
"İhtimali bile güzel olan bir hayalin gerçekleşmesi , sihirli bir dünyada büyülü bir değneğin hayatıma dokunması kadar imkansızdı. İhtimali bile güzeldi ve o bir ihtimal bile değildi.”
Üzerimdeki ince çarşafı ayağımla iterken gerindim. Hiç olmadığım kadar huzurlu bir uyku çektiğimi hissederken gözlerimi araladım. Oteldeki odamın tavanıyla buluşan gözlerim ve anlamsızca gülümseyen dudaklarım benden bağımsız mutlu gibiydiler. Gerçekten bu kadar iyi hissetmek şuan için çok tuhaf geliyordu. Hiçbir şey düşünmek istemeyerek yatağımdan kalktım , bir şarkı mırıldanırken yatağımı düzeltmeye başladım.
Sabah açtım gözlerimi
Bir de baktım ne göreyim
Hep oydu sanki düşlediğim
Aslında buymuş özlediğim
Zıplaya hoplaya banyoya geçerken resmen bir enerji patlaması yaşıyordum. Islık eşliğinde melodiyi tekrar ederken yüzümü yıkadım. Havluyla kuruladığım yüzüme ayna da öylece bakarken bakışlarım dudaklarıma kaydı. Dün gece gerçekten yaşanmıştı!
Bilincimi yeni kazanmış gibi şaşkınlıkla aynaya bakarken dün gecenin kareleri gözlerimin önünden akıp geçti. Doğrusu çalkantılı ruh halim bu gün oldukça iyi hissediyordu çünkü dans etmek istiyordum.
Telefonumu alıp müzik açmaya karar verirken nereye bıraktığımı bulmaya çalıştım. Televizyonun önündeki koltuğun üzerinde bulduğum telefonumu almamla dün gece kapattığımı hatırladım. Açılmasını beklerken dün gece bu telefondan öğrendiğim ve duyduğum hiçbir şey için üzülmemeye çalıştım.
Hayat acı şeyler yaşatıyordu ama sanki karşılığını da mutlu bir şeylerle geri veriyordu. Siyahların arasına beyaz çizgiler çekiyor, kötülük ve iyiliğin içinde hüzün ve mutluluk saklanıyordu. Başıma kim bilir daha neler gelecekti ama ben bu günü hiçbir şey olamamış gibi yaşamak istiyordum. Benimde azıcık mutluluğu yaşamaya hakkım olmalıydı.
Rüzgar haklıydı, ben gerçekten istersem başarabilirdim.
Telefonumun açılmasıyla müzik listeme girip çok enerjik bir pop müzik açtım. Bu kalktığımdan beri zihnimde tekrarlanan müzikti , ikinci kıtaya eşlik ettim.
Sendin yolunu gözlediğim
Sanki yıllardır beklediğim
Belki de içimde gizlediğim
Bir şarkı gibiydi dinlediğim
İlginç dans hareketlerimle kendi etrafımda sağa sola sallanmaya devam ederken ellerim ve kollarımda yerlerinde durmuyordu. Zıplamaya başladığımda çılgın bir şekilde nakaratı yüksek sesle bağırmaya başladım.
Aşığım ben ona, aşığım
Çok fena vuruldum gözüne kaşına
Ay, ay, ay!
Kapının çalmasıyla müziği hızla durdururken çok bağırdığımı düşünerek utandım. İnşallah otel de ki odalardan birinden benim yüzümden şikayet gelmezdi. Kapıyı açmamla karşımda beliren yüzde hafif bir tebessüm belirdi.
“Merve , bir şey mi oldu?”
Panikle sorduğum soruya karşılık Merve’ye içeri girmesi için yol verdim.
“Dün gece çok masalsıydı değil mi Hayâl?”
İkinci ismimi söylerken sırıtıyordu , Rüzgar’ın öğrendiğini biliyor muydu? Yada baştan beri bildiğini...
“Yine de Güneş demeye devam edicem çünkü hoşuma gidiyor.”
