[ fanfic ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 5g önce güncellendi
Miss Perfect(Harry Potter)
@cokaletta
Okuma
31
Oy
7
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
7
On iki yaşındayken Harry Potter`ı bir çocuğun gözünden severek okudun şimdi de o dünyayı genç bir kızın perspektifinden göreceksin. Her şeyin daha yoğun, büyük ve karmaşık olduğu bu dünyada Lana her şeyden daha güçlü olana kadar savaşı bitmeyecek. Gerçek gücün ne olduğunu öğrenene kadar hayatın her kulvarında ter dökecek. Çözmesi gereken gizemler, savaşması gereken düşmanlar varken nasıl en zoru sevmesi gereken aşıklar oluyor?
Bunu sadece yaşayarak öğrenebilir. Neyse ki sen Lana`dan çok daha şanslısın yapman gereken tek şey kendini kelimelerin dalgasına bırakman. Seni daha fazla bekletmeden maraton çizgisinin başlangıcına gönderiyorum. Keyif alman dileğiyle.
Lana Lily Potter`ın Hogwarts` da 5. yılında yaşadığı aşk, drama, arkadaşlık, entrika, sihir ve gizemden oluşan kaosu anlatan bir kitap. Harry Potter orijinal seri taban alınarak oluşturuldu ama farklı karakterler ve olaylarla. Kitaptaki bazı gerçekliklerle de oynandı tabii ki. Eğer devam edersem toplam üç kitaptan oluşan bir seri yapmak var aklımda 3 yılını anlatacak şekilde. Eklemek istediğim tek şey orijinal karakterlerin dış görünüşlerini kitaptaki, serideki veya fancastlerdeki gibi almak size kalmış ben çoğunlukla kitaptaki tanımın dışına çıkmadan istediğimi kabul ediyorum istediğinizi hayal etmek sizin elinizde ana karakterimiz için de kapak sadece temsilidir. xoxo
Önemli bir uyarı: Orijinal seride geçen olaylara ve her bilgiye yer vermeyeceğim. Zaten okuduğumuz bir şeyi tekrar okumaya gerek yok eğer her şeyi bilerek okumak istiyorsanız seriyi okumanızı veya izlemenizi öneririm. Diğer türlü kitaptan ilerlediğimde bölümler aşırı uzuyor o yüzden Harry Potter orijinal serisindeki olayları zaten bildiğinizi düşünerek bazen orijinal olayları yaşansa bile yazmadan ilerliyor olacağım. İlk iki bölümü kitaptan ilerleyerek yazdım hikayenin doğru oturması için ama so
devam ediyor 4h önce güncellendi
F4 Tayland
@dila20dilaa
Okuma
12
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
2
Merhaba okurlar ben Dila bu benim ilk kitabım ve bir fanfic. Kitappade hiç F4 Tayland kurgusu bulamadım. O yüzden kendim yazmaya karar verdim isterseniz bir göz atın sevmez senizde okumasınız açıklamaya ne yazicagimi bilmedigim için böyle yazdım okuduğunuz için teşekkür ederim bu kadardı.
devam ediyor 4h önce güncellendi
Benimle Yarışma
@cc_staywqwilow
Okuma
115
Oy
43
Takip
11
Yorum
68
Bölüm
6
Ortaokulunun en çalışkanı , sevileni , iyi davranışlarıyla bilinen Han Jisung. Ve okulun en popüleri , haliyle zorbası , boksör olan Minho. HaN Jisung hastaydı... Astımı ve epilepsisi vardı. Okulda onlarca kez astım atağı ve epilepsi krizi geçirirdi. Minho`nun gözünde hastalığı yüzünden ve akıllı bir öğrenci olmasından erkek bile değildi ki Han Jisung. Jisung`un nedensizce sadece Minho`nun dediklerine içerlemiş ve 3 yıl boyunca çalışıp sağlığının izin verdiği raddede anca okçu olabilmişti. Fakat bunun hakkını vermiş olsa ki bulunduğu bölgenin en iyi okçusuydu. 3 yıl sonrasında şehirlerdeki belirli okullardan bir spor kampı kurulmuş çeşitli eğlenceler ve yarışmalar oluyor, öğrenciler kendi branşları arasında yarışıyordu. Ne tesadüftür ki Han ve Minho bu kampta tekrar karşılaşmıştı. Han Minho`yu ilk görüşte tanımıştı, nasıl unutabilirdi ki!
devam ediyor 2a önce güncellendi
One Of Us
@chansroomep15
Okuma
64
Oy
30
Takip
4
Yorum
27
Bölüm
7
Bu kurguda We Are One minsung ficindeki Minho karakterinin geçmişini yazacağım o yüzden belirli bir ship yok sadece Minho`nun han`la tanışmasından önceki kısmı anlatıcam ama okuyun çünkü çok güzel olcak of neyse iyi okumalar⭐😢
tamamlandı 3a önce tamamlandı
Doktor Hanım // Park Jimin
@gecekusud
Okuma
3.19k
Oy
219
Takip
24
Yorum
52
Bölüm
53
"Yine mi sen?!"
