[ Tarih ] - Kitap Listesi
devam ediyor 7a önce güncellendi
Şans
@asli.jkteam_
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Okulun ilk gününde bir erkek gelip Lina`ya kendini aşık ettirmeye başarmıştır.ama bir sorun var okulun tüm kızlar o erkekten hoşlanmış ve yakın olmaya çalışıyorlardı...
Bakalım Lina erkekle yakın olabilecekmi?veyada diğer kızlar erkeğin kalbine gire bilecekmi?
devam ediyor 1y önce güncellendi
Mahallenin Delileri
@sevdali.08
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Burası Gazi Cumali mahallesi. Bursanın en sıvak mahallesi olmaya adayız. Şu filmlerde gördügünüz dar sokak ve karsı karsıya dizilmiş sıralı müstakıl evlerin olduğu karşılıklı binaların arasında camasır ipi gerilmiş olan yaz temizliği yada bayram temizliği başladığında asılan çamasırlardan mahallelinin güneş görmedigi meydanının çıkmaz sokak olduğu o harika mahalle bizde mahallenin delileri...
Hayatımıza sıtlatımıza hayatımıza hoş geldınız...
devam ediyor 12a önce güncellendi
KARA DUL
@gilde10
Okuma
0
Oy
0
Takip
2
Yorum
0
Bölüm
0
Bunun krallığın iyiliği için olduğunu söylediler. Hep öyle yaparlar, değil mi? Çizmelerimin altındaki çakıl taşları kadar yıpranmış ve pürüzsüz bir cümle, kralların ve fatihlerin dudaklarından fısıldanan bir mantra. Ama "iyi" çetrefilli bir kelimedir, özellikle de savaşın kiri ile yeniden yazıldığında. Dökülen kanın kızıllığı ve yanan evlerin külüyle lekelendiğinde iyi kendi anlamını yitirir.
devam ediyor 1y önce güncellendi
Vicente Van Gogh Günlüğü
@lifeyasun99999
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Üst orta sınıf bir aileye doğan Van Gogh çocukken ciddi, sessiz ve saygılıydı ayrıca resim de yapmaktaydı. Gençliğinde sanat simsarı olarak çalıştı ancak Londra`ya gönderildikten sonra bunalıma girdi. Döndükten sonra Belçika`nın güneyinde Protestant misyoner olarak çalıştı. Sağlığı bozulup yalnızlık içinde yaşadıktan sonra ebeveynlerinin yanına döndü ve 1881 yılında resim yapmaya başladı. Küçük kardeşi Theo tarafından maddi olarak desteklendi ve ikisi yıllarca mektupla yazıştılar. Çoğunlukla natürmortlar ve çalışan köylülerin tasvirlerinden oluşan ilk çalışmalarında daha sonraki eserlerinin ayırt edici niteliği olan canlı renkler görülmez. 1886 yılında taşındığı Paris`te, izlenimci hassasiyete karşı tepki gösteren ve aralarında Émile Bernard ile Paul Gauguin`in de bulunduğu aVangart üyeleriyle tanıştı. Çalışmaları geliştikçe natürmortlara ve yerel manzaralara yeni bir yaklaşım getirdi. Resimlerinde daha parlak renkler kullanmaya başladı ve daha sonra 1888`de Fransa`nın güneyinde kaldığı Arles`da ustalaşacağı kendine özgü bir üslûp geliştirdi. Bu dönemde zeytin ağaçları, selviler, buğday tarlaları ve ayçiçekleri de tuvallerine konu olmaya başladı.
Psikotik epizodlardan ve delüzyonlardan muzdarip olan Van Gogh zihin sağlığından endişe duymasına rağmen fiziksel sağlığını ekseriyetle ihmal etmiş düzgün beslenmemiş ve aşırı alkol almıştır. Gauguin ile arkadaşlığı bir ustura ile yolunu kesmesi ve öfke nöbeti sonucu sol kulağının bir kısmını keserek yaralaması sonucu sona ermiştir. Bir dönem Saint-Rémy`de olmak üzere akıl hastanelerinde kalmıştır. Hastaneden kendi isteğiyle ayrıldıktan sonra Paris yakınlarında Auvers-sur-Oise`da Auberge Ravoux`ya taşındı ve homeopati uygulayan doktor Paul Gachet tarafından tedavi edilmeye başladı. Depresyonu devam etti ve 27 Temmuz 1890`da bir altıpatlarla kendini göğsünden vurdu. İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.
