordu. Ben eskisi gibi değildim. Aynı yerden yemek rahatsız etmiyordu artık. Bunu bildiği için başka çatalda getirmemişti zaten.

Pasta bitmeden alıp komodine bıraktı.

"Neden aldın bitirmedik ki?"

"Önce yemek yiyip güzelce karnını doyur sonra yersin pastanı."

"Ama ben şu an yemek istiyorum."

"Olmaz, karnın ağrır."

"Ya Asaf! Çocuk muyum ben?!"

"Değilsin bir tanem. Önce karım şimdi de dünyanın en güzel annesisin o yüzden sağlığına dikkat etmen lazım."

"Kilo almamdan korkuyorsun yani? Öyle sevmeyecek misin beni?" Kollarımı göğsümde birleştirip başımı çevirdim.

"Ne?" dedi şaşkınlıkla "Ben seni her halinle seviyorum güzelim. Bu nereden çıktı?" Eliyle hafifçe çenemden tutup ona bakmamı sağladı.

"Benden yüz çevirme Elif'im, dayanamam." dedi "Ne olursa olsun seni çok sevdiğimi sonsuza kadar seveceğimi aklından çıkarma. İhtimali bile olamaz böyle bir şeyin. Trip at bana, her türlü nazını çekerim ama seni sevmeyeceğimi düşünme asla."

"Tamam," diyerek kollarımı boynuna sardım. Dayanamıyorum bu hallerine.

"Aşkım benim." deyince geri çekildim. İlk kez böyle diyordu.

"Ne dedin?"

"Aşkım dedim, değil misin?"

"Öyleyim,"

"Ben senin neyinim?"

"Aşkımsın, kocamsın." dedim "Kamerayı kapatsana."

"Neden?" diye sordu dudağının sağ tarafı kıvrılırken.

"Kapat," diye direttim.

Kısık sesle "Tamam," deyip ayağa kalktı. Bu konuşmalarımızı fısıltı olarak biz duymuştuk sadece. Videoyu kapatıp yanıma geldiğinde az öncekinden daha yakın durdu. Elimi hafif sakallı yanağında gezdirip "Neden saçlarımı kapatmamı istedin?" Biliyordum nedenini ama ondan duymak istiyorum.

"Video çekeceğim için," Gözleri yazmamda gezerken hoşlanmamış gibi yüzünü buruşturdu. Saçlarımı açtığında az önce olduğu gibi dudağının kenarı kıvrıldı. "Karımın saçlarını sadece ben görebilirim. Her şeyiyle bana özel, bende ona özelim."

"Kameradan bile kıskanıyor musun beni?"

"Kendimden bile kıskanıyorum seni."

"Bebeğimizden de mi kıskanacaksın?" Kendimden diyordu ondan da kıskanırdı.

Elini karnımın üzerine koyarak "O ikimizin parçası ama benim ilk bebeğim sensin." dedi "Erkek olursa daha çok kıskanırım." Güldüm.

"Ya Asaf! Bebeğimizden kıskanamazsın."

"Kendimden kıskanıyorum diyorum yavrum. Benden bir tane daha olursa tutamam kendimi." Elimi elinin üzerine götürdüm.

"Bebeğimiz doğana kadar sana bakacağım erkek olursa sana benzesin diye."

"Kız olursa da sana benzesin. Küçücük ayaklarıyla etrafımızda gezsin, orman yeşili gözleriyle baksın bize. Ona da aşık olayım."

"Tek aşkın ben değil miyim?" Elimi çekip kollarımı göğsümde birleştirdim.

Başını eğip güldükten sonra gözlerime baktı.

"Komik bir şey söylemedim."

"Biliyorum," dedi hâlâ gülüyordu. "Yavrum sen benim ilk ve tek aşkımsın tabii ki sonsuza kadar böyle kalacak bu. Bebeğimiz de ilkimiz olacak bizi anne baba yapacak inşaAllah. Seni çok seviyorum, bebeğimizi de çok seveceğim, seviyorum."

"İyi, bende seni seviyorum."

"Ha şöyle, gel buraya." Kolumdan tutup kendine çekti. Aramızda kısa bir mesafe kalmışken kapıya biri tıklattı. Akabinde Gülizar annemin sesi duyuldu.

"Kızım müsait misin? Yemeğini getirdim." diyordu. Bu sefer Asaf'ı ittirip yataktan düşürmemiştim ama uzaklaşmıştım. O ise aynı yerinde durup duyamadığım bir şeyler söylüyordu.

