[ töre ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 52dk önce güncellendi Berdel
@evdekiyazar
Okuma
85.07k
Oy
4.27k
Takip
705
Yorum
2.52k
Bölüm
35
Mardin ağası yüzbaşı dicle`nin berdel hikayesi
devam ediyor 2s önce güncellendi Yabancının KADINI
@zecerrs
Okuma
728
Oy
120
Takip
23
Yorum
44
Bölüm
9
“Alın bunu…” dedi adam, sesi sertti. Kızın kolunu tutup önlerine attı. “İster öldürün… ister oğlunuza verin. Benim oğluma karşılık.” Toprak suskundu. Konuşmadı. Zaten hayatı boyunca hiç konuşamamıştı. Ezilmişti. Hor görülmüştü. Babasının gölgesinde büyürken, her gün biraz daha yok olmuştu. Hep susturulmuştu, bu sefer konuşmak bile bir kurtuluş olmayacaktı. Karşısında duran adam… Mardin’in en güçlü ağalarından biriydi. Gözleri öfke doluydu. Kardeşinin kaçırılmasını affedemiyordu. Bu evlilik bir seçim değildi. Bir cezaydı. Ve o an, herkes kararını vermişti onun yerine. Daha küçücük bir kız çocuğuyken… hatta hiç küçük bir kız çocuğu olamamışken, bir yabancının kadını olmuştu. ⸻ Bu hikaye tamamen hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve olaylarla herhangi bir benzerlik tesadüftür. ✨ Bu, yazarın ilk kurgusudur; yazım ve anlatımda hatalar bulunabilir.
devam ediyor 2s önce güncellendi Ağa'nın Berdeli (+17 )
@mydemon5334
Okuma
2.5k
Oy
159
Takip
65
Yorum
60
Bölüm
8
Bir kaza, sarsıcı bir kayıp ve koca bir yalan... Senem, ailesi bildiği insanları toprağa verirken hayatının en acı gerçeğiyle tanışır: O, Mardinli köklü bir aşiretin kayıp kızıdır. İstanbul’un konforundan Mezopotamya’nın sert törelerine uzanan bu yolculukta Senem; hem yabancısı olduğu köklerini keşfedecek hem de taş konakların gölgesinde imkansız bir aşka tutunacaktır. Aslanoğlu Aşiretine gelir gelmez Büyük abisi Yavuz Savran aşiretinin kızı Rana’yı kaçırıp hamile bırakınca iki aile kan dökmesin diye aşiret büyüklerinden berdel kararı çıkar. Karara göre Senem Savan aşiretinin tek erkek evladı FIRAT SAVRAN ile evlenecektir. Düğün günü Fırat aniden ortadan kaybolur. İki aile arasında tekrardan silahlar çekilecekken Fırat’ın hala oğlu Yaman Soydan Senem ile evlenmek istediğini söylediğinde silahlar iki aşiret arasında indirilse de Senem’in ağabeyi Yavuz buna karşı çıkar. Ağabeyi Senem’i nikah akşamı konaktan kaçırmaya çalışırken yakalanırlar. Senem mecburen kendinden 8 yaş büyük Yaman ile evlenmek zorunda kalır. Senem için bu evlilik bir mecburiyetten başka bir şey değildir. Senem ve Yaman’ın hikayesine hepiniz HOŞ GELDİNİZ. BAKALIM BU EVLİLİK NASIL SON BULACAK? MASALLARDAKİ GİBİ MUTLU SON MU? MUTSUZ SON MU? NOT: HİKAYDE YAŞ FARKI VARDIR VE YETİŞKİNLERE UYGUNDUR…..
devam ediyor 6s önce güncellendi Aslanın Kalbi
@cigarettesandnovel
Okuma
6
Oy
2
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
2
Bir kadın... Aşk uğruna her şeyini geride bıraktı. Bir adam... Sevilmediği için nefret etmeyi öğrendi. Ve bir çocuk... Annesinin kanıyla büyüyen bir intikam yemini etti. Aylin... Gerçeğin peşinden giden bir gazeteci. Bir haber uğruna başladığı yolculuk, onu karanlık bir oyunun tam ortasına sürükledi. Ve bu oyunda herkesin bir sırrı vardı. İhanet, töre, aşk ve intikam... Geçmişin gölgesi Karadeniz`in hırçın dalgalarına vururken, hiçbir gerçek sonsuza kadar saklı kalmayacak. Bazı hesaplar kanla kapanır. Bazı gerçekler ise insanı kendinden eder. Peki ya en büyük düşmanın... kendi babansa? * Mardin`den Karadeniz`e uzanan bir arayış öyküsü.
