

Hastane koridoru her zamankinden daha sessizdi.
akşam olmuş hastalar odalarında sessizdi hemşireler doktorlar ise ortalıkta yoktu kimsi dibleniyor kimsisi sessizce işini yapıyordu
Afet yavaş adımlarla yürüyordu.
Her adımda karnındaki dikişler geriliyor, ince bir acı dalga dalga yayılıyordu.
Ama durmuyordu.
Sağında Draco, solunda Morgan.
Draco’nun eli, Afet’in sırtında.
Fazla bastırmadan… ama bırakmayacak kadar sıkı.
"İstersen geri dönebiliriz," dedi Draco alçak sesle.
Afet başını salladı.
"Hayır."
Kısa ama net.
Morgan önden kapıyı işaret etti.
"Burada."
Kapının üzerinde yazıyordu:
Başhekim
Draco’nun bakışları sertleşti.
Bir saniyeliğine Afet’e baktı.
Afet hafifçe başını salladı.
Hazırım.
Draco kapıyı çalmadan açtı.
baş hekim onlara döndü yüzünde bir gülümseme nazik ve kibar
"merhaba hoşgeldiniz "
"hoşbulduk " dedi draco sonra afet
"iyimisiniz maria hanım ? bir sorunmu oldu ?"
"yok yok gitmeden size bir uğrayalım dedik" dedi draco afetin koltuğa oturmasına yardım etti morgan ayakta onöara yakın oldu
"iyi yapmışşınız nasılsınız"
"iyiyiz saoğlun siz"
"bende iyiyim saolun ağrılarınız ne durumda?"
"hala çok ağrıyor ama iyiyim"
"bu normal normalde bu amiliyat üç küçük delikle basit bir şekilde bir saate hallolur ama kisttee çok büyük olduğundan dört saatlik bir operesyon ve 4-5 cmlik bir kesikle yapmak zorunda kaldık"
"anlıyorum..."
"benimle bişey konuşmak için geldiğinizi varsayıyorum? yanılıyormuyum?"
"evet yanılmıyorsunuz." dedi başını sağlayarak
" konu nedir?"
"benim doğumu hakkında."
Doktor birkaç saniye Draco’ya baktı.
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Doğumunuz normaldi. Burada oldu. Anlatılacak ekstra bir şey yok."
Oda bir anda sessizleşti.
Draco’nun yüzündeki ifade değişmedi.
Ama bakışları… sertleşti.
"Öyle mi?"
Doktor başını salladı.
"Evet."
Draco yaslandığı koltukta öne doğru eğildi
"O zaman…"
Kısa bir duraklama.
"Doğum belgem neden sahte?"
O an…
Zaman durdu.
Afet başını aniden Draco’ya çevirdi.
Morgan’ın gözleri daraldı.
Doktorun yüzündeki gülümseme silindi.
"...ne?"
Draco gözlerini ondan ayırmadı.
"Yanlış duymadınız."
Sesi bu sefer daha düşüktü.
Ama çok daha tehlikeliydi.
"Doğum belgemin sahte olduğunu biliyorum."
Doktorun eli masanın kenarına kaydı.
Parmakları titriyordu.
"Bu… bu ciddi bir suçlama-"
Draco sözünü kesti.
"O gece ne oldu?"
Sessizlik.
Draco başını hafifçe yana eğdi.
"Ne oldu da… sahte belge düzenlediniz?"
Doktor gözlerini kapattı.
Nefes aldı.
Vermedi.
O an…
Draco, Morgan’a çok küçük bir işaret verdi.
Morgan hiç tereddüt etmeden belinden silahı çıkardı.
Tık.
Silah masanın üzerine bırakıldı.
Ses… odada yankılandı.
Doktor irkildi.
Afet ve Draco bir an göz göze geldi.
Sonra Afet konuştu.
Sesi sakindi.
Ama içindeki gerilim hissediliyordu.
"Kibarlığımızdan ödün vermek istemiyoruz."
Doktora baktı.
"Derdimiz sizinle değil."
Kısa bir duraklama.
"Ama gerçeği öğrenmemiz gerekiyor."
Doktor yutkundu.
Gözleri silaha kaydı.
Sonra tekrar Draco’ya döndü.
Omuzları düştü.
"...o gece…"
Sesi çatladı.
"Kapımın çalmasıyla uyandım."
Oda tamamen sessizdi.
"Anneniz bana kontrole gelirdi… ama her zaman gizli."
Draco’nun çenesi kasıldı.
Doktor devam etti.
"Doğum gecesi… korumalar geldi."
Afet kaşlarını çattı.
"Korumalar mı?"
Doktor başını salladı.
"Evet."
Derin bir nefes aldı.
"Beni şehir dışında… kullanılmayan bir hastaneye götürdüler."
Morgan’ın bakışları sertleşti.
"Doğum… orada olacaktı."
Draco'nun sesi buz gibiydi.
"Neden?"
Doktor gözlerini kapattı.
"O gece…"
Yavaşça açtı.
"...felaket bir fırtına vardı."
Sessizlik.
Sonra fısıldadı
"Ve…"
Durdu.
Boğazı düğümlendi.
Draco’nun sabrı tükeniyordu.
"Devam et."
Doktor gözlerini kaldırdı.
"Çünkü o gece…"
Bir saniye.
"Üç bebek doğdu."
Oda…
Dondu.
Afet’in nefesi kesildi.
Morgan’ın kaşları çatıldı.
Draco…
Kıpırdamadı bile.
Ama bu sefer gözlerinde bir şey kırıldı.
"...ne dedin?"
Doktor devam etti.
"İki erkek… bir kız."
Afet istemsizce geri çekildi.
"Üçüz mü…?"
Doktor başını salladı.
"Evet."
Draco’nun eli yumruk oldu.
"Daha önce… kehanetten bahsediliyordu."
Doktor yavaşça konuştu.
"Aileniz… sadece bir bebek bekliyordu."
Afet’in kalbi hızlandı.
"Seni."
Doktor Draco'ya baktı.
