6. Bölüm

Bölüm 6 : İlk Kıvılcım

Lilith
lilithdraws

Toplantının üzerinden iki gün geçmişti. Eldervale Sarayı, uzun zamandır olmadığı kadar hareketliydi.
Farklı krallıklardan gelen askerler aynı koridorlarda karşılaşıyor, hizmetkârlar ellerinde tepsilerle bir salondan diğerine koşturuyor, muhafızlar ise misafirlerin güvenliğini sağlamak için her zamankinden daha dikkatli davranıyordu.
Bu hareketlilik yalnızca sarayın içinde değil, arkasındaki geniş eğitim alanında da hissediliyordu.
Sabah güneşi yüksek meşe ağaçlarının arasından süzülürken, kum zeminli antrenman sahasında çoktan kalabalık toplanmıştı.
Raymond merakla etrafına bakındı.
"Bu kadar farklı krallığın askerini ilk kez bir arada görüyorum."
Yanındaki Silas sakince cevap verdi.
"Umarım uzun süre de son olur."
Raymond güldü.
"Senin şu iyimserliğine hayranım."
Silas hiçbir şey demedi.
Her zamanki gibi.
Biraz ileride Aeri, Eldervale muhafızlarından biriyle heyecanla konuşurken Lilith yanlarına geldi.
"Şimdiden arkadaş mı edindin?"
Aeri gülümsedi.
"Onlar bana eğitim alanını gösteriyor."
"Ben de karşılığında Sylvaris'i anlatıyorum."
Lilith başını iki yana salladı.
"Senin bunu yapman beş dakikadan uzun sürmezdi zaten."
Tam o sırada tok bir ses eğitim alanında yankılandı.
"Toplanın."
Flint meydana doğru yürürken herkes yavaş yavaş sessizleşti.
Baş muhafız bakışlarını toplanan askerlerin üzerinde gezdirdi.
"Konsey devam ederken boş duracak değiliz."
"Kılıç kullanan herkes bugün eğitim alanına çıkacak."
Pyraxis tarafında birkaç asker heyecanla birbirine baktı.
Flint konuşmasını sürdürdü.
"Bugünkü düelloların amacı kazanmak değil."
"Birbirimizin dövüş tarzını tanımak."
"Element kullanımı serbest."
"Ancak öldürücü teknikler kesinlikle yasak."
Bakışlarını tek tek herkesin üzerinde gezdirdi.
"Rakibine ciddi zarar vermeye çalışan görürsem düelloyu anında bitiririm."
Herkes başıyla onayladı.
Flint bir adım geri çekildi.
"O hâlde..."
"İlk gönüllü?"
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Darius öne çıktı.
"Ben."
Her zamanki rahat tavrıyla kılıcının kabzasına yaslandı. Dudaklarında kendinden emin bir gülümseme vardı.
Bakışları kalabalığın üzerinde dolaştı.
Sonunda Elias'ta durdu.
İkisi birkaç saniye boyunca sessizce birbirlerine baktılar.
Darius'un gülümsemesi biraz daha genişledi.
Sanki seçimini çoktan yapmıştı.
Elias bunu fark edince istemsizce Rei'ye baktı. Rei, bakışlarının ne anlama geldiğini anlamıştı. Başını neredeyse fark edilmeyecek kadar hafif iki yana salladı. Henüz değil.
Elias derin bir nefes alarak bakışlarını yeniden Darius'a çevirdi. Tam bir adım atacakken...
Kalabalığın arasından başka biri öne çıktı.
Thorne.
Sessiz adımlarla meydana yürüdü ve Darius'un karşısında durdu.
Darius şaşkınlıkla kaşını kaldırdı.
"Demek benim rakibim sensin."
Thorne başını hafifçe eğdi.
"Eğer kabul edersen."
Darius kısa bir kahkaha attı.
"Neden etmeyeyim?"
Kılıcını yavaşça çekti.
"Önce senin ne kadar iyi olduğunu görelim."
Thorne da kılıcını çekti.
Yüzündeki sakin ifade değişmemişti.
Flint ikisinin arasına geçti.
"Hazır mısınız?"
İkisi de başlarıyla onayladı.
Flint elini kaldırdı.
"Eğitim düellosu..."
"Başlasın."
Darius ve Thorne eğitim alanının ortasında karşı karşıya durdu. İkisi de sessizce birbirini süzüyordu.
Darius'un dudaklarında her zamanki rahat gülümseme vardı.
Thorne'un yüzündeyse tek bir duygu bile okunmuyordu.
Raymond heyecanla öne eğildi.
"Başlıyor..."



