[ straykids ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 3g önce güncellendi
-Siktir Lan–(minsung)🎸
@elfuppaa
Okuma
2.78k
Oy
545
Takip
48
Yorum
803
Bölüm
26
Geçmiş geçmişte kalmıştı ama Minho geçmişte kalmamıştı, o şuan yanımdaydı ve gözümün içine baka baka sırıtıyordu beynimin içindeki kaos sanki tüm vücudumu titretiyor gibiydi, Changbine döndüm ve sadece onun duyabileceği şekilde bir küfür savurdum.
"Siktir.."
|-------------------------------------------------------------------|
Okurken keyif alırsanız lütfen yorum yapmayı ve oy vermeyi ihmal etmeyin!!🫶🏻
devam ediyor 2h önce güncellendi
pure imagination • minsung
@leedontknow
Okuma
1.05k
Oy
236
Takip
33
Yorum
201
Bölüm
24
"Minho, gözlerin her zaman gökyüzünün en güzel yıldızlarını saklıyor gibiler, hep parıldıyorlar."
"gözlerimde kendini görüyorsun sevgilim. seni izlerken gözlerimde gökyüzündeki tüm yıldızların yansıması beliriyor sanki. bu gözlerin parıltısının hiçbir zaman sönmeyeceğine yemin et, Ji."
"neden ben ediyormuşum?"
"sebep sensin de ondan, yemin et."
tamamlandı 3h önce tamamlandı
Asla Bırakmam
@gecekusud
Okuma
453
Oy
112
Takip
17
Yorum
236
Bölüm
11
Bangchan, beni tam arka bahçeye açılan sürgülü kapıya getirmişti ki odamın kapısının ardından şiddetli sesler gelmeye başladı.
Kapıyı zorluyorlardı. Önündeki eşyalar ise hiçbir işe yaramıyordu. Kapı öne geldikçe ağır eşyalar bile oynuyordu resmen.
Bu sefer dehşet içerisinde kendi kendime fısıldayarak:
"Hayır," dedim.
Hyunjin için deli gibi korkuyordum. Onun için delicesine endişeleniyordum. O benim bu dünyada hiç sahip olmadığım tek kardeşimdi. O benim ailemin en güzel parçalarından biriydi.
Biz durunca Hyunjin de sesleri duyduğu yöne döndü. Sonra yeniden bize doğru dönüp endişe içerisinde bağırdı.
"Gidin artık! Arka bahçeye de her an girebilirler! Onları bizim çıktığımız, gizli geçidimizden çıkar Bangchan! Acele edin! Durmayın! Yalvarırım durmayın."
Yalvarırım durmayın, derken dudakları titremişti. O da bizim için çok korkuyordu. Gözleri dolmuş ve anında kızarmıştı.
Bangchan, Hyunjin`i başıyla onaylayıp beni kuvvetli bir şekilde kolumdan çekiştirmeye devam etti.
Bir ses duydum. Çok... ama çok yakından yükselen bir silah sesi.
Bangchan da duymuş olmalı ki beni çekiştirmeyi bıraktı. Hemen arkasına dönüp baktı. Ama ben... bakmaya cesaret edemedim.
Tahmin ettiğim şeyin gerçekleşmiş olmasından delicesine korktum. Kalbimde... çok derin bir sızı hissetmeye başladım. Nefes alamadığımı hissettim. Boğuluyor gibiydim. Boğazındaki yumru daha çok sertleşmişti ve daha çok canımı yakıyordu.
Gözlerimden boncuk boncuk gözyaşlarım süzülmeye devam ederken ağır ağır arkama döndüm.
Hyunjin... dizlerinin üzerine çökmüştü.
O... Ona bir şey olmuştu!
Kapı...
Kapıda delik vardı!
Kurşun deliği!
Hayır!
Hayır olamaz hayır!
Hyunjin`in de gözlerinden boncuk boncuk gözyaşları bir bir süzülmeye başladı. Ağzı aralıktı. Zor... çok zor nefes alıyor gibiydi.