"Annenizin… sadece seni doğurması gerekiyordu."
Sessizlik.
"Ama…"
Doktor gözlerini kaçırdı.
"İlk kez görülen bir şey oldu."
Draco’nun sesi kısıldı.
"Ne?"
Doktor fısıldadı.
"Üçüzlere hamileydi."
Morgan nefes verdi.
"Bu… nasıl saklandı?"
Doktor başını iki yana salladı.
"Bu… ölüm demekti."
Afet kaşlarını çattı.
"Ne demek ölüm?"
"Üçü birden… kehaneti bozuyordu."
Oda ağırlaştı.
Draco’nun bakışları karardı.
"Sonra?"
Doktorun sesi neredeyse çıkmıyordu.
"...iki bebek… alındı."
Afet’in gözleri doldu.
draco onunla aynı şeyi yaşamıştı
"Nereye?"
Doktor hemen başını salladı.
"Bilmiyorum!"
Morgan bir adım attı.
"Yalan söylersen-"
"BİLMİYORUM!" diye patladı doktor.
Ellerini kaldırdı.
"Gerçekten bilmiyorum!"
Sessizlik.
Sadece nefes sesleri.
Doktor gözlerini kapattı.
"Bildigim tek şey…"
Yavaşça konuştu.
"İsimleriydi."
Draco’nun bakışları kilitlendi.
"Ne isimleri?"
Doktor fısıldadı.
"Annelerinin verdiği isimler…"
Bir duraklama.
"Alex… ve Helen."
O an…
Draco’nun içindeki her şey çöktü.
Ama dışarıdan bakınca…
Hâlâ dimdikti.
Afet yavaşça elini tuttu.
Sıkıca
"Hey…"
Fısıldadı.
"Buradayım."
Draco gözlerini kapattı.
Bir saniye.
İki.
Sonra açtı.
Bu sefer gözlerinde şok yoktu.
Sadece...
Soğuk bir öfke vardı.
Morgan dikkatle baktı.
"Ne yapıyoruz?"
Draco’nun cevabı kısa oldu.
"Yaşıyorlar."
Sessizlik.
"Bulacağım."
Tartışmaya kapalı.
Kesin.
Morgan başını salladı.
"Tamam."
Sonra doktora döndü.
"Sen."
Doktor dondu.
"Artık koruma altındasın."
Doktor şaşırdı.
"Ne... neden?"
Morgan hafifçe eğildi.
"Çünkü sen… yaşayan bir sır oldun."
Draco kapıya yöneldi.
Afet hâlâ yanındaydı.
Ama bu sefer…
Onu destekleyen kişi Afet’ti.
ikisi birbirine tutuyordu afet hem fiziksel hemde ruhsal draco ise ruhsal olarak büyük bir yaraya sahipti draco o an iki kardeşi daha olduğunu öğrendi
hayatı boyunca hep kardeşi olması dileyen draco iki kardeşi olduğunu ve onları ayırdıklarını öğrenmişti ve
Draco bir an durdu.
Doktora bakmadan konuştu.
"Eğer yalan söylediysen…"
Durdu.
"...seni kimse koruyamaz."
Kapı açıldı.
Ve üçü birlikte odadan çıktı.
Kapı kapandığı anda…
Dünya sanki sesini kaybetti.
Draco durmadı.
Hiç arkasına bakmadan yürümeye başladı.
Adımları hızlıydı.
Sertti.
Kontrolsüzdü.
Afet bir an olduğu yerde kaldı.
"Draco…"
Sesinde hem yorgunluk… hem uyarı vardı.
Ama Draco duymadı.
Ya da duymak istemedi.
Morgan hemen Afet’in koluna girdi.
"Yavaş…"
Afet adım atmaya çalıştı.
Ama her adım…
Dikişlerini keser gibi acıtıyordu.
"Ah…"
Draco çoktan birkaç metre ilerlemişti.
Koridor uzun…
Işıklar soğuktu…
Ve o an…
Draco tamamen yalnız yürüyordu.
"DRACO!"
Bu sefer Morgan seslendi.
Draco bir anda durdu.
Sanki biri onu gerçekliğe geri çekmiş gibi.
Başını çevirdi.
Ve…
Afet’i gördü.
Zorlanarak yürüyen…
Morgan’a tutunan…
Yüzü acıdan gerilmiş Afet’i.
O an…
Draco’nun yüzündeki öfke çöktü.
Yerine…
Suçluluk geldi.
"…kahretsin."
Hızla geri döndü.
Afet’e doğru yürüdü.
"Afet"
Yanına geldiği anda sesi düştü.
"Özür dilerim…"
Afet başını hafifçe salladı.
"Önemli değil…"
Ama değildi.
Draco bunu biliyordu.
Afet’in yüzüne baktı.
Solgun… yorgun… ama hâlâ güçlü.
Draco hiç düşünmeden eğildi.
"Ne yapıyorsun"
Cümlesini bitiremeden…
Draco onu kucağına aldı.
Afet refleksle boynuna tutundu.
"Draco-"
"Yürümek yok."
Kesin.
Tartışmaya kapalı.
Morgan hafifçe sırıttı.
"En baştan böyle yapsaydın keşke."
Draco ters ters baktı.
"Şimdi değil Morgan."
Morgan ellerini kaldırdı.
"Tamam tamam."
Koridorda ilerlediler.
Bu sefer daha dikkatli.
Daha sessiz.
Ama içlerinde kopan fırtına…
Hiç dinmemişti.
Taburcu işlemleri çoktan halledilmişti.
Kimse soru sormadı.
Kimse durdurmadı.
Sanki…
Onların çıkması gerekiyordu.
Gece havası yüzlerine çarptı.
Afet derin bir nefes aldı.
"Temiz hava…"
Draco onu hâlâ bırakmamıştı.
"Üşüyor musun?"
Afet başını salladı.
"Hayır…"
Ama Draco yine de dikkatliydi.
Arabaya geldiler.
Morgan kapıyı açtı.
