

Huzur… Bir insanın yaşayabileceği en güzel duyguydu.
Huzur olmadan hayatın bir anlamı yoktu.
Ben ise uzun zamandır huzuru hissetmiyordum. Uzun zamandır doğru düzgün uyuyamıyordum bile.
Ama şu an… dünyanın en huzurlu uykusundaydım.
Gözlerim kapalıydı, açmaya da hiç niyetim yoktu.
Vücudumu sımsıkı saran güçlü kolları hissediyordum. Draco arkamdan bana sarılmıştı. Öyle sıkı sarıyordu ki… sanki biri beni ondan almak istiyormuş gibi.
Nefesi ensemdeydi.
Onun yanında kendimi küçük hissediyordum… güvende.
Başucumdaki dijital saate göz attım.
07:30.
Yavaşça ona doğru döndüm. Hareketimi hissedince uykusunda kaşlarını çattı ve beni daha da kendine çekti. Başını boynuma gömdü.
İçimden gülümsedim.
Elimi saçlarına götürdüm, diğer elimle yüzünü okşadım.
"Allah’ım…" diye fısıldadım. "Şu kazık kadar adama bak… nasıl bu kadar çocuk gibi olabiliyor?"
Bir an durdum.
"Şuna bak… sanki beş yaşında."
"Günaydın, afetim."
Sesiyle hafifçe irkildim.
Gözleri hâlâ kapalıydı.
"Günaydın yıldızım… uyanık mıydın sen?"
Gülümsedi, gözlerini açtı.
"Sen saate baktığından beri."
Gözlerimi kocaman açtım.
"Yok artık! Onu da mı anladın?"
"Anlarım." dedi sakince. "Bir de… beni baya sıkıyordun."
Kaşlarımı çattım.
"Organlarım patlayacaktı, haberin olsun."
Hafifçe güldü.
"Şikayet etmiyordun ama."
Durdu.
"Tekrar edebilir misin? Hoşuma gitti."
Göz devirdim ama elim yine saçlarına gitti.
"Teşekkür ederim." dedi.
"Etme… istemen yeterli."
Gülümsedi.
"Bu arada…"dedi, hafifçe geriye çekilip bana baktı.
"Ben gerçekten beş yaşında bir çocuk gibi mi görünüyorum?"
"Hayır." dedim ciddi bir yüzle.
Bir saniye durup ekledim:
"Daha çok kazık gibi duran bir ağaç gibisin."
"Hey!"
Gülmeye başladım.
"Boyun 1.95 diye bu kadar havaya girme."
"Alt tarafı 1.95." dedi gururla.
"Tabii. Biraz daha uzarsan kapıdan eğilerek geçeceksin. hadi kalk üstünü giyin bende duşa giriceğim"
"beni bornozla karşılayacaksan olur"
Yastığı kaptım ve yüzüne fırlattım.
“Ant içtim seni geberteceğim!”
“HEY! Sakin ol şampiyon!”
Cümlesini bitiremeden yastık darbeleriyle yatağa devrildi.
Gülmekten nefesim kesiliyordu.
"Şampiyon ha?! Al sana şampiyon!"
Draco bir hamlede yastığı kaptı ve kenara fırlattı.
Sonra beni altına aldı.
"Şimdi ceza zamanı, Afet Hanım."
Dudağımı büktüm.
"Üzülürüm ama…"
"Sen bana acıdın mı?" dedi ve anında gıdıklamaya başladı.
Kahkaha atarak kıvranıyordum.
"Tamam! Tamam! Özür dilerim!"
"Geç kaldın."dedi gülerek.
Bir süre sonra durdu. Üzerime eğildi.
"Sabah sabah spor yaptık."dedim nefes nefese.
"Fena değildi."
Bir an sustum.
"Bu arada… rüyanı hatırlıyor musun?"
"Hatırlıyorum." dedi sırıtarak.