Yaşamı boyunca başarısız olan Van Gogh`a deli gözüyle bakılıyordu. İntiharından sonra şöhret kazanan ressam, halkın imgeleminde tipik yanlış anlaşılmış dahi, "çılgınlık ve yaratıcılığın bir arada olduğu söylemlerini"[2] gösteren bir ressam olarak yer almıştır. Resim üslûbunun ögeleri fovistler ve Alman dışavurumcuları tarafından kullanılmaya başladıktan sonra 20. yüzyılın başlarında ünü artmaya başlamıştır. Sonraki yıllarda çok yaygın bir eleştirel, ticari ve popüler bir başarı yakalayan Van Gogh sorunlu kişiliğinin romantik, azap çeken sanatçı idealini simgelediği önemli ama hüzünlü bir ressam olarak hatırlanmaktadır.
devam ediyor 9a önce güncellendi
Muhteşem Sultan
@reyhaan
Okuma
0
Oy
0
Takip
3
Yorum
0
Bölüm
0
Babasının ani ölümü üzerine erken yaşta tahta geçen Sultan Mehmet kardeşlerinin ve babasının ölümünden dolayı büyük bir hazin içindedir ve kendisi için düzenlenen eğlencede Vasilia adındaki cariyeyi görür ve aşık olur.(Kitap tamamen kurgusaldır)
devam ediyor 9a önce güncellendi
Kalbin Kuzeyi
@halelikitaplar_q
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
"Be...benden ne isti...yorsum?"sesimdeki dalgalanmayı engeleyememiştim. Daha evlenmenin şokunu atlatamadan sokak ortasında ölümle burun buruna gelmiştim. Bedenimde dolaşan adrenalin yavaş yavaş vücudumu terk ediyordu.
Başımla omzum arasına dayanmış başı atan damarımın üstüne doğru çevrildi, boynumda sıcak iki dudak parçası hissetmeme içime çektiğim havayı dışarı zerk edemedim. Ta ki o dudaklarını çekip burnuyla benim kokumu içine çekene kadar. Aynı anda nefeslerimizi verip tekrar derin bir nefes çekmiştik tek fark o benim kokumu alırken ben ölümün puslu kokusunu almıştım.
"Senin gibi birinden ne isteyebilirim sence..."konuşmasında durakladı ve tekrar kokumu içine derince cekerek belimdeki kollarını biraz daha sıktı. Sanki vücudumuz bütün olmamış gibi biraz daha beni kendine çekti."... karıcığım?"
Bir devrimle başlayan karanlık bir masal...
Herşey şu anki kralımıza devrimde yardım ederek kralığın kökten değişmesini sağlayan paralı bir askerin kendine gelin olarak soylu bir leydi yerine hizmetçi olan beni seçmesiyle başladı.
Bana sorulmadı ne de olsa ben bir hizmetciydim.
Ama artık o bir arşidüktü peki neden o kadar güzel leydiler arasında beni seçmişti ki?
devam ediyor 11a önce güncellendi
SALTANAT İÇİN
@mabella
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
GÜNEŞLİ GÜNLERDEN SARAYIN KARANLIK GÜNLERİNE İNEN BİR HİKAYE, SARAYIN ÜSTÜNDEKİ GÜNEŞ ,CIVIL CIVIL KUŞLAR GİDİYOR .DERİNLİKLERDE ÖLÜM GETİREN SULARIN ÜZERİNDE İNCE BİR İPTE YÜRÜMEYE ÇALIŞAN KÜÇÜK KIZ ÇARESİZ VE YALNIZ .İLK OLARAK HAYATINI KAYBETMEMEK İÇİN SAVAŞIRKEN ŞİMDİ KENDİSİNİ SALTANATI KAZANMAK UĞRUNA SAVAŞIRKEN BULDU. TUZAKLARDAN VE ÖLÜMÜN ARDINDAN KAÇIP GÜÇ VE TAHT İÇİN KOYU BİR KARANLIĞA GİRMEYİ GÖZE ALACAKMI ?