Draco Afet’i yavaşça koltuğa oturttu.
Dikişlerine dikkat ederek.
Kapıyı kapatmadan önce eğildi.
"İyi misin?"
Afet ona baktı.
Bu sefer sadece fiziksel değil…
Onun içini de görüyordu.
"Sen iyi misin?"
Draco birkaç saniye sustu.
Cevap vermedi.
Sadece kapıyı kapattı.
arabaya bindi
Motor çalıştı.
Kimse konuşmadı.
Sadece şehir ışıkları camdan akıyordu.
Afet başını koltuğa yasladı.
Yorgundu.
Ama gözleri Draco’daydı.
Draco camdan dışarı bakıyordu.
Ama aslında hiçbir şey görmüyordu.
İki kardeş.
Alex.
Helen.
Yıllar.
Yalanlar.
Kayıp.
Draco’nun eli yumruk oldu.
Afet yavaşça elini uzattı.
Onun elinin üzerine koydu.
Bu sefer Draco çekmedi.
Sıkıca tuttu.
Ve ilk defa…
Çok hafif bir şekilde başını eğdi.
Afet’in eline doğru.
Sessizce.
ve saatler somra gece vakti okula vardılar
Araba durdu.
Burası artık sadece okul değildi.
Evleriydi.
Ama bu gece…
Her şey farklıydı.
Morgan önce indi.
Etrafı kontrol etti.
"Temiz."
Draco başını salladı.
Kapıyı açtı.
Afet’e baktı.
"Yine kucak?"
Afet hafifçe gülümsedi.
"Sanırım evet…"
Draco bir şey demeden onu tekrar aldı.
Bu sefer daha yumuşak.
Daha dikkatli.
Sessizce içeri girdiler.
Kimse görmedi.
Kimse duymadı.
Kapı kapandı.
Sessizlik.
Draco Afet’i yatağa bıraktı.
Yavaşça.
Battaniyeyi çekti.
Afet hemen uzandı.
Yüzü anında gevşedi.
"Ah…"
Draco dizlerinin üzerine çöktü.
"Çok mu ağrıyor?"
Afet gözlerini kapattı.
"Biraz…"
Draco’nun çenesi kasıldı.
Ama bu sefer öfke yoktu.
Sadece…
Yorgunluk.
Ve içten içe yanan bir şey.
Afet gözlerini açtı.
Onu izledi.
"Draco…"
Draco başını kaldırdı.
"…yalnız değilsin."
Sessizlik.
Bu cümle…
Direkt kalbine oturdu.
Draco hiçbir şey demedi.
Sadece başını eğdi.
oda sessizliğe gömüldü…
ama bu sefer sessizlik ağırdı.
Sanki duvarlar bile duyduklarını sindirmeye çalışıyordu.
Draco bir şey söylemek istedi.
Ağzını açtı… kapattı.
Kelimeler gelmedi.
Afet onun yüzüne baktı.
O sert, her şeyi kontrol eden adam gitmişti.
Yerine… ne yapacağını bilmeyen biri gelmişti.
Afet elini daha sıkı tuttu.
"Draco…"
Draco gözlerini kapattı.
Bir saniye.
Sonra konuştu.
Zorla.
"Ben…"
Durdu.
"...ben ne olduğunu idrak edemiyorum."
Sesi ilk kez bu kadar… kırılgandı.
"Hayatım boyunca kardeşim olsun istedim ben…"
Kısa bir gülüş çıktı. Acı bir gülüş.
"Şaka gibi…"
Gözlerini açtı.
"Şimdi öğreniyorum ki… iki tane varmış."
Sessizlik.
"...ve benden almışlar."
Afet’in kalbi sıkıştı.
Draco devam etti, bu sefer daha sessiz:
"Yıllarca… yalan söylemişler."
afet başını yatağın başlığına yasladı
dracoda onun yanında oturmuş başı yere eğik duruyordu şoktaydı
o şuan hem iki kardeşi olduğunu emin olmuş ama sanki gerçek değilmiş gibiydi
Afet konuşmadı.
Sadece uzandığı yerden elini tuttu ve ona baktı
Sonra çok yumuşak bir sesle
"Bulacaksın."
Draco ona baktı.
Afet’in gözleri netti.
Sarsılmış… ama güçlü.
"Onları bulacaksın."
Draco birkaç saniye sadece ona baktı.
Sonra çok hafif başını salladı.
"...bulacağım."
Ama bu bir zafer cümlesi değildi.
Bu… bir sözdü.
Kendine verdiği.
Bir süre daha sessiz yürüdüler.
Sonra Draco derin bir nefes aldı.
"Ben… çok yorgunum."
Elini yüzünden geçirdi.
"Üç gündür doğru düzgün uyumadım… duş bile almadım."
Afet hafifçe gülümsedi.
"Fark ettim."
Draco ona baktı.
"Komik mi?"
"Biraz."
"bakya"
"benim yüzümden duş alamadın dinlemedin uyuyamadın."
"o ne biçim söz ? ben senin için ölürüm bile ve ayrıca senin yüzünden değil hastanede rahat edemedim."
"tamam işte benim yüzümden hastanedeydin."
"şsss hiç bişey olmaz bana ben daha kötülerini yaşadım"
iki saniye sessislik oldu draco yataktan kaltı afete baktı
İlk kez… ortam biraz yumuşadı.
Draco başını salladı.
"Duş alacağım."
Sonra ciddileşti.
"Sen…"
Parmağıyla işaret etti.
"Ben yokken hiçbir şey yapmıyorsun."
Afet kaş kaldırdı.
"Emir mi bu?"
Draco hiç düşünmeden
"Evet."
Afet hafifçe iç çekti.
"Tamam…"
Draco gözlerini kıstı.
"Gerçekten?"
"Gerçekten."
"Yürümeye falan kalkmayacaksın."
"Tamam."
"Mutfak yok."
"Tamam."
"Su bile almıyorsun."
Afet gülmemek için kendini zor tuttu.
"Abartıyorsun."
Draco düz baktı.