Aralık olan ağzından yavaşça kırmızı bir sıvı süzülmeye başladı. Ka-ka-kan mıydı bu?!
"Hyunjiiiin!"
Dayanamadı.
Öne doğru düşecekken ellerini yere koydu.
Yerden destek alırken başını kaldırıp bize baktı.
O kanlı, dolu dolu gözleriyle gözlerimin içine derin derin baktı. Son kez yüksek sesle bağırdı.
"Gidin buradaaaaaann! Gidiiiin! Daha fazla oyalanmayın! Gidiiiin! Lanet olsun, gidin!"
Son kelimelerini söylerken hıçkırdı.
Hyunjin... Ağlamaya başladı. Sesli sesli ağlıyor, arada acısından olmalı inliyordu.
Yine de hâlâ kapıyı zorlayanlara karşılık verebilmek için yerde ellerinden ve dizlerinden destek alarak süründü.
Yatağımın arkasına geçti.
Yüzünü acıyla buruştururken sesli sesli ağlamaya devam edip tabancasını sıkıca kavradı. Namlusunun ucunu kapıya yöneltti.
Bangchan da ağlıyordu. Hyunjin`in bu hâli onun da yüreğini parçalıyordu ama ondan aldığı emri yerine getirmek zorundaydı. Bu sebeple beni çok daha kuvvetli bir şekilde çekti. Bahçeye çıktık.
Belki bir işe yarar diye yalvarmayı sürdürdüm.
"Yapma! Yapma lütfen yapma Bangchan! Ben giderim. Onu yalnız bırakma lütfen! Ona bir şey olursa dayanamam. Bangchan! Bangchan yalvarıyorum sana lütfen! Lütfen onu yalnız bırakma!"
Beni hiç tınlamadı bile. O sessiz sessiz gözyaşı döküp ilerlerken ben de içli içli, yüksek sesle ağlamamı sürdürüyor ve devamlı arkama, Hyunjin`e bakıyordum.
"Hyunjiiiin! Hwang Hyunjiiiin!"
Bağırışımı duydu.
Sadece gözleri değil, yüzü de kıpkırmızı olmuştu.
Onun da ağlayışını hâlâ işitebiliyordum.
Bana baktı. Buruk bir tebessüm etti.
"Seni çok seviyorum Mina! Hem de çooook!" diye bağırdı.
Ona karşılık bir cevap dahi veremedim. Gözlerim belki anlatmıştır ne hissettiğimi. Belki gözlerim konuşmuştur.
Son anda Bangchan beni hiç bilmediğim bir yere çekti.
Bahçemizi çevreleyen çalılardan biri meğersem kapıymış. O kapıyı açarak çıktık. Yeniden kapandı. Görünürde tamamen yeşil yapraklı çalıların bir parçasıymış gibi duruyordu.
Bangchan, bir an olsun kolumu bırakmadı.
Aklım da, kalbim de şu an sadece ailem dediğim insanlardaydı.
İçimdeki yangını bu sesli ağlayışlarım ve görünüşteki yıkık hâlim dahi anlatamazdı.
TB4680MN
tamamlandı 3h önce tamamlandı
Adaletin Yanında // Stray Kids
@gecekusud
Okuma
3.34k
Oy
707
Takip
29
Yorum
837
Bölüm
75
"Hadi,git! Git ve yüzleş artık. Kız her şeyi anladı!"
Bangchan`ın sesini duymuştu duymasına ama daha bir adım bile atamadan yine durdu.
Çünkü Ha Ra son sürat kendilerine doğru geliyordu.
"Omo! Geliyor! Ben kaçıyorum,bak başının çaresine!"diyen Bangchan âdeta koşarcasına adım atarak uzaklaşmaya başladı.
"Dur-"deyip devamını getiremeyen Lee Know, Bangchan`ın da kaçmasıyla olduğu yerde `mıh` gibi çakılıp kalmıştı.