Darius beklemedi. Bir anda öne atıldı.
Kılıcı geniş bir yay çizerek Thorne' un omzuna yöneldi.
Tak!
Thorne saldırıyı sakin bir hareketle karşıladı. İki kılıç birbirinden ayrılır ayrılmaz Darius ikinci darbeyi savurdu.
Ardından üçüncüyü.
Çelik sesleri eğitim alanında yankılanıyordu.
"Fena değil."
Darius gülümseyerek geri çekildi.
Thorne duruşunu değiştirdi.
Bir sonraki anda ayağının altındaki toprak hafifçe titreşti.
İnce yeşil ışık kum zeminin altına yayıldı.
Çat...
Toprağın içinden kalın bir kök yükselerek Darius'un ayağına doğru uzandı.
Darius son anda geriye sıçradı.
"İşte element kullanmaya başladık."
Elini öne uzattı.
Avucunda küçük bir alev belirdi.
Bir an sonra alev, kılıcının üzerinde dans etmeye başladı. Sıcaklık kısa sürede bütün meydana yayıldı.
Raymond' ın gözleri parladı.
"Vay..."
Darius yeniden saldırdı. Bu kez kılıcı ateşle kaplıydı.
Tak!
İlk çarpışmada kuru dallar etrafa savruldu. Thorne geri çekilmedi. Toprağa hafifçe dokundu.
Bir anda iki yanında yükselen sarmaşıklar Darius'a doğru uzandı.
Darius dönerek ilkini kesti.
İkincisini ise alevle yakıp kül etti.
"Güzel denemeydi."
Thorne ilk kez konuştu.
"Daha bitmedi."
Tam o anda arkasındaki meşe ağacının dalları hareket etti. Kalın bir dal hızla Darius'un sırtına doğru savruldu.
Darius eğilerek kurtuldu.
Dalın üzerinden destek alıp havaya sıçradı.
"Şimdi sıra bende!"
Kılıcı havayı yararak aşağı indi. Alevler kısa bir anlığına büyüdü. Thorne iki eliyle kılıcını kaldırdı.
Tak!
Çarpışmanın etkisiyle ikisinin de ayakları kum zeminde birkaç santimetre geriye kaydı.
İlk kez Thorne'un kaşları hafifçe çatıldı.
Darius bunu fark edip sırıttı.
"Demek seni biraz zorlayabiliyorum."
"Biraz."
Darius kahkaha attı.
"Bunu iltifat sayıyorum."
İkisi yeniden harekete geçti.
Ateş ve sarmaşıklar art arda birbirine karışıyordu.
Ne Darius üstünlük kurabiliyor...
Ne de Thorne geri adım atıyordu.
Eğitim alanındaki herkes sessizce dövüşü izliyordu.
Lilith dikkatle ikisini süzdü.
"İkisi de rakibinin temposuna uyum sağlıyor."
Rei başını hafifçe salladı.
"Henüz gerçek hamlelerini göstermediler."
Darius derin bir nefes aldı.
"Tamam..."
"Biraz ciddileşelim."
Kılıcındaki alevler bir anda güçlendi.
Isı, birkaç metre ötedekiler tarafından bile hissediliyordu.
Aynı anda Thorne gözlerini kapattı. Toprak yeniden titreşti. Bu kez yalnızca kökler değil...
Kalın sarmaşıklar ve ince dallar dört bir yandan yükseldi.
Darius ileri atıldı. Alevlerle önünü açmaya çalışıyordu.
Birini yaktı.
İkincisini kesti.
Üçüncüsünü son anda atlattı.
Tam Thorne'a ulaşacakken...
Ayağının altındaki ince bir kök bileğine dolandı.
Darius'un dengesi bir anlığına bozuldu. Thorne bu fırsatı kaçırmadı. Tek bir adım attı.
Kılıcını Darius'un kılıcına doğru vurdu.
Tak!
Beklenmedik açıdan gelen darbe Darius'un savunmasını açtı.
Thorne kılıcının ucunu Darius'un göğsüne birkaç santimetre kala durdurdu.
Sessizlik çöktü.
Flint meydana doğru yürüdü.
"Yeter."
"Kazanan..."
"...Thorne."
Bir anlık sessizliğin ardından eğitim alanını alkışlar doldurdu. Darius birkaç saniye öylece kaldı.
Sonra derin bir nefes verip güldü.
"İtiraf ediyorum..."
"Bunu beklemiyordum."
Thorne kılıcını kınına yerleştirdi.
"İyi dövüştün."
Darius elini uzattı.
"Bir dahaki sefere kazanacağım."
Thorne tokalaşırken ilk kez hafifçe gülümsedi.
"Bekliyor olacağım."
Raymond hayranlıkla başını iki yana salladı.
"İkisi de inanılmazdı..."
Rei ise gözlerini kısa bir an Kaen'e çevirdi.
Pyraxis prensi dövüş boyunca tek kelime etmemişti. Sadece sessizce ikisini izlemişti.