"Abartmıyorum."
Bir saniye sessizlik.
Afet sonunda teslim oldu.
"Tamam. Söz."
Draco birkaç saniye daha baktı.
Sonra başını salladı.
"İyi."
afet konuşurken bile yorulmuştu bedeni adeta dükenmişti nabzı hızlanmıştı nefes alışı zorlaşmıştı sanki draco bunu fark etmedi ve afetim tam düz uzanması için yardım etti
"Yat."
Afet itiraz etmedi bu sefer.
Yavaşça yaslandığı başlıktan kaydı yatağa uzandı.
Draco üstünü düzeltti.
Yastığını ayarladı.
Refleks gibi.
Sonra geri çekildi.
"Emin misin?"
Afet gözlerini kapadı.
"Evet."
Draco bir an daha baktı.
Sanki gitmek istemiyormuş gibi.
Sonra iç çekti.
"Beş dakika."
"Git artık."
"Gitmeden önce bir daha söylüyorum..."
Afet gözlerini açtı.
"Draco."
"Efendim?"
"Git."
Draco hafifçe sırıttı.
"Tamam."
Son bir kez baktı.
Sonra banyoya girdi.
Kapı kapandı.
Su sesi birkaç saniye sonra duyuldu.
draco kendini suyun altına attı kafasını suyun altına soktuğunda dileği düşüncelerini susturmak ve dinlenmekti
afet yatakta uzanıyordu gözleri kapanmıştı ama uyuyamıyordu
hem aklındaki düşünceler susmuyordu bu gerçek onada ağıdı ki o bunu zaten yaşamıştı ama drcao için çok üzülüyordu ve ona destek olmak için herşeyi yapacaktı
afet ona değer vermeyen sevmeyen ailesi için neler neler yapmıştı
neler saklamış içine atmıştı şimdide acısını çekiyordu işte...
o içine atmalar sessiz ağlamalar tutulan göz yaşlar kırılan kapler yılların birikmişliği afetin bedenini böyle iflas ettirmişti...
hatta öyleki en çom istediği anne olma özelliğini kaybetmişti...
doktor imkansız değil desede artık afet için herşey zordu...
en çokta canını bu yakıyordu...
ama şuan çnemli olan dracoydu onun için ona bu yükte destek olmalıydı
ona değer vermeyen ailesi için herşeyi yapan sussan alttan alan kadın
onun için herşeyi yapan onu konuşmadan anlayan sevgisini esirgemeyen adam için dünyaları bile yakar hem ölür hemde öldürürdü
afet uyumaya çalışıyordu düşünceler arasında geziyordu ama bedenindeki ağrı geçmek bilmiyordu karnı amiliyat yeri ağrıyordu ağrı kesici lazımdı
ama yerinde uzanmaya devam etti
İlk başta her şey sakindi.
Afet gözlerini kapattı.
Ama birkaç dakika sonra
Boğazı kurudu.
Gözlerini açtı. ve ilaç içmesi lazımdı
"Su…"
Başını yana çevirdi.
Mutfak… çok yakındı.
Gerçekten.
"İki adım…"
Yavaşça doğruldu.
Karnındaki dikişler gerildi.
"Ah…"
Dişlerini sıktı.
Yatağın kenarına geldi.
Ayağa kalktı.
Dizleri titredi.
Ama durmadı
.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Nefesi hızlandı.
"Tamam… yapabilirim…"
Tezgâha ulaştı.
Bardağa uzandı.
Ama kolunu kaldırmak…
Beklediğinden zordu.
Parmakları bardağa değdi
Kaydı.
Tık.
Sonra-
ÇAT.
Cam yere dağıldı.
Duş sesi anında kesildi.
"Afet?!"
Kapı sertçe açıldı.
Draco hızla çıktı.
Saçları ve bedeni ıslak, üstüne alelacele eşofman geçirmişti.
Gözleri direkt Afet’i buldu.
Ayakta.
Camların ortasında.
"Ne yapıyorsun sen?!"
Sesi… sertti.
Gerçekten sert.
Hızla yanına geldi.
"Dedim sana yapma diye!"
Afet dondu.
"Ben sadece"
"SADECE NE?!"
"Bİ KEREDE BENİ DİNLE Bİ YA!"
Draco eğilip onu kucağına aldı.
Hiç beklemeden.
"Ya cam batsa ayağına?!"
Yatağa götürdü.
"Ya düşseydin?!"
Afet sessiz kaldı.
Yatağa oturdu.
"...özür dilerim."
Draco bir anda patladı.
"Özür dileyip durma!"
Sesi yükseldi.
"Salak mısın sen?!"
O an…
Sessizlik.
Afet sustu.
Gerçekten sustu.
Gözleri sadece ona baktı.
Draco da dondu.
Ne dediğini fark etti.
Bir saniye.
İki.
Elini yüzüne götürdü.
"Ya sana bir şey olsaydı…"
Sesi bu sefer düştü.
"...dikişlerin daha yeni…"
Sessizlik çöktü.
Afet yavaşça
"Haklısın."
Bu kadar.
Ne savunma.
Ne tartışma.
Sadece kabul.
Draco gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Yüzünü sıvazladı.
"...özür dilerim."
Afet başını salladı.
"Sorun değil."
"Değil."
Draco dizlerinin üzerine çöktü.
Göz hizasına geldi.
"Ben sana bağırmamalıydım."
Sesi yumuşaktı.
"Salak dememeliydim."
Afet hafifçe gülümsedi.
"Ben de seni dinlemeliydim."
Kısa bir sessizlik.
Draco başını iki yana salladı.
"Ne dinlemek… ben…"
Durdu.
"...ben şu an normal değilim."
Afet gözlerini yumuşattı.
"Biliyorum."
Draco devam etti.
"Bu bir bahane değil."
"Değil."
"...ama baş edemiyorum."
Afet elini uzattı.
Draco’nun elini tuttu.
"Beraber ederiz."
Sessizlik.
Ama bu sefer…
Ağır değil.