Saçlarını arkasına savuran rüzgârın verdiği ayrı bir çekicilik ile birlikte Ha Ra, Lee Know`un önüne gelerek 1 adımlık mesafesinde durdu.
Lee Know gözlerini onun gözlerine dikmiş hiçbir tepki vermiyor, sadece izliyordu.
Genç kız konuşmak için ağzını açtı ama açtığı gibi hızla geri kapattı.
Sonra gözlerini sıkıca yumdu ve sinirlerine hâkim olmak istercesine birkaç saniye boyunca kapalı tutup geri açtı.
Daha sonra arkasına, çardak tarafında Soobin`i döven ve hâlâ bu tarafa bakan yabancıya bakıp önündeki adama geri döndü. Bakışları yine onun gözlerini bulduğunda:
"Kimsin sen?"diye hiç beklenmedik bir sakinlikle sordu.
Lee Know da buna bayağı bir şaşırmıştı açıkçası. Hırçın güzelinin burada İsrafil`in görevini devr alıp sûra üflemesini ve kıyameti koparmasını bekliyordu ama yine de bu sakinliğe karşın cevap veremedi.
Sonra birden dengesiz bir şekilde tebessüm etmeye başladı.
Bu âlemi gücü ile 9.0 büyüklüğünde sallamaya gücü yeten Lee Minho bir kızın karşısında çivilenip kalmış, konuşmayı bırak neredeyse kekeleyecekti.
Genç adamın dudağı yukarı doğru kıvrılmış onu aslında daha da çekici göstermekteydi.
"Gülme be adam! Cevap ver bana! Kimsin sen?! Arkadaşımdan ne istedin? O adamı neden üzerimize saldın?!" diye bağırdı bir anda çardaktaki Felix`i göstererek.
Lee Know hâlâ gülüyordu.
Sinirleri daha da gerilen Ha Ra, bir kere daha gözlerini sıkıca yumdu ve içinden saymaya başladı. Ona kadar büyük bir sabırla saymayı başardığında gözlerini yeniden açtı ve hâlâ sırıtan adamın yüzüne baktı.
"Sana- kimsin- dedim?"
Her bir kelimeyi tek tek, üzerine bastıran bastıra söylerken aynı zamanda işaret parmağı ile Lee Know`un göğsüne vuruyordu.
Bu hareket ile Lee Know`un biçimli kaşları çatılsa da sevdiği kızın bu hâllerini izlemek ona gerçekten büyük bir zevk veriyordu.
Ama bu sefer susmadı. Hırçın güzelini daha fazla hırçınlaştırmamalıydı. Tamamen gerçekleri söyleyecekti. E canım az da mafyalık gururu ile hareket etsindi değil mi?
"Sana yıllar öncesinden kafayı takmış, attığın her adımı takip eden manyak biriyim."
🗡
"Hangi devirde yaşıyorsun sen dangalak! Ben sana ait falan değilim! Ben-kimseye-ait-değilim! Olmaya da meraklı değilim!" diye bağırdıktan sonra yine devam etmek için ağzını açtı.
"Defol buradan,defol! Yoksa avazım çıktığı kadar bağırır ve tüm siteyi ayağa kaldırırım!"
İşte Lee Know`un ondan beklediği hareket tam olarak buydu!
Kendisinin bile söylerken tiksindiği laflara karşılık hırçın güzelinin asla suskun kalmayacağını çok iyi biliyordu.
"Ahhh,"diyerek derin bir nefes verdi Lee Know. Yüzüne büyük bir gülümseme yerleştirdi.
"Biraz klişe mafya havasına gireyim dedim ama ben de beğenmedim bunu. İnsan bir mal değildir. Dolayısıyla, elbette kimse kimseye ait değildir. Benim seni sevdiğim doğru ama sen istemediğin müddetçe ne sana yaklaşır ne de zarar veririm. Takıntılı bir pislik değilim. Karşılıklı olsa daha güzel olurdu ancak senden karşılık beklemiyorum. Beklesem bile bu asla zoraki olmaz. Başkasını seversen eğer ve onun da seni sevdiğini anlarsam bir daha karşına çıkmam. Merak etme."