Kendimi toparlayıp "Gel anne, müsaitim." dedim. Ömer Asaf 'çok müsaitiz' bakışları atıyordu bana.

Gülizar anne kapıyı açıp odaya girdiğinde Asaf'ın da burada olduğunu gördü.

"Aa oğlum sende mi buradaydın."

"Evet anneciğim ya nerede olacağım?" Ona ters bir bakış atıp "Annemin elinden tepsiyi alsana." dedim dişlerimin arasından. Kalkıp dediğimi yaptı.

"Gülizar anne sen neden zahmet ettin Asaf getirecekti." Yanıma oturup elimi tuttu.

"Ne zahmeti kızım? Elime mi yapıştı?" dedi gülerek "Hem seni görmek istedim. İyi misin, ağrın var mı?"

"Yok çok şükür Gülizar anne iyiyim."

"Hep iyi olun canım yavrum." Gülümsedim "Sende," dedim elini sıkarak.

"Ben gideyim Ömer buradaymış zaten. Hadi Allah rahatlık versin."

"Size de hayırlı geceler." Asaf ayakta bekliyordu. Annesinin başından öpüp "Hayırlı geceler." dedi. Gülizar anne odadan çıkınca yanıma gelip "Bu yüzden ayrı ev yaptırdım." Az önceki yerini alınca "Nerede kalmıştık?" diye sordu. Bu adama bir şeyler olmuştu da hayırlısı.

"Yemek," dedim yeni bir buluş keşfetmiş gibi "Yemek yiyeceğim çok acıktım." Gözlerini kapatıp güldü. Geri açtığında öpmüştü.

Tepsiyi getirip "Doyuralım bakalım bebeklerimin karnını." diyerek yine eliyle besledi.

Bir kaşık daha uzattığında başımı çevirdim. Ağzım doluydu zaten "Yeter doydum." desemde kaşığı çekmiyordu.

"Hani çok acıkmıştın?" diye sordu sesindeki eğlenen tınıyla.

Elimle ağzımı kapattım "Çok yedirdin Asaf valla doydum." dedim bıkkınlıkla. Neden anlamak istemiyordu?

Sonunda kaşıktaki lokmayı kendi yedi. Lokmasını bitirip dudağımın kenarını sildi.

"Kocaya oyun yapmak yok bundan sonra."

"Oyun yapmadım."

"Kesin öyledir güzelim," Gülerek tepsiyi kaldırdı "Bakışından anlarım senin ne düşündüğünü."

"Korkmalı mıyım?"

"Asla," Tepsiyi komodine bırakıp yatağa geldi. Yarı uzanır şekilde oturduktan sonra "Gel buraya," diyerek beni göğsüne çekti. Saçlarımı okşayıp "Benden korkma, sadece sev."

"Seviyorum," dedim "Çok seviyorum." Gözlerimi kapatıp en güvenli limanımda biraz dinlendim.

"Elif'im, güzelim." Asaf'ın sesiyle gözlerimi hafif açabildim.

"Hı," dedim uyku sersemi.

"Yatsıyı kılalım hadi."

"Tamam," desemde daha çok sarılmıştım Asaf'a.

"Ada?"

"Hım,"

"Uyan güzelim."

"Beş dakika daha."

"Tamam," dedi gülerek. Sonra da bekledi. Tahminimce beş dakika geçince uyandırdı.

"Oldu mu beş dakika?"

"Oldu." Biraz daha kıvrılıp yataktan kalktık. Asaf imamlık yapmış bende doktor sorduğumda ayakta kılma dediği için oturarak kılmıştık namazlarımızı.

Bitirdikten sonra tesbihlerimizi çektik. Asaf seccadelerimizi kaldırıp yerine bıraktı. Kur'an-ı Kerim alıp yanıma oturdu. Güzel sesiyle okudu bizde dinledik bebeğimle. En huzur veren şeylerden biri sevdiğinin sesinden Kur'an duymakmış, daha iyi anladım. İçim ferahlıyordu her harfinde. Elhamdülillah. Okuması bitince uyuduk.

(...)

1 hafta boyunca yataktan çıkmamıştım. Kocam, kızlar, kocamın ailesi çok iyi bakmıştı bize. Tek sorun ise Asaf'ın hâlâ beni ayağa kaldırmamasıydı.

"Sekiz ay daha mı yatacağım hayatım? Yeter bu kadar! Doktor sorun olmadığını söyledi ya. Neden ısrar ediyorsun? Bende yürümek istiyorum."

"Olmaz biraz daha dur böyle."