Koltuğa geçip oturdu ve devam etti.
“Sana bir sürü mesaj attım ama telefona bakmıyorsun , bende çareyi odana gelmekte buldum.”
Gözleri üzerimde gezinirken çatılan kaşları yumuşadı.
“Saadet abla bize durumu anlattı , iyi olmana çok sevindim.”
Hafifçe tebessüm etmemle yanıma geldi ve kollarını bana sardı. Merve dışarıdan bakıldığında soğuk görünen biriydi ama içi kesinlikle öyle değildi. Kollarımız ayrılırken yüzünde belirsiz bir tebessüm vardı.
“Dün gece demek seni Rüzgar buldu.”
Merve cümlesine devam etmedi ama gözlerinden eğlendiği anlaşılıyordu.
“Aranızda yaşananları netleştirebildiniz mi?”
Sorusunu duymazdan gelmek isterken sıkıntılı bir nefes verdim. Aslında biraz utanıyordum ama merak ettiğim için de sormadan edemedim.
“Rüzgar geldi mi acaba?”
Çekinerek sorduğum soru Merve’nin yüzünde kocaman bir sırıtışa sebep olurken sorduğuma çoktan pişman olmuştum.
“Senin sorunu cevaplamaktan memnuniyet duyarım ama ilk önce benim sorumu cevap vermen lazım.”
Tekrar etmek için kocaman bir tebessümle gözlerime baktı.
“Aranızda yaşananları netleştirebildiniz mi?”
Bu soru “Artık sevgili misiniz?” sorusuyudu , kalbimde kocaman bir bando çalmaya başlarken en çok davulların sesini duyuyordum.
Merve sabırla cevabı bekliyordu ama şuan bunu söylemenin doğru olup olmadığını bilmiyordum. Dün gece her şey o kadar hızlı gerçekleşmişti ki “sevgili olmak” çok tuhaf geliyordu.
Yani birini öpüştüysen artık o kişiyle sevgiliydin öyle değil mi? Doğrusu bu mantık yürütmenin doğru olup olmadığından emin değildim. Merve’nin artık kaşlarını çatmış bir şekilde bana baktığını fark ettiğimde derin bir nefes aldım.
“Biz , şey , yani-“
Utançtan ölüyordum ve Merve kahkaha atmaya başladı.
“Güneş yanaklarının kırmızısını beş kilometre öteden görebilirler! Seni öptü değil mi?!”
Heyecanlı bağırışı ve neşeli ses tonuyla devam ederken hafifçe başımı salladım.
“Şimdi sende benim sorumu cevaplar mısın? Rüzgar geldi mi?”
Sesim incecik çıkıyordu, buradan buharlaşıp havaya karışmak istiyordum. Gerçekten utandığımı ve bu durumu ciddiye aldığımı anlayan Merve kendini toparladı.
“Henüz gelmedi , normalde erkenden gelir ama dün geceki danstan sonra yorulmuştur tabi.”
Merve’nin neşeli kıkırtısını bir anlık duymazdan gelirken dün geceki dans zihnimde canlandı.
“Geçen gün o dumanlı makyajı neden yaptığını biliyorum , benden gizlediğin sorunların olduğunu da biliyorum.”
Sonra kulağıma doğru eğildiğini ve teninin neredeyse yanağıma değeceği an aklımda canlanıverdi.
“Şişen göz kapaklarını sakladığını sanıyorsun , oysa göz yaşlarının izlerini gözlerinde görebiliyorum.”
Cümlesi zihnimde tekrarlanırken dün geceki etkisi üzerimde devam ediyordu. Sözlerini bir bir kalbime işliyor ve hepsi bir yaranın sanki üzerini kapatıyordu.
Merve’nin bana kahkaha attığını fark etmemle kendimi topladım.
“Güneş senin aklın şuan kesinlikle bambaşka yerlerde uçuyor.”
Haklıydı, bu gün kesinlikle düşüncelerimi toplayamıyordum. Üstelik Rüzgar’ı gördüğümde nasıl davranmam gerektiğini de bilmiyordum. Dün gece öpüştüğün birine bir sonraki gün nasıl davranmak gerekirdi?
