
Ali kapıyı sessizce kapattı. Ne bağırdı ne de arkasına baktı. Ev ona dar gelmişti. Duvarlar, yılların yüküyle üstüne üstüne geliyordu. “Baba” dediği sesler artık zihninde yankıdan ibaretti.
Ayakları onu sahile getirdi. Deniz karanlıktı, dalgalar sertti. Rüzgâr yüzünü keserken içindeki fırtına daha da büyüyordu. Bir bankın ucuna oturdu, başını ellerinin arasına aldı.
“Ben kimim?” diye fısıldadı.
Cevap yine yoktu.
Bir süre sonra ayak sesleri duyuldu. Ali başını kaldırmadı ama geleni hissetti. Cemre, yavaş adımlarla yanına geldi. Hiçbir şey söylemeden bankın yanına oturdu. Aralarındaki sessizlik ağır ama tanıdıktı.
“Gitmişsin,” dedi Cemre kısık bir sesle.
“Orası artık evim değil,” dedi Ali. “Benim sandığım her şey yerinden oynadı.”
Cemre’nin gözleri doldu.
“Ben de kendimi kaybolmuş hissediyorum.”
Ali başını çevirdi, ona baktı.
“Beni büyütenler başka, kanım başka… ama kalbim hâlâ aynı,” dedi. “Senden korkmuyorum. Sadece her şey çok ağır.”
Cemre ayağa kalktı, Ali’nin karşısına geçti.
“Ben seni kaybetmekten korkuyorum,” dedi titreyerek.
Ali bir an durdu. Sonra ayağa kalktı ve Cemre’yi kendine çekti. Sıkıca sarıldı. Uzun, sessiz bir sarılış… sanki dünyayı dışarıda bırakmak ister gibi.
Ali, Cemre’nin saçlarına eğildi:
“Seni asla bırakmayacağım sevgilim.”
Cemre gözlerini kapattı, sesini zor duyurabildi:
“Ne olursa olsun… sen benim her şeyimsin.”
Rüzgâr ikisini de sararken, deniz biraz olsun sakinleşmişti. Ali hâlâ Cemre’ye sarılıyken fısıldadı:
“Beni parçalayan şey gerçek… ama beni ayakta tutan sensin.”
Uzakta ezan sesi duyuldu. Ali gözlerini kapadı:
“Allahümme lâ tekelne ilâ enfusinâ tarfete ayn…
(Bizi bir an bile nefsimize bırakma Ya Rabbi.)”
Cemre başını onun omzuna yasladı.
Bu sahil, kaçış değil; bir karar yeriydi.
Fırtına dinmemişti.
Ama artık yalnız değillerdi.
98.BÖLÜM SONU
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.91k Okunma |
275 Oy |
0 Takip |
99 Bölümlü Kitap |