"Ya Ömer," Telefonumu alıp Işık hanımı aradım. Beni dinlemiyordu doktoru dinler belki. İnşaAllah müsaittir diye düşünerek açmasını bekledim. Çok şükür cevaplamıştı.

"Alo, Işık hanım müsait miydiniz?"

"Evet buyurun Elif Ada hanım? Bir şey mi oldu?"

"Kusura bakmayın sizi rahatsız ediyorum. Bir konuda yardımınıza ihtiyacım var."

"Estağfurullah. Nedir?" Ömer Asaf'a telefonu gösterdim dudaklarımı oynatarak söylüyorum dedim. Çocuk gibi omuz silkti sadece. Benden günah gitti, diyerek söyledim.

"Siz artık yatak istirahatinin bittiğini söylemiştiniz fakat eşim iki gündür ayağa kaldırmıyor beni. Rica etsem ona tekrar söyler misiniz?" Kadın kısık sesle güldü halimize. Hoparlöre aldım sesini.

"Ömer Asaf Bey'in endişeleri geçmemiş henüz galiba. Ama bir sorun yok, annemizin yürüyüş yapması ikisi içinde daha iyi olacaktır hatta."

"Duydun mu?" dedim Asaf'a yine dudaklarımı oynatarak.

"Ağır kaldırmayacaksınız, dikkatli olacak ve ilaçlarınızı alacaksınız. Eşinizin size destek olması lazım. Yani sıkıntı yok geri kalan sekiz ayı da yatakta geçirmek fayda sağlamayacaktır." Son dediğiyle gülmemi durduramadım. Doktor da anlamıştı Asaf'ın ne kadar evham yaptığını. Evhamlı kocam.

"Çok teşekkür ederim Işık hanım, kolay gelsin. Hayırlı günler."

"Rica ederim, sizlere de." Telefonu kapattıktan sonra ayağa kalktım. Asaf'ta benimle birlikte kalkıp elleriyle koruma çemberi oluşturdu etrafımda. Ellerimi omzuna atıp boynuna dokundum parmak uçlarımla.

"Ne kadar evhamlı koca oldun öyle?" diyerek güldüm. Kollarını belime sarıp "Gül sen hanımefendi! Son gülen iyi gülermiş. Niye aradın doktoru?"

"Evhamlı kocamın içi rahat etsin diye. İyi yapmamış mıyım?"

"Cık,"ladı "Hiç iyi yapmadın. Bir gün daha yataktan çıkamazsın."

"Ne?" dedim şaşkınlıkla "Hayır çıkarım, doktoru duydun, yürüyüş iyi gelir dedi." Başını iki yana sallayıp "Bir gün daha bu odadayız."

"Asaf!" desemde yatağa çekmişti bile beni.

(...)

Öyle heyecanlıydım ki kocamın elini sıktığımın farkında değildim. Bebeğimizi öğrendiğimiz zamandan daha fazla bir heyecan sarmıştı etrafımızı. Bugün miniğimizin kalp atış seslerini duymak için hastaneye gelmiştik. Randevu saatimizin gelmesini bekliyorduk.

Bebeğim artık bir buçuk aylıktı, yaklaşık 6. haftamızdayız. Kalp atışlarını duyabilirdik artık.

Asaf beş dakika önce olduğu gibi elimi kaldırıp üzerini öptü. Heyecanlı gerginlikle gülümsedim yine. İkimizde ne yapacağını bilmeyen toy gençlerdik. Ellerimiz titriyordu.

Işık hanımın odasının kapısı açıldı. Sekreteri ismimi söyleyince Asaf'la odaya girdik. Doktor hanım her zamanki güler yüzüyle "Hoş geldiniz," dedi. Hemşire beni sedyenin olduğu bölüme yönlendirince karnımı açarak uzandım. Çok geçmeden Işık hanım gelip ultrasonu karnımın alt kısmında gezdirdi.

Asaf elimi tutuyordu yine. Gözlerimiz ultrason ekranındaydı. Sabırsızlanıp "İyi mi?" diye sordum.

"Evet bebeğiniz gayet iyi." Sekreterin kayda girmesi için bilgileri söyledi. Ben az çok anlıyordum. Asaf ise anlamamasına rağmen can kulağıyla dinliyordu.

"Kalp atışlarını duymak ister misiniz?" Başımı salladım gözlerim dolu dolu. Kocam "Evet," dedi. Işık hanım düğmelere basınca güçlü bir kalp atışı doldurdu odayı. Gerçekten güçlü müydü yoksa annesi olduğum için bana mı öyle geliyordu? Ağlayarak biraz daha sıktım Asaf'ın elini. Eğilip gözyaşlarımı silip alnımdan öptü.