devam ediyor 6s önce güncellendi KADERİN SİLLESİ (BERDEL +1&)
@_bendeniz_
Okuma
1.34k
Oy
249
Takip
66
Yorum
103
Bölüm
6
Kapının önünde sessizce bekleyen Aypare, zaman geçtikçe huzursuzlanmaya başlamıştı. Dewran Ağa içeride hâlâ çıkmamıştı. İçini kemiren belirsizlikle baş edemeyince, elini temkinli bir şekilde kaldırıp kapıya iki kez hafifçe vurdu. Kapının ardında, sessizce bekleyen Aypare, içeriden gelen tok ve net "Gel," sesiyle irkildi. Nefesi kesilir gibi oldu. Kalbi, kaburgalarına sığmayacakmış gibi atmaya başladı. Mağaza artık neredeyse boştu. Ne Nurcan ne de Emin görünürdeydi. Sessizlik neredeyse elle tutulur hale gelmişti. El mahkûm, kapıyı yavaşça araladı. İçeri adımını attığında, bir ayağı hâlâ dışarıda gibiydi. Tüm temkinini üstüne giymişti adeta. Gözleri çevresini tarıyor, zihninde olası senaryolar dönüp duruyordu. Yakışıklı olmak, iyi niyetin garantisi değildi. Onu da hayat öğretmişti Aypare`ye. Dewran Ağa ise hâlâ gömleğinin ön kısmını iki eliyle tutuyor, bakışlarını kaçırıyordu." Düğmeleri kapatamıyorum. Yuvası kapalı," dedi. Bu sözler Aypare`nin içini bir nebze rahatlattı. En azından derdi başka şeydi." Makas alıp geliyorum hemen," deyip hızla dışarı çıktı. Az sonra elinde küçük, sivri uçlu bir makasla yeniden içeri girdiğinde içten içe bir çatışma yaşıyordu. O anın gerektirdiği yakınlık, içinde bir huzursuzluk yaratıyordu. Ama başka bir yolu yoktu. Düğmeler gömleğin üst kısmındaydı, Dewran Ağa`nın eliyle açması mümkün değildi. Aypare yaklaşırken gözleri gömleğin düğmelerine takılmıştı ama elini uzattığında, parmak uçları kazara adamın tenine değdi. Sıcaktı... Teni, yaz güneşine tutulmuş bir taş gibi sıcak ve diri. Bu sıcaklık Aypare`nin soğuk ellerine yayıldı. Parmakları ürperdi ama titremedi. Dewran Ağa, Aypare`nin her hareketini göz ucuyla takip ediyordu. Ama gözü en çok onun dudaklarında takılı kaldı. Yüzünü ilk defa bu kadar yakından görüyordu. O anda Aypare`nin güzelliğini inkâr edemedi. Sade ama etkileyici bir güzelliği vardı. Yüzündeki duruluğun altında derinlik, gözlerinde susturulmuş kelimeler vardı. Ama bu büyülü anın içinde başka bir isim geldi aklına: Bade. Gözlerini sıkıca kapattı bir an. İçinden kendine ağır küfürler savurdu. Sevdiği bir kadın varken, karşısındaki başka bir kadına böyle bakması... Onu kendi içinde öfkelendirdi. Aypare, görevini tamamladı. Düğme yuvalarını tek tek açtı, sonra birkaç adım geriye çekildi. Dewran Ağa da içten içe bu yakınlıktan rahatsız olmuştu. Elini hızlıca gömleğin düğmelerine götürüp ilikledi. Ama bakmadı Aypare`ye. Bir kez olsun gözlerini kaldırmadı.
devam ediyor 8s önce güncellendi BERZAN AĞA
@mssemka
Okuma
1.35k
Oy
177
Takip
36
Yorum
41
Bölüm
10
İNTİKAMDAN DOĞAN BİR AŞK MASALI ... Genç kadının gözlerinde derin bir yenilgi vardı. Yorgunluk ve bitkinlik bedenini esir almış, bakışları küçük ellerinin ortasında kızıla boyanmış lekeye takılmıştı. Yarın, hiç tanımadığı, hiç sevmediği bir adamın karısı olacaktı. Abisi için… Ne yaşadıysa, neye mecbur bırakıldıysa, hepsi abisi içindi. O ve  onun bebeği için… Korkuyordu. O adamın gözlerinin kahverengisi öylesine delice bakıyordu ki, sanki canının yanacağını bağırır gibiydi her göz süzüşü. Kardeşinin intikamını alacaktı elbet o kadın vesilesiyle. O ve onun ailesi düşmandı adama. Ve adam düşman sevmezdi... Berzan BORAN. Canını yakacaktı… Ciğerini nasıl söktüyseler öyle solduracaktı  o ailenin en kıymetli çiçeğini. Kabus olacaktı bir kere. Kardeşini ondan koparmanın bedelini ödetmek için yakacak, yanacak, kül olacaktı. Ama bir şey vardı… Kalbi… Kalbi o çiçeği soldurmak istiyor muydu? Bunu billmiyordu işte  Kadının gözlerinde ürkek ceylanlar saklıydı; hem korkusuz, hem de kaçmak ister