Karnıma ağrılar giriyordu , koltuğa kendimi Merve’nin yanına bırakırken iç çektim. Omzumu okşayan Merve güç vermek istercesine sıktı.
“Güldüğüme bakma , senin nasıl hissettiğini anlayabiliyorum. İşleri daha da zorlaştırmadan açılmanıza sevindim , keşke Can da biraz cesur olsa.”
Şaşkınlıkla gözlerim açılırken Merve söylediği şeyin farkına varmasıyla ofladı.
“Can , çoğu cümlesiyle seni sevdiğini belli ediyor aslında.”
Merve söylediğim şeye karşı yüzünü buruşturmamak için kendini zor tutuyor gibiydi.
“Rüzgar da sözleri , gözleri ve davranışlarıyla seni sevdiğini belli ediyordu ama sonuçta dudaklardan dökülen ‘Seni seviyorum.’ Cümlesini beklemeni engellemedi değil mi?”
Söylediği sözlerde haklıydı , Candan ilişkilerini resmileştirmek için ilk adımı bekliyordu. Onların çok yakın olduğunu ilk günden beri biliyordum ama Candan itiraf beklediğini bilmiyordum.
Merve sıkılmış bir şekilde esnedi. Bunu aslında önemsemiyormuş gibi yaptığının farkındaydım ama önemsiyordu.
“Her neyse şuan beni boşver , annenle olanlar hassas bir konu biliyorum ama acaba bizim yardım edebileceğimiz bir şey var mı?”
İçten sorusuna karşılık tebessüm ettim , gerçek bir arkadaş olduğunu başından beri hissetmiştim. Ne yazık ki yapabilecekleri hiçbir şey yoktu...
Merve’nin telefonun çalmasıyla karnıma heyecandan minik iğneler sanki bir anda batmaya başlamıştı. Acaba Rüzgar mı arıyordu?
Merve telefonu açarken dudaklarını oynatarak arayanın “Can” olduğunu belirtti. Bir kaç “tamam” cevabıyla telefonu kapattığında güldü.
“Acıkmış ve bizi kahvaltı etmek için bekliyormuş. Biraz daha gelmezsek bizim haklarımızı da yiyecekmiş.”
...
Merve’yle birlikte kafeteryaya girdiğimizde gözlerim Rüzgar’ı aradı ama genelde yan yana oturduğumuz masada sadece Can ve abartılı bir şekilde doldurduğu tabağı vardı. Merve’yle tabakalarımıza bir kaç kahvaltılık alırken Rüzgar’ın gelmemesine canımın sıkıldığını belli etmemeye çalıştım. Oysaki aklımda sürekli aynı soru soruluyordu “Her gün erkenden otele gelen Rüzgar” dün gece yüzünden mi erken gelmemişti?
Kendimi kötü hissetmeye başlarken isteksizce Merve’nin yanına oturdum. Karşımızda oturan Can yanaklarını patlayacak kadar doldurmuştu , çiğnemekten ağzı yorulmuş olacak ki sonunda durup derin bir nefes aldı. Rüzgar hakkında bir bilgi verecek mi acaba? diye Can’a bakmaya devam ettiğimde kaşları çatıldı.
“Güneş aç bir insan hiç görmedin mi? Niye bana öyle sinirli bakıyorsun?”
Sinirli mi bakıyordum? Aslında sinirlenmeye başladığım doğruydu ama ona değil , kendime...
Yine saçmalamaya başlamıştım!
Hata yapmadığımı düşünüyordum, Rüzgar’ı öpmek bir hata olamazdı. Eminim birazdan gelecek ve o şapşal , tatlı sırıtışlarıyla günümü neşelendirecekti. Umarım...
Merve derdimi anlamış olacak ki utandığım için soramadığım Rüzgar’ı benim yerime sordu.
“Rüzgar nerede Can?!”
