5. Bölüm
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / 4.bölüm korku

4.bölüm korku

Slytherin queen
slytherinqueen

Hava ışıl ışıldı… gerçekten büyüleyiciydi.

Güneş yavaş yavaş ufkun ardına çekilirken gökyüzü turuncudan mora dönüyor, karanlık ağır ağır şehre yayılıyordu. Ay, gün ışığının yerini alırken ortamda tuhaf bir huzur oluşmuştu. Sanki dünya bir anlığına nefes alıyordu.

Kalbim huzur doluydu.

 

İngiltere’yi gerçekten sevmiştim.

Ama bu hep böyle değildi.

İlk geldiğimde küçüktüm… ve bu ülke bana bir yuva gibi değil, bir kafes gibi gelmişti. Ailem tarafından zorla nişanlandırıldığımı öğrendiğimde içimde bir şey kırılmıştı. O kırık, zamanla öfkeye dönüşmüştü.

İngiltere’den nefret etmiştim.

Sadece topraklarından değil…

Draco’nun da bir İngiliz olmasından.

Ama artık öyle değildi.

İçimde o eski öfke yoktu. Yerini sessiz bir huzur almıştı. Sadece bir şey değişmemişti… içimde hâlâ kim olduğunu bilmediğim gizli düşmana karşı bir tedirginlik vardı.

Gün batımına dalmışken Draco koluma dokundu.

 

"İyi misin güzelim?"

Başımı hafifçe çevirdim.

 

"Ha… iyiyim. Sadece gün batımına dalmışım."

Draco gökyüzüne baktı.

 

"Gün batımı güzeldir, biliyor musun?"

 

"Ne açıdan?"

Bir an sustu. Gözleri uzaklara kaydı.

 

"Buraya ilk geldiğimde…" dedi, sesi biraz daha alçaldı,

 

"kendimi çok kötü ve yalnız hissediyordum. Kalbim, beynim… her şeyim darmadağınıktı. Burayı bile bilmiyordum."

Bir nefes aldı.

 

"O zaman hiçbir yerde huzur bulamıyordum. Ne annem… ne arkadaşlarım… beni anlayabiliyordu. Babam zaten herkesden beterdi."

Sustum.

 

"Peki neden öyleydin?" dedim yavaşça.

Draco’nun çenesi gerildi.

 

"Çünkü babamla ilk kez gerçekten büyük bir kavga etmiştim." dedi.

 

"Yılların baskısı… on altı yılın birikmiş her şeyi o gün patladı."

Bir an durdu. Gözleri dolacak gibi oldu ama geri tuttu.

 

"Ve annem…" dedi, sesi daha da düştü,

 

"her zamanki gibi yine beni savunmadı."

Bu cümle havaya ağır bir taş gibi düştü.

 

"Az da olsa beni savunmasını istedim." diye devam etti.

 

"Ona baktım… ama o yine kocasını seçti."

Başını hafifçe yukarı kaldırdı.

 

"O gün kalbime kilit vurdum. Kimseye açmadım."

Sessizce yutkundum.

 

"Sonra evden çıktım. Eşyalarımı aldım… ve buraya geldim. Okul açılmadan iki gün önceydi."

Bir an çevresine baktı.

 

"Yolda burayı gördüm. O zamanlar bu ağaç yoktu. Sadece boş bir alandı."

Bana baktı.

"Kendim gibi… boş."

Devam etti:

"Sonra bir fidan buldum. En sevdiğim ağaçlardan biriydi. Onu aldım, buraya diktim. Ben büyüttüm. Ben baktım."

 

Kısa bir sessizlik oldu.

"Sonra da bu araziyi satın aldım."

Gözlerim büyüdü.

 

"Araziyi mi satın aldın?"

Draco omuz silkti.

 

"Evet. Öyle büyük bir mesele değildi."

Bir an bana döndü, hafif eğildi. Boyu benden uzundu ve yanına geçince ister istemez kendimi küçük hissettim.

 

"Ama millet beni baba parasıyla yaşayan biri sanıyor."

Gülümsedi.

 

"Oysa on altı yaşımdan beri kendi paramı kazanıyorum."

Sustum.

 

"sorabilirmiyim?"

