Güneş İmre
@gunesin_izi
HAKKINDA
✨ Kitaplar zamanın büyük denizinde dikilmiş deniz fenerleridir ✨


🥀Güneş İmre – Yazar Manifestosu🥀

Benim kalemim umutla yazar,
satırlarımdan karanlık değil, ışık doğar.

Her hikâyemin sonunda mutluluk vardır.
Kötüler hak ettikleri cezayı bulur,
iyiler daima kazanır.
Çünkü ben inanırım:
Hayat, en çok kalbi temiz olanlara gülümser.

Kahramanlarımın yolları ne kadar çetin olursa olsun,
yüreklerindeki sevda onları mutlu sona taşır.
Okuyucuma bıraktığım his,
acıdan değil; iyileşmekten, sevmekten ve umut etmekten doğar.

Evet, bazen istisnalar olur;
bir başka kalemle birleştiğimde farklı kapılar açabilirim.
Ama kendi yolumda, kendi kalemimle;
her daim mutlu sonların yazarıyım...

İnstegram hesabım
"gunesli_bahar11 "



KİTPLARIM :

💐 Bahardır Bizim Sevdamız

💐 Karanlık Bağ ( Gerçek Ailem kurgusu )

💐 Birinci Kitap* Günahkarkarların Çağı *

💐 İkinci Kitap " Günahkârların Laneti "