"Ama bilmek istemezsin."
"Niye ya?"
Gözlerini kısıp bana baktı.
"Yanakların pancar gibi olur."
"Anlat!" dedim inatla.
"Gece… aynı odadayız."dedi yavaşça.
"Bu sefer üzerimde havlu yok."
Gözlerim büyüdü.
"Ve gecenin sonunda… yatak kırıldığı için Magistar’a hesap veriyoruz."
Yüzümü ellerimle kapattım.
"Ya sen iğrençsin!"
Kahkaha attı.
"Ben de seni seviyorum."
Göğsüne hafifçe vurdum.
"Manyak!"
"Evet." dedi gururla. "Senin manyağın."
Gözlerimi devirdim.
"Of… hadi kalk. Duşa gireceğim."
"Tamam ama…"
Yüzüme yaklaştı.
Aramızda sadece bir nefeslik mesafe vardı.
Kalbim hızlandı.
"Hiç canım istemiyor." dedi kısık bir sesle.
Yutkundum.
"Ne istiyorsun?"
Gözlerimin içine baktı.
"Seni."
Nefesim kesildi.
"Şu an aramızda bir nefeslik mesafe var…" dedi.
Ben de onu taklit ettim
"Bir nefeslik mesafe var."
Gülümsedi.
"Ve ben o mesafeyi kapatmak istiyorum."
"...Kapat o zaman."
Sözüm biter bitmez dudakları dudaklarıma değdi.
Kollarımı boynuna doladım.
O da belime sarıldı.
Zaman durmuş gibiydi.
Hiçbir şey umurumuzda değildi.
Ta ki
BİP BİP BİP!
İkimiz de irkilerek geri çekildik.
"LANET OLSUN!"diye bağırdı Draco.
Ben kahkaha attım.
"Gülme ya!"
"Tutamıyorum kendimi!"
"Telefonları kapatıyoruz, evren yine bize düşman!" dedi.
"İnsan nişanlısını rahat rahat öpemez mi ya?!"
Bu sefer o da gülmeye başladı.
Yataktan kalktı, saati susturdu.
Ben de ayağa kalktım.
"Tamam… bu kadarlık aksiyon bana yeter." dedim. "Duşa giriyorum."
"Tamam. Ben de hazırlanırım."
Yanıma geldi, belimden sarıldı.
Yanağıma kısa bir öpücük bıraktı.
"Görüşürüz, afetim."
Gülümsedim.
"Görüşürüz, yıldızım."
Güldüm bende onu yanağına küçük bir öpücük bıraktım ve duşa girdim kendimi çok yorgun hissediyordum başıma gelen olaylar sonrasında ortak salonda kaldığımız iki gün bedenimi zayıf düşürmüştü vakit olsaydı küvette keyif yapardım ama derse ve kahvaltıya yetişmeliydik o yüzden duşa kabine geçtim
banyoda çamaşır ve kurutma makineside vardı ne yalan söyleyeyim okulda bir oda değilde küçük bir ev gibiydi ve bu güzeldi konfor ve rahatlık sağlıyordu özellikle küçük bir Amerikan mutfak olmasına bayılmıştım ve banyonuzda çift lavobo vardı ve bu ikimizin rahat etmesini sağlıyordu
bu odanın konforu tabiki birazda draco ve benim gücümüz den kaynaklanıyordu ikimizde elserin varisi olarak böyle konforlu ve lüx olmak zaten bizim kanımız dan soyumuz dan gelen doğuştan bi özelliktti yukardan akan su bedenimden aşağa doğru akarken düşünüyordum gördüğüm rüya nedense aklımdan çıkmıyordu olan olaylar yaşadığım ölüm korkusu aldığım tehtid mesajları ve draco ile ben...