Lee Know, teslim oluyormuşcasına iki elini havaya kaldırdı ve sırıtarak geri geri adım atmaya başladı.
"Bu yüzden teslim oluyorum, Ha Ra hanım."
İsmini bile biliyordu bu yakışıklı serseri. Neyse ki gidiyordu.
Ha Ra, sırtının değdiği ağaca yaslanırken o dengesiz adamın bir daha gelmemesini umdu. Ardından sırıta sırıta aracına binişini izledi.
GA4681KL
tamamlandı 3h önce tamamlandı
Kore'ye Düşüş
@gecekusud
Okuma
4.72k
Oy
512
Takip
42
Yorum
345
Bölüm
62
🎤 Güney Kore`ye uçakla düşen bir Türk kızı.
🎶 Uçağı bulan,onu kurtaran bir K-pop grubu: Enhypen.
🎵 Uçağın düşüşündeki gizem ve bir türlü çözülemeyen sırlarla dolu hayatlar.
🎧 Türk kızının geçmişinde olan Stray Kids.
🎸Her şey kızımızın uçaktan düşmesiyle beraber hafızasını kaybetmiş olmasıyla başlıyor ve gizem asla peşimizi bırakmıyor.
Kurgumuza hepiniz hoş geldiniz.🫶🏻
tamamlandı 3h önce tamamlandı
Baş Belası // Stray Kids
@gecekusud
Okuma
6.6k
Oy
520
Takip
43
Yorum
200
Bölüm
70
Annesini takip eden yavru bir ördek gibi o nereye giderse ben de arkasından oraya gidiyordum. Aynı zamanda çenem de boş durmuyor, sürekli ismini üst üste söyleyip duruyordum.
O ise beni hiç tınlamıyor, yoluna devam ediyordu.
"Minho?"
"Minho?"
"Minho?"
Artık bezsin de arkasına dönsün, yüzüme baksın diye bu gıcıklığı yapıyordum ama ne kadar kırgınsa artık yüzüme bile bakmıyordu. Sanki ben yoktum.
"Minho?"
"Minho?"
"Minho?"
Artık bu yaptığıma ben bile daha fazla dayanamadım.
"Ahh, yeter ama!" diye bağırarak onu takip etmeye devam ettim.
"Hangi tür insan böyle bir işkenceye dayanabilir ki? Nasıl tepkisiz kalabiliyorsun? Ben olsaydım şeytanı dinler, çakardım ağzının ortasına cidden!"
-Der demez durdu. Onun durması üzerine başımı sırtına tosladım.
"Ah!" dedikten sonra anında geri çekildim. Bu sefer bana döndü. Evet, döndü!
Ama nasıl bakıyordu biliyor musunuz?
Tek kaşını havaya kaldırmış bana az önceki söylediklerime nispeten, "Şeytan öyle mi dermiş?"der gibisinden bakıyordu.
Sadece bakışlarından bile bana bunu sorduğu belli oluyordu. Anlayınca hemen sırıttım.
"Aaaa... Şey... Şeytanı dinlememek lazım. Evet evet, kesinlikle şeytanı dinlememeliyiz! Ne öyle ağzına çakmak falan? Onun yerine sakin kalıp, sabredip duymamazlıktan gelmek en iyi- "
Ne diyorum ben ya?
Resmen şu an kendi ağzımla kendime kapak yaptım.
Sustum ama geciktim tabii ki. Başını bir sağa bir sola sallayan Minho derin bir nefes alıp verdi. Bu zamana kadar hiç konuşmamıştı ama nefes verdikten hemen sonra:
"Baş belası." dedi.
Gıcık işte, ne olacak?! O kadar konuşmaya çalıştım ama tek kelime dahi etmedi. Şimdi ağzından çıkan bu iki kelime de neyin nesiydi böyle?