gibiydi. Bakışları pusluydu; bir yanı bangır bangır adama nefretini haykırırken diğer yanı sanki hak veriyordu. Biliyordu ki sanki canı yanıyor. O kadın değeri bir mücevher gibiydi… Ama adam farkında bile değildi elindeki servetin. Bir yanı delice kadından kaçmak isterken, diğer yanı da  adını koyamadığı bir hisle yanıp kavruluyordu. Neydi bu yoğun duygunun adı? Kıskançlık… Bariz kıskançlıktı... “Hazır ol Civan Bey,” dedi genç adam. “Yarın gelip alacağım cevabını. Seçim senin; ya kardeşim, ya kardeşin.” Sözleri ağırdı. Ortama çaresizlik sinmişti. Kadının ürkek parıltılarla şekillenen harelerinden gözlerini alamıyordu. Onlar, büyük bir intikamın kurbanıydı. Kadın, yanaklarından süzülen damlalarla teslim olmuştu adama. Peki ya adam? Oysa o  çoktan kendinin saymıştı kadını… Geliyor… Büyük bir intikamın gölgesinde yeşerecek mucizevi bir destan. Ya intikam bitecek, aşk kazanacaktı… Ya da intikam kazanacak, aşk hiç var olmayacaktı. Onlar, ancak birbirlerinin gölgelerinde nefes alabilecekti. BERZAN ❤ GÜL BORAN
devam ediyor 8s önce güncellendi VİRA (TÖRE)
@starfall
Okuma
625
Oy
121
Takip
50
Yorum
35
Bölüm
4
Ailesi ile çalıştığı konakta zorla konağın sahibinin oğlu ile evlendirilir efsa
devam ediyor 18s önce güncellendi KIRIK KADERLER
@00ayde00
Okuma
1.69k
Oy
280
Takip
77
Yorum
177
Bölüm
10
Mardin`in sıcak güneşi altında, geçmişin gölgesinde yaşayan iki kırık ruh... Berdan, toprağına sadık, gururlu bir ağa... Eşini doğumda kaybetmiş, üç yıldır hiçbir kadının gözünün içine bakmamış, kalbine kimseyi sokmamış. Elif, hayata küstürülmüş, karanlığa itilmiş bir kadın... Bir daha kimseye güvenemeyeceğini düşünen, sessizliği kendine siper etmiş bir yaralı yürek. Kader, bu iki yabancıyı aynı sokakta, aynı suskunlukta buluşturur. İkisi de yaralı, ikisi de parçalanmış... ama belki de kırık olan tek şey kader değildir. Kırık Kaderler, geçmişin suskunluklarıyla geleceğin ihtimalleri arasında kalan iki insanın hikayesidir. Sevmenin yeniden mümkün olup olmadığını, acının içinden filizlenen umudu ve sessizliğin bazen en derin bağ olduğunu anlatır.
devam ediyor 19s önce güncellendi Törenin Kurbanı-Berdel
@oyleebibakimdedimm
Okuma
46
Oy
11
Takip
1
Yorum
2
Bölüm
4
“Bir günahın bedelini ödemek için kaç masumun hayatını yakmak gerekir?” Hilvanlı ve Seroğlu aşireti arasında yıllardır süren kan davası Diyar Hilvanlı ve Rojda Seroğlu’nun birlikte kaçması ile alevlenir. Diyar ve Rojda,sadece kendilerinin değil kardeşlerinin de geleceklerini tehlikeye atmışlardır.
devam ediyor 23s önce güncellendi Seni Düşünmek
@killlll9
Okuma
157
Oy
34
Takip
3
Yorum
1
Bölüm
10
Rüyamdan uyandığımda saat 10:10`du beynimde; "Bir kere de bana ihtiyacın olsun bir alo de gelmezsem gençliğim solsun"şarkı sözleri yankılanıyordu. Kendi kendime "Onda numaram yok olsa bile aramaz dedim. Ama ben de onun nosu olsa arardım"dedim. Sadece rüyamda bile seni gördüğümü fark ettim.
devam ediyor 2g önce güncellendi Sen 23.59 (bedel)
@lodoss
Okuma
278
Oy
28
Takip
11
Yorum
56
Bölüm
6
Rojin daha 19 yaşındaki gencecik bir kızdı abisinin argan aşiretinden bir kız kaçırmasıyla. Rojin ve vanın zalim ağası Emirin berdel olmasıyla. Hayatlarının degişi mi.
tamamlandı 2g önce tamamlandı Ateşten Tüy ( Töre )
@sevgigi
Okuma
17.89k
Oy
1.6k
Takip
92
Yorum
372
Bölüm
57
" Beni sevmen için elimden geleni yaptım ama biliyor musun? " dedi tükürürçesine. Karşıma dikildi gözlerini gözlerime dikti kahveleri ilk defa bana nefretle bakıyordu. Bunun sebebi olduğumu bilmek daha çok kendimden nefret etmeme sebep oluyordu. " Sen ne sevmeyi nede sevilmeyi hak etmiyorsun, " dedi ardından beni yolun ortasında öylece bırakıp ilerlemeye başladı. Bana ilk defa sırtını dönüyordu. Benden vazgeçiyordu.