Darius ile Thorne'un düellosunun ardından eğitim alanındaki gergin hava yavaş yavaş dağıldı.
Hizmetkârlar meydana su taşırken askerler az önceki dövüşü kendi aralarında tartışıyordu.
Darius ise hâlâ gülümseyerek omzunu esnetiyordu.
"Şu kökü hiç beklemiyordum."
Kaen yanına yaklaştı.
"Belli oluyordu."
Darius kaşını kaldırdı.
"Nesi belli oluyordu?"
"Son saldırıya fazla odaklandın."
"Rakibini değil..."
"...önündeki yolu izledin."
Darius birkaç saniye düşündü.
Sonra iç çekti.
"Yine haklısınız."
Kaen omuz silkti.
"Tekrar dövüşürsen aynı hatayı yapmazsın."
Darius hafifçe gülümsedi.
"İnsan bazen sizden iltifat da bekliyor."
"Bu iltifattı."
Darius bir an durdu.
"...Gerçekten mi?"
Kaen ciddi bir ifadeyle başını salladı.
"Gelişiyorsun."
Darius istemsizce güldü.
"Bunu sizden duymak çok güzel."
Tam o sırada Flint yeniden eğitim alanının ortasına yürüdü.
"Kısa mola sona erdi."
Bakışlarını toplanan muhafızların üzerinde gezdirdi.
"Sıradaki düello için gönüllü?"
Darius hiç düşünmeden yine öne çıktı.
"Ben."
Kılıcını omzuna yaslayıp doğruca Elias'a baktı.
"Bu kez seni istiyorum."
Eğitim alanındaki bakışlar bir anda Elias'a çevrildi.
Elias hafifçe başını kaldırdı. Tam cevap verecekken...
"Bir dakika."
Darius başını çevirince Kaen'i gördü. Kaen ağır adımlarla yanlarına yaklaştı.
"Zaten az önce dövüştün."
"Biraz dinlen."
Darius hafifçe gülümsedi.
"Ben iyiyim, Prensim."
Kaen başını hafifçe iki yana salladı.
"İyi olsan bile reflekslerin yavaşladı."
"Fark etmedin."
Darius'un gülümsemesi bu kez biraz mahcup bir hâl aldı.
"...Haklısınız."
Kaen bakışlarını Elias'a çevirdi.
"Bu düelloyu ben yapacağım."
Darius iç çekip bir adım geri çekildi.
"Peki."
Sonra gülümseyerek ekledi:
"Ama daha sonra onu bana bırakın."
Flint hafifçe gülümsedi.
"O hâlde..."
Bakışlarını Kaen ve Elias'a çevirdi.
"Meydana."
Kaen kılıcını yavaşça çekti.
Çeliğin sesi meydanda yankılandı.
Bunu gören askerler kendi aralarında fısıldaşmaya başladı.
"Gerçekten dövüşecek..."
"İlk kez göreceğim."
"Pyraxis'in veliahtı sonunda meydana çıktı."
Raymond heyecanını gizleyemiyordu.
"İşte bunu bekliyordum!"
Aeri merakla Lilith'e döndü.
"Kaen gerçekten söylendiği kadar güçlü mü?"
Lilith'in cevabını Rei verdi.
"Göreceksin."
Sesinde en ufak bir tereddüt yoktu.
"Kaen dövüşmeye karar verdiyse..."
"...hiç kimse gözlerini ondan ayıramaz."
Elias da kılıcını yavaşça çekti.
Bakışlarını Kaen'den ayırmıyordu.
İçinden tek bir düşünce geçti.
"Bakalım..."
"Gerçekten anlatıldığı kadar güçlü müsün?"