Bu okula geldiğimden beri çok şey geldi başıma kötü olaylar geldi ama güya ailemin beni zorla evlendireceği adamla tanıştım sonra ondan nefret edeceğimi düşünüyordum hatta onunda benden nefret edeceğini düşünüyordum ama kader ağlarını öyle bir şekilde örmüştüki şimdi birbirimize seni seviyorum hemde soykrım çıkaracak kadar diyorduk komik değilmi?
kader hayat insana öyle bir anlar öyle olaylar yaşatıyordu ki draco ile tanıştığımızdan beri kötü uykularım gitmişti daha huzurlu olmaya başlamış kendimi daha iyi hissediyordum kim derdiki böyle olacağını
o benim ilişki yaşadığım hoşlandığın hatta belki aşık olduğum yadında kendim olduğum özgür hissetiğim öpüştüğüm ilk erkekti Bütün iyi ve kötü düşünceleri başımdan aşağı akan su ile kafamdan attım ve kendimi iyi hissetmeye baktım hem ne demişler her şer de bir hayır vardır hem ben bu hayatta öğrendiğim bir şey varsa...
oda ne olursa olsun herşeyin düzeleceği.
ne olursa olsun başını dik tutmam gerektiğini güçlü olmam gerektiğini gece ciğerim parçalana kadar ağlasamda sabah her şey yolundaymış gibi Gülmeyi eğlenmeyi her zorluğun üstesinden gelenebileceğini öğretmişti hayat bana Duştan rahatlamış bir şekilde çıktım banyoda üstümü giyindim
" Afetim bu ne güzellik böyle"
" Herzamanki halim aşko ve asıl senin bu yakışıklılık şakamı ?"
Güldü
" Herzamanki halim aşko ve kahve yaptım al bakalım " kahve fincanını uzattı
" Ay teşekkür ederim"
" Etme istemen yeterli" dedi gülümsedim
" Bu arada söylemeden edemeyeceğim kombinleri ne bayılıyorum çok güzel tarzın var her erkek senin gibi bir tarzı olmalı" altına hafif bol siyah kumaş pantolon üstüne uzun kollu mevsimlik gene siyah bir kazak kiyinmişti kollarını Hafif yukarı çekmiş ve gümüş rengi kayışlı akıllı saati klasik siyah kemeri ve yarı klasik yarı spor olan ayakkabısı ile harika görünüyor du
" Şımardım sende çok güzelsin bebeğim saçını filan yapta çıkalım"
" Şımar şımar 20 dakkaya hazırım "
Kahvemi içerken fön makinesi ile saçımı yaptım ve sadece güneş kremi sürüp makyajı es geçtim çünkü halim yoktu
altıma siyah palazzo pantolon üstüme mevsimlik koyu krem rengi kazak geçirdim gümüş saat gümüş kolye ve küpelerle ile
Kombinimi tamamladım ve kazağımla aynı renk koyu krem yarı klasik yarı spor ayakkabı giyindim oldukça sık ve güzel görünüyordum
" Pekala hazırım nasıl olmuşum?" Dedim konuşurken etrafımda hafif hızlı bir şekilde dönmüş saçımı savurmuştum
" Çoookkkkkkkk güzel olmuşsun"
Dedi ve yanıma geldi yanağımdan öptü
" Ozaman artık çıka biliriz " dedim gülümseyerek
" Evet çıkabiliriz güzelim hazırmısın bugünki olacaklara?"
" Hazırım zaten yaptığımız plan stersimi azaltıyot sıkıntı yok"
" İyi güzel"
" Tüm okul karşıcak gerçi ama" lafımı kesti
" Önemli olan senin iyi olman sen iyi olduğun sürece hiç bir şeyle ilgilenmiyorum afetim"
Güldüm ve odadan çıktık ve kahvaltıya indik
" Hoş geldiniz gençler " dedi fealen
" Hoş bulduk" yerlerimize oturduk ve yanyana oturduk tabiki
" Maria canım nasıl iyi dinlendinizmi ?" Dedi hermira
" İyi olmaz mı çok güzel bir uyku çekti ve duş ona iyi geldi demi güzelim" draco cümlesini imalı bitirken ağzına peynir attı ve sırıtarak göz kırptı dirseğimi karnına geçirdim
" Ya hıhı güzel dinlendim"
Draco kulağıma fısıldadı
" Acımasızsın güzelim " bir kez daha karnına dirseğimle vurdum
" Ah acıdı zalim kadın!"