İHANETLER ,SALTANAT, GÜÇ,TAHT...
devam ediyor 1y önce güncellendi
Vicente Van Gogh Günlüğü
@lifeyasun99999
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Üst orta sınıf bir aileye doğan Van Gogh çocukken ciddi, sessiz ve saygılıydı ayrıca resim de yapmaktaydı. Gençliğinde sanat simsarı olarak çalıştı ancak Londra`ya gönderildikten sonra bunalıma girdi. Döndükten sonra Belçika`nın güneyinde Protestant misyoner olarak çalıştı. Sağlığı bozulup yalnızlık içinde yaşadıktan sonra ebeveynlerinin yanına döndü ve 1881 yılında resim yapmaya başladı. Küçük kardeşi Theo tarafından maddi olarak desteklendi ve ikisi yıllarca mektupla yazıştılar. Çoğunlukla natürmortlar ve çalışan köylülerin tasvirlerinden oluşan ilk çalışmalarında daha sonraki eserlerinin ayırt edici niteliği olan canlı renkler görülmez. 1886 yılında taşındığı Paris`te, izlenimci hassasiyete karşı tepki gösteren ve aralarında Émile Bernard ile Paul Gauguin`in de bulunduğu aVangart üyeleriyle tanıştı. Çalışmaları geliştikçe natürmortlara ve yerel manzaralara yeni bir yaklaşım getirdi. Resimlerinde daha parlak renkler kullanmaya başladı ve daha sonra 1888`de Fransa`nın güneyinde kaldığı Arles`da ustalaşacağı kendine özgü bir üslûp geliştirdi. Bu dönemde zeytin ağaçları, selviler, buğday tarlaları ve ayçiçekleri de tuvallerine konu olmaya başladı.
Psikotik epizodlardan ve delüzyonlardan muzdarip olan Van Gogh zihin sağlığından endişe duymasına rağmen fiziksel sağlığını ekseriyetle ihmal etmiş düzgün beslenmemiş ve aşırı alkol almıştır. Gauguin ile arkadaşlığı bir ustura ile yolunu kesmesi ve öfke nöbeti sonucu sol kulağının bir kısmını keserek yaralaması sonucu sona ermiştir. Bir dönem Saint-Rémy`de olmak üzere akıl hastanelerinde kalmıştır. Hastaneden kendi isteğiyle ayrıldıktan sonra Paris yakınlarında Auvers-sur-Oise`da Auberge Ravoux`ya taşındı ve homeopati uygulayan doktor Paul Gachet tarafından tedavi edilmeye başladı. Depresyonu devam etti ve 27 Temmuz 1890`da bir altıpatlarla kendini göğsünden vurdu. İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.
Yaşamı boyunca başarısız olan Van Gogh`a deli gözüyle bakılıyordu. İntiharından sonra şöhret kazanan ressam, halkın imgeleminde tipik yanlış anlaşılmış dahi, "çılgınlık ve yaratıcılığın bir arada olduğu söylemlerini"[2] gösteren bir ressam olarak yer almıştır. Resim üslûbunun ögeleri fovistler ve Alman dışavurumcuları tarafından kullanılmaya başladıktan sonra 20. yüzyılın başlarında ünü artmaya başlamıştır. Sonraki yıllarda çok yaygın bir eleştirel, ticari ve popüler bir başarı yakalayan Van Gogh sorunlu kişiliğinin romantik, azap çeken sanatçı idealini simgelediği önemli ama hüzünlü bir ressam olarak hatırlanmaktadır.
