
İnsan bazen hiçbir şey yokken yorulur. Gün normal akar, her şey yerli yerindedir; insanlar konuşur, hayat devam eder, zaman ilerler… ama içte açıklanması zor bir ağırlık büyür. Ne olduğunu bilemez insan. Bir sebep arar, bulamaz. Bir isim koymak ister, koyamaz. Sadece hisseder.
Ve en zor olan da budur: Sebepsiz bir daralma.
İnsan kendini yalnız hissettikçe aslında sadece etrafındaki insanları kaybetmez; kendi iç sesini daha yüksek duymaya başlar. O ses, susturduğu her şeyi geri getirir. Geçmişi getirir, pişmanlıkları getirir, söylenmemiş cümleleri getirir. Ve kalp, hepsini aynı anda taşımaya çalıştıkça yorulur. Sanki göğsün içinde görünmeyen bir yük vardır; nefes alırken bile fark edilen ama anlatılamayan bir yük…
Böyle zamanlarda insan, dışarıdan bakıldığında aynı insandır. Gülümser, konuşur, hatta bazen en kalabalık anlarda bile vardır. Ama içinde başka bir dünya yaşar. Sessiz, dar, kapalı bir dünya… Kimsenin girmediği, kimsenin görmediği bir oda gibi. Ve o odanın içinde insan kendiyle baş başa kalır.
Aslında yalnızlık tam da burada başlar. Kimsenin olmamasıyla değil, insanın kendini duymasıyla…
Çünkü insan kendiyle baş başa kaldığında kaçtığı her şey geri döner. Susturduğu duygular, görmezden geldiği kırgınlıklar, ertelediği acılar… Hepsi birer birer kalbin kapısını çalar. Ve kalp o anda daralır. Sanki dünya biraz küçülür, sanki hava ağırlaşır, sanki zaman bile yavaşlar.
İnsan o anlarda çoğu zaman yanlış bir şey düşünür: “Ben tek başımayım.”
Oysa bazı yalnızlıklar terk edilmek değildir. Bazı yalnızlıklar, insanın kendine çağrılmasıdır. Kalbin kendi sahibine yönelmesidir. Ve insan kendine yaklaştıkça aslında Rabbine de yaklaşır; çünkü insanın içindeki hakikat, onu yaratanın izini taşır. Kalp kendi sahibini hatırladıkça yumuşar, daralan yerler genişler, kararan yerler aydınlanır.
İnsan fark etmeden bir yere dönmek ister. Bir sığınak arar. Bazen bir insan, bazen bir ses, bazen sadece sessiz bir teslimiyet… Ama en sonunda anlar ki gerçek sığınak, kalbin Allah’a yönelişindedir. Çünkü O’na yaklaşan insan, aslında kendini bulur; ve kendini bulan, yalnızlığın bile aslında bir rahmet olduğunu fark eder.
Ve en derin yerinde şunu fark eder insan: Darlık sadece boğmak için gelmez. Bazen uyandırmak için gelir. Kalbin uzun zamandır unuttuğu Rabbini hatırlatmak için gelir. İnsan ne kadar uzaklaşmışsa, o kadar güçlü bir dönüş hissi bırakır içinde.
Çünkü insanın içi bazen dünyaya sığmaz. Ve dünya sığmadığında, kalp asıl sahibini arar.
Ve belki de en doğru cümle şudur:
İnsan kendine yaklaştıkça Allah’a yaklaşır; Allah’a yaklaştıkça da insan aslında ilk defa gerçekten kendine döner.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.93k Okunma |
264 Oy |
0 Takip |
188 Bölümlü Kitap |