 

"tabi ne istersen sor bekliyorum "

 

"Nasıl?"dedim merakla.

Draco hafifçe güldü.

 

"İnternet."dedi.

 

"Düşünüldüğünden daha büyük bir dünya."

 

"Başta küçük online ticaret yaptım. Sonra yazılım öğrendim. Kendimi geliştirdim… ve oldu."

 

"Kendi evin mi var yani?" dedim şaşkınlıkla.

 

"Yalnız mı yaşıyorsun?"

 

"Evet." dedi. "Ama artık yalnız değilim."

Bana baktı.

 

"Sen varsın."

Gözlerim kaçtı.

 

"Peki neden bana anlatıyorsun bunları?"

 

Draco’nun ifadesi bir an değişti. Ciddileşti. Sonra yine o tanıdık gülümseme geldi.

 

"Bilmiyorum." dedi. "Ama sana güveniyorum galiba."

Bir adım daha yaklaştı.

 

"Seninle konuşmak… iyi geliyor."

 

"Ve müstakbel karım değil misin? Seni tanımam gerek."

Güldüm.

 

"eh ozaman bu zamana kadar bizimkilerin parasını yedim artık müstakbel kocamınkini harcarım "

 

Draco gülümsedi anında beni belimden çekti.

Saçım yüzüme düştü.

Parmağıyla kulağımın arkasına aldı.

 

"Hayır." dedi. "Benim param değil, bizim ve harcanması gereken bir servetim var hepsi senin için."

Gülümsedim.

 

"Şımardım şu an."

 

 

"Şımar."dedi. "Hoşuma gidiyor."

Yüzüme doğru eğildi. nefeslerimiz birbirine karışıyordu

 

Tam o an fısıldadım:

"Hemira bizi bekliyor…"

Draco güldü.

 

"Doğru. Kaçak durumundayız."

 

"Yolculuk zamanı o zaman."

 

"Efendim kraliçem." dedi. "Sağ koltuk hazır."

 

 

"Prenses o."

 

“"rensesler güzel olur ama kraliçeler yönetir." dedi. "Sen benim kraliçemsin."

Gözlerimi devirdim.

 

"Sen şair falan mısın?"

"Yakalandım."

 

Arabanın yanına yürüdük.

Draco kapıyı açtı.

 

"of burda çok daha uzun süre kalma isterdim hemira yüzünden bölündük" dedim hem öpücüğe hemde vaktimize itafen

 

"çok üzüldünya istersen sana istisna geçebilirim"

 

"hm kulağa güzel geliyor ama hemira bizi beliyor"

 

"bizi bi rahat bırakmıyorlar " diye söylendi sonra bana yaklaştı

 

"ama bu bir sorun değil..." gözlerimin içine baktı

 

"Çünkü…"dedi aniden, bana yaklaşarak.

 

"Ne?" dedim.

 

Gözleri gözlerimdeydi.

 

"Bir şeyi istiyorsam… er ya da geç alırım, güzelim."

Kapıyı açtı.

İçeri bindim.

Motor çalıştı.

Ve yol başladı.

 

 

Draco’nun sesiyle düşüncelerim bölündü.

 

"Hey… bu böyle olmuyor ama."

Kaşlarımı çattım.

 

"Ne böyle olmuyor?"

 

Kısa bir bakış attı bana, sonra tekrar yola döndü.

"Yola çıkalı on dakika oldu… ağzını bıçak açmıyor."

Camdan dışarı bakmaya devam ettim.

 

"Ne yapayım Draco? Konuşacak bir şey yok… dışarıyı izliyorum."

 

"Yok, mesele sadece o değil güzelim."

Başımı çevirip ona baktım.

 

"Ne demeye çalışıyorsun?"

İç çekti.

 

"Suratın yerleri süpürüyor. Bir şeye sinirlisin… ya da üzgünsün. Biraz gülsen fena olmaz."

Gözlerimi kaçırdım.

 

"Of… ne diyebilirim ki? Haklısın. Sanki mutlu olmama izin vermiyorlar…"

Draco’nun sesi yumuşadı.

 

"Sanki ne?"

Bir an sustum. Sonra kelimeler kendiliğinden döküldü.

 

"Sanki… her şey üstüme geliyor."