devam ediyor 1y önce güncellendi
Vicente Van Gogh Günlüğü
@lifeyasun99999
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Üst orta sınıf bir aileye doğan Van Gogh çocukken ciddi, sessiz ve saygılıydı ayrıca resim de yapmaktaydı. Gençliğinde sanat simsarı olarak çalıştı ancak Londra`ya gönderildikten sonra bunalıma girdi. Döndükten sonra Belçika`nın güneyinde Protestant misyoner olarak çalıştı. Sağlığı bozulup yalnızlık içinde yaşadıktan sonra ebeveynlerinin yanına döndü ve 1881 yılında resim yapmaya başladı. Küçük kardeşi Theo tarafından maddi olarak desteklendi ve ikisi yıllarca mektupla yazıştılar. Çoğunlukla natürmortlar ve çalışan köylülerin tasvirlerinden oluşan ilk çalışmalarında daha sonraki eserlerinin ayırt edici niteliği olan canlı renkler görülmez. 1886 yılında taşındığı Paris`te, izlenimci hassasiyete karşı tepki gösteren ve aralarında Émile Bernard ile Paul Gauguin`in de bulunduğu aVangart üyeleriyle tanıştı. Çalışmaları geliştikçe natürmortlara ve yerel manzaralara yeni bir yaklaşım getirdi. Resimlerinde daha parlak renkler kullanmaya başladı ve daha sonra 1888`de Fransa`nın güneyinde kaldığı Arles`da ustalaşacağı kendine özgü bir üslûp geliştirdi. Bu dönemde zeytin ağaçları, selviler, buğday tarlaları ve ayçiçekleri de tuvallerine konu olmaya başladı.
Psikotik epizodlardan ve delüzyonlardan muzdarip olan Van Gogh zihin sağlığından endişe duymasına rağmen fiziksel sağlığını ekseriyetle ihmal etmiş düzgün beslenmemiş ve aşırı alkol almıştır. Gauguin ile arkadaşlığı bir ustura ile yolunu kesmesi ve öfke nöbeti sonucu sol kulağının bir kısmını keserek yaralaması sonucu sona ermiştir. Bir dönem Saint-Rémy`de olmak üzere akıl hastanelerinde kalmıştır. Hastaneden kendi isteğiyle ayrıldıktan sonra Paris yakınlarında Auvers-sur-Oise`da Auberge Ravoux`ya taşındı ve homeopati uygulayan doktor Paul Gachet tarafından tedavi edilmeye başladı. Depresyonu devam etti ve 27 Temmuz 1890`da bir altıpatlarla kendini göğsünden vurdu. İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü.
Yaşamı boyunca başarısız olan Van Gogh`a deli gözüyle bakılıyordu. İntiharından sonra şöhret kazanan ressam, halkın imgeleminde tipik yanlış anlaşılmış dahi, "çılgınlık ve yaratıcılığın bir arada olduğu söylemlerini"[2] gösteren bir ressam olarak yer almıştır. Resim üslûbunun ögeleri fovistler ve Alman dışavurumcuları tarafından kullanılmaya başladıktan sonra 20. yüzyılın başlarında ünü artmaya başlamıştır. Sonraki yıllarda çok yaygın bir eleştirel, ticari ve popüler bir başarı yakalayan Van Gogh sorunlu kişiliğinin romantik, azap çeken sanatçı idealini simgelediği önemli ama hüzünlü bir ressam olarak hatırlanmaktadır.
devam ediyor 10a önce güncellendi
Ertuğrul gazi bey
@turunc
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Atilla turunç 2012 yılında doğdu ve ilerleyen zamanlarda tarihe merak saldı bu merak oldukça artı ve Ertuğrul Gazi bey adında bir kitap yazmak istedi böylece tarihçi bir yazar olarak üniversite okumak istedi
devam ediyor 1y önce güncellendi
Ortaçağ
@serenit
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Saira`nın annesi arkeda imparatorluğunun imparoticesidir.fakat babası namı çok bilinen tehlikeli bir korsandır. Annesi Saira` ya hamile kaldığında henüz bir cariye olduğu için bu durum farkedilmez fakat annesiyle çok büyük bir benzerliği vardır. Annesinin ihaneti ortaya çıkmadığından imparotice olur. Saira babasıyla büyür ve dünyayla ilgili bir çok efsaneye ve mitolojiye hakimdir. Öyle ki bu durum pembe elması koruma iç güdüsünü arttırmaktadır çünkü bahsedilen pembe elmas dünyanın en özel ve değerli taşıdır. Fakat bi gün düşman koloniler tarafından saldırıya uğrayınca taş çalınır. Taşın izini uzun süre takip ettikten sonra Arkeda imparatorluğuna satıldığını öğrenirler ve babası Saira`yı içeri sızmaya gönderir. Tesadüfe bakılırsa Saira Arkeda krallığında sadece taşı değil öldü sandığı annesini de bulacak.
---------------------------------