

"Ben Maria Afet Elserin.
Elserin’in asil varisi…
Ben asla kaybetmem. Bu benim tabiatıma aykırı."
Hırs ve kibir…
İnsanın sahip olabileceği en güçlü duygulardan ikisi.
Herkeste vardır; kiminde az, kiminde ise fazlasıyla.
Ama mesele sahip olmak değil… yönetebilmektir.
Eğer hırsın seni yönetirse, kaybedersin.
Ama sen hırsını yönetirsen… işte o zaman güç senin olur.
Bir şeyi gerçekten istiyorsan, sana
"yapamazsın" diyen herkesi susturmayı bilmelisin. Çünkü insanın yaptığı en büyük hata, kendi sesini bastırıp başkalarının sesine inanmasıdır.
Kendi yolunu bırakıp başkalarının doğrularıyla yürüyen biri… eninde sonunda kaybolur.
Ama şu an izlediğimiz sahne bunun tam tersiydi.
Hırsının ve kibrinin kölesi olmuş birinin çöküşü.
Auréla…
Onun Draco’yu sevdiğine inanmıyordum.
Bu sevgi değildi. Bu, reddedilmeyi kaldıramayan bir egonun çırpınışıydı.
Ve şimdi… herkesin önünde parçalanıyordu.
Victoria’nın sesi titriyordu
"Lütfen… Magistarım, benim bir suçum yok. Yalvarırım…"
Bir anlığına acıdım.
Ama hayır.
Yaptıklarını öylece bırakacak değildim.
Yanlış insanlarla yürürsen, düştüğünde yalnız kalırsın.
Gözüm, magistarların yanında duran iki adama kaydı.
İkisi de uzun, sert bakışlıydı. Duruşları… asker gibiydi.
Onlara baktıkça içimde garip bir his oluştu.
Bir şey… yerli yerine oturmuyordu.
Ama bunu sonra düşünecektim.
"Bu yaptığınız tam bir rezalet!" dedi Magistar Thalor sert bir sesle.
"Ben bir şey yapmadım! Yalan söylüyorlar!" Auréla’nın sesi artık çaresizlikle titriyordu.
Baş Magistar Arselian sakin ama keskin bir tonla konuştu
"Ses kaydı da mı yalan, Auréla?"
Auréla dondu kaldı.
Kaçışı yoktu.
Esmer olan adam öne çıktı ve resmi bir ses tonuyla konuştu
"Auréla Grevain… Elserin varisi Maria Afet Elserin’e karşı
cinayete teşebbüs, tehdit, psikolojik taciz, iftira ve
Valserin Aevara’nın düzenini bozma suçlarından…"
Kısa bir duraksadı.
"Suç ortağınız Victoria Sacarios ile birlikte gözaltına alınıyorsunuz.
Auravest Elementler Konseyi’nde yargılanacaksınız."
Salon sessizliğe gömüldü.
"Babamın kim olduğunu biliyor musunuz siz?!" diye bağırdı Auréla.
Kumral olan adam ilk kez konuştu.
Gülerek.
"Annen söylemedi mi?"
Bir anlık sessizlik…
Sonra bastırılmış kahkahalar yükseldi.
Kimse böyle bir cevap beklemiyordu.
Adam bir adım daha yaklaştı, bu sefer sesi daha sertti
"Zengin olmanız her şeyi yapabileceğiniz anlamına gelmez.
Auravest’te oyun oynanmaz."
Auréla’nın yüzündeki kibir… yerini saf nefrete bırakmıştı.
"Bunu sana hatırlatacağım, Maria! Duydun mu beni?!"
Son sözleriydi.
Sonra götürüldüler.
Draco yanıma geldi. Kolunu omzuma attı ve yanağıma kısa bir öpücük bıraktı.
"İyi misin, afetim?"
"Evet"dedim sakince.
"Hiç olmadığım kadar."
Hemira hemen yanıma geldi
"Maria! Sen ne yaptın öyle? Neden bize söylemedin?"
"Cidden ya,"dedi diğerleri.
"Kız resmen kendini bitirdi!"
"Çocuklar," dedim sakin kalmaya çalışarak,
"dersler bitsin anlatırım. Şu an herkes bize bakıyor."
Baş Magistar’ın sesi salonda yankılandı.
"HERKES DAĞILSIN! KONU KAPANMIŞTIR."