Direksiyonu biraz daha sıkı tuttu.

 

"Ben senin müstakbel kocanım, unuttun mu?" dedi daha ciddi bir tonla.

 

"Bana her şeyi anlatabilirsin."

Başımı salladım.

"Seni daraltmak istemiyorum…"

 

"Beni istesen de daraltamazsın."dedi net bir şekilde.

 

"Anlat. Dinliyorum."

Derin bir nefes aldım.

 

"Her şey çok sinir bozucu…" dedim.

"Gerçekten… kafayı yemek üzereyim. Bir gün sinir hastası olarak uyanacağım."

Gülmeye çalıştım ama sesim titriyordu.

 

"Beni yakarak öldürmeye çalıştılar Draco… bu normal mi? Yakında gizli numaralardan tehdit mesajları gelmeye başlar anasını satayım…"

Draco bana kısa bir bakış attı.

 

"Hemira seni korkuttu galiba."

"Bilmem…" dedim omuz silkerek.

 

"Sesi çok… kötüydü. Ürkütücüydü. İçime oturdu."

Bir an durdum, sonra istemsizce güldüm.

 

"Zaten bazen öyle sinirleniyorum ki… biri ‘gözünün üstünde kaşın var’ dese boğasım geliyor."

Draco kaş kaldırdı.

 

"Psikopat mısın sen?"

Güldüm.

"Evet. Ve sen de bir psikopatla evleneceksin. Şansına küs."

Draco sırıttı.

"Birincisi, sen benim seksi psikopatımsın." dedi.

 

"İkincisi, senin gibi bir taneyi milyon tane akıllıya değişmem."

Kahkaha attım.

"Manyaksın lan sen."

 

"Evet, manyağım." dedi umursamazca. "Var mı itirazın?"

Başımı iki yana salladım gülerek.

 

"Yok. Sana bir şey denmez zaten."

 

"Denmez tabi." dedi. "Hadi… seni sarhoş edelim."

Kaşlarımı kaldırdım.

 

"Beni sarhoş mu edeceksin?"

 

"Evet." dedi. "Sen demiştin ya… müzikle sarhoş olurum diye."

Bir an düşündüm.

 

"Doğru ya…"

 

"E o zaman." dedi. "Bir şarkı bulalım."

Telefonu kurcalarken bir anda heyecanlandım.

 

"Dur! Bu şarkıyı çok seviyorum."

 

"Ben de."dedi gülümseyerek.

Müzik arabanın içine doldu.

İlk notayla birlikte içimdeki gerginlik yavaş yavaş çözülmeye başladı.

 

aşk eski bir yalan

ademle havvadan kalan

aşk eski bir yalan

hayatıma dolan.

 

Birbirimize bakarak söylemeye başladık.

Şarkı sözleri aramızda yankılanıyordu.

 

o ses bir bakış bazen

kalbime akan

bir çiçek hatırlanan

yılların ardından

 

 

Bir anlığına…

Hiçbir şey yokmuş gibi hissettik.

Ne korku, ne tehdit…

Sadece biz vardık.

Yol boyunca güldük, şarkı söyledik, saçmaladık.

Sanki az önce konuştuğumuz şeyler hiç yaşanmamış gibiydi.

Ama içimde bir yerde…

O his hâlâ duruyordu.

Sessiz. Bekleyen.

 

Valserin’e vardığımızda hava iyice kararmıştı.

Ortak salona doğru yürüdük.

Kapıyı açtım.

İçerisi zifiri karanlıktı.

Bir anda içime tuhaf bir korku düştü.

 

"Her yer neden karanlık…?" dedim tedirgin bir sesle. "Çocuklar? Neredesiniz?"

Tam o anda...

Işıklar bir anda yandı.

 

"İYİKİ DOĞDUN!"

Çığlıkla irkildim.

Sonra…

Jeton düştü.

Doğum günüm.

25 Eylül.

Ve ben… ilk defa kendi doğum günümü unutmuştum.

Gözlerim doldu.

 

"Anne… baba…"

Onlara koşup sarıldım.

Gerçekten oradalardı.

Sonra…

Gözlerim büyüdü.

 

"Abi… abla?!"

 

"Gel buraya!" dedi ablam kollarını açarak.