Draco başını hafifçe eğdi.
"özür dilerim sana bağırmamam lazımdı sana salak demek istemedim gerçekten"
"sorun değil ben alışığım zaten..." dedi afet sesi titrerken dracoya kırılmamıltı sadece bazı şeyler hatırlatmıştı
draco afetin sesini titrediğini fark ettiği an kendini öldürmek istedi adeta
"afet... hen gerçekten çok üzgünüm yemin ederim tamamen boş bir laftı "
"tamam sorun yok haklısın sadece gerginiz işte "
"sarılıyımmı ? " afet gülümsedi dracoda buruk bir tebüessüm etti afet sarıldı draco onu öptü
"sorun yok gerçekten hem teknik olarak biraz salaklıktı "
"deme öyle ben kendime kızdım ondan "
"sorun yok gerçekten " draco yüzünü sıvazladı
"en çokta seni anladığım içim canım yanıyor... "
"beni anladığın içmi ?"
"evet ben sana kırılmıştım abinden dolayı kavga ettiğimizde şimdi düşünüyorumda..." anlık sessizlik oldu
"eğer sen benden kardeşim olduğunu bilipte sussaydın ben yıkılırdım ."
"evet insan üzlüyor baya ama bak hala geç değil herşey yoluna girer bulursun sen . "
"evet bulacağım ama önce yapmamız gereken birşey var "
"ne ablanın nişanı varya türkye gidip gelelim herşey halolur"
"eyvah o var bide "
"merak etme bişey olmaz morgan haleder herşeyi ma sen amiliyatısın o nasıl olacak "
"dayanabilirim birşey olmaz ablamın nişanı bu "
"haklısın ama hep yanında olcağım zorunlu şeyler dışında ayakta durmak yok "
"tamam tamam hale ederiz "
"ailene ne diyeceksin "
"ben onlara çok güzel cevap vereceğim sen merak etme ablamın nişanı olmazsa onlar zor konuşurdu benimle "
"ben yanında olcağım tamammı ?"
"biliyorum tek dayanğım sensin zaten "
"ozaman nişan bu hafta sonu değilmi ? "
"evet "
"dört gün kalmış"
"evet "
"Türkiye’ye… yarından sonra gidelim."
Afet başını salladı.
"Tamam."
Draco ayağa kalktı.
Cam kırıklarına baktı.
"Şu işe bak…" dedi afe'te cam kırıklarına bakarken
"Boşuna kırıldı…"
Draco hemen döndü.
"Ne boşu?"
Afet ona baktı.
Draco’nun sesi yumuşadı
"Ben bardak için bağırmadım."
Kısa bir duraklama.
"...sana bir şey oldu sandım."
Afet’in gözleri doldu ama bu sefer ağlamadı.
Sadece baktı.
Ve bu sefer…
İkisi de biraz daha dikkatliydi.
"aslında bende uyuyacaktım ama ağrım arttı ilaç içmek için kalktım "
"salak kafam ilaç içeceğin aklıma gelmedi hata bende aslında "
"önemli değil yıldızım bişey olmaz "
"ama ya olsaydı sana bişey dikişlerin falan açılır diye ödüm kopuyor "
"tamam tamam korma zaten dikişlerim acıdğı için bardak düştü kolumu kaldıramadım "
"ah canım aşkım afetim özür dilerim " dedi draco ve afete yine sarıldı
"tamam tamam ben üzülmedim zaten"
"üzüldün "
"yoo "
"afet sesin titredi... biliyorum yalan söyleme eşşek kocana üzüldün işte "
"eşşek kocam üç gündür tamamen bana bakıyor öyleki duş bile alamadı ve eşşek kocama değil aileme kızdım sen öyle diyince anılarımı hatırladım üstüne zaten onlar yüzünden başıma gelene bak ona moralim bozuldu "
"kızma ama ailen ama... çok öfkeliyim... "
"haklısın ne dersen yeriidir ordad istediğini diyebilirsin onlar benim hayalimi çaldi benden ..."
"diyecek söz yokki... sen uzan şimdi sana su ve ilaç vereyim sonra pansumanını yapalım "
"tamam "
draco önce kırık camlara dikkat ederek bana su getirdi ilacımı içmeme yardım etti
"şimdi uzan bakalım " dedi ve bende uzandım pansuma malzemelerini çıkardı
draco döndüğünde camları gördü her yere yayılmıştı
"ama önce camları toplayım olurmu?"
"olur dikkat et bak ayağına batmasın "
"tamam bişey olmaz merak etme "
Draco kısa bir an Afet'e baktı.
Sonra sessizce ayağa kalktı.
"Hiç kıpırdama."
Ses tonu bu sefer sert değildi.
Ama hâlâ… fazla dikkatliydi.
Önce yerdeki cam kırıklarına yöneldi.
Adımlarını dikkatli attı.
Her bir parçayı tek tek topladı.
Camların çıkardığı o ince ses…
Odadaki sessizliği daha da derinleştiriyordu.
Afet onu izliyordu.
Hiçbir şey demeden.
Sadece izliyordu.
Draco son parçayı da aldıktan sonra çöpe attı.
Ellerini hızlıca silkti.
birazda süpürgeyle geçti her ihtimale karşı süpürgenin kesin sesi etrafı doldururken ikiside sadece halıya bakıyordu süpürgeyle işi biitince yerine geri bıraktı
Sonra hiç vakit kaybetmeden tekrar Afet2e döndü.
"İlaç zamanı."
Sanki bu cümle…
Bir şeyleri toparlamak içindi. draco demin söylediği laf yüzünden kendini dövmek istiyordu
Mutfaktan suyu aldı.
Bardağı bu sefer kendisi tuttu.
Afet hafifçe doğrulmaya çalıştı.
"Dur."
Draco hemen yanına geldi.
Elini sırtına koydu.
"Ben kaldırırım."
Afet bir an durdu.
kadar çok alışmıştı güçlü olmaya ki
yardım almak hâlâ tuhaf geliyordu.
Ama bu sefer itiraz etmedi.
