9. Bölüm

9. Bölüm

Ayşe Gül
dikenligul

"Fırat ne yapıyorsun?"


"Birazda sen sev beni. Ben de seni izleyeyim." dedim.


Söylediğim şeyle Dicle'nin gözlerinin parladığına yemin edebilirim.


"Gerçekten mi?" diye sordu.


"Hadi başla bakalım neler yapacağını göreyim."


Dicle uzun saçlarını sağ omuzunda toplayarak yüzündeki hınzır gülüşle dudaklarıma eğildi. Dudaklarıyla küçük oyunlar yapmaya başladı. Dilini yakalayamadan kaçırıyordu benden. Küçük dudakları dudaklarımı ezmeye çalışıyor, elleri gögüslerimde dolaşıyordu.


Kuş tüyü dokunuşları dişlerimi sıkmama neden oluyordu. Dudaklarımdan ayrılarak aynı ona yaptığım gibi göğüslerime indi. Göz kırpıp göğsümün ucunu ıslak ve sıcak ağızıyla öptü. Daha sonra dişleriyle tomurcuğumu ısırdı.


Dudakları yavaşça göbeğime inerken konuşmanın başından beri içinde olduğum erkekliğime daha çok sürtündü. Gözlerini kapatıp dudaklarını ısırarak sesizce inledi. Onun bu halleri beni daha çok zorlamaya başlamıştı. Gözlerini açarak benim kararmış gözlerime baktı. Yavaşça beni içinden çıkarttı.


Kendimi kasmaktan dişlerim kırılsa da bana istediğini yapması için bir kere izin vermiştim artık. Kafasını az önce çıktığı erkekliğime çevirdi. Büyüyen gözleri şaşkınca bakıyordu.


"Bu gittikçe büyüyor mu yoksa bana mı öyle geliyor?" Demesiyle bütün gerginliğim uçtu gitti. Kahkahamla onun da o şeklinde açılan ağzı gülümsemeye dönüştü.


"Evet güzelim. Onun bu kadar büyümesinin sebebi sensin. Sen yine de bu mevzuyu daha fazla büyütme." Dicle'nin gülen yüzü şımarık bir hal alarak bana göz kırptı.


"O zaman bu mevzuyu biraz daha büyütelim." diyerek eline aldı.


Şimdiden izin verdiğime pişman olmuştum. Canım çok yanmaya başlamıştı.Tıslar bir şekilde,


"Dicle yeter!" dedim ama Dicle inatçı bir şekilde burnunu ukalaca havaya dikti.


"Hayır Fırat yetmez. Bana yaşattığın zevkin daha fazlasını yaşatmak istiyorum. Şimdi bana ne yapmam gerektiğini söyle" diye emretti.


Benden günah gitmişti artık. Dicle'nin elini tutarak onu yönlendirdim..


Dicle gülümseyerek kasılmalarımı izlerken boşalacağımı anlayıp Dicle'nin elini tuttum.


"Bu sefer gerçekten yeter sevgilim."


"Tamam izin ver son kez bir şey daha yapayım."


Elimi elinden çektim ve onu göz hapsine aldım. Dicle dukalarını yavaşça erkekliğime götürürken yapacağı şeyi nefes bile almadan beklemeye başladım. Eğildi.. eğildi ve erkekliğime şirin pembe dudaklarıyla öpücük kondurdu.


Bu benim için son sınırdı. Onu kollarından tutar tutmaz sırt üstü çevirerek içine girdim. Dudaklarımı dudaklarına kapadım. Aklımda dönen tek şey vardı. Daha fazla bağımlı olmadan bu kadından kaçmalıydım. Yoksa büyüsüne kapılıp ona yapışmam an meselesiydi.


Daha öncekilerden büyük bir patlamayla kendimi onun içine ittim. Tohumlarımı onu kuytularına bıraktım. Daha önce hiçbir kadına böyle bağlanmamıştım onun derinliklerine kadar sahip olmamıştım. Bu hem tatmin edici hemde bağımlılık yapacak bir şeydi.


Dicle benden önce orgazm olduğu halde hala titriyordu. Yavaşça içinden çıkarken hafif bir isyan sesi cıkarttı. Kendimi yatağın yanına atarak onu kucağıma çektim.


"Çok geç oldu biraz uyuyalım."


"Hıhı" dedi. O da çok yorulmuştu. Saat şu an gece beşe geliyordu. Ben Dicle'yle sandığımdan daha çok birlikte olmuştum ve bu yaşadıklarımız Dicle'nin ilki olduğu için yarın canının acıyacağına emindim. Bu yüzden artık dinlenmemiz gerekiyordu. Üstümüze ince bir çarşaf çektim.


Dicle çoktan uykuya dalmıştı. Onun kapalı gözlerine, küçük pembe dudaklarına ve derin nefesler alarak şişirdiği gögüslerine baktım. Çıplak tenimiz birbirine değerken kendi kendime düşündüm.