Kaen ağır adımlarla meydana yürüdü. Üzerinde siyah eğitim kıyafeti vardı. Belindeki kılıcı yavaşça çekti.
Ne gösterişliydi...
Ne de süslü.
Yıllarca kullanıldığı belli olan sade bir kılıçtı.
Elias da kılıcını çekti. İnce mavi bir ışık, çeliğin üzerinden yavaşça yayılmaya başladı.
Bir an sonra bütün kılıç saydam buzla kaplandı. Soğuk hava meydanı sardı.
Raymond istemsizce kollarını ovuşturdu.
"Bir anda hava değişti..."
Lilith dikkatle etrafı izliyordu.
"Elias gücünü bastırmıyor."
Rei bunu duyunca hafifçe başını salladı.
"Hayır."
"Kaen'e karşı kimse bastırmaz."
Flint ikisinin tam ortasına geçti.
Bakışlarını sırayla Kaen'e ve Elias'a çevirdi.
"Kuralları biliyorsunuz."
"Teslim olan..."
"Ya da silahını düşüren kaybeder."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra elini aşağı indirdi.
"Başlayın."
Ne Kaen hareket etti...
Ne de Elias.
İki savaşçı birbirini dikkatle süzüyordu.
Elias, Kaen'in duruşunu inceliyordu.
Omuzları rahattı. Ayakları yere sağlam basıyordu. Kılıcı aşağıdaydı. Savunmasız gibi görünüyordu.
"Bir açık vermiyor..."
"Yoksa beni mi bekliyor?"

Kaen'in dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi.
"Saldırmayacak mısın?"
Elias derin bir nefes aldı. Sonra...
Bir anda öne atıldı. Buzla kaplı kılıcı havayı yararak Kaen'in omzuna doğru indi.
Tak!
Çelik sesi bütün eğitim alanında yankılandı. Kaen saldırıyı tek hamlede karşıladı. İlk çarpışmayla birlikte buz parçaları etrafa saçıldı.
Raymond' ın gözleri parladı.
"Başladı..."

Kılıçlar art arda çarpışıyor, her temasla birlikte buz kristalleri havaya savruluyordu.
Raymond şaşkınlıkla fısıldadı.
"Kaen hiç saldırmıyor..."
Silas gözlerini ayırmadan cevap verdi.
"Henüz."
Elias geri sıçrayarak aralarındaki mesafeyi açtı. Derin bir nefes aldı.
"Savunması kusursuz..."
"O zaman mesafeyi değiştirelim."