" Size bişey olmuş" dedi haylen
" Ne alaka lan?"
" Ne alaka olacak oğlum sizde bı gariplik var " dedi Rowen
" Nasıl normal olabiliriz onca olaydan sonra ?"
" Kız haklı yemeğinizi yiyin derslerde beyniniz çalışsın"
Hepimiz kahvaltı yaptık
Ve öğlen arasına kadar tüm derslere girdik de zaman dır olan olaylardan ders görmemiştik o yüzden dersler hepimizi çok yormuş ağır gelmişti ortak salonda oturmuş derslerin ağırlığını atmaya çalışıyorduk
" Tanrım beynim eriyor sanki " dedi nevan
" Ben ölüyorum aah!" dedi Rowen
" Yeter ya ne abartınız" dedi lunaria
" Aynen yıllardır yaptığımız şer" dedi elaris
" Aynen siz Türkiye'de okusaydınız ne ölürsünüz heralde "
" Çok mu ağır ya?" Dedi cayric
" E yani sen burda sabah sekizde hapur hapur yemeğini yerken Türkiye'de nerdeyse üçüncü derse giriyor millet sen saat dokuz buçuk on gibi ilk dersinize giriyorsunuz biz 2 saate sonra öğle arasına giriyoruz siz ne kadar şanslısınız farkında bile değilsiniz sen sekizde dokuzda uyansan ilk dersine yetişirsin biz okula yetişmek için beşte altında güneş doğnadan uyanmamız gerekiyor biraz daha zırlarsan ağzının üstüne çarpıcam bı tane " dedim sinirle zaten gergindim rahat batıyor götlere.
" Tamam lafını geri aldım" dedi haylen
" Tamam kızma apla" dedi cayric
" Ay ay canım okulum" dedi nevan kendi kendimize sohbet ediyorduk
Yanımıza iki kız geldi.
Onları hemen tanıdım.
Draco’yla göz göze geldik. Elimi tuttu.
"Sakin." der gibi gülümsedi.
Koyu saçlı olan elini uzattı.
"Merhaba, ben Auréla."
Elini sıktım.
"Maria Afet Elserin."
Yanındaki sarışın konuştu, sesi gereğinden fazla yüksekti.
"Ah… Maria Elserin’i tanımamak mümkün mü?"dedi alayla.
"Draco Valerion ile ailesinin zoruyla nişanlanan kız… Türkiye’de ne diyordunuz siz? Görücü usulü mü?"
Gülümsedim.
İçimden: Cidden mi? Bu kadar mı?
"Pardon," dedim sakin bir sesle.
"Senin adın neydi? Arkadaşın seni tanıtacak kadar önemsememiş galiba."
Etraf "oooo" diye inledi.
Kızın yüzü gerildi.
“%"Victoria."dedi dişlerinin arasından.
Elini uzattı.
Tutmadım.
Yavaşça arkama yaslandım.
Auréla’nın gözleri kibirle parlıyordu.
Ama birazdan ne olacağından haberi yoktu.
"Nasılsın Maria?" dedi.
"Gayet iyiyim."dedim.
"Sevgilimle."
Draco sırıttı
"Evet, güzelim."
Auréla bu sefer Draco’ya döndü.
Elini uzattı.
Draco bakmadı bile.
Boşlukta kaldı eli.
Sonra bana döndü.
Ve başladı.
"Gerçekten merak ediyorum Maria"” dedi alayla.
