[ Romantizm ] - Kitap Listesi
devam ediyor 11dk önce güncellendi
Dildâde
@yazarcablog
Okuma
89
Oy
24
Takip
7
Yorum
44
Bölüm
8
Ben Hare, adının anlamını asla taşıyamayan Hare. Sert, dayanıklı, taş gibi olmamı istedikleri Hare. Geçmişin pis izlerini bedeninde taşıyan, insanların günahlarını omuzlamış, ruhunda fırtınalarla yaşayan, hiç sevilmemiş, itilmiş, dışlanmış , kaçarak ömrünü heba etmiş Hare. Her kaçış bir başlangıçtı aslında…Hiç aramıyorken bulduğumuz güzel şeyler vardı bu hayatta. Öyle aniden, güzellikle ve kendiliğinden. Ben geçmişimden, yaralarımdan kaçarken, yaralarımın etrafına yıldızlar çizen adamla tanıştım. Ruhuma çiçekler açtıran adamla…
devam ediyor 13dk önce güncellendi
Düşman Yurtlar/🔞
@kumsalinotesi
Okuma
1.01k
Oy
223
Takip
23
Yorum
218
Bölüm
7
aynı yurtta yaşayan defne ve toprağın arasındaki gerginlik ve yakınlıktan tüm yurdun haberi vardır. özellikle defnenin takıntılısının.
ikili her ne kadar birbirinden nefret etsede bazı zorlukları aşmak için beraber hareket etmeleri lazımdır. ama bu işin içine duyguların girmeyeceğini kimse söylememiştir.
"toprak, korkuyorum"
"korkma defne, beraber atlatacağız bunları" dedi elimi kavrarken.
hayır toprak ben sana bir şeyler hissetmekten korkuyorum...
devam ediyor 16dk önce güncellendi
AYNI EVREN
@incilune
Okuma
15
Oy
4
Takip
3
Yorum
0
Bölüm
4
Arslan kapının önünde durduğunda onun adımlarıyla birlikte içimde bir şeyler de durmaya hazırlandı.
Sanki dükkânın içindeki bütün sesler aynı anda sustu da, geriye sadece kalbimin atışı kaldı.
Başımı kaldırdığımda ona baktım her zamanki gibiydi sakin mesafeli olması gerektiği kadar yakın...
“Hoş geldin Arslan abi,” dedim.
Sesim bana ait değilmiş gibi çıktı.
“Bir şey isteyeceğim senden,” dedi.
İşte o an…her şeyin değişeceğini anladım.
Gözlerimi kaçırdım.
Bir şey olacak, dedim içimden.
Ve ben buna hazır değilim.
“Söz çiçeğini sen yapar mısın?” dedi.
“İnce işlerden anlamam ben.”
Kalbim, göğsümün içinde yanlış bir yerde atmaya başladı.
Sanki yerinden kaymış gibiydi.
Bir an yüzüne baktım.
Belki başka bir şey söyler diye.
Belki şaka yapıyordur diye.
Belki yanlış duymuşumdur diye.
Ama o sadece bana bakıyordu.
Hiçbir şey yoktu yüzünde.
Ne heyecan, ne mahcubiyet, ne fark ediş.
Benim içimde kopan fırtınadan haberi yoktu.
“Tamam,” diye fısıldadım.
Arkamı döndüm.
Tezgâhın üzerindeki çiçeklere uzandım ama ellerim titriyordu.
Gözlerimden süzülen damlalar yanaklarıma ulaştığında, onları durdurmaya çalışmadım bile.
Çünkü bazı acılar gizlenmez.
Sadece yaşanır.
Gülleri seçtim.
Her birini elime alırken içimden bir şey daha eksiliyordu.
Bu çiçek, onun mutluluğuna gidecekti.
Ve ben…
onu ilk kez gerçekten kaybediyordum.
O arkamda sessizce bekledi.
Ben ise onun için,
hayatımda yaptığım en zor çiçeği hazırlamaya başladım.
O an anladım ki,
bazen bir insanın kalbi kırılmaz;
sadece yavaş yavaş söner.
devam ediyor 58dk önce güncellendi
SEVMEYİ BECEREMEM
@zifiridusmeya11
Okuma
218
Oy
28
Takip
8
Yorum
5
Bölüm
6
Bu küçük yaşımla "evlen "dediler bana. Ne sanıyolardı ki? Yalnız büyüyen birinden ne bekliyorlardı ki?Bununla mı çözülecekti her şey? Alışırmışım, öğrenirmişim... Öyle dediler acımadan.