YAZDIĞI KİTAPLAR
tamamlandı 2a önce tamamlandı Bahardır Bizim Sevdamız (Bir Ara)
@gunesin_izi
Okuma
6k
Oy
1.18k
Takip
51
Yorum
690
Bölüm
30
Merhaba arkadaşlar yeni serim ve kitabımla karşınızdayım gelin birlikte keşfedelim hikayemizi .............................................. * Bahar, sadece ağaçların çiçek açtığı bir mevsim değildir; bazen bir mahallenin kalbine düşen umut, sevgi ve dostluğun adıdır… Eylül, ailesiyle birlikte yeni bir mahalleye taşındığında, onu bekleyen yalnızca yeni bir ev değildir. Komşuların sıcacık selamları, çocuk kahkahaları, bahar kokulu akşam sohbetleri ve hiç beklemediği dostluklar, Eylül’ün hayatına renk katacaktır. Ama her mahallede olduğu gibi burada da saklı hikâyeler, gizli sırlar, tatlı rekabetler ve dayanışmanın sınandığı anlar vardır. Büyük sofralarda paylaşılan ekmek, pencerelerden taşan gülüşler ve bazen de gözyaşları, bu mahallenin gerçek bağlarını oluşturur. “Bahardır Bizim Sevdamız”, sıcacık bir mahalle yaşamını, dostluğun, aşkın , aile bağlarının ve küçük mutlulukların değerini hatırlatan samimi bir hikâye. Çünkü bazen en büyük sevda, yaşadığın yeri gerçekten evin yapmaktır. *
devam ediyor 7a önce güncellendi Karanlık Bağ ( Gerçek Ailem Kurgusudur )
@gunesin_izi
Okuma
49
Oy
24
Takip
9
Yorum
19
Bölüm
2
Hayat bazen en sıradan bir sabahla başlar… O gün de öyleydi. İşe yetişmek için acele eden genç kadın, kalabalığın arasında yürürken farkında olmadan birine çarptı. Düşmek üzereyken güçlü bir kol onu kavradı, ayakta tuttu. Kız şaşkın bir teşekkür fısıldadı ve yoluna devam etti. Bu karşılaşmanın kaderin ilk düğümü olduğunu bilmeden… İş yerine vardığında karşısında, az önce onu tutan o adamı buldu. Gözleri onun gözlerinde kilitlendi, kalbinde tarif edemediği bir kıpırtı hissediyordu. Fakat bu etkileşim sadece bir başlangıçtı. Zira çok geçmeden ortaya çıkan sır, her şeyi altüst edecekti. Kız, öğrendiği gerçekle derin bir şaşkınlık yaşadı; kalbinin yönü ile aklının fısıldadığı uyarılar arasında sıkışıp kaldı. Onların arasında büyüyen bağ, masum bir heyecandan, ağır ve karanlık bir bağa dönüştü. Kız artık biliyordu: Bu bağ, sadece bir duygudan ibaret değildi; sırlar ve gölgelerle örülmüş derin bir zincirdi. Şimdi tek bir soru kalmıştı: Bu karanlık bağı aydınlığa çıkarabilecek miydi? Yoksa kendi yüreğini de içine çeken karanlığa boyun mu eğecekti?.. ✨ “Karanlıkla sınanmış bir bağ, ışığa uzanmayı seçerse gerçek olur.” ✨
tamamlandı 5a önce tamamlandı Birinci Kitap *Günahkârların Çağı*
@gunesin_izi
Okuma
52
Oy
34
Takip
2
Yorum
5
Bölüm
9
1- Günahkârların Çağı 2- Günahkârların Laneti 3- Günahkârların Kefareti Seri üç kitaptan oluşacaktır... 💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮 Bir adam, karanlık ve kötücül bir auraya sahip gizemli bir kitap bulur. Kitap, seçtiği bu adamın kaderini mühürler. Adam, sayfalarındaki talimatları bir bir uyguladıkça dünya üzerinde büyü ve kötülük yayılmaya başlar. Artık sadece seyirci değildir; sırası gelmiştir. Dünyanın üzerine bir hayalet gibi çöker, katliam yapar, kendisine boyun eğenleri yanında tutar, eğmeyenleri acımasızca yok eder. İnsanlık; ihanetin, çıkarın, kibrin ve hırsın girdabında savrulur. Dürüstlük ve doğruluk un ufak olur, asaletiyle insan ruhu körelir. Artık, Günahkârların Çağı başlamıştır. “Karanlığı seçen, ışığın son nefesini de kendi elleriyle boğar.” Her karanlığın ardında, bir doğum sancısı vardır. Her günahın içinde, bir kurtuluş çığlığı gizlidir. Bir şehir... Gölgelerle çevrili sokaklarında masumiyetin kanla sınandığı, ihanetin kaderi yazdığı bir şehir. Bir aile... Görünürde birbirine bağlı, ama içten içe günahlarla örülmüş. Her fert, kendi karanlığıyla yüzleşmek zorunda. Ve bir gerçek... İnsan, doğarken masum mudur, yoksa doğduğu andan itibaren günaha mahkûm mu edilir? İşte istediğin tanıtım metni: Günahkârların Doğuşu, sırların, ihanetlerin ve kaderin romanı. Burada masumiyet çabuk kaybolur, adalet ise çoğu zaman sessiz kalır. Ama unutma: Her günah, sahibine kendi cezasını doğurur...
devam ediyor 2a önce güncellendi İkinci Kitap " Günahkârların Laneti "
@gunesin_izi
Okuma
6
Oy
2
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
2
*Yakında bölümler gelecek* .................................................. Günahkârların Çağı, çoktan Günahkârların Laneti’ne dönüşmüştü. Takvimler bin yüz yılı devirmişti; ama zaman ilerlememişti sanki. Dünya hâlâ karanlıktaydı. Güneş doğuyor, fakat ısıtmıyordu. Geceler uzadıkça uzuyor, sabahlar bir lütuf değil, yalnızca yeni bir acının başlangıcı oluyordu. İnsanlık çökmüştü. Şehirler bir zamanlar göğe meydan okuyan kulelerken şimdi is ve küf kokan harabelerden ibaretti. Beton yığınlarının arasında rüzgâr uğuldar, eski dünyanın metal iskeletleri çürümüş kemikler gibi toprağa saplanırdı. Teknoloji bir masaldı artık; ekranlar kararmış, makineler susmuş, bilgi unutulmuştu. İnsanlar yeniden kılıçlara, mızraklara, baltalara dönmüştü ama bu dönüş bir ilerleme değil, daha derin bir düşüştü. Eski çağların bile bir onuru vardı; bu çağdaysa yalnızca vahşet kalmıştı. Açlık hüküm sürüyordu. Tarlalar lanetlenmiş gibi ürün vermez, su kaynakları ya zehirli ya da kanla karışık akardı. İnsanlar hayatta kalmak için birbirini satıyor, kardeş kardeşi ihbar ediyor, çocuklar daha konuşmayı öğrenmeden bıçak tutmayı öğreniyordu. Merhamet zayıflıktı. Vicdan, mezara gömülmüş eski bir kelimeydi. Viktor dönemi sona ermişti. Onun yönetimi zalimdi, evet; ama en azından kuralları vardı. Şimdi ise tahta oturan yeni kral, zulmün bile sınırlarını aşmıştı. İsmi fısıltıyla anılırdı; çünkü adını yüksek sesle söylemek bile ölüm sebebiydi. Bu kralın ne affı vardı ne de sabrı. Onun gözünde insanlar, yalnızca hükmedilecek etten ibaretti. Meydanlar idamlarla doluydu. Gün doğarken çanlar değil, çığlıklar yankılanırdı. Suçlu olmak gerekmiyordu; yanlış yerde durmak, yanlış bakmak, hatta doğru zamanda susamamak bile yeterliydi. Askerleri demirden iradeleri ve taşlaşmış kalpleriyle sokakları arşınlar, direnenleri değil, nefes alanları ezerdi. Umut yasaktı. Eski kitaplar yakılmış, eski hikâyeler unutturulmuştu. Gelecekten söz edenler ya delilikle ya da isyanla suçlanırdı. İnsanlar başlarını eğerek yürür, göz göze gelmekten korkardı; çünkü bir bakış, bir ihbar, bir cellat demekti. Ve dünya… Dünya sanki bu laneti kabul etmişti. Gökyüzü sürekli griydi, yağmur bile kül gibi yağardı. Toprak kana doymuş, rüzgâr duaları bile taşımıyordu. Tanrılar susmuştu ya da insanlığı çoktan terk etmişlerdi. Bu çağda yaşamak bir mucize değil, bir cezaydı...
Loading...