devam ediyor 2g önce güncellendi KAN YAZGISI
@rozamsiii
Okuma
45.93k
Oy
3.92k
Takip
472
Yorum
3.35k
Bölüm
45
Aşk, bazen bir silahın gölgesinde doğar. Ve bazı yazgılar, kınayla değil kanla mühürlenir. Heja, Mardin`in taş avlularında narinliğiyle büyümüş bir genç kadındır. Ancak bir sabah, abisinin düşman aşiretin kızını kaçırdığı haberiyle dünyası yerle bir olur. Uçurum kenarında alınan bir kararla, iki düşman ailenin kanı durdurulur-ama bir bedelle: berdel. Heja, sevmediği bir adamla; Baran ise adını bile duymadığı bir kızla evlenmeye zorlanır. Bir taraf için fedakârlık, diğer taraf için mecburiyettir bu evlilik. Ama içten içe, kırgın bakışlar, susturulmuş hayaller ve geçmişin kanlı gölgeleri arasında bir kıvılcım belirir. Baran`ın kalbinde bir şeyler kıpırdamaya başlar. Heja`nın sessizliği, içindeki fırtınaya dönüşür. Kimi kaderini seçemez, ama bazıları o yazgıyı yeniden yazmaya cesaret eder...
devam ediyor 2g önce güncellendi Demirtaş(TÖRE)
@kitap.yazan_kiz
Okuma
2.33k
Oy
226
Takip
30
Yorum
65
Bölüm
16
Ahh Mardin, keşke görünüşün kadar törelerin ve kurallarına da bu kadar güzel olsaydı da kimse bu kadar çok zorluk çekmek zorunda kalmasaydı. Bu hikayede ailesine rağmen narin bir şekilde yetişmiş Gonca`nın ve şımartılmasına rağmen yine de düzgün yetişen azat`ın hikayesini anlatıyor.
devam ediyor 3g önce güncellendi Mardinli Güzel Yarim
@mektupb_1rsanattir
Okuma
40.32k
Oy
3.01k
Takip
286
Yorum
884
Bölüm
41
Hayat birçok çocuğa acımasızdı. Özellikle en savunmasızlara yani henüz annesine yeni kavuşmuş bebeklere. Peki Zerya Bebek nasıl böyle bir duruma düşmüştü. Ya da nasıl böyle zor bir duruma düşmüştü? Abisinin o daha bebekken yaptığı bir hatanın sonucu annesinden ayrılıp bambaşka bir aileye verilmişti o. Hemde sırf o ailenin gelini olmak için... Tabii evleneceği adamı hiç görmemesi onun için iyi miydi kötü müydü bilemiyordu. Ancak bildiği tek şey artık hiçbir şeyi eskisi gibi olmayacağıydı... "Şaşkın ve tedbirli bir şekilde odaya girerken içeride küçük sehpaya eğilmiş bir kız gördü. Aklına annesinin sözleri gelince aklına kahyanın odaya geleceği geldi. "Kahya sen misin?" Dedi Ferzan banyodan çıktığı için hafif mayışmış bir sesle. Kız hemen arkasına dönerken ela gözlerini şaşkınlıkla açmıştı. "Ne kahyası be!" Dedi refleksen. Genç kızın süt gibi beyaz yüzüne baktı önce Ferzan. Ela gözleri vardı. Ancak gözleri badem göz olduğundan ayrı bir güzel gibiydi. Genç kızın sözleriyle şaşıran Ferzan bir an duraksadı. Kahya değilse bu odada ne işi vardı. "Bu odada ne yapıyorsun o zaman?" Dedi şaşkınlıkla. "Ne-Nedim abim arabasının anahtarını buraya bırakmış." Dedi elindeki anahtarı göstererek. Ferzan kıza bakarken farklı bir enerji seziyordu. Böyle enerjiye falanda inanmazdı. Ancak bu kıza bakarken ki duygu farklılığını açıklayan tek şey buydu. "Hem sen kimsin?" Dedi hafif tek kaşını kaldırıp indirirken kız. "Ben Ferzan ALAKAN." Kızın ani değişimi fark edilmeyecek gibi değildi. Sanki hayalet görmüş gibi şaşırırken Ferzan da ister istemez durgunlaşırken bir an aklına bir soru düştü. Bu kız Zerya olmasın? "Sen?" Dedi hafif gözleri kısılırken Ferzan. Genç kızın eli ayağı birbirine dolaşırken Ferzan emin olmaya başlamıştı bile. "Zerya ALAKAN." Dedi ve nefes aldı. Göğüs kafesi yükselip alçalırken kalp atışları devasaydı. Heyecandan ölmek üzereydi. Buraya arabanın anahtarını almaya gelmişti. Nereden bilebilirdi ki ilerideki kocasını göreceğini. Ferzan duyduğu isimle karnına yumruk yemiş gibi hissetsede dik duruşundan ödün vermedi. Nereden bilebilirdi ki Zerya`nın bu kadar güzel olduğunu." Kitapta kavga, kaçırma, aşiret, dövüş ve küfür bulunur. 13 yaşın altındakilerin okuması önerilmez. Küfürler sıklıkla değil aksine nadir bulunur.