Draco yavaşça onu kaldırdı.
Bardağı dudaklarına yaklaştırdı.
"Yavaş iç."
Afet ilacı aldı.
Suyu içerken bile yüzü hafif geriliyordu.
Draco fark etti.
Her şeyi fark ediyordu.
Bardağı geri aldı.
Bir saniye durdu.
Sonra sesi biraz daha alçaldı.
"Pansuman yapmam lazım."
Afet'in bakışları bir an değişti.
"şimdi mi?..."
"Şimdi."
Kısa. Net.
Afet dudaklarını ısırdı.
Utanç…
Çok hafif ama belirgindi.
"Ben… kendim-"
Draco hemen kesti.
"Yapamazsın."
Sert değildi.
Ama tartışmaya açık da değildi.
Sessizlik.
Afet yavaşça başını salladı.
"tamam..."
Draco derin bir nefes aldı.
Pansuman malzemelerini çıkardı.
Ellerini hazırlarken…
Bir an durdu.
Sanki o da…
Geriliyordu.
Yatağın kenarına oturdu.
Afet'e baktı.
"Gömleğini biraz kaldırmam gerekiyor."
Afet’in nefesi hafif hızlandı.
"tamam..."
Ama sesi…
Beklediği kadar rahat çıkmadı.
Draco yavaşça elini uzattı.
Gömleğin ucunu tuttu.
Bir an durdu.
Gözlerini kaçırdı.
Sonra dikkatlice…
yukarı doğru kaldırdı.
Afet refleks olarak karnını hafif tuttu.
Ve o an…
bandajı göründü.
uzun bir bandaj
"afet... "
"efendim."
"izninle alt pijamanıda biraj çekmek gerek dikiş kasıklarında "
"mecbur tamam..."
"rahatla ben yabancı değilim" dedi draco ama oda gerginlikten boğazındaki damarlar belirginleşmişti
drao çok yavaşça afet pijamasını iç çamaşırıyla irlikte aşağı kaydırdı kötü niyeti yoktu ama utanmamak elde değildi
draconun parmaklarının değişiyle afet derin bir nefes aldın teni ürperdi kalbi tavana çık hem korkudan hemde heycandan
draco kendine engel olamadı
"sen benim bir dokunuşumla bukadar heyecanlanıyorsan ...
ileriye gidince ne yapacağız..."
"kes sesini ya ! "
"tamam tamam bandajını çıkarıcam şimdi "
"tamam "
draco bandajı yavaşça çıkardı ve afetin dikişleri göründü
İnce ama uzun bir kesi. Hafif kızarık…
Bazı yerleri hâlâ şiş.
Zorlanmıştı.
Belli oluyordu.
Draco’nun çenesi kasıldı.
"…zorlamışsın."
Afet bakışlarını kaçırdı.
"Biraz…"
Draco başını iki yana salladı.
Hiçbir şey demedi.
Ama bakışları…
her şeyi söylüyordu.
"çokmu çirkin..."
"sana ait olan bişeyin çirkin olma ihtimali varmı ? " afet hafif tebessüm etti
draco Pamuk aldı Nazikçe yaklaştı.
"Acıyacak."
Afet gözlerini kapattı.
"Alışığım."
Draco hafifçe dokundu.
Afet’in bedeni anında gerildi.
"Ah"
Draco hemen durdu.
"Tamam… tamam."
Sesi bu sefer yumuşaktı.
Gerçekten yumuşak.
"Yavaş yapıyorum."
Daha dikkatli davrandı.
Her hareketi kontrollüydü.
Afet dişlerini sıktı.
Ama bu sefer bağırmadı.
Sadece…
dayandı.
O an…
İkisi de çok yakındı.
Nefesleri birbirine karışıyordu.
Ama ikisi de bakmıyordu.
Garip bir utanç…
Ama aynı zamanda
çok güçlü bir bağ vardı.
Draco pansumanı bitirirken fısıldadı
"Bu vücut… savaş vermiş."
Afet gözlerini açtı.
"Bitmedi daha."
Draco ona baktı.
Bu sefer göz göze geldiler.
"...biliyorum."
Son bandajı yerleştirdi.
Ellerini yavaşça çekti.
Ama gitmedi.
Bir saniye…
İki saniye…
Sonra eli istemsizce Afet’in saçına gitti.
Çok hafif.
"Sana bir şey olmasına dayanamam."
Afet’in gözleri yumuşadı.
"Olmaz."
Draco başını eğdi.
"olamaz."
Kısa bir sessizlik.
Sonra aniden toparlandı.
"Yat şimdi."
Afet itiraz etmedi.
Yavaşça uzandı.
Draco battaniyeyi çekti.
Sanki biraz önce olan her şey…
Hiç yaşanmamış gibi davranmaya çalışıyordu.
Ama olmuyordu.
İkisi de biliyordu.
Bu gece…
Hiçbir şey eskisi gibi değildi.
"draco sen ıslak kaldın kendin için bişeyler yap giyin üstünün bak havalar daha ısınmadı "
"oda sıcak bişey olmaz kendini düşün sen bakalım "
"olsun ben kendimi düşünüyorum zaten ıslaksın hala sen "
"tamam tamam apar topar çıktım duştan sadece eşorfman giynebildim "
afett anlık durdu yutkundu
"sadece eşorfman derken..." dracoda anlık durdu
"oxerla gelsem söverdin bende hemen sadece eşorfaman giyindim..."
afet sessiz kaldı
"ne oldu bi depsiz şeyler geçti sanki aklından." dedi sırıtarak draco
"kes ya yok öyle bişey üstünü giyin sen "
"sen bakarken ? en son beni eşorfamsız gördüğünde çğlık atmıştında ama ben bakmanı tercih ederim "
"VALERİON SAPIK SUS!"
" benmiyim sapık bence gittikçe sapıklaşan sensin "
"sus dedim ya !"