Sol elini öne uzattı. Parmaklarının arasından ince mavi ışık yükseldi. Bir anda eğitim alanının zemini donmaya başladı. İnce buz tabakası kumun üzerine yayıldı. Etrafı serin bir rüzgâr sardı. Ardından...
Yerden keskin buz sütunları yükseldi.
Kaen yana sıçradı.
İlk sütun omzunun birkaç santimetre yanından geçti.
İkinci sütun hemen arkasında yükseldi.
Üçüncü...
Dördüncü...
Elias durmaksızın saldırıyordu.
"Vay..."
Raymond hayranlıkla izliyordu.
"Bu inanılmaz."
Lilith dikkatle buz oluşumlarını inceliyordu.
"Her saldırıyı önceden planlıyor."
Rei başını salladı.
"Rakibini hareket etmeye zorluyor."
Kaen birkaç adım geri çekildi.
Yüzündeki ifade hâlâ değişmemişti.
Elias bunu fark etti.
"Hiç mi baskı hissetmiyor?"
Dişlerini sıktı. Bu kez kılıcını iki eliyle kavradı. Buz, kılıcın üzerinden koluna doğru yayılmaya başladı. Soğuk hava daha da ağırlaştı. Tek bir hamlede ileri atıldı. Buz zeminin üzerinde hızla ilerledi. Kaen'in ayaklarının altına kadar ulaştı. Bir anda buz duvarları yükseldi. Kaen'in iki yanı kapanmıştı. Önünde Elias vardı. Arkasında ise yükselen buz.
Raymond nefesini tuttu.
"Sıkıştırdı!"
Elias fırsatı kaçırmadı. Bütün gücüyle öne atıldı. Kılıcı doğrudan Kaen'in göğsüne yöneldi. Tam çarpışacakları anda...
Kaen hareket etti.
Bir adım. Sadece tek bir adım. Göğsünü milimetrelerle geri çekti. Kılıç kıyafetini sıyırarak geçti. Aynı anda Kaen kendi kılıcını yukarı kaldırdı.
Tak!
İki kılıç yeniden çarpıştı. Buz parçaları havaya saçıldı.
Elias şaşkınlıkla gözlerini açtı.
"Bu kadar dar bir alanda bile..."
"Nasıl kaçtı?"

Darius hafifçe gülümsedi.
"Başladı."
Raymond dönüp ona baktı.
"Ne başladı?"
Darius'un gözleri Kaen'deydi.
"Artık rakibini tanıdı."
Rei de aynı anda konuştu.
"İlk birkaç dakika boyunca sadece izledi."
"Elias'ın ritmini, reflekslerini ve alışkanlıklarını çözmeye çalışıyordu."
Raymond şaşkınlıkla tekrar meydana baktı.
Kaen kılıcını Elias'ınkinden ayırdı. İlk kez saldırıya geçti.
Tak!
Tek bir hamle. Elias zorlukla engelledi.
İkinci saldırı geldi. Daha hızlıydı.
Üçüncü...
Dördüncü...
Bu kez geri çekilen tarafta Elias vardı.
Ayakları kumun üzerinde iz bırakıyordu.
"Ne oldu?"
"Az önce..."
"Bu kadar hızlı değildi!"

Kaen'in bakışları sakindi.
Ne öfke...
Ne kibir...
Ne de heyecan.
Sadece tam bir odaklanma. Elias ilk kez baskıyı omuzlarında hissetti. Nefesini düzenlemeye çalıştı. Kaen'in saldırıları ağır değildi. Ama...
Durmuyordu. Her darbe bir öncekinden daha isabetliydi. Her hamle, Elias'ın savunmasını biraz daha zorluyordu.
Tak!
Kılıçlar yeniden çarpıştı. Elias saldırıyı güçlükle karşıladı. Bileklerine yayılan titreşim yüzünü buruşturmasına neden oldu.
"Bu adam..."
"Gerçekten insan mı?"