"Çok sağlıklı maşaAllah kalp atışları da güzel. Endişelenecek hiçbir durum yok."

"Çok şükür," dedik ikimizde.

"Kaydedebilir miyiz kalp atışlarını?"

"Tabii ki!" Asaf telefonuna bebeğimizin kalp atışlarını kaydetti. Ultrason fotoğrafını da çıkarmıştı Işık hanım.

"Toparlanın bekliyorum." Işık hanım masasına geçince kocamın yardımıyla toparlandım. Sedyede otururken Asaf yaşlarla dolu gözleriyle gülümsüyordu. Gözlerinin içi parlıyor tabiri bu olsa gerek.

"Çok güzel," dedi.

"Çok," diye karşılık verdim. Alnımdan öpüp "Teşekkür ederim güzelim bana bu ânı yaşattığın için çok teşekkür ederim." Ağlayarak gülümsedim sadece.

Muayene bölümünden çıkıp doktor masasının önünde karşılıklı olan sandalyelere oturduk.

"Annemizin değerleri de güzel." Bize verdiği testleri yapıştırmıştık muayeneden önce. Çok şükür iyi çıkmış.

"Bu dönemde çay-kahveyi azaltalım günde bir bardak veya fincan yeterli. Yediklerinize dikkat edin, verdiğim diyete uygun beslenin, yürüyüşlere devam. Onun dışında gayet iyiyiz. Geçmiş olsun."

Asaf "Bu kadar mı?" diye sordu. Işık hanım gülümseyerek "Evet," dedi "Sormak istedikleriniz varsa buyrun." Gelmeden önce 'soracaklarım' diye liste yapmıştı heyecandan unuturum diye. Bir şekilde kağıdı elinden almayı başarmıştım. Aklında kalanları soracaktı.

"Mide bulantıları çok oluyor, ne yapmalıyız?" Ben unutmuşum bunu. Kulağımda ve kalbimde hâlâ miniğimin kalp atış sesi vardı çünkü.

"Bulantı ilacını değiştirelim. Başka?" Doktor hanım bana sormuyordu artık. Asaf daha hakimdi durumuma.

"Fazla uyuyor bu normal galiba?" Doktor hanım başını salladı.

"Genel olarak çok stresli birden ağlamaya başlıyor." Işık hanım gülmesini saklamadı kocamın ciddi sözleriyle.

"Bu durumda çok normal Ömer Asaf bey sizin eşinizin duygu geçişlerinde yanında olmanız gerek."

"Oluyorum tabii ki sadece ağlamasına kıyamıyorum." dedi bana bakarak. Ve yine ağladım.

Sekreterden ilacın reçetesini alıp el ele çıktık hastaneden. Randevu güzel geçmişti, her şey yolundaydı çok şükür. Asaf beni arabanın yolcu koltuğuna oturttuktan sonra eczaneye gitti. Çok sürmeden dönüp arabayı çalıştırdı yola çıktık.

Sayısız kez elimi öpüp teşekkür etti. Bebeğimizin kalp atışlarını dinledik. Sevincimize sevinç kattık.

Arabayı kuyumcu dükkanının önünde durdurunca kaşlarımı çattım. Neden buraya gelmiştik? Sorumu dile getirdim "Neden buraya geldik?"

"Karımın canı altın çekmiştir belki diye düşündüm."

"Ben öyle bir insan mıyım Asaf?" Yüzüm düştü, benim para avcısı olduğumu mu düşünüyordu? Yok yok kesin hormonlardan saçma şeyler düşünüyorum ben.

"Kocan değil miyim Elif'im. Canın altında ister tatlı da. Benim görevim istediğini yapmak." Çenemden tutup kendine çevirdi "Senin bana hediyen paha biçilemez varsın ben bir altın alayım be yavrum. Olmaz mı?" Gönlümü almayı nasıl da biliyor. Ama cevap vermedim.

"Biraz Ağa kocandan faydalanabilirsin Hanımağam, hakkındır." dedi. Kendimi tutamayıp kahkaha attım. Birde triplere giriyordu ağa kocam.

"Güneşim açtı," dudağımın kenarından öptü. "Gidelim mi?" Başımı salladım. Hızlıca arabadan inip benim kapımı da açtı. Az önce Ağa olan kocam İstanbul beyefendisi gibi elini uzatmıştı. Gülerek tuttum, kapıyı kapatıp dükkana girdik el ele. Dükkan dediğime bakmayın çok şık bir yerdi. Lüks olduğu her tarafından belliydi.