"tamam tamam sustum "
afet biraz telefona bakarken draco üstünü giyindi saçını kuruttu
afet gözleri arada ona kaymıştı ama hemen geri kaçırmıştı birlikte giyinip soyunma alışmışlardı aslında ama duygu geçmiyordu
afet için kendi kendine amilayat olmsaydım şuan sadece uyumazdık diye geçirdi
afetin duyguları artık onu zorlar hale gelmişti fena halde
yükselmişti dracoda öyle
ama bir şekilde hala hiç yakınlaşmdan ayları atlatmışlardı ama afet bu sefer başlarım böyle işe deyip iyleşinde dracoyu kendine çekecekti
aklından düşünceleri kovmaya çalışırken draco yanına geldi uzandı
"üç gündür kocamla yatamıyorum özledim bay valerion "
draco gülümsedi
"bende karımla yatmayı özledim bayan valerion ."
"sonunda evimize geldik" draco gülümsedi
"eskiden burası sadece benim içim bir odaydı seninle ev oldu bi üç ay sonra gerçek evimize gideceğiz "
"okul bitince hemen bascam nikahı diyorsun "
"evet aynen öyle bana kalsa şuan yaparımda işte..."
"aman neyse boşver bu gün istesek zaten hazırlıklar okadar sürer "
"evet... neyse yavaşça gel bakim kocanın koynuna "
"oh be sonunda kocamda kocam" dracgüldü afet yavşaça dracoya sokoukdu dracok dikkatle sarıldı ona
"iyi uykular yıldızım "
"uykular seninle iyi afetim sanada iyi uykular "
ikisi gözlerini kapattı ve uykuya daldılar
SABAH
gün ışığı odaya sızıyordı saat öğlen on ikiye geliyordu
afet ve draco çok yorgun olunca öğlene kadar uyumuşlardı öğretmenlere mecburen afetin amilayatı bildirilmişti oyüzden sorun yoktu
afet acıyla kıpıdanınca dracoda hareketlenmye başladı gece nasıl yattılarsa sabah öyle uyanmışlardı
"afet iyimisin" dedi draco uyanırken
"iyiyim sadece ağrım var " draco kalktı
"siktir saat 12 olmuş "
"baya uyumuşuz "
"senin ilaç saatin geliyor ama "
"bişey olmaz alırı şimdi"
"çok şey olur "
"sakin canım önce bi günaydın."
"haklısın günaydın" dedi draco afeti öperken
" kahve yokmu ?"
"daha yeni uyandın afetim ? "
"biliyorum şaka yaptım ama çok özledim"
"birazdan içersin su iç bakalım önce " afet ve draco su içti yatak biraz bi durdular
"lovoboya gitmeme yardım edermisin ? "
"tabiki gel" afete yardım için onun yanına gitti yavaşça kaldır afeti afet hala zorlanıyordu desteğe ve bakıma ihtiyacı vardı
"yavaş..."
"nezaman rahat yürüyebileceğim acaba "
"doktor bir haftaya rahatlar demişti "
afeti lavoboya götürdü afet el yıkama yerini önünde durdu ve kendine baktı
"olamaz berbat görünüyorum..."
"hiçtte bi kere gayette güzelsin"
"kes sesesini yalancı ! bok gibiyim şuna bak göz altlarım mosmos olmuş yüüzüm çökmüş saçım başım dağılmış berbat bir hal edeyim"
afet pijamasının üstünü kaldırdı göbeğine baktı
amiat karnı baya şişti
"şuna bide karnım davul gibi olmuş..."
Afet terar aynaya bakarken yüzünü buruşturdu.
"Şuna bak… gerçekten berbatım."
Draco hemen arkasında durdu.
Aynadan göz göze geldiler.
"Abartıyorsun."
"Abartmıyorum. Göz altlarım mor, yüzüm solmuş, saçım zaten… rezalet."
Draco kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Ameliyattan yeni çıkmış birine göre fazla iyisin bence."
Afet homurdandı.
"Teselli etmeye çalışma."
Draco bir adım daha yaklaştı.
Sesi bu sefer daha yumuşaktı.
"Teselli etmiyorum. Gerçek bu."
Kısa bir sessizlik oldu.
Afet tekrar aynaya baktı.
Draco hafifçe iç çekti.
"Hadi gel."
Afet kaşlarını çattı.
"Nereye?"
"Bakım moduna."
Afet istemsizce güldü.
"Ciddi misin?"
"Aşırı."
Draco lavabonun kenarından tarağı aldı.
Afet'e döndü.
"Önce saç."
Afet hafif tereddüt etti.
"sen mi yapacaksın?"
Draco omuz silkti.
"Üç gündür her şeyi ben yapıyorum zaten."
Afet dudaklarını bastırdı.
Sonra yavaşça sırtını ona döndü.
"tamam."
Draco saçlarını nazikçe ayırdı.
Taramaya başladı.
Her hareketi dikkatliydi.
Sanki kırılacak bir şeymiş gibi.
Afet gözlerini kapattı.
Bu…
beklediğinden daha iyi hissettirmişti.
"Canını acıtıyor muyum?"
"Hayır…"
Kısa bir duraklama.
"iyi hissettiriyor."
Draco hafifçe gülümsedi.
Görünmese bile sesine yansıdı.
Saçlarını topladı.
Basit ama düzgün bir şekilde.
"Oldu."
Afet aynaya baktı.
Biraz daha… toparlanmış görünüyordu.
"Fena değil…"
"Fena değil mi?" dedi Draco alayla.
"Sanat yaptım resmen."
Afet göz devirdi.
"Abartma."
Draco musluğu açtı.
"Şimdi yüzünü yıka."
Afet eğildi.
Soğuk su yüzüne çarptığında irkildi.
"Ah.!bu ne ya!"
Draco güldü.
"Ayılıyorsun işte."
Afet yüzünü yıkadı.
Havluyla kuruladı.
Gerçektenn biraz daha iyi hissediyordu.
Draco afetin doktorunun yazdığı vitaminlerini uzattı
"Vitamin."
Afet kaş kaldırdı.
"Ne ara hazırladın?"