Bir anlık boşluk yakalayınca geriye sıçradı. Avuçlarını yere doğru çevirdi. Mavi ışık kum zemine yayıldı. Soğuk rüzgâr bir anda şiddetlendi.
ÇAT!
Bu kez eğitim alanının dört bir yanında buz sütunları yükseldi. Öncekilerden daha kalındılar. Daha keskindi. Birkaç asker istemsizce geri çekildi.
Raymond hayranlıkla etrafına baktı.
"Bu..."
"Bu kadarını yapabileceğini bilmiyordum."
Lilith gözlerini buzlara çevirdi.
"Bu tekniği uzun süre sürdüremez."
Rei başını hafifçe salladı.
"Bu Elias'ın en güçlü tekniklerinden biri."
Buz sütunları Kaen'in etrafını tamamen sardı. Kaçacak yer kalmamış gibiydi. Elias derin bir nefes aldı. Kılıcını iki eliyle kavradı.
"Geliyor!"
Darius kollarını bağladı.
Ama yüzündeki gülümseme kaybolmamıştı. Elias ileri atıldı. Aynı anda buz sütunları da hareket etti. Keskin buz mızrakları farklı açılardan Kaen'e yöneldi. Eğitim alanındaki herkes nefesini tuttu. Tam o anda...
Kaen hareket etti. Bir adım. Sonra bir tane daha.
Buzların arasından neredeyse dans eder gibi geçti. Her hamlesi kusursuzdu. Bir mızrak omzunun yanından geçti. Diğeri arkasından. Üçüncüsü saçının birkaç telini savurdu. Hiçbiri isabet etmedi.
Raymond'ın ağzı açık kalmıştı.
"İmkânsız..."
Silas ilk kez şaşkınlığını gizleyemedi.
"Bu refleks..."
Elias dişlerini sıktı.
"Olmaz..."
"Olmalı!"

Bütün gücüyle son saldırısını yaptı. Kılıçlar çarpıştı.
TAK!
Bir kez.
İkinci kez.
Üçüncü...
Ve dördüncü...
Artık çeliğin sesini takip etmek bile zordu. Kaen'in kılıcı her darbede biraz daha hızlanıyordu. Bir anda...
Kaen bileğini çevirdi. Elias'ın kılıcı yukarı savruldu. Genç muhafız son anda tutmaya çalıştı. Ama geç kalmıştı. Kılıcı elinden kurtuldu. Havada döndü. Birkaç metre öteye düşerek kum zemine saplandı.
Sessizlik.
Kaen kılıcının ucunu Elias'ın boğazına birkaç santimetre kala durdurmuştu. İkisi de hareketsizdi. Sadece nefes alışları duyuluyordu.
Flint birkaç saniye bekledi. Sonra meydana doğru yürüdü.
"Kazanan..."
"...Kaen."
Sessizlik bu kez alkışlarla bozuldu. Eldervale muhafızları hayranlıkla birbirlerine bakıyordu.
Raymond hâlâ gözlerini Kaen'den ayıramıyordu.
"Ateşini..."
"...hiç kullanmadı."
Kimse cevap vermedi.
Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu. Kaen kılıcını yavaşça indirdi.
Ardından yerdeki kılıcı alıp Elias'a uzattı.
"İyi dövüştün."
Elias kılıcını aldı.
"Yine de kaybettim."
"Kaybettin."
Kaen kısa bir an sustu.
"Ama beklediğimden daha iyiydin."
Elias'ın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
"Teşekkür ederim."
Rei yanlarına geldi.
Elias'ın omzuna hafifçe dokundu.
"Canını sıkma."
"Kaen'e karşı kaybetmek utanılacak bir şey değildir."
Darius da gülerek yaklaştı.
"Şimdi beni daha da meraklandırdın."
Elias gülümseyerek başını salladı.
"Bir gün."
"Memnuniyetle."
Az önceki gerginlik tamamen dağılmıştı. Askerler kendi aralarında dövüşü konuşuyor, Raymond heyecanla Kaen'in son hamlesini taklit etmeye çalışıyordu.
Aeri ise sessizce etrafına bakınırken gözleri eğitim alanının arkasındaki ormana takıldı.
Kalbi bir anda hızlandı. Ağaçların arasından geçen bir siluet...
Yalnızca bir anlığına görünmüştü. Ama onu tanımaması imkânsızdı. Nefesi kesildi.
"...Abi?"
Rüzgâr yaprakları hafifçe salladı. Siluet çoktan gözden kaybolmuştu.
Thorne bunu fark ederek yanına geldi.
"Neye bakıyorsun?"
Aeri gözlerini ormandan ayıramadı.
Birkaç saniye sonra güçlükle fısıldadı.
"...Hiç."
Ama titreyen sesi, bunun doğru olmadığını ele veriyordu.

Bölüm Sonu

 

 

Bölüm : 07.08.2026 14:56 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...