Arkadaşlar kötü içerik içemeyeceksek bir kitaptır. Tatlış bir kitap olmasını umuyorum.
devam ediyor 2s önce güncellendi
Kırık Camlar Mevsimi
@halye_tan
Okuma
1.22k
Oy
207
Takip
17
Yorum
182
Bölüm
16
Serra Durmaz, İstanbul’un insanı yoran ama bir o kadar da içine çeken seslerine, elindeki kâğıdı buruşturarak karıştı.
Adres oradaydı. Siyah kalemle aceleyle yazılmış birkaç satır.
Ama sokak yoktu.
Valizinin tekerleği bozuk kaldırıma her takıldığında, içinden geçen sabır da biraz daha aşınıyordu. Sabah erkenden çıktığı yolculuk, beklediğinden uzun sürmüş; İstanbul onu ilk günden yormayı seçmişti. Boğaz’a yakın bir mahalle demişlerdi. Sessiz, eski ama güvenli. “İstanbul’un hâlâ nefes alan yerlerinden,” diye eklemişti emlakçı.
Serra, başını kaldırıp etrafına baktı.
Eski apartmanlar, yokuş aşağı kıvrılan sokaklar, balkonlardan sarkan çamaşırlar… Ve aralardan görünen o ince mavi çizgi: Boğaz.
Tam da bu manzaraya dalmışken, bir adım öne çıktı.
Ve oldu.
Fren sesi kısa ama sertti.
Metal, bavula çarptı…
devam ediyor 2s önce güncellendi
KARDEN(BERDEL)+
@yagmurq1
Okuma
746
Oy
73
Takip
46
Yorum
63
Bölüm
5
Ben ailenin aykırı çocuğu: Karden Saren. Babamın deyimiyle “vasıfsız Karden”… Annemin deyimiyle “daha kadın olamamış Karden”…
Ben, Karden Saren… Kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan genç bir kız… Ailesi tarafından öteki görülen değil; adı gibi güçlü, ayağı yere sağlam basan Karden olarak anılacaktım. Ve eğer bu topraklarda bana mutluluğu yasak kılmaya kalkarlarsa, ben onlara kendi sonlarını yaşatırdım.
devam ediyor 2s önce güncellendi
HİCRAN SOKAĞI(MAHALLE KURGUSU)+
@yagmurq1
Okuma
21
Oy
3
Takip
3
Yorum
2
Bölüm
2
Hicran, ayrılık demekti... Evvelden yazılmıştı benim kaderim. Kader, insanın ismine göre şekil alırmış; bunu en acı şekilde öğrenmem de hayatın bana yaptığı en büyük sürprizdi.
Ben Hicran Veren... Adımdan da anlaşılacağı üzere, ayrılık verendim. Ben karnımda bir can taşırken, iki canı toprağa verendim. İnsanların merhemi değil, yarası oluyordum sadece.
devam ediyor 3s önce güncellendi
Mafyanın kalbi
@star_of_darkness
Okuma
38
Oy
5
Takip
4
Yorum
5
Bölüm
4
sevgisizliğe mahkûm edilen Liva, babasının sevgisizliği ve kardeşlerinin gölgesinde görünmez bir hayat sürerken, kader onu Ateş’le karşı karşıya getirir. Mafyanın acımasız dünyasında yapılan bu evlilik, Liva için hem bir kurtuluş hem de yeni bir esaretin başlangıcıdır. ateşin çarpışmasında, aşk mı doğacak yoksa karanlık mı hüküm sürecek?
devam ediyor 4s önce güncellendi
Görmediğin Benim 2
@umutperisii
Okuma
2.42k
Oy
482
Takip
64
Yorum
598
Bölüm
17
(İlk kitabı okumadan okuyabilirsiniz)
Bazı doğum günleri dileklerle değil, vedalarla başlar…
Duru, yirmi sekizinci yaş gününde kahkahalarla dolu bir evin ortasında, geçmişin hiç kapanmamış bir yarasıyla yüzleşir. Sevdikleri etrafındayken, kalbi onu beş yıl öncesine; bir düğün gününde başlayan ve kar altında biten bir ayrılığa sürükler.
Rüzgâr…
Bir asker.