Can’ın yüzünde haylaz bir sırıtış belirirken elindeki çatalı bıraktı ve ciddi bir duruş aldı.
“Biraz geç geleceğini söyledi, başka soru var mı?”
Doğrusu evet , başka sorum vardı.
“Neden geç gelecekmiş?”
Can’ın tek kaşı havaya kalktı, gülmemek için kendini tutuyor gibiydi.
“Neden onu arayıp sormuyorsun?”
Can gerçekten aç bir şekilde çekilmiyordu?! Sorusuna cevap vermemek için tabağımdaki yumurtayı ağzıma tıktım. Eğlendiğini saklamayan Can tabağına dönerken Merve eliyle omzumu sıvazladı.
“Birazdan gelir.”
Teselli cümlesinin herhangi bir yararı olmasa da çabası için gülümsedim.
Kahvaltı bitmiş, tabakları toplamaya diğer çalışanlara yardım etmeye başlamıştık. Üstelik buraya düşündüğümden daha çok alıştığımı hissediyordum ,annem geldiğinde buradan ayrılmak zorunda mı kalacaktım?
Karnımın içindeki bu kötü his düşündüklerim yüzünden miydi yoksa Rüzgar hâlâ gelmediği için miydi? Bir kaç turdur mutfağa girip çıkan Merve’yi durdurdum ve elindeki tabakları alarak mutfağa girdim. Tezgahın başında duran Nergis Teyze’ye döndüm.
“Merhaba , Nergis Teyze nasılsın?”
Güzel tebessümlerinden birini yüzüne konduran kadın , bana baktı.
“İyiyim , Güneş kızım. Sen nasılsın? Bir sorun mu var?”
Sabahtan beri içimi kemiren soruyu sordum.
“Bende iyiyim de acaba Rüzgar neden gelmedi?”
Utana sıkıla sorduğum soruya karşılık Nergis Teyze’nin gözlerinin içi gülüyordu.
“Sabah erkenden işim var deyip çıktı , bu kadar önemli olmasa çoktan gelmiş olurdu.”
Acaba bu kadar önemli olan neydi? Yüzümün asılmasını engellemeye çalışırken Nergis Teyze ekledi.
“Birazdan gelir merak etme.”
Hafifçe başımı salladım ve başka hiçbir şey sormadım.
...
Bir saat boyunca Can ve Merve’yle birlikte havuzun etrafında getir götür işleri yaparken bacaklarım ağrımaya başlamıştı.
Kendimi bir dakikalığına şezlonglardan birine bıraktığımda Can ve Merve de yanıma gelip oturdular. Merve alnındaki teri silerken gerindi.
“Çok yoruldum , bu gün dünden daha sıcak.”
Sıkıntılı bir nefes verdim.
“Evet , sıcak...”
Can ekledi.
“Havuzun suyu soğuk.”
Sıkıntılı bir şekilde ellerime bakarken mırıldandım.
“Evet , havuzun suyu soğuk...”
Can devam etti.
“Rüzgar’ın dudakları da güzel.”
“Evet , Rüzgar’ın dudakları-“
Gözlerim kocam açılırken bağırdım.
“Neee?!”
Merve ve Can aynı anda kahkaha atarken kendimi havuza atmak ve oradan bir daha çıkmamak , kaybolmak istiyordum.
Utançtan ölmek üzere olduğumu fark ettiklerinde zar zor kahkahalarını zapt ettiler. Can sinirle baktığımı gördüğünde hiç korkmadığını belli edecek şekilde sırıttı.
“Güneş senin kafa gitmiş. Sabahtan beri dalgın dalgın dediklerimizi tekrar ediyorsun. Sanırım başına Güneş geçti yada Rüzgar da geçmiş olabilir.”
Kendi yaptığı espriye pis pis gülerken Merve de gülmemek için kendini sıkıyordu. Can’ın koluna susması için ufak bir yumruk attığında bütün gün bu tarz cümleler duymaya devam edeceğimi anlamıştım. Merve her ne kadar Can'ı arada susturmaya çalışsa da oldukça eğleniyordu , sanki ikisi de günlerdir bana bu anı bekliyormuş gibi gelmeye başlamıştı.