Gözlerimi devirerek odanın kapısını kapattım ve muayene yatağına oturmuş Park Jimin`in yanına doğru ilerledim. Elimdeki kahve bardağını masamın üzerine bıraktıktan sonra kollarımı bağlayarak karşısına geçtim.
"Yine neyin var?" diye sordum bezgin bir ses tonuyla. Çünkü bezmiştim artık. Bu neydi canım?! Her gün, her saat insan hasta mı olurdu?!
"Dün karnın ağrıyordu. Önceki gün başın. Ondan önceki gün sözde dizini incitmiştin. Ondan önceki gün de, kolun muydu? Evet, evet sanırım kolumu kırdım diye gelmiştin. Ama hepsinde de gayet sağlıklıydın. Bu sefer neyin var?"
Sordum sormasına lâkin o beni tınlamayarak gözlerime anlamlandıramadığım bir şekilde bakmaya devam etti.
"Yah! Sana sordum. Neyin var senin? Yoksa gerçekten bu sefer hasta mısın?"
Şaşkınlıkla gözlerimi irileştirdim ve gerçekten hasta olduğu düşüncesiyle elimi onun alnına koydum. Ancak tam da bu esnada o, alnındaki elimi tutarak beni hızla kendisine doğru çekti. Bu hareketini hiç beklemiyordum. Oldukça da hazırlıksız yakalanmıştım.
Yüzlerimiz çok yakındı. Alıp verdiği nefesi dahi hissedebiliyordum. Bir an olsun gözlerini gözlerimden çekmedi ve ciddi bir ifadeye büründü. İlk defa onu bu kadar ciddi görüyordum.
Yavaşça yutkundum ve kendimi geri çekmeye çalıştım. Ancak bu hareketimle beni kendisine daha çok çekti. Ne yapmaya çalışıyor bu çocuk Allah aşkına?! Kalbim... Neden bu kadar hızlı atıyorsun şimdi ya?!
Bu esnada Park Jimin tuttuğu elimi yavaşça kendi kalbinin üzerine koydu. Ardından ağzını açarak konuşmaya başladı.
"Kalbimin ritmi seni her gördüğünde değişiyor Doktor Hanım. Yerinden fırlayacakmış gibi atmaya başlıyor. Bazen... Bazen de yırtılacakmış gibi oluyor. Çok canımı yakıyor. Sanırım bu hastalığın adını biliyorum. Her insanın yakalandığı bir hastalıkmış. Adına da `aşk` diyorlarmış. Sevdiğin kişiye kavuşunca tedavini oluyor ve acısından kurtuluyormuşsun. Peki ya ben? Ben ne yapmalıyım? Benim... Benim tek tedavi yöntemim sensin, beni tedavi eder misin? Ya da... Benim tedavim olur musun?"
KA5684OP
tamamlandı 5a önce tamamlandı
Camdan Hayaller
@gecekusud
Okuma
1.07k
Oy
265
Takip
13
Yorum
446
Bölüm
30
Yine saat gece yarısı olduğu için kimsecikler yoktu ortada. Asansör için köşeye döneceğim sırada duyduğum seslerle korkarak hemen geri çekildim. Duvara yaslandım.
Gece gece 2 erkek görmek korkutmuştu. Ah, oysa hastanedeyim. Neden korkuyorsam? Kendimi toplayıp çıkmak için hamle yaptım. Ancak bu sefer duymuş olduğum kelimelerin beni ilgilendirdiğini anlayarak yeniden duvara yapıştım. Kulaklarımı kabartıp onları dinlemeye başladım.
Nefes nefese bir genç, sırtı bana dönük olan gencin önünde, elleri dizlerinde hem soluklanıyor hem de anlatıyordu.
"Kameralara bakamadık. Bakamayız da. İçerideki güvenlikler sağlamlar. Koca hastanede nasıl arayacağız o kızı? Ben yüzünü de görmedim. Onu bir tek sen gördün."
