devam ediyor 1s önce güncellendi
DİRENİTAT (Artı On Sekiz)
@lyrdaas
Okuma
7
Oy
0
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
1
Mihra`nın bir soyadı yok.
Çünkü ona bir kimlik değil, bir görev verildi.
Yetimlerden kurulan, devlet dışı ve illegal bir örgütün içinde büyütüldü.Emir almayı, iz bırakmamayı, gerekirse öldürmeyi öğrendi. Hayatta kalmanın bedelinin duygular olduğunu çok erken yaşta anladı. Onun yeni görevi, yeraltı dünyasının en güçlü mafya liderlerinden biri olan Uras Tolga Karaçay`dı.
Yaklaş.
Sız.
Çökert.
Ama bazı hedefler yalnızca düşman değildir. Bazıları kalbin en savunmasız yerine kurulur.
Uras, gücüyle korku salan bir adamdı.
Güvene inanmayan, zaafa yer bırakmayan, karanlıkla barışık biri.
Mihra ise onu yok etmek için gönderilen ateşti.
İkisi de gerçeği bilmiyordu:
Bu savaşta kazanan olmayacaktı.
Emirler kan ister.
Kalp itaat etmez.
DİRENİTAT,
düşmanlıktan aşka,
itaatten isyana,
karanlıktan ateşe uzanan bir hikâye.
Ve bu hikâyede asıl soru şudur:
Bir insan, kendisini yok etmekle görevli birine âşık olabilir mi?
Kesit
"Günahım sensin," dedi. Kelimeler dudaklarından dökülürken, içimdeki parmağı hareketini hızlandırdı, beni bir uçurumun kenarına doğru sürüklerken ruhumu da bedensel bir zevkle yaraladı. "Bütün günahlarımın toplamı, senin o yeşil gözlerinde saklı."
Bedenim kontrolümden çıkıyordu. Sırtımı mermer duvara daha sert dayadım, tırnaklarımı onun ıslak omuzlarına geçirdim. "Ben senin hiçbir şeyin değilim," dedim, inleyerek. "Duyuyor musun? Hiçbir şeyin!"
Uras başını hafifçe yana eğdi, dudakları dudaklarıma o kadar yakındı ki her kelimesi ağzımın içine dökülüyordu.
"Öyle mi?" dedi, sesi bir vaat kadar karanlıktı. "Peki, bu bir tek parmağımın yanına yenilerini eklesem... Seni tamamen ele geçirip, bu soğuk mermerlerin üzerinde sana çığlık attıracak kadar zevk versem... O zaman ne olur? Yine hiçbir şeyin değilim diyebilir misin?"
Gözlerinin içine baktım. Ölüm ve tutku aynı masada oturuyordu. "Ölümün olur," dedim, sesimdeki titreşimi öldürmeye çalışarak. "Eğer bunu yaparsan Uras, o çığlığın sonunda duyacağın son şey, kalbine sapladığım bıçağın sesi olur."