[ grimdark ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 1g önce güncellendi Yeniden Dirilen Sinoloji Profesörü
@gabrielsilver
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
3
Koca imparatorluklar kaybedilen savaşlarla yıkılmazlar. Onları yıkan şey soyluların kibri ve askerlerin midesindeki o dondurucu boşluktur. Kendi dünyasında Çin tarihiyle kafayı bozmuş ukala bir sinoloji profesörü, monitörünün başında absürt bir şekilde ölür. Gözlerini başka bir dünyanın arafında açtığında, karşısına çıkan tanrının lütfunu sırf kendi kibri yüzünden elinin tersiyle iter. Uyandığında ise kendini ağır işkencelerden geçmiş, paramparça bir bedenin içinde, zifiri karanlık bir zindanda bulur. Bu acımasız dünyada hayatta kalmak için ne efsanevi bir kılıcı ne de parmaklarından dökülen şatafatlı bir büyüsü vardır. Sahip olduğu tek silah, zihninin derinliklerinde yatan o kanlı ve acımasız tarih bilgisidir. Bedenindeki derin kırbaç yaralarına rağmen, zindana merhem getiren naif ve vicdan azabı çeken veliaht prense yalvarmaz. Aksine, o merhemi reddeder ve krallığın yaklaşan çöküşünü bir tokat gibi çocuğun yüzüne vurur. Bu kibirli ukala, sıfırdan ütopik bir devlet kurmak gibi ahmakça masalların peşinden koşmayacaktır. O, yozlaşmış generalleri, kokuşmuş bürokratları ve savaş görmemiş asilzadeleri kendi tahtalarında mat etmeye, içeriden çürüyen bu aciz imparatorluğu paramparça edip baştan aşağı yeniden yaratmaya çalışacaktır.
devam ediyor 5a önce güncellendi Son Rapor
@bbicer
Okuma
2
Oy
1
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
2
Yıkılmakta olan bir imparatorluk devam edebilmek için savaşlarla besleniyor. Kuzeyin donmuş topraklarında, kendi halkına işkence ederek hayatta kalmaya çalışan bir hain.
tamamlandı 2a önce tamamlandı BEIVA: Ebediyetten Fâniliğe
@beiva.universe
Okuma
1.96k
Oy
712
Takip
43
Yorum
1.31k
Bölüm
24
Birisi adını, hatta ne olduğunu dahi hatırlamıyorsa… Gerçekten var olabilir mi? Genç bir kız(?), sonsuza uzanan bir ormanın ortasında gözlerini açtığında, ne geçmişini ne ismini hatırlar. Yalnızlık, ilk anda eksik sayılmaz, ta ki görünmeyen bir ses ona geçici bir kimlik fısıldayana, narin bir çiçek göğsüne nefes olana ve adımlarının yanına sessiz birkaç yürüyüş ekleyenene kadar. Fakat uzatılan her el şefkat taşımaz. Bedenlerin dili, merhametin mi yoksa vahşetin mi ağır bastığını acımasızca hatırlatır. Bu dünya gerçekten yaşaması gereken bir yer midir, yoksa çoktan ölmüş olması gereken birinin sığınağı mıdır? O, bu dünyaya tesadüfen mi düşmüştür, yoksa biri onu bilerek mi çağırmıştır? Verdiği kararlar, karşılaştığı canlılarla kurduğu bağlar… Gerçekten “doğru” mudur, yoksa bir yerlerde geri dönülmez bir çizgiyi çoktan aşmış mıdır? “BEIVA: Ebediyetten Fâniliğe”, hafızasını kaybetmiş bir yabancının adım adım kendine, çevresindekilere ve bilinmeyen bir düzene dair en ağır sorularla yüzleştiği, felsefi ve duygusal bir yolculuğun ilk halkasıdır. Bu dünyaya adım attığınızda, belki de asıl soruyu kendinize soracaksınız: Korkmanız gereken asıl şey onlar mı, yoksa içinizde saklanan siz misiniz?
Loading...