Sıkıca sarıldım.

 

"Çok özledim seni…"

 

"Ha abini özlemedin yani?" dedi abim alaycı bir şekilde.

Güldüm.

 

"Özlemez miyim ya!"

Abim başımı okşadı.

 

"Cimcime… büyümüşsün. Yirmi yaşına giriyorsun… evleniyorsun ha?"

 

"Abi!" dedim utanarak.

"Her şeyi biliyorsunzaten, beni delirtme!"

 

Omzuna hafifçe vurdum.

 

"Tamam tamam." dedi gülerek. "Ama aynı odada kalıp yakınlaşmanız… o sizin bileceğiniz iş"

 

"ABİ!"

Herkes kahkaha attı.

 

"Tamam sustum." dedi ellerini kaldırarak. "Hadi damatla tanışalım."

"Evet ya." dedi ablam. "Bizim küçük enişteyi görelim."

Gülmekten kendimi tutamadım.

 

"Draco… gel."

Draco yanımıza geldi. Hafif gülüyordu.

 

"Merhaba." dedi. "Ben Draco."

Ablam elini uzattı.

 

"Ben Jessica ella. Maria’nın ablasıyım."

Abim de elini uzattı.

 

"Ben de Jughead aslan. Abisiyim."

Draco başını salladı.

 

"Memnun oldum."

 

Abim devam etti:

"Kardeşimin hayatını kurtarmışsın. Teşekkür ederiz."

Draco’nun yüzü ciddileşti.

 

"Her zaman."

Tam o anda babam geldi.

Elini Draco’nun omzuna koydu.

Draco’nun kasıldığını hissettim.

Bana baktı.

Ben de hafifçe gülümsedim.

 

"Sorun yok" der gibi.

Annem bana sarıldı.

"Güzel kızım… başına neler gelmiş…"

 

"Anne…"dedim yumuşakça. "Bunu doğum günümden sonra konuşalım."

Babam başını salladı.

 

"Merak etme." dedi. "Kim yaptıysa cezasını çekecek."

Sonra Draco’ya baktı.

 

"Ama bugün… sadece mutlu olacağız."

Göz göze geldik.

İkimiz de gülmemek için kendimizi zor tuttuk.

 

"Tabii efendim… büyük bir zevkle. O zaman… pasta zamanı."

 

"İnşallah güzel bir pasta yapmışsınızdır, yoksa kavga çıkar," dedim hafif gülerek.

Draco kaşlarını kaldırdı.

 

"O zaman bunu tadına bakınca karar verelim, güzelim."

 

"Yalnız… az önce korkudan ölüyordum. Böyle şeyler yapmayın ya!"

 

"Doğum günün bizim suçumuz mu?" diye araya girdi Haylen.

 

Bir an duraksadım… sonra yüzüme hafif bir gülümseme yayıldı.

"Doğru… kendi doğum günümü unuttum. İnanabiliyor musunuz?"

Annem başını iki yana salladı.

 

"Evet… ilk defa kızım doğum gününü unuttu."

O an… garip bir sıcaklık kapladı içimi.

Gülüşler, sesler, sarılmalar…

Hediyelerimi açtım. Hepsi düşünülmüş, özenli, anlamlıydı.

Bir anlığına… gerçekten güvendeymişim gibi hissettim.

Sonra müzik yükseldi.

Az önce arabada dinlediğimiz şarkı…

Draco yanıma geldi. Hafifçe eğildi, elini uzattı.

 

"Sevgili müstakbel karıcım… benimle dans eder misin?"

Ortam bir anda "ooo" sesleriyle doldu.

Utandım. Hem de bayağı.

Ama… elini tuttum.

 

"Tabii müstakbel kocacım."

Dans ettik.

Yavaş… sakin… gerçek gibi.

O an… her şey normaldi.

Sanki hiçbir tehlike yokmuş gibi.

Ama işte tam da o yüzden…

 

İçimde bir şeyler huzursuzdu.

Gece ilerledi.

 

Ailem vedalaşıp ayrıldı.

Gülüşler yavaş yavaş azaldı.

Salon hâlâ kalabalıktı ama…

benim içimde bir sessizlik oluşmuştu.