Gözlerimi devirdim ve klasik esprilerden birini yaptım.
"Memnun oldum. Ben de Alya."
"Ciddi olamaz mısın?"
"Olamam ciddi falan. "
"Çocuk gibisin."
Yeter ama artık bu kadar. Benim de sabrımın bir sınırı var ve bu sınırı aşınca her insan gibi ben de sinirleniyorum.
Dayanamadım.
Biraz sesimi yükselttim ve karşımda dikilen Minho`ya bakarak konuşmaya başladım.
"Ben miyim çocuk gibi olan? Seninle insan gibi oturup sadece 2 dakika konuşmak istedim! Seninle konuşup yanlış anlaşılmaları düzeltebilmek için Amerika`dan, babamdan kaçtım! Ama sen... Beni takmıyorsun bile! Sadece 2 dakika ya, 2 dakika! 2 dakika konuşacak kadar dahi hiç mi hatırım yok üzerinde?! Asıl çocuk gibi davranan sensin!"
"Sence de... Sana böyle davranmaya hakkım yok mu Alya? Geçmişimizi, bizi sen mahvettin. Hem de bir hiç uğruna! Yıllar sonra çıkıp geliyorsun ve benimle konuşmak istiyorsun. Neden? Ünlü oldum diye mi?! Ne değişti ha? Söyle!"
"Saçmalama! Ünlü olman beni neden ilgilendirsin?! Babamdan dolayı yeterince şana, şöhrete, paraya sahibim zaten!"
"O zaman neden?!"
Sustum.
Gözlerimden aşağı süzülen gözyaşlarını hisseder hissetmez hızla sildim ve Minho`ya arkamı döndüm.
Bu soruya cevap vermek kadar zor bir şey yoktu şu an hayatımda. Evet, her şeye sahiptim. Ama tek bir şey hariç.
Ölüyorum Minho... Ölüyorum...
Son defa seni görmek için geldim. Belki aramızdaki yanlış anlaşılmayı da düzeltebilirim diye geldim. Ama... Ama yapamıyorum. Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum.
..
tamamlandı 3h önce tamamlandı
Koreli Arkadaşım Bir İdol // SKZ
@gecekusud
Okuma
5.54k
Oy
629
Takip
43
Yorum
193
Bölüm
54
Starlight⭐️:미안 해요.
Starlight⭐️:Özür dilerim.
Yonca🍀: 무엇 때문에?😄
Yonca🍀: Ne için?😄
Starlight⭐️:모든 것을 위해.
Starlight⭐️:Her şey için.
Yonca🍀: 너 나를 두려워하고있어.😓 그게 뭔가?
Yonca🍀: Korkutuyorsun beni.😓Bir şey mi oldu?
Starlight⭐️:사실은 ...
Starlight⭐️:Aslında...
Söyleyecek mi yoksa?! Gerçekten itiraf edecek mi bir idol olduğunu?! Ay,bir heyecan bastı.
Yonca🍀: 사실 ...😕
Yonca🍀: Aslında...
Starlight⭐️:어쨌든 잊어 버려.
Starlight⭐️:Her neyse,unut gitsin.
Starlight⭐️:나는 그 말을 할 준비가되지 않았다고 생각한다.😅
Starlight⭐️:Sanırım bunu söylemeye hazır değilim.😅
Çok az kalmıştı ama ya! Bu haksızlık. Söyleseydin ne olacaktı sanki?!
Yonca🍀: 그래서 확실한 것이 있습니다.😕
Yonca🍀: Yani kesin bir şey var.😕
Yonca🍀: 좋아, 준비 됐으면 말해줘.😊
Yonca🍀: Tamam,hazır olduğun zaman söyle.😊
Starlight⭐️:이해해 주셔서 감사합니다.😊
Starlight⭐️:Anlayışın için sağol.😊
Yonca🍀: 민 민...
Yonca🍀: MinMin...
Yonca🍀: 지치지 마십시오.