Belki de hayalimi Dicle'yle yaşamak sandığım kadar kötü olmazdı. Evlenmemiz artık eskisi kadar kötü görünmüyordu gözüme. Bunu yarın Dicle'ye de söyleyecektim. Yarın o nikah gerçekleşmeliydi. Artık emindim. Kafamın tüm karışıklığı giderilmiş ve kollarımda bana sımsıkı sarılan kadınla huzuru bulmuştum.


Burnumu onun saçlarına gömerek huzurlu bir uykuya daldım.


...........................................


Sabah gözlerimi Fırat'ın koynunda açtım. Ne kadar güzel bir geceydi. Hayalim bir günde olsa gerçekleşmiş gözümü Fırat'la kapatıp, Fırat'la açmıştım. Sevdiğimin alnındaki saçları darmadağınıktı. Güzelim kirpikleri gözlerini örtmüştü. Keşke son kez okyanuslarını görebilseydim.


Bütün gece sevişmelerimizin dinlenme durağı olan dudakları bana gülümsüyor gibiydi. Onu hep kızgın kaşları ile uyurken hayal etmiştim. Ancak bu hali hayallerimden daha güzeldi. Çarşafı üzerimizden sıyırarak son kez onun o güzel vücuduna baktım. Sol gögüsüne ve dudaklarına onu uyandırmayacak kadar hafif öpücükler kondurdum.


Artık gitme zamanıydı. O sözünü tutmuş bana hayalimi yaşatmıştı. Şimdi sıra bendeydi. Onu hayalleri için özgür bırakmalıydım.


Zor da olsa kendimi onun koynundan çıkmaya zorladım. Üstümü giyinirken masanın üzerindeki laptopu açtım. Düşündüğüm gibi şifre yoktu. Çabucak bu gün için Amerika'ya uçak bileti bakmaya başladım. Saat iki deki bileti kayıtlı olduğu hesabıyla aldım. Daha sonra telefonunun alarmını saat on ikiye kurarak kapattım.


Masadaki kalem ve kağıda ellerim zorla gidiyordu. Kendimi toplayıp Fırat'a veda yazısı yazmaya başladım.


Fırat, senden özür diliyorum. Hayatını paramparça ettim. Benim yüzümden ailenden, kendinden nefret ettin.. Aşk adı altında senin de dediğin gibi kendimi sana yamadım.


Seni yapmaya zorladığım şeyler için sakın kendinden nefret etme! Düşünüyorum da gerçekten gurusuz ve basit bir kız gibi sürekli sana yapışmışım.. Sen beni ittikçe ben sana koşarak gelmişim.


Düne kadar bana gel dersen gelirdim. Ne yaparsan yap yine gelirdim. Gururumu dinlemeyip hep sana gelirdim. Geldim de.. Şimdi bana gel desen bile –demezsin de-- ola ki dedin bu saatten sonra deli gibi istesemde sana gelmeyeceğim. Ben seni unutacağım sen de beni unut.


Hayallerin için yaşa, mutlu ol, sev, sevil. Umarım hiçbir zaman pişman olmazsın, keşkelerin olmaz. Benim çok keşkelerim oldu.. Keşke seni dün gece ağlatmasaydım. Keşke seni bu kadar sıktığımı daha önce görseydim.. Keşke seni daha önce serbest bıraksaydım. Keşke seni kendimden bu kadar nefret ettirmeseydim... Neyse sözün özü şu ki sana verdiğim sözü yerine getiriyorum ve nikahı iptal ettiriyorum.


Herkese nikahı benim istemediğimi söyleyeceğim. Ama yinede sana kızmak için geleceklerinden eminin bu yüzden bir an önce ülkeden gitmeni istiyorum. Amerika'ya gitmen için saat ikiye bilet aldım. Git ve hayalini yaşa . Dün gece hayalimi gerçekleştirdiğin için teşekkür ederim.. Bir gecelik olsa dahi seni sevmeme izin verdiğin için, kırmayıp beni seviyormuş gibi yaptığın için teşekkür ederim..


Hoşça kal sevgilim.. Dicle Tekiner


Gözyaşlarımı silerek ayağa kalktım son kez uyuyan bedeninde hasretle gözlerimi gezdirdim. Kağıdı leptobunun üstüne koydum. Telefonu da onun üstüne koyarak odadan çıktım..


Aşağıdaki resepsiyoniste bir miktar para vererek Fırat'ı rahatsız etmemelerini ve telefon bağlamamalarını söyledim. Eğer babası ararsa burada olmadığını da söylemelerini istedim.


Sevdiğimden ayrılmanın verdiği keyifsizlikle otelden çıktım. Valenin getirdiği arabaya girip telefonumu çıkardım. Bir an önce vazgeçip Fırat'ın ayaklarına kapanmadan nikahı iptal ettirmeliydim. Parmaklarım isteksizce nikah tarihi aldığımız belediyenin numarasını tuşlarken gözlerim dolmaya başlamıştı.


"Merhaba ben Dicle Tekiner. Bu gün saat beş için nikah tarihi almıştık. Onu iptal edecektim."


...


Bölüm Sonu..


Bölüm : 27.07.2024 18:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...