devam ediyor 3g önce güncellendi Bir Buçuk Yıl
@kitpakurdu23
Okuma
5
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
1
Efsun Nehir Karacan… Küçük yaşta birçok zorluğun üstesinden gelmek zorunda kalmış bir kızdır. Onu kurtaran başka bir aile sayesinde büyür, okur ve güçlü bir kadın haline gelir. Yıllar sonra aldığı bir mektup, hayatını tamamen değiştirir. Aslında bir aşiret kızı olduğunu öğrenir. Başta inanmasa da gerçeğin peşine düşer ve sonunda ailesini bulmak için yola çıkar. Ailesine kavuştuğunda ise hiç beklemediği bir gerçekle karşılaşır… Ve bir evliliği kabul etmek zorunda kalır. Ancak Efsun, bu evlilikten önce 1 buçuk yıl süre ister. Bu sürede kendini hazırlar, geçmişiyle yüzleşir. Süre dolduğunda geri döner… ve evlenir. Başta aralarındaki mesafe ve nefret, zamanla yerini bambaşka bir duyguya bırakır: aşka. Ama her şey yoluna girmişken… bir anda her şey değişir. Şimdi tek bir soru vardır: Töre ayakta mı kalacak… yoksa yıkılıp yerini aşka mı bırakacak?
devam ediyor 3g önce güncellendi KÖK Kader.Öfke.Kayıp
@pln.ern
Okuma
11
Oy
2
Takip
1
Yorum
1
Bölüm
2
“Bazı şehirler insanı çağırmaz… geri alır.” Mihri, Mardin’e bir kazı için geldi. Ama bu şehir, onun aradığı bir şey değildi. Aksine… ondan saklanan bir geçmiş vardı. Miran Alaz Savran, bu toprakların sahibi değil… kaderiydi. Ve Mihri, farkında olmadan düşman olduğu bir ailenin tam ortasına yürüdü. Kader onları bir araya getirdi. Öfke birbirlerine yaklaştırdı. Ama kayıp… her şeyi yok edebilir. KÖK Kader • Öfke • Kayıp
devam ediyor 3g önce güncellendi HATAM DOĞRUMMUŞ ( BERDEL)+1&
@iremnuraslan
Okuma
30.05k
Oy
2.04k
Takip
163
Yorum
1.11k
Bölüm
32
2 yıldır platonik aşık olduğu kızla beraber olduktan sonra kız ile berdelle evleneceğini nereden bilebilirdi ki????????
devam ediyor 3g önce güncellendi AMA SEVDİM
@konuvatansgerisite
Okuma
207
Oy
27
Takip
6
Yorum
5
Bölüm
8
Bazı aşklar beklenmediktir. Tesadüf aşka inanmaz derler peki ya sizce kutay ve selinin aşkı tesadüfe karşı direnebilecek mi
devam ediyor 4g önce güncellendi ZELDEM
@bitterimrjn
Okuma
2.81k
Oy
325
Takip
61
Yorum
389
Bölüm
14
Töre ile başlayan bir aşk hikayesi. GECE KRALİÇESİ KİTABIMIN SERİSİDİR. “Bunu yapamazlar sana,” dedi ve beni kollarının arasına aldı. “Biliyordum… Abim hayatımı mahvetti,” dedim, gözyaşlarımla boynuna sıkıca sarılarak. Ben şimdi ne yapacaktım? Bütün yük bana ve Demir’e kalmıştı. İçeriden gelen sesle Açela yengemden ayrıldım. Daha iyi dinlemek için yeniden kulağımı kapıya dayadım ama tüm vücudum tir tir titriyordu. “Baba, ne dersin sen? O kız çok küçük. Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum,” diye bağırdı Demir. “Olmaz, Ahmet Ağa. Zelal’im daha küçük, okuyacak o. Onun hayalleri var. Hayallerini yıkan ben olmak istemiyorum. Kızım benim kıymetlim. Bu dediğin olmaz. Ben senin kızını gelir isterim. Açela kızımdan sonra o da benim kızım olur,” diyen babamdı. Bir kez daha babamla gurur duydum. Desteğini hiçbir zaman benden esirgemediği gibi yine dimdik arkamda durmuştu. Babam benim bu hayattaki tek servetimdi. Onun bir yokluğu aklıma gelince bile delirecek gibi hissediyordum. “Allah’ım, benim ömrümden alıp babama ver,” dedim fısıltıyla. “Hüseyin Ağa haklısın, bir şey diyemem. Lakin kan aksın istemem. Kızını yine okuturum, çalışmak isterse çalışmasına izin veririm. Ne derse kabulüm,” dedi Ahmet Ağa. O an kararımı ne yazık ki babam ve abilerim için vermiştim. Onların tırnağına zarar gelse ölürdüm. Bu bedel asla Jehat abim için değildi; babam, Siyam abim ve Robar abimin hayatı içindi. Bir saniye bile düşünmeden kapı kolunu indirip odaya daldım. Tüm bakışlar kapıdaki kişiye, yani bana döndü. Kan çanağına dönen gözlerimi gören babam ve abim, bu hâlimi görünce önce yutkundular. Siyam abim ayağa kalkarak birkaç adımda yanıma geldi. “Zelal kızım…” diyen babamın sesini