Yonca🍀: Çok yorma kendini.
Starlight⭐️:좋아, 성가신 공주님.💙
Starlight⭐️:Tamam,sinir bozucuların prensesi.💙
Yonca🍀: 너는 가장 힘든 감각이야, 너!😣
Yonca🍀: Asıl gıcık sensin,sen!😣
Starlight⭐️:알았어 ,알았어.😂 나에게 화를 내지 마라.😂
Starlight⭐️:Tamam,tamam.😂 Kızma bana.😂
Hem şimdi beni beklediklerinden hem de MinMin`i biraz korkutmak istediğimden bir yalan daha yazmaya başladım.
Yonca🍀: Bir grup videosu çevirisi yapıyorum MinMin. Gitmem gerek.Sonra görüşürüz.👐
Starlight⭐️:Yah! Bekle!
Starlight⭐️:Hangi grup?
Yonca🍀: Ödev olarak verdi hoca. Stray Kids`in videolarının çevirisi. Ama çevirirken ben de izleyip eğleniyorum. Muhteşem bir grup. Özellikle bir çocuk var. Görmen lazım MinMin... Bir çocuk bu kadar mı tatlı olur?😍
Starlight⭐️:Kimmiş o çocuk? Söylesene!
Yonca🍀: İsmi Lee Know. O kadar beğendim ki, bir ara kendisini muhakkak araştıracağım.
Starlight⭐️:아니, 연구하지 마라!😤
Starlight⭐️:Hayır,araştırma sakın!😤
Bir Korece,bir Türkçe konuşuyorduk şimdi. Onun bu hâli o kadar komikti ki. Keşke okuduğu zamanki yüzünü görebilseydim. Kendi ismini vererek şaşırtmıştım tabii çocuğu.
Yonca🍀: Nedenmiş o? Beğendim çocuğu, araştıracağım. Hatta şu an bile bakabilirim.
Starlight⭐️:보지 마!
Starlight⭐️:Bakma!
Starlight⭐️:그래서 ... 음 ...
Starlight⭐️:Yani... Şey...
Starlight⭐️:왜 손아귀를 찾으십니까?
Starlight⭐️:Neden bakacaksın ki elin çocuğuna?
Starlight⭐️:다리를 부러 뜨려 라.
Starlight⭐️:Bacaklarını kırarım.
Yonca🍀: 뭐야? 질투?😏
Yonca🍀: Ne o? Kıskandın mı?😏
Starlight⭐️:헛소리!
Starlight⭐️:Saçmalık!
Yonca🍀: Of MinMin,gidiyorum ben.👋
Yonca🍀: 잘가👐
Yonca🍀: Görüşürüz.
Starlight⭐️:가지마!😤
Starlight⭐️:Gitme!😤
Yonca🍀: Gittim bile😝
Starlight⭐️:그만!
Starlight⭐️:Dur!
Starlight⭐️:나는 너희에게 가지 말라고했다.
Starlight⭐️:Gitme demiştim sana.
Starlight⭐️:바보😣
Starlight⭐️:Aptal😣
Starlight⭐️:백치🙅
Starlight⭐️:Salak🙅
Starlight⭐️:İnsana ağzını bile bozdurtursun sen!
Starlight⭐️:Görüyorsun bunları değil mi?
Starlight⭐️:Sırf bana gıcıklık olsun diye,beni deli etmek için cevap vermiyorsun değil mi?
Starlight⭐️:Yah!
Starlight⭐️:Yonca!
Starlight⭐️:Bunun hesabını sonra dilimleyeceğim senden.
Yonca🍀: Keseceğim diyecektin her hâlde.😂
Starlight⭐️:Gıcığın önde gidenisin Yonca! 😤 Starlight⭐️:Biliyordum gördüğünü.
Starlight⭐️:Omo!
Starlight⭐️:Akıl mı bıraktın sanki insanda? Karıştırmışım. Olamaz mı yani?!😒
PL8013VW