Sırtı bana dönük olan genç sinirlendi.
"O kızı ne olursa olsun bulmalıyız. O defteri almamız lâzım."
Karşısındaki onu onaylayarak başını salladı. O genç, bir kere daha söze girdi.
"Bulduğunda yaşatma. Defterdekileri okumuş olma ihtimalini göz ardı edip kendimizi riske atamayız."
Korku içerisinde gözlerimi irileştirdim. Boşta olan elimi ağzıma kapattım. Defter... Kız... Bahsettikleri kız bendim! Resmen öldürme emri vermişti bu manyak!
Minho... Ya ona bir şey yapmaya kalkarlarsa? Defter odadaydı. Ya defteri bulurlarsa ve Minho`nun okuduğunu düşünüp onu öldürürlerse?Hayır!
Arkama döndüm ve temkinlice çekilip bir müddet sonra hızla koştum. İlerideki merdivenlere yönelip birer birer çıkmaya başladım.
Bacaklarım şimdiden iflas etmişti. Odanın olduğu kata çıktığımda artık bacaklarımı hissetmiyordum. Sadece burnumdan nefes almak yetmiyor, ağzımdan da nefes alıyordum. Kalbim ağzımda atıyordu.
Az kaldı diye içimden kendimi tembihleyerek yine hızlandım. Odaya âdeta dalarak girince Minho yatağında hızla doğruldu.
Beni, daha doğrusu hâlimi görünce yüzü düştü.
"Jae Hee! Ne oldu?! İyi misin?!"diye sordu. Korkuyla yanına ilerledim.
Yatağın başına gelerek dizlerimi kırdım. Ellerimle yatağın kenarını tutunup düşmemek için destek aldım. Minho endişeyle bana bakmayı sürdürüyor ve benden bir cevap bekliyordu.
Panik yüzünden ağlamaklı çıkan sesimle anlatmaya başladım.
"Minho polisi aramalıyız! Sanırım başımız dertte. Hatta ben! Benim başım dertte. Gitmeliyim buradan!"
"Jae Hee sakin olup neler olduğunu anlatır mısın?"
"Minho defter! Defterde her ne varsa hiç iyi şeyler değil! Beni ve defteri arıyorlar! Aşağıda onları konuşurken duydum. Beni... Defterdekileri okuma ihtimaline karşı öldüreceklerini duydum! Sadece beni hatırlıyorlar. Seni de riske atamam!"
"N-ne diyorsun sen Ja Hee? Dur bekle! Kuzenim polis benim. Onu arıyorum hemen. Hiçbir yere gitmek yok. Seni bırakmam."
Güzel gözleri bu sefer güven vermek istercesine bakıyordu gözlerime. Ayaklarını sarkıtacağını anladığım an ayağa kalktım. Ayaklarını sarkıttı ve terliğine ayaklarını geçirerek leptobunun yanında olan telefonunu eline aldı. Hızla birini aradı. Çok geçmeden çağrısı cevaplandı ve konuşmaya başladı.
"Hyunjin! Acilen hastaneye gelebilir misin? Ama çok acil. Ölüm kalım meselesi. Gelince görüşürüz. Tamam, bekliyorum. Lütfen çabuk ol."
Telefonu kapatıp eski yerine koydu. Yavaş adımlar atarak karşıma geçti.
Gözleri bu sefer âdeta yalvarıyordu.
"Ağlama ne olur? Seni böyle görmek istemiyorum."
Ağlıyor muydum?
Ellerimi yanaklarıma attığımda hissettiğim ıslaklıkla ağladığımı fark ettim. Hemen ellerimin tersiyle yanaklarımı, gözlerimi sildim.
Uzun koltuğun karşısındaki orta sehpanın üzerine koyduğum defteri elime aldım. Yeniden Minho`nun karşısına geçtim.
"İçinde bu kadar önemli olan ne var bilmiyorum. Ama cebimden çıkan not şaka değildi. O çocuğa bir şey olmuş mudur Minho? Bana çarptıktan sonra gözlerime yalvarırcasına bakmıştı. O bakışlar... O not... Bunu nasıl şaka zannedebilirim ben? Ya ona bir şey olduysa?"
"Korkma Jae Hee, hiçbir şey olmayacak." dediği anda kapı tıklatıldı. Korkuyla ikimiz de kapıya baktık. Kapının arkasından biri seslendi.
"Müsait misiniz efendim, girebilir miyim?!"
Bu ses aşağıda bana sırtı dönük olan, öldürülmem için emir veren kişinin sesiydi!
...
SL6802VW