Görevleriyle duyguları arasında sıkışmış, sevdiğini korumak için ondan vazgeçmeyi seçmiş bir adam.
Bir cümleyle biten bir ilişki,
gözlerden kondurulan son bir öpücük
ve hiç dinmeyen bir “ya şöyle olsaydı”…
Yıllar sonra gelen bir atama, Duru’yu bu kez bambaşka bir yol ayrımına getirir.
Hakkâri’de bir askerî kışla…
Geçmişin izleri, bastırılmış duygular ve yeniden karşılaşma ihtimali.
Aşk, görev, ayrılık ve cesaret…
Bu hikâye; sevmenin bazen gitmek, güçlü olmanın ise kalabilmek olduğu anları anlatıyor.
Bazı aşklar yarım kalır,
bazıları ise tam da en uzak yerde yeniden başlar.
devam ediyor 4s önce güncellendi
Reçeteye Aşk Yazdım
@umutperisii
Okuma
1.66k
Oy
467
Takip
34
Yorum
286
Bölüm
17
“Bu yolun sonu ya veda ya sevda… ama benim adımlarım hep sana doğru, Doktor.”
Herkesin hayatında bir kırılma anı vardır.
Umay’ınki, hayallerine en çok yaklaştığını sandığı anda geldi.
Asistanlığının ikinci yılında, tüm düzeni bir anda yerle bir oldu.
Geride bırakmak zorunda kaldıkları yalnızca bir şehir değildi; anıları, sevdikleri ve babam dediği adam da o şehirde kaldı.
Yeni bir şehir, yeni bir hastane, yabancı yüzler…
Ve herkesten sakladığı, geceleri uykularını bölen bir sır.
Umay güçlü görünüyordu.
Ama bazı insanlar en çok gülümserken dağılır.
Hayat ona yeniden başlamak için bir şans verirken, karşısına Doktor Ali Asaf çıktı.
Bazen insan hiç beklemediği bir anda birine tutunur.
Bazen de en güvenli sandığı yerde en çok korkmaya başlar.
Çünkü bazı aşklar iyileştirir…
Bazıları ise insanın en kırılgan yerine dokunur.
Ve Umay, kalbiyle aklı arasında sıkıştığı bu yolda,
en zor soruyla baş başa kalacaktı:
İnsan, her şeye rağmen yaşamaya mı tutunurdu
yoksa sevgiye mi?
“Bir kadın, bir sır, yarım kalan bir hayat ve zamana karşı bir aşk…”
devam ediyor 6s önce güncellendi
BOLKA (Mafya)
@okyanuss_s
Okuma
706
Oy
79
Takip
28
Yorum
8
Bölüm
5
"Bir daha karşıma çıkmadığından emin ol, Sofinka. Yoksa yemin ederim gördüğün son gözler benimkiler olur.”
Hayatımda gördüğüm en soğuk grilere sahipti. Sanki gözlerinin içinde buzla kaplı bir gece saklıydı. Her bakışı, her dokunuşu bana meydan okuyor; beni karanlığından uzak durmam için uyarıyordu. Ama sözlerinin tam tersine, her seferinde beni kendi dipsizliğine çekmekten asla vazgeçmiyordu.
Onun söyledikleri yıllarca zihnimde dolanıp durdu.Ve bir gün, karanlık sırlarını sakladığı o kuleye gittiğimde kendimi uçurumun kenarında bulmuştum.
O canavardan kurtarmaya çalıştığım o can, hiç tereddüt etmeden beni sırtımdan bıçaklamıştı.
Bir el beni karanlığa ittiğinde gördüğüm son şey onun gri gözleriydi. Belki de haklıydı; onun yoluna çıkarsam göreceğim en son şey onun soğuk grileri olacaktı. Öyle de olmuştu.
Ama bu kez beni öldüren değil, kurtaran taraf gibiydi. Bu kurtuluşun onun sonunu da beraberinde getireceğindense habersizdi.
Gözlerimi tekrar açtığımda ise hafızam susmuştu. Geçmişin tüm izleri, tüm çığlıkları, tüm kanı… hepsi kaybolmuştu.
Ve şimdi…
Zamanında düşmanım olan o adam, karşıma geçip nişanlım olduğunu söylüyordu.
Sanki beni ölümle tehdit eden kendisi değilmiş gibi.
Sanki onu vuran ben değilmişim gibi.
Sanki bu hikâyenin bir sonu yokmuş gibi.