Girdiğimiz an bizi karşılamaya bir hanımefendi geldi. "Hoş geldiniz," diyerek başka bir odaya yönlendirdi. Koltuklara oturduğumuzda "Ne içersiniz?" diye sordu. Doktorum çay kahveyi az tüketmemi söylediği için "Su alayım." Asaf'ta su istemişti sadece. Kadın gidince başka bir kadın geldi ne istediğimi sordu. Asaf'a baktım.

"Yeni çıkan tüm modellerinizden getirin lütfen eşim beğendiğini seçer. Birde size söylediğim künye hazır mı?" Kadın Asaf'a bakmadan "Hazır efendim," dedi modelleri getirmek için yanımızdan ayrıldı.

Kocam göz teması kurmuyordu zaten.

"Çalışanları sen mi ayarladın?"

"Evet güzelim rahat rahat seçersin."

"Künye kim için peki?"

"Azad'ın kızı için, ismini de belirlediler bende bizim adımıza böyle bir hediye düşündüm. İnşaAllah kendi bebeğimiz içinde aklımda fikirler var, beraber seçeriz."

"Sonra da ben ağlıyorum diye kızıyorsun. Sen bu kadar düşünceli bir eşken ben nasıl duygulanmam?" Yanaklarımı sildi "Güzelim ağla diye yapmıyorum ki."

"Biliyorum ama tutamıyorum kendimi."

"Kıyamam sana bir tanem." Önce giden hanımefendi sularımızı getirmiş ardından da diğer kadın modelleri getirmişti. Hepsi ben pahalıyım, değerliyim diye bağırıyordu resmen. İtiraf etmeliyim ki çokta güzellerdi. Elimi Asaf'ın dizine koydum. Bana bakıp "Ne oldu?" diye sordu.

"Yok bir şey. Sende baksana." dedim.

"Senin zevkin benimkinden daha iyidir karıcığım." Yalan, aldığı hiçbir hediyeyi beğenmediğim olmamıştı. Benimle birlikte modellere baktı. Çalışan kadınlar bizi yalnız bırakmıştı.

Gülerek yüzükleri gösterdim "Koleksiyonu genişletmek ister misin?" Sorumla kocam da güldü.

"Neden olmasın? Yüzük fobim vardı ta ki sen benim yüzüğümü takana kadar." Beni yüzükle gördüğünde evli sanıp dört yıl acı çekmişti. Mazimiz hüzünle dolu olsa da geleceğimizi gülümsemelerle inşa ediyorduk Allah'ın izniyle.

Daha çok pırlanta kolye ve bilekliklere baktım. Çok hoşuma giden zarif taşları olan kolyeyi seçtim. Asaf'a gösterip "Bu olsun," dedim.

"Zevkin benimkinden daha iyi demiştim. Başka hangisini beğendin?"

"Yetmez mi bu?" Yanıma yaklaşıp kulağıma fısıldadı "Karıcığım sana bir sır vereyim mi?" Merakla başımı salladım. "Bu kuyumcu bizim, istediğin her şeyi alabilirsin."

"Ne?" dedim geri çekilip. Taşkıran aşiretinin ne kadar zengin olduğunu unutuyordum. Haliyle bende zengin oluyordum.

"Neden bu kadar şaşırdın?" diye sordu keyifle.

"Hiç öylesine." Önümdeki modelleri gösterip "Bak," dedi. Bende baktım. Birde bilezik seçip ikna etmiştim başka almayacağıma. Bebeğimiz içinde yatırım amaçlı altın almıştı. Şimdiden geleceğini düşünüyordu. Gül'ün doğumuna az kaldığı için altınımızı şimdiden almıştık.

Asaf'a beklemesini söyleyip lavaboya gitmek için ayaklandım. Arkamdan kalkıp beni yalnız bırakmayacağını söylemişti. Neyseki lavaboya da gelme diyerek geri oturmasını sağladım. Yalan olmasın diye lavaboya uğrayıp çıktım. Asıl niyetim Asaf'a hediye almaktı.

Çalışan kadınlardan birini bulunca saatlere bakmak istediğimi söyledim. Sağ olsunlar hemen yardımcı oldular. Çok sürmeden Ömer Asaf'ın beğeneceği bir model alıp hediye paketi yapmalarını rica edip ödemesini yaptım. Saati çantama koyup yanına gittim.