duyduğumda ise çoktan güvenli limanım olan Siyam abimin kollarındaydım. “Güzelim, nasıl kıydın sen zeytin gözlerine?” dediğinde daha çok sokuldum göğsüne. Gözyaşlarım sinesini ıslattı. Bir süre kollarında soluklandım. Başıma bir öpücük kondurdu ve kollarından ayrıldım. Gözlerimin benzeri olan abime baktım. “İstemediğin hiçbir şey olmayacak,” dedi, güven verircesine. Biliyordum; ben istemiyorum dediğim hiçbir şeye beni zorlamazdı. Sadece başımı salladım. Sonra babamın yanına gittim. “Kusura bakma baba, destursuz girdim odaya,” dediğimde, “Gel buraya,” diyerek beni göğsüne çekti, sıkıca sarıldı. Babam saçlarımı okşayıp başıma bir öpücük kondururken kollarından ayrılmadan yönümü karşımda duran Ahmet Ağa ve Demir’e çevirdim. Demir’in bakışları, ağlamaktan kızarmış gözlerime değdi. Yüzümün her bir yerine dikkatlice baktıktan sonra yutkunduğunu gördüm. Uzun siyah saçlarıma, kavruk tenime baktıkça gözlerinde anlamlandıramadığım bir duygu beliriyordu. Bakışları yeniden gözlerimde bir süre oyalandı. Az önce konuştuklarını duyduğumu anladığı anda gözlerini kısıp “yapma” der gibi baktı. Kendimi toparladım ve bakışlarımı ondan çektim. Babama döndüm. Kararımı vermiştim ve bunu herkesin duymasını istiyordum. “Ben bu evliliği kabul ediyorum,” dediğimde bütün gözlerin şaşkınlıkla bana döndüğünü biliyordum. Ama benim bakışlarım sadece babamdaydı. Açela yengemin “Nee?” dediğini duydum. Abimin sesi ise daha sert ve keskindi. “Ne saçmalıyorsun, Zelal?” Siyam abime bakmadım. “Baba, Ahmet Ağa… Ben bu evliliği kabul ediyorum. Yalnız şartlarım var,” dediğimde son cümlem Ahmet Ağa ve Demir’eydi.
devam ediyor 4g önce güncellendi Son Berdel
@enevalia
Okuma
99
Oy
14
Takip
8
Yorum
2
Bölüm
5
Kadın bir mum gibidir... Bir mum yakıldığında, her dakika o mum biraz daha erir ve sonunda tamamen yok olur. Tıpkı bir kadın gibi. Çünkü insanlar bir kadının yüreğini yaktığında, o kadın her gün biraz daha tükenir. Ve onu yakanlar... O kadının her dakika biraz daha yok olduğunu bile bile sadece izlerler. Tıpkı bir mum gibi... Ben, Mihra Çetiner. Biraz asi, biraz da hırçın bir kadınım. On iki yıl önce Allah`a bir söz verdim. Ve o sözü tutmak için avukat oldum. Şimdi her şeyi değiştirme vakti geldi. Artık kadınların her gün biraz daha yok olmasına göz yummayacağım. Çünkü ben, onların sessizce bir köşede erimesini izleyenlerden olmayacağım...
devam ediyor 1g önce güncellendi SARYA
@esiyygul
Okuma
1.98k
Oy
242
Takip
22
Yorum
92
Bölüm
26
Mardin`in taş duvarları arasında çırpınan iki yürek; Sencer ve Sarya.
devam ediyor 5g önce güncellendi SİYAH ZİFİR
@mingsar
Okuma
14
Oy
9
Takip
2
Yorum
2
Bölüm
1
Feryal Karza, tam on üç yıl önce gece yarısı Diyarbakır’dan kaçmıştı. Arkasında töre baskısını, kan davalarını ve kendi kanından insanların soğuk nefesini bırakarak. O gece abisi Tayfun’un yardımıyla sınırdan geçti, önce İstanbul’a, oradan Zürih’e uzandı. Yeni bir kimlik değil belki ama yeni bir hayat kurdu. Okudu. Avukat oldu. Sonra yazmaya başladı. Kitaplarında hep o coğrafyayı, karanlık odaları, sessizliğe mahkûm edilmiş kadınların çığlıklarını anlattı. Kimse bilmedi ama onun ilk romanı “Zifir”, kendi hikâyesinin perdelere bölünmüş haliydi. Feryal artık Avrupa’nın dingin sokaklarında yürüyor, töre cinayetleri üzerine makaleler yazıyor, kadın derneklerine danışmanlık yapıyordu. Geçmiş onun için bir dosyaydı – ara sıra açıp baktığı, sonra kilitlediği. Ta ki bir sabah telefon çalana kadar. “Tayfun abin trafik kazasında öldü.” Cenazeye gitmek zorundaydı. Çünkü Tayfun, onun kaçmasına yardım eden tek kişiydi. Ona bir şey olduğunda yanında olacağına dair söz vermişti. Sözünü tutacaktı. Uçağa bindiğinde henüz bilmiyordu: Diyarbakır’a ineceği an, hayatının ikinci kez çalınacağını. Konak. Töre. Zifir. Diyarbakır Havaalanı’ndan çıkar çıkmaz, siyah bir araç yanaştı yanına. İçinden