"şimdi!"
Afet ona baktı.
Bir şey demedi.
Ama bakışı… çok şey söyledi.
Vitaminini içti.
"Bir iki güne göz altların da toparlar," dedi Draco.
"Şu an vücudun savaş modunda."
Afet hafifçe başını salladı.
"Ben de öyle hissediyorum zaten."
Draco elini uzattı.
"Hadi."
Afet tereddütsüz tuttu.
Onun yardımıyla tekrar yürümeye başladı.
Bu sefer daha yavaştı.
Daha kontrollü.
Yatağa ulaştıklarında Draco onu dikkatlice oturttu.
Sonra uzandırdı.
"Tamam. Kaçak yok."
Afet hafifçe gülümsedi.
"Tamam komutanım."
Draco gözlerini kıstı.
"Dalga geç."
"Geçiyorum zaten."
Draco mutfağa yöneldi.
"Bir şey içmek ister misin?"
"Kahve…"
Draco arkasını dönmeden cevap verdi.
"Henüz değil."
"Of ya"
"Su."
Afet dramatik bir şekilde iç çekti.
"Hayat çok zor."
Draco gülümsedi.
İki bardak suyla geri geldi.
Birini ona uzattı.
"İç."
Afet suyu aldı.
"Teşekkür ederim…"
Draco da yanına oturdu.
Bir süre konuşmadılar.
Sadece… dinlendiler.
Sessizlik bu sefer rahatsız edici değildi.
Bir süre sonra Draco konuştu.
"Yarın değil… yarından sonra gidiyoruz."
Afet başını salladı.
"Türkiye…"
"Dinlenmiş olman lazım."
Afet ona baktı.
"Sen de."
Draco kısa bir gülüş attı.
"Ben sonra."
"Hayır," dedi Afet ciddi bir sesle.
"Sen de."
Kısa bir bakışma.
Draco başını eğdi.
"tamam."
Sonra ayağa kalktı.
"Bavul hazırlamamız lazım."
Afet hemen doğrulmaya çalıştı.
"Ben de-"
"Hayır."
Net.
Afet dudak büktü.
"Hiç mi yardım yok?"
Draco düşünüyormuş gibi yaptı.
"yönlendirebilirsin."
Afet sırıttı.
"Anlaştık."
Draco dolabı açtı.
"Başla."
Afet parmağıyla işaret etti.
"Sağ üstten siyah valiz."
Draco aldı.
"Bunu al."
"İlk kombin…"
Afet anlatmaya başladı.
Draco tek tek çıkardı.
Katladı.
Yerleştirdi.
Kıyafetler…
Sonra makyaj çantası.
"Aman dikkat et ona."
Draco kaş kaldırdı.
"Patlayacak mı?"
"Benim için evet.onlar çok pahalı draco!"
Draco hafif güldü.
"biliyorum ben aldım"
"ne oldu zoramı soktu seni ?"
"ne asla ama sadece şaşırıyor insan bir allıkığın fiyatıyla bir hafta yemek yersin afet"
"napalım kocacım bende böyleyim"
"kocan kurban olsun sana"
draco Her şeyi özenle yerleştirdi.
"Başka?"
"Alt çekmeceden… evet o."
Hazırlık uzadı.
Ama garip bir şekilde…
İkisi de keyif aldı.
Sonunda Draco valizi kapattı.
tık
"Afet Valerion… hazır."
Afet alkış yapar gibi yaptı.
"Bravo."
Draco kendi valizine geçti.
"Benimki kolay."
"Tabii, üç tişört iki eşofman."
"Minimalistim."
"Üşengeçsin."
Draco güldü.
Kendi valizini de hızlıca hazırladı.
Her şey bitince oda tekrar sakinleşti.
Draco yatağa geri geldi.
Yavaşça yanına uzandı.
Afet ona doğru kaydı.
Refleks gibi.
Draco kolunu onun omzuna koydu.
Bu sefer çok dikkatliydi.
Sessizlik…
Ama huzurlu.
Afet gözlerini kapattı.
"Yarın zor olacak."
Draco hafifçe başını onun saçına yasladı.
"Biliyorum."
Kısa bir duraklama.
"Yanındayım."
Afet çok hafif gülümsedi.
"Biliyorum."
Draco gözlerini kapattı.
"Bu yeter."
Ve oda…
yavaşça sessizliğe gömüldü.
Ama bu sefer o sessizlik…
yıkıcı değil,
dinlendiriciydi.
"draco..."
"efendim"
"ne olur kahve lütfen" draco başını yana eğip afete baktı
"bir fincan ama bak metobolizmana ağır şuan doktor az içsin dedi"
"tamam çok istiyorum lütfen"
"sana nasıl kıyayımki " draco kalktı ve afete ve kendisine kahve koydu kısa süre sona kahve piştiğinde afete getirdi afet dikeldi dracoda afeti yanıda uzandı ı tekrardan
"harikasın draco beni ne kadar mutlu ettin bilemezsin"
"nedemek afetim herzaman sana kahve neki dünyaları ayaklarının altına sererim"
"ben hiç bişey istemiyorum draco ebnim lüksüm bu senin bir odadada kahve içmek başka hiç bişey istemiyorum"
" bende senden başka hiç bişey istemiyorum ama biz yinede hayatımızı en güzel şekilde yaşayalım"
"seninle herşeye varım."
"bende yavrum hadi kahveni iç "
"iyleşince kahve yerine senii içerim yalnız."
"ne"
"bi kere söylerim şansına küs " afet ve dracoda ikiside güldü
"sen iyice fena arsız bişey oldun "
"beğenmedinmi bu benim gerçek kişiliğim" çıkladı
"yok bayıldım hoşuma gitti..." dedi draco afette tutkuyla bakarken
ikisi kıkırkdaşırken kahve içtiler hayat herşeye rağmen devam ediyordu ve onlar her geçen bir birine inanılmaz derecede bağlanıyorlardı
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.76k Okunma |
303 Oy |
0 Takip |
43 Bölümlü Kitap |