Geldiğimi görünce telefonunu cebine koyup ayağa kalktı. Yanıma gelip elimi tuttu "Gidelim mi güzelim?" Başımı salladım. Kasaya gidip hediyelerimin parasını ödedi. Maddiyat değil düşünmesi beni çok mutlu etmişti. Arabaya bindiğimizde yanaklarını kocaman öptüm. O da beni öptü.

Yola çıktığımızda yine eve gitmediğimizi fark ettim. "Acıktın mı güzelim?" Ona dönüp "Hayır canım. Sen?" diye sordum.

"Bende de açlık yok o zaman mağazaya gidebiliriz."

"Yine nereye gidiyoruz hayatım?" Gülerek elimi öptü "Geldik bile," dedi arabayı durdurup. Bebek mağazasına gelmiştik.

"Asaf," dedim "Daha cinsiyeti belli değil. Ne alacağız?"

"Kızda olsa erkekte olsa yeşil çok yakışır o yüzden alalım ne olacak?"

"Neden yeşil?" Cevabı biliyordum ama ondan duymak istiyorum. Elini yanağıma getirip "Çünkü bir tanem olan kadının gözleri yeşil. Bebeğimize de o yakışır en çok." Elinin üzerine elimi yasladım.

"Hım," dedim "öyle mi diyorsun?"

"Öyle diyorum."

"Tamam o zaman!" dedim heyecanla geri çekilip "Hazal içinde alırız pembiş kıyafetler." Hazal Gül ve Azad ağabeyin henüz doğmamış bebeğinin ismiydi. Bu ismi seçmişlerdi. İkisinin adıyla da uyumlu çok güzeldi. Ailede herkes çok beğenmişti.

Asaf heyecanıma gülüp "Alırız," dedi. Mağazaya girdiğimizde bizi saygıyla karşıladılar. Bir ara "Burası da mı sizin?" diye sormuştum. Kocam ise gülerek "Burası bizim değil." demişti "bizim" kelimesinin üzerine bastırarak. Sadece herkes Ağa olduğu için Ömer Asaf'ı tanıyordu, haliyle beni de tanıyorlardı.

Mağazanın her yerinde gezmiş bebeğimiz ve kuzeni için kıyafetler almıştık. Öyle kendimizi kaptırmıştık ki saatin farkında değildik. Asaf bir ara beşikte alalım demişti. Yok artık, diyerek engel olmuştum. Onun daha zamanı vardı. Yakışıklı kocam bizim bebeğimizde kız olabilir diyerek beni taklit etmiş "Pembiş kıyafetler de alalım." demişti.

Sonra çocuk reyonuna geçip Seda için elbise almıştık. Genç reyonundan Eda'nın bana bahsettiği şalı ve güzel şık bir takım almıştık. Asaf Esma içinde hediye alabilirsin istersen deyince onun için ve evdeki kalanlar içinde hediyeler almıştık. Bugün herkese hediye verecektik inşaAllah. Hediye almak kadar vermekte çok güzeldi. Asaf'a bunun için teşekkür ettim. Onun hediyesine akşam baş başa kalınca verecektim.

Kocam mağazadan eli kolu dolu poşetlerle çıktı. Hepsini özenle bagaja ve sığmadığı için arka koltuklara yerleştirdi. Hamile olmadan önce de bir şey taşıtmıyordu şimdi çantamı bile taşıyordu.

Arabaya bindiğimizde açlığımız kendini belli etti. Direkt eve gittik. Asaf dışarıda yemek yemeye de karşı çıkmaya başlamıştı. Sadece güvendiği restoranlara gidiyorduk. Eve gidince mutfağa gidip akşama kadar bizi tutacak şeyler yedik.

Akşam olduğunda herkes sofrada buluştu. Tüm ailenin yüzüne gülücükler hakimdi, mutluyduk. Yemeğe başlamadan önce ısrarla bebeğimizin kalp atışlarını dinlemek istemişlerdi. O yüzden Asaf telefonunu masanın ortasına bırakıp kaydı açtı. Gül ve Azad ağabeyin bebeği içinde aynısını yapmışlardı fakat biz burada değildik.

Arda "MaşaAllah yeğenimin kalbi çok güçlü atıyor." demiş geri kalanlarda ona katılmıştı. Herkes nazar dualarını okudu, sevinçlerini dile getirdiler. Sonra aldığımız hediyeleri vermiştik. Çok mutlu oldular. Eda çok duygulanmıştı. Seda ise elbiseyle etrafta geziyordu.