Mırıldanmalar eşliğinde herkes yerine geçti.
Baş Magistar Arselian bize yaklaştı.
"Maria Afet ve Draco… yarın derslerinizden sonra odama gelin."
"Tabii, magistarım."
"Bugün kalan derslere girmeyebilirsiniz."
Ve gittiler.
O an fark ettim… başım zonkluyordu.
Elimi şakaklarıma götürdüm.
"Afetim?" dedi Draco hemen. "İyi misin?"
"Başım… migrenim tuttu."
Yüzü anında ciddileşti.
"Gel, otur."
Sandalyeyi çekti.
Ben oturdum. Diğerleri de sessizce yerlerine geçti.
"İlaç içmem lazım… ama yanımda yok. Başım çatlıyor…"
Draco hiç düşünmeden ceketinin cebine uzandı.
Bir kutu çıkardı.
Benim ilacım.
Şaşkınlıkla önce ilaca, sonra ona baktım.
"Bu… bende bile yokken sende ne arıyor?"
"Sen migrenim olduğunu söylediğinden beri yanımda taşıyorum," dedi sakin bir şekilde.
"Ne olur ne olmaz diye."
…
Cevap veremedim.
Sadece baktım.
Masadan bir bardak su aldı, bana uzattı.
"Hadi. İç. Daha da artmadan keselim."
İlacı aldım, içtim.
Ama asıl içimde yayılan şey… o değildi.
Bu kadar küçük bir detayı hatırlaması…
beni beklemediğim bir yerden vurmuştu.
"Teşekkür ederim…"
"Etme," dedi hafifçe gülerek.
"Sadece iste yeter."
Gülümsedim.
"Ben bile unutmuşum. Sen laf arasında söylediğim şeyi bile unutmamışsın."
Elimi tuttu.
Elimin tersine kısa bir öpücük bıraktı.
"Seninle ilgili hiçbir detayı unutmam, afetim."
Kalbim… gereksiz bir şekilde hızlandı.
Elaris’in sesiyle gerçekliğe döndüm
"Ayyy ben bayılıyorum sizin şu hallerinize ya!"
Rowen hemen atladı
"Biz niye böyle değiliz abi?"
"Çünkü sen odunsun," dedi hemira hiç düşünmeden.
Herkes güldü.
"Hiç sızlanma," diye devam etti Haylen. "Ben unutuyor muyum?"
"Unutma tabi aşkım, yoksa küserim,"dedi Elaris göz devirerek.
"Şerefsizsiniz ya," diye mırıldandı Rowen.
"Gör Ron gör,"dedi hemira
Ortam yavaş yavaş normale dönüyordu.
Gerilim çözülmüş, yerini hafif bir rahatlığa bırakmıştı.
Cayric sabırsızlandı
"Tamam aşk meşk tamam da… az önce ne yaşadık biz?"
"Cidden!" dedi Lunaria. "Anlatın artık!"
Draco başını geriye attı
"Of… başımızın etini yediniz."
"Meraktan ölelim mi yani?" dedi Nevan sitemle.
Gülmeden edemedim.
"Tamam tamam… anlatıyoruz."
Ve anlattık.
Tuvalete gittiğimiz andan itibaren her şeyi tek tek…
Ama bazı şeyleri atladık.
Özellikle bazı anları.
Kızlar zaten anladı.
Göz kırpmalarıyla.
Ben de onlara gizlice "susun" işareti yaptım.
Zaman akıp gidiyordu.
Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri kovaladı.
Baş Magistar’ın verdiği izinle kalan derslere girmedik.
Zaten kimsenin odaklanacak hali yoktu.
Güneş batmıştı.
Salonun büyük pencerelerinden içeri sızan turuncu ışık…
yavaş yavaş yerini karanlığa bırakıyordu.
Bir gün daha bitmişti.
Ama içimde tuhaf bir his vardı.
Sanki bu yaşananlar… bir son değil, başlangıçtı.
Draco yanımda oturuyordu.
Sessizdi.
Ama varlığı bile garip bir şekilde güven veriyordu.
Yine de…
Aklımın bir köşesinde tek bir soru dönüp duruyordu:
Yarın ne olacak?
🌊🔥
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.76k Okunma |
303 Oy |
0 Takip |
43 Bölümlü Kitap |