"Bütün bunlardan sonra nasıl bu kadar rahatsın? Ailenin zoruyla biriyle evlenmek… o kişinin seni sevmemesi… başka birini sevmesi…"
Sesi yükseldi.
"Zor olmalı. Ama alışmışsınızdır siz. Türkiye’de böyle şeyler çok yaygın, değil mi? Gururuna dokunmuyor mu? Tabii gururun varsa."
Draco ayağa kalktı.
"Auréla, kes artık!"
Elimle durdurdum.
"Dur"dedim.
Gözlerimi Auréla’dan ayırmadım.
"Devam etsin."
Herkes susmuştu.
"Bakalım…"dedim hafifçe gülümseyerek.
"Daha ne kadar rezil olabilecek."
Ortam buz kesti.
Auréla’nın yüzü sertleşti.
"Sen beni tanımıyorsun."dedi.
"Asıl cahil sensin. Türkiye’den gelmiş"
"Kes." dedim.
Sakin. Net. Keskin.
Bir adım öne eğildim.
"Ben senin gibi konuşmam." dedim.
"Ama madem başladın… bitirelim."
Telefonumu çıkardım.
Ekranı açtım.
Ona doğru tuttum.
"Bu senin hesabın, değil mi?"
Yüzü düştü.
Devam ettim.
Türkiye’ye gitmişsin. Tatil videoları. ‘Aşık oldum’ yazıları… Hatırladın mı?"
Etraf hafifçe kıpırdadı.
Gülümsedim.
"Hani köpek gibi yaşıyorduk?"
Sessizlik.
"Komik olan ne biliyor musun?" dedim.
"Ülkemle dalga geçenlerin… ilk fırsatta oraya koşması."
Bir adım yaklaştım.
"Ve sen bana gururdan bahsediyorsun."
Gözlerim gözlerine kilitlendi.
"Bir kadın olarak… gururun nerede Auréla?"
Sustum.
Sonra yavaşça ekledim:
"Seni istemeyen bir adamın peşinden… köpek gibi koşarken?"
Ortam bir anda patladı.
"OOOHHH!"
Auréla’nın yüzü kıpkırmızı oldu.
Ama ben bitirmemiştim.
"İkincisi…" dedim sakinliğimi hiç bozmadan.
"Kadın hakları diyorsun ya…"
Başımı hafifçe yana eğdim.
"Biz o hakları sizden önce aldık."
Bir adım daha yaklaştım.
"Siz daha kadına söz hakkı vermezken… biz seçiyorduk."
Gözlerim sertleşti.
"O yüzden bana 'kadınlık'anlatma."
Sonra geri çekildim.
Son darbeyi bırakır gibi
"Ve üçüncüsü…"
Duraksadım.
Hafifçe gülümsedim.
"Ben seni düşündüğünden çok daha iyi tanıyorum."
Sessizlik.
üç gün önce
"Tamam…" dedi Draco, sesi alçak ama netti.
"Şimdi bakalım ne haltlar dönüyor."
Sessizce bekledik.
Bir süre sonra sesler geldi.
İki kız konuşuyordu.
Sarışın olan tedirgindi.
"Auréla, yapma…" dedi.
"Onları nasıl ayıracaksın? Draco seni sevmiyor. Zorlama artık. Dünyada başka erkek mi yok?"
Auréla’nın sesi sertleşti.
“Öyle bir şey yok, tamam mı?" dedi dişlerinin arasından.
"Draco yine benim olacak. Göreceksin."
Kısa bir duraksama."
"Maria’yı herkesin önünde rezil edeceğim."
"Seni bırakıp bana gelecek."
Diğeri sessiz kaldı.
Auréla devam etti.
"Zaten zorla nişanlandılar. Birbirlerini yeni tanıyorlar. Hiçbir şey hissetmiyorlar."
"Onu buradan vuracağım…"
Sesi alçaldı.
"Türk olmasından."
Kalbim bir an durdu.