Gülizar anne ve Abdullah baba "Seda evimize çocuk neşesini getirdi," diyerek içimin rahat olmasını sağlıyordu. Gülerek kardeşimi izliyorlar onunla mutlu oluyorlardı. Bu evde kendilerini kötü hissetmelerini asla istemem. Çok şükür şanslıydım kocamın ailesi merhametli ve güzel insanlar.

Gülizar anne Eda'nın kalkmasına izin vermeden Seda'yı getirmiş ve kucağına alıp yemeğini yedirmişti. Kendi evladı gibi davranıyordu üçümüze de. Bazen uzaklara dalar dile getirmese de kızı Nur'u özlediği belli olurdu gözlerinden. Şimdi Seda'yla ilgilenmek yeni bir soluk getirmişti, çiçekler açmıştı yaş almış güzel yüzünde. Gülizar anne çok güzelmiş gençken fotoraflarını görmüştüm. Şimdi de çok güzeldi, birkaç kırışıklık getirmişti her yeni yaşı sadece.

Nur kendi isteğiyle buradan çok uzağa Almanya'daki teyzesinin yanına gitmişti. Semih'ten de boşanmıştı. Umarım hayatının geri kalanında mutlu olurdu. Bebeğini kaybetmesine çok üzülmüştüm nasıl bir insan olursa olsun üzülürdüm. O iyi olmazsa ailesi de iyi olmazdı. Bende onların kötü olmasını asla istemem.

Nitekim kötü günler geride kalmıştı hamd olsun. Önümüze bakacak her anımızı Allah'a layık kullar olarak geçirmeye çabalayacaktık.

Hoş sohbetlerle yemeğimizi yedikten sonra Gülizar anne ve Abdullah baba odalarına çekildi. Gülizar anne yine bize izin vermeden Seda'yı odasına götürüp uyuyana kadar başında beklemişti. Biz yaparız desekte altı tane evlat büyüttüm ben bu cimcimeye de bakarım, diyordu. Çok alışmıştı özellikle Seda'ya.

Hep birlikte terasa çıktık. Esma ve Hazar'ı da davet etmiştik. Aslında yemeğe gelmeleri için ısrar etmiştik ama onlar çaya gelmeyi kabul etmişti.

Ben kocamın yanında, Gül de kocasının yanında, Hazar ve Arda yan yana Esma'yla da Eda yan yana oturuyordu. Bebeğimizin kalp atışlarını arkadaşlarımıza da dinletmiştik. Esma teyze olacağı için bir kez daha mutluluğunu dile getirmişti. Hazar'da çok mutluydu. Ama bu sevinçlerinin altında başka bir şey de var gibi hissediyorum. Yakında çıkardı kokusu.

Çalışanlar çay kahve servisi yapıyordu. Ben bugünkü kafein hakkımı doldurduğum için içemiyordum. Bana yasak olduğu için Asaf'ta içmemişti.

Ortada duran sehpadaki sürahi ve bardağı eline aldı. Bir bardak doldurup uzattı bana "Bol bol su içmek doğumu kolaylaştırırmış, iç güzelim." dedi. Taze sıkılmış meyve suyu getirmelerini de istemişti.

Azad ağabey "Evet ağabeyim doğru söylüyor," dedi "Arda abicim bir sürahide yengene getir." Gül eşinin koluna hafifçe vurup "Sürahi mi?" diye sordu şaşkınlıkla "Ne yapacaksın o kadar suyu?"

"İçeceğiz gülüm her şey sizin sağlığınız için." Arda ağabeyini dinleyip ayağa kalktı. Asaf'tan sürahi ve bardağı aldıktan sonra Azad ağabeyine verdi.

"Abartmaya gerek yok canım ağabeylerim." Gül ve bana bakıp "Siz kocalarınıza kıyamayıp kahvelerine tuz atmadınız ama ben sizin için damacana bile taşırım yengelerim." Elini de eyvAllah der gibi göğsüne vurmuştu. Bu çocuk hâlâ kahve de kalmış ya

"Zevzeklik yapma abim." dedi Asaf. Arda'ya herkes gülüyordu, hepimizi eğlendirmeyi başarıyordu. Yeğenleri tarafından çok sevilen bir dayıydı aynı zamanda çok sevilen bir amca olacaktı.

Daha çok bebeklerimiz ile ilgili konuştuğumuz sohbetler akıp gidiyordu. Bu sırada Esma ve Hazar'ın gözle görülür heyecanını izliyordum. Asaf kardeşleri ve Hazar'la konuşurken bende kızların yanına gittim.