dört adam indi. Feryal ne bağırabildi ne kaçabildi. Bir el ağzını kapadı, bir başka kol beline dolandı. Onu tanıyorlardı. Adını biliyorlardı. “Feryal Karza, hoş geldin. Çelik Demir Bey seni bekliyor.” Çelik Demir Soykırımlı. Diyarbakır’ın en güçlü aşiretlerinden birinin varisi. Sert, acımasız ve törenin demirden yumruğu. Onunla bir kan davası vardı Karza ailesiyle. Tayfun’un ölümü bu davayı bitirmemiş, aksine kanı tazelemişti. Şimdi sıra borcu kapatmaya gelmişti. Ve borç, Feryal’ın bedeniyle ödenecekti. Zorla imam nikahı kıyıldı. Mürekkep parmaklarına sürüldü, imza attırıldı. Feryal’ın “hayır”ı, taş duvarlarda yankılanıp söndü. Birkaç saat içinde avukat, yazar, özgür kadın – hepsi silinip yerine “Çelik Demir’in karısı” yazıldı. Kapatıldığı yer bir malikane değildi. Daha eski, daha karanlık, daha ağırdı. Bir konak. Diyarbakır taşının soğukluğu, avlularındaki ölü ağaçlar, koridorlarına sinmiş yüz yıllık zulmün kokusu. Burası Soykırımlı ailesinin konağıydı. Her taşı, her oyması, her kilidi bir kadının feryadını saklıyordu. Feryal, bu konağın en yeni mahkûmu oldu. Konak, sadece taştan değil, kemikten ve dişten de örülmüştü. Feryal’ın etrafı, düşmanlarla dolu bir orkestra gibiydi. Asude Soykırımlı, Çelik Demir’in annesi. Ellerinde tesbih, dilinde dua, gözlerinde taş kesilmiş bir merhametsizlik. Oğlunun namusunu korumak için kadını ezecek, söndürecek, yok edecek. Feryal’ın saçlarını kendi elleriyle kesecek, suratına tükürecek, “Bu evin gelini susar” diye fısıldayacak. Neslihan Soykırımlı, elti. Yani Çelik Demir’in abisi Cebrail’in karısı. Konağın en sinsisi. Güleryüzlü, tatlı dilli, ama arkasından hançeri çeken. Feryal’a ilk gün yardım edecek gibi görünecek, sonra onu ele verecek. Alaz, Ferah, Lâl – üç yeğen. Alaz, Çelik Demir’in öz yeğeni, babasının izinden giden küçük bir kurt. Ferah, daha genç, daha korkak, içindeki iyiliği bastırmaya çalışan bir kız. Ve Lâl – dilsiz. Konuşamıyor. Ama gözleri her şeyi anlatıyor. Lâl, Feryal’ın konaktaki tek ışığı olacak. Notlar yazıp fırlatacak. “Tayfun öldürüldü” diye fısıldayacak. “Katil evin içinde.” Feryal’ın kendi ailesinden de kimseler konaktan uzak değildi. Mercan Karza, annesi, konağın hemen dışında yaşıyor ama sesini çıkaramıyor. Derya Karza, kuzeni – kıskanç, zehirli. Feryal’ın Avrupa’da okumasını, özgür olmasını hiç affetmemiş. Şimdi intikam vakti. Suat Amca ise farklı: Gözlerinde eski bir suçluluk, belki de kurtuluşun anahtarı. Ve Çetin Karza. Tayfun’un ikizi. Aynı yüz, aynı ses, ama bambaşka bir ruh. Çetin, Feryal’ın kaçmasına engel olan, belki de Tayfun’un ölümüne sessiz kalan o kardeş. Onun konağa gelişi, Feryal’ın kanını donduracak. Feryal konağın karanlık odalarında çürürken, dışarıda üç kadın nefesini tutmuş bekliyordu. Define Yıldırım, Feryal’ın avukatı. Aynı zamanda onun en yakın arkadaşı. İstanbul’da ofisi var, parası var, gücü var. Ama töreyle baş etmek, avukatlık diplomasından daha büyük bir savaş. Define, Feryal’ın kaçırıldığını öğrendiğinde soluğu Diyarbakır’da alacak, kapıları zorlayacak, mahkemelere koşacak. Ama Soykırımlıların avukatı Koray Sondemir karşısına dikilecek – taş gibi, duygusuz, sadece parayı ve gücü tanıyan biri. Ela Karahan, Feryal’ın çocukluk arkadaşı. Diyarbakır’da yaşıyor, konağın nabzını tutabiliyor. Define ile Melek arasında köprü olacak, karanlık sokaklarda not taşıyacak, konağın bahçe duvarına ip bırakacak. Melek Vuslat, gazeteci. Kadın cinayetlerini, töre baskınlarını, zorla evlendirmeleri yıllardır yazan yürekli bir kalem. Feryal’ın haber ağı. Onun sayesinde konağın kapılarına basın çullanacak, televizyonlar konuşacak, belki bir umut doğacak. Ama dışarıdaki en büyük umut, Serhat Akgün adında bir aşiret ağası. Tarafsız mı, kendi çıkarına mı, yoksa gerçekten adaleti mi istiyor? Feryal’ın kaderi onun bir telefonuna bağlı. Feryal