"Zaten herkes ona garip bakıyor. Bu herkesin zoruna gider."
"Sonra Draco’ya aşk iksiri veririm… ve her şey biter."
Diğer kız panikledi.
"Auréla bu suç! Hapse girersin..."
"Kes!"dedi sertçe.
"Hiçbir şey olmayacak."
Şimdi.
Sessizlik.
Draco’nun parmakları elimde sıkıldı.
Göz göze geldik.
Ve sırıttı.
O sırıtmayı tanıyordum.
Biri birazdan fena yanacaktı.
“Ne demek istiyorsun sen?" dedi Auréla gergin bir sesle.
Derin bir nefes aldım.
"Şimdi göreceksin." dedim sakin bir şekilde.
"Ve herkes görecek."
Başımı kaldırdım.
"Lütfen herkes dikkat kesilsin."
Fısıltılar kesildi.
Draco araya girdi, sesi soğuktu.
"Gabriel."
Kalabalığın içinden bir çocuk çıktı.
"Hazır."
Draco başıyla onayladı.
"Gönder."
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra
Tüm salon yankılandı.
Auréla’nın sesi.
Net. Açık. Kaçış yok.
"…Draco yine benim olacak"
"…Maria’yı rezil edeceğim"
"…aşk iksiri"
Ses kaydı salonun her köşesine yayıldı.
Herkes dondu.
Auréla’nın yüzü soldu.
Victoria geri adım attı.
Kayıt bittiğinde…
Sessizlik patladı.
"Bu ne lan?!"
"Ciddi misin?!"
"Bu kız manyak!"
Sesler yükseldi.
"Bence Maria’nın odasını da bu yakmıştır!" diye bağırdı biri.
"Tutuklayın onu!" diye bağırdı bir başkası.
Auréla’nın gözleri doldu.
“Yalan! Hepsi yalan!" diye bağırdı.
"Ben yapmadım!"
Kapılar açıldı.
İçeri magistarlar girdi.
Magistar Elenya önde yürüyordu.
Arkasında Baş Magistar Arselian ve Magistar Thalor.
Ortam tamamen sustu.
"Bu da ne?" dedi Elenya sertçe.
Auréla bir adım geri attı.
"Astoria… ne yaptın sen?" dedi Arselian.
Ben-ben yapmadım!" dedi panikle.
"Yalan söylüyorlar!"
Thalor öfkeyle bağırdı
"Ses kaydı yalan söylemez!"
Auréla’nın son kozu devreye girdi.
"Benim ailemi biliyor musunuz siz?!"diye bağırdı.
Draco güldü.
Soğuk. Alaycı.
"Biliyoruz." dedi.
"Ve üzgünüm… bu sefer seni kurtaramayacaklar."
Bir adım öne çıktım.
Herkes sustu.
Gözlerimi Auréla’ya diktim.
"Bitti." dedim.
Sesim sakindi. Ama kesiyordu.
"Bu oyunu sen başlattın."
Bir adım daha attım.
"Ve yanlış kişiye oynadın."
Duraksadım.
Son cümleyi bıraktım.
"Ben Maria Afet Elserin’im."
Gözlerim karardı.
"Elserin hanesinin asil varisi."
Sessizlik. ona doğru bir adım daha attım gözlerinin içine baktım
"ben maria afet elserin elserinin asil varisi..."
"Ben kaybetmem."
Bir saniye.
"Bu benim tabiatıma aykırı."
🌊🔥
Evet hamburger'lerim bir bölümün daha sonuna geldik bir sonraki bölümde görüşmek üzere sizleri çok seviyorum bana destek olmayı unutmayın lütfen YouTube ve instagramdanda takip ederek gelişmelerden haberdar olabilirsiniz 💙 💙 ✨ 🍔 🍔 ✨
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.76k Okunma |
303 Oy |
0 Takip |
43 Bölümlü Kitap |