Kalbim… anlamsız bir şekilde sıkışıyordu.

Sanki… görünmeyen bir şey beni izliyordu.

 

"Nasıl kandırdık ama seni?" dedi Draco sırıtarak.

 

"Kes sesini, Valerion," dedim gülerek.

 

"Tamam tamam, teslim oluyorum!"

Herkes güldü.

 

"Bir de bana korkma falan diyordu,"dedim başımı sallayarak.

 

"Abartma Maria, doğum günü partisi sadece"dedi Haylen.

 

"Tamam canım, şaka yapıyorum…" diyecektim ki...

Telefonum titredi.

Kaşlarım çatıldı.

 

"Bu saatte kim ya… saat gece yarısı," dedim.

Draco hemen yaklaştı.

 

"Açsana."

Ekrana baktım.

Numara yoktu.

Sadece: Gizli Numara

İçimde bir şey… aniden gerildi.

 

"Kimmiş?" dedi Cayric.

 

"Evet kim?" diye ekledi Hemira.

Draco’yla göz göze geldik.

İkimiz de aynı şeyi düşündük.

Bu normal değildi.

Yutkundum.

 

"Gizli numara…"dedim ve mesajı açtım.

Selam Maria Afet.

Kalbim duracak gibi oldu.

Beni hatırladın mı?

Parmaklarım titremeye başladı.

Bir video vardı.

 

Açtım.

Nefesim kesildi.

Kapüşonlu biri…

benim odamın kapısını kilitliyor…

Ve… ateşe veriyordu.

sihirle farlı bişey vardı normal bir ateş değildi bu... çakmakla benzile yakılmıyordu

 

"Draco…" dedim fısıltıyla.

O da görüyordu

 

Yüzü… anında değişti.

Yeni mesaj düştü.

Kendine dikkat etmelisin.

Draco ile birbirinize çok çabuk alıştınız.

Bir video daha.

Bu sefer…

 

Az önceki dansımız.

Aynı salon.

Aynı an.

Ama… bizim görmediğimiz bir açıdan.

İçim buz kesti.

 

Çok yakışıyorsunuz. Dikkat edin.

Dibinizde olacağım.

Ve siz beni asla bulamayacaksınız.

Geceleri… ansızın ensende olabilirim.

Son mesaj:

Doğum günün kutlu olsun.

🙂😇😙

 

Telefon elimden kayıp düştü.

Bir ses bile çıkaramadım.

Draco’yla birbirimize baktık.

İkimizin de yüzü… bembeyazdı.

 

Bu… bir şaka değildi.

Bu… buradaydı.

PAT!

Silah sesi.

Tüm salon yankılandı.

Bir çığlık koptu.

Her şey bir anda dağıldı.

 

"LANET OLSUN! HERKES MASANIN ALTINA!" diye bağırdı Draco.

Beni kolumdan çekti.

Sert. Hızlı. Koruyucu.

Yere eğildik.

 

Masanın altına girdik.

Kalbim göğsümü parçalayacak gibiydi.

Nefes alamıyordum.

Ellerim titriyordu.

 

Draco… beni kendine çekti.

Üzerime kapandı.

Siper oldu.

Dışarıda bağırışlar.

Koşuşturmalar.

Kaos.

 

Ama benim dünyam…

Sadece o an… o masanın altıydı.

Ve kalbimin attığı o korkunç ses.

Dudaklarım titredi.

 

Fısıltıyla, zorla çıkan tek cümle:

"Allah’ım… lütfen beni ve sevdiklerimi koru…"

 

 

 

🌊🔥

 

Evet bir bölüm daha sonuna geldik hamburger'lerim

Umarım beğenmişsinizdir

Sizleri çok seviyorum

YouTube ve instagramdanda

Takip edip destek vermeyi unutmayın lütfen

 

En çok beğendiniz kısım neydi?

 

Gelecek bölüm hakkındaki tahminleriniz ?

 

Bölümü nasıl buldunuz?

 

Favori sahneniz?

 

 

Bölüm : 21.09.2024 15:48 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Slytherin queen / Kraliçe felâket devri / 4.bölüm korku
Slytherin queen
Kraliçe felâket devri

1.76k Okunma

303 Oy

0 Takip
43
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...