Onları kendi hallerine bırakıp bir kaç sipariş daha alırken uzaktan Merve'nin telefonla konuştuğunu gördüm. Yanıma gelip elimdeki tepsiyi aldı ve göz kırptı.
“Arka bahçeye git , seni bekliyor.”
Bütün bedenim gerilirken Merve cesaret vermek istercesine tebessüm etti ve siparişleri dağıtmaya döndü.
Bahçeye geçtiğimde masalı banklardan birinde oturan Rüzgar’ı görmemle elim ayağım birbirine dolandı. Daha önce hiç yaşamadığım garip bir histi. Dün gece öpüştüğüm çocuktan şuan bu kadar çekinmem normal miydi?
Masaya yaklaştım , utanarak Rüzgar’a baktığımda başını kağıtların arasından kaldırdı. Cesaretimi toplamaya çalışarak derin bir nefes aldım. Ela gözlerden güç almayı denedim ama bu gün neden bilmiyorum onun gözlerinde her zamanki ışıltı yoktu. Belki de yorgundu , yine de içimi kemiren konuyu erteleyemezdim.
“Rüzgar dün gece-“
Yutkundu ve göz bebekleri hafifçe bana döndü. Yüzündeki gergin ifade ve bulanıklık içimde bir deprem etkisi yarattı.
Ela gözlere kış gelmişti oysa yaz daha bitmemişti.
Elleriyle yanını işaret ettiğinde oturdum ve önündeki kağıtlarda göz gezdirdim. Sabit bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
“Sana güzel bir bölüm de karar vermen için yardım etmem gerektiğini düşündüm. Yazlık bir bölge de olduğumuz için açık kırtasiye bulmak biraz zor oldu o yüzden de geç kaldım. Annem söyledi, merak etmişsin. Kusura bakma.”
Bu benim dün gece öptüğüm çocuk değildi.
Ben de onun gibi yaptım mimiksiz ve soğuk bir şekilde cevap verdim.
“ Ben kendi bölümüme kara veririm , uğraşmana hiç gerek yok.”
Kalkmaya çalıştığımda elimi tuttu.
“Sadece yardım etmek istiyorum.”
Allah kahretmesin! Şimdi de gözleri dolmuştu. Ne oluyordu buna böyle? Öfkem aniden üzüntüye dönüşürken ona ne olduğuna dair hiçbir şey anlamıyordum.
“Rüzgar bana bir sorunun varsa söyler misin?”
Dağınık kahve saçlarını düzeltmeye çalıştı.
“Başım çok ağrıyor , önemli bir şey değil. Sana güzel bir bölüm seçelim , sonra ben eve gidip uyuyayım.”
Yüzündeki ifadeyi anlayamıyordum ama emin olduğum tek şey şuan iyi olmadığıydı. Belki de gerçekten başı ağrıyordu, dün gece sokaklarda beni arakken yorulmuş ve üşütmüş olabilirdi.
Vicdan azabımı iliklerime kadar hissederken eliyle oturmam için yanını işaret ediyordu.
Masanın üzerinde duran A-4 kağıtlarından bir kaçını önüme bıraktığında konuşmaya başladı.
“Sayısalcı olmadığın için sadece eşit ağırlık ve sözel bölümlerine yönelik seçenekleri çıkardım.”
Yavaşça başımı salladığımda cebinden pembe fosforlu bir kalem çıkarıp bana uzattı.
“İlgini çeken bölümlerin altını çiz ki daha kolay bir şekilde istemediğin bölümleri eleyebilelim.”
Hafifçe başımı sallayıp bölümleri ve içeriklerini içimden okumaya başladım.
Psikoloji
İşletme
Çocuk Gelişimi
Arkeoloji
Antropoloji
İktisat
Bankacılık ve Finans
Hiçbiri bana uygun bölümler değildi ve daha ilk sayfadan bu şekilde başlamış olmak canımı sıkmıştı. İçeriklerini okuma ihtiyacı duymadan diğer sayfaya geçtim.