konağa kapatıldığı ilk günlerde sadece hayatta kalmaya çalışıyordu. Ama Lâl’in attığı notlar, Tayfun’un ölümünün bir kaza olmadığını fısıldıyordu. Bir gece, Lâl ona Tayfun’un yazdığı bir mektubu ulaştırdı. Mektup, konağın taşları arasına sıkıştırılmış, yıllardır orada bekliyormuş. Tayfun, mektubunda şöyle diyordu: “Feryal, eğer bu mektubu okuyorsan, ben artık yokum demektir. Beni öldüren kazaymış gibi gösterecekler. Ama bil ki, ölümümün tek sorumlusu Çetin’dir. İkizim olabilir ama o bir cani. Feryal’ı geri getirmek için töre kurbanı istiyor. Ben engel oldum. Bedelini canımla ödedim.” Çetin. Kendi ikizi. Kendi kanı. Feryal, mektubu okurken elleri titredi. Çetin, Tayfun’u öldürtmüştü. Sırf Feryal’ın kaçmasına yardım ettiği için. Töre, bir kardeşi diğerine kıydırmıştı. Artık Feryal’ın mücadelesi sadece kurtulmak değildi. Aynı zamanda abisinin katilini adalete teslim etmekti. Feryal, Lâl ve Ferah’la birlikte bir kaçış planı yaptı. Konağın altındaki gizli tünel – Lâl’in çocukluğunda keşfettiği, kimsenin bilmediği bir yol – özgürlüğe çıkıyordu. Gece yarısı yürüyeceklerdi. Ama ihanet her köşedeydi. Derya Karza, kıskanç kuzen, planı Çelik Demir’e sattı. Kaçış gecesi, tünelin ağzında Çelik Demir ve adamları bekliyordu. Feryal’ı dövdüler, sürüklediler, konağın en karanlık odasına kapattılar. Ve ceza olarak – töre usulü – sağ elinin serçe parmağını kestiler. “Bir daha kaçmaya kalkarsan, dilini keseriz. Sonra gözlerini. Töre böyle, Feryal. Sen bunu unutmuşsun.” Feryal’ın çığlığı konağın taşlarında yankılandı. Ama o çığlık, bir uyanışın da habercisiydi. O gece Feryal’ın içindeki “Siyah Zifir” uyandı. Zifir, onun kitaplarında hep karanlığın adıydı. Ama aslında Zifir, bir kadının içindeki hesap soran, yıkmaya hazır, intikam ateşiydi. Artık Feryal kaçmayacaktı. O, konağı yıkacaktı. Konağın içinde Feryal, sessizce yeni bir plan kurmaya başladı. Bu kez tek başına değildi. Ferah, korkusunu yendi. Lâl, konuşamasa da her şeyi anlatıyordu. Hatta yaşlı Suat Amca, yıllar sonra ilk kez konuştu: “Ben tanıklık ederim. Tayfun’u Çetin öldürttü.” Dışarıda Define, Ela ve Melek basını ayağa kaldırdı. “Töre evliliği” haberi ulusal kanallara düştü. Serhat Akgün, aşiret ağası, köşeye sıkıştı. Ya Feryal’ı kurtaracaktı ya da itibarını kaybedecekti. Ve sonunda o gece geldi. Polis baskını, konağın avlusunda Çelik Demir’i kelepçeledi. Asude, Neslihan, Alaz – hepsi gözaltına alındı. Feryal, hastaneye kaldırıldı. Parmağının kesik yerine bakarken ilk kez gülümsedi. Ama en büyük hesaplaşma mahkemede olacaktı.
devam ediyor 5g önce güncellendi Karanlık Kalpler
@sar_aaa
Okuma
50
Oy
18
Takip
4
Yorum
11
Bölüm
5
Sıla ve Çağrı, kaybolacaklarını bilmeden bir yola çıkarlar. Bu yolda tümsekler, tuzaklar bitmez. Hepsinin üstesinden gelirler; fakat bir tuzağı atlatamaz ve bir kuyunun içine düşerler. Kuyudan çıkabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Ama inatları ve hırsları o kadar kuvvetlidir ki; aşkı, tutkuyu ve arzuyu içinde barındıran kalplerinden habersizdirler. Lakin kalplerinde bir o kadar da nefret, öfke ve acı vardır. Bakalım zamanla hangisi daha ağır basacak? “Peki sen, Çağrı, benim kalbime ışık olabilecek misin?” dedim titrek bir sesle. “Çünkü kalbim kapkaranlık, hiçbir şey hissedemiyorum.” Peki siz, kalbinizdeki ışığı bulabilecek misiniz?
devam ediyor 6g önce güncellendi Kalbin bedeli
@vanessa.xxx
Okuma
48
Oy
15
Takip
3
Yorum
9
Bölüm
3
Gerçekler ve gerçekler Berdel-aşk-aile Yetim kalmış bir kızın hayatını ve kahramanını okuyacağız çaresiz ama yan yana bir o kadar mutlu bir çift mi. Sevgi dolu bir kadının duygularını yok etmeye çalışan kişiler. Onların bir o kadar zor ve güzel ilişkilerini okuyacağız insanların kalbinde ışık yakan bir çift mi aşk deyince akla gelen ilk çift. Güneş nefes solmaz Hayır sil Güneş nefes korasrslan
Loading...