Esma'nın koluna dokunup "Ağzındaki baklayı ne zaman çıkaracaksın?" diye sordum.

"Nereden anladın?" dedi gizleyemediği şaşkınlıkla "Gebe kadınların hislerinin arttığını duymuştum doğruymuş."

"Bunun için hamile olmaya gerek yok arkadaşım, gözünden belli oluyor."

"Gerçekten mi?" dedi heyecanla. "Evet," diyerek başımı salladım. Biz konuşurken Hazar ayağa kalkmış yüzüğünü takan sevdiği kadını yanına çağırmıştı. Esma minik adımlarla gitti sevdiği adamın yanına.

Hepimiz pür dikkat onları izliyorduk. Biz evlendik demezlerdi umarım. Aksi halde Esma'yı affetmezdim nikah şahidi ben olacağım! Hazar Esma'ya bakıp gözlerini kapatıp açtı. Esma da başını sallayınca Hazar konuşmaya başladı.

"Biz bir karar aldık ilk olarak sizlerle paylaşmak istedik." Ne kararı almışlardı? "Evleniyoruz, düğün tarihi aldık." dedi. Bu çiftin her şeyi âni oluyor. Şaşırmak yok bundan sonra diye düşündükçe bir üstünü getirip önümüze koyuyorlardı.

Çok sevinmiştim ama Eda'yla bana haber vermesini isterdim Esma'nın. Kırılmadım veya kızmadım kendilerine özel olmasını istemişte olabilirler.

Hormonlardan dolayı ağlayarak tebrik ettim ikisinide. Herkes sırasıyla tebrik etmiş iyi dileklerinde bulunmuştu.

İlerleyen saatlerde Esma ve Hazar'ı uğurlayıp herkes odalarına çekildi. Uykum çok vardı ama Asaf'ın hediyesini vermeden gözlerimi kapatmayacağım.

Pijamalarımızı giymeden Asaf'ı yatağa oturtup hediyesini almak için çantamın yanına gittim. Elime aldıktan sonra arkama sakladım. Asaf'la diz dize oturup "Bu da dünyanın en iyi babası için benim hediyem." diyerek paketi ellerine bıraktım.

Çok güzel gizlediğim için şaşırmıştı. Hediyeye bakıp "Senin hayatımda olman en büyük armağan bana." dedi.

Gülümseyerek teşekkür ettim. Hediyeyi işaret edip "Aç bakalım beğenecek misin?" diye sordum. Heyecanıma eşlik edip kutuyu ayırdı paketinden. Saati çıkardığında ilk tepkisi "Vay!" olmuştu. "Yavrum bu çok güzel." Sevinçle "Gerçekten beğendin mi?" diye sordum.

"Beğenmek ne kelime bayıldım!" Gözlerinden belli oluyordu sevdiği. Şu an taktığı saatini çıkarıp benim hediyemle değiştirdi. Kolunu kaldırıp "Yakıştı mı?" diye sordu.

"Çok yakıştı, güle güle kullan." Beni kollarının arasına çekip sarıldı.

"Teşekkür ederim güzelim. Varlığın en büyük hediyem zaten. Saatlede bir kez daha kalbimi çaldın." Şu an göz kırpmış olmalı, sarıldığımız için görmüyordum.

"Rica ederim. Beğenmene çok sevindim."

Bölüm Sonu...

Selamün aleyküm.

Nasılsınız?

Umarım beğenmişsinizdir. Yazım yanlışım varsa affola...

En sevdiğiniz sahne 👉🏻

Bölümü hangi emojilerle anlatırdınız 👉🏻

Bebişimizin kalp sesini dinledik. Çok tatlı değil miydi hepsi?

Gül ve Azad'ın bebeğinin isminide öğrendik: Hazal. Onlara çok uydu bence. Minnoş çiftim.

Esma ve Hazar evleniyor!!! 🥳 Deli çiftim:)) yeni bölümde onlar ve Arda olacak. Tabii ana çiftimde var.

FİNALE SON 3🥺🥺

OY VERİP YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN LÜTFEN!!!

SATIR ARALARI BOŞ KALMASIN!!!

SİZİ SEVİYORUM💙...

İnstagram: gizemli_yazardemir0

Selam ve dua ile kendinize dikkat edin.

 

Hepinizi Allah'a emanet ediyorum❤️🌼...

 

Gizemliyazardemir0

Bölüm : 12.04.2026 23:41 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...