Hukuk
Annemin kendisi gibi bir avukat olmamdan ne kadar gurur duyacağını düşündüm ama ne yazık ki ben bu bölüme de uygun hissetmiyordum. Huzurla, mutlulukla ve severek yapabileceğim bir meslek sahibi olmam için ilk önce bu şekilde hissedebileceğim bir bölüm seçmeliydim.
Sıkıntılı bir nefes bırakırken sayfanın devamında göz gezdirip bu sayfayı da diğerinin yanına koydum. Yine bir bölümün bile altını çizmemiştim. Hafifçe bakışlarım Rüzgar'a kayarken cesaret veren bir tebessüm bekledim ama tek aldığım solgun bakışlardı. Sonunda bir sayfa daha atladığımda sinirle ayağa kalktım.
“Ben devam etmek istemiyorum.”
Önüme geçti ve omzuma elini koydu, gözlerini gözlerime sabitledi.
“Bu gün sana en uygun bölümü bulucaz, böyle hemen pes etme.”
Bu gözler neden bu kadar gölgeliydi , sanki ondaki tanıdık bir şeyler bulutlarla örtülmüştü.
Bu haline rağmen bana yardım etmek istediğini biliyordum. Derin bir nefes alıp önümdeki kağıtların yanına döndüm.
Bir kaç kağıt daha elememin ardından dalgın bir şekilde mırıldandım.
“Burayı çok sevdim, keşke hayatım boyunca böyle bir otelin bir parçası olabilsem. Böyle bir iş yapabilsem...”
Bir sayfa daha bölüm elerken derinden gelen soğuk sesini duydum.
“Sen her zaman bu otelin bir parçası olacaksın.”
Söylediği cümle bu kadar sıcakken bunu nasıl bu kadar soğuk söyleyebilmişti?
Onu umursamamaya çalışarak önümdeki kağıtta göz gezdirmeye devam ettim.
...
Neredeyse yarım saat olmuştu ve önümde tek bir sayfa kalmıştı. Gördüğüm bölümle kalbim çarpmaya başladı , Rüzgarda heyecanlandığımı hissetmiş olmalıydı.
Sonunda aradığım bölümü bulmuştum!
Rüzgarla aynı anda bağırdık.
“Turizm Bölümü!”
Heyecanla kendime engel olamayarak ellerimi çırparken bana sımsıkı sarıldı ve kulağıma fısıldadı.
“Bulabileceğimizi biliyordum.”
Sabahtan beri olan soğukluğuna karşılık bu sarılma iyi gelmişti.
Yüzümdeki tebessüm hafifçe soldu.
“Ama ya başaramazsam? Benim o sınava bir daha girmeye cesaretim yok ki Rüzgar , ben bu sınav sürecinden çok yorgunum. Sürekli ama sürekli denemelere girip yıprandım , netlerim her denemede bir öncekinden daha kötü geldi. Bu sefer neden farklı olsun ki?”
Ellerini omuzlarıma bıraktı ve gözlerini gözlerime sabitledi.
“Çünkü ben varım...”
Ela gözlere bakarken derin bir nefes aldım. O ise söylediği sözün yeni farkına varıyormuş gibiydi, yüzü hafifçe gerildi. Ardından ayağa kalktı ve saçlarını eliyle karıştırdı. Gözlerime bakmadı, başını otel kapısına çevirdi.
“Sonra görüşürüz.”
Gitmesine izin vermedim ve bileğini tuttum.
“Bana anlayışla bakan, güldüren ve güven veren Rüzgar artık burada değil. Nerede olduğunu biliyor musun? Geri dönerse haber ver.”
Sert bir şekilde söylediğim sözlere karşı hiçbir şey söylemediğinde onu arkamda bırakıp yürümeye başladım.
Keşke sabah hiç uyanmasaydım...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 621 Okunma |
270 Oy |
0 Takip |
24 Bölümlü Kitap |