20. Bölüm

18.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Arda;1,80 boylarında,siyah saçlı,kahve gözlü oldukça yakışıklı bir genç adamdı.Başak’la aynı okulun mimarlık bölümünden mezundu.Genç kadından yalnızca 1 yaş büyüktü.Yolları henüz Başak 1.sınıftayken okulun resim kulübünde kesişmiş,bir daha da ayrılmamışlardı.

 

 

”Aşkım nereye daldın öyle?”

 

 

Başak’ın sorusuyla düşüncelerinden sıyrılıp ana döndü genç adam.Ardından gülümseyerek konuştu.

 

 

”Hiç canım,ilk tanıştığımız dönemleri hatırladım bir an.”

 

 

Başak kıkırdayıp

 

 

“Ne güzel zamanlardı,aradan tam 8 yıl geçtiğine inanamıyorum bazen.”

 

 

demiş,sonra da neşeyle kaldığı yerden kahvaltısına devam etmişti.

 

 

”Haklısın güzelim.”

 

 

deyip muzipçe göz kırparak ekledi genç adam.

 

 

”Dün ikimiz de yorgun olunca pek konuşamadık.Mevsim nasıl,neler yapıyor?”

 

 

Arda’nın sorusuyla sohbet geçmişten günümüze taşınmıştı.

 

 

”İyi canım.İşleri bu aralar yoğunlaşmaya başladığı için de halinden çok memnun.Bir de artık Berk’le kesin olarak ayrıldı.”

 

 

”Hımmm,işlerinin açılmasına çok sevindim.Yavaş yavaş emeklerinizin karşılığını almaya başlamanız harika bir şey.Berk’e gelirsek,pek sevmezdim biliyorsun.Sonunda Mevsim’in kendisi için en doğru kararı vermesi iyi olmuş.Ama senin gözlerinde muzip pırıltılar görüyorum.Demek anlatmadığın bir şeyler daha var.Hazır biraz vaktim varken,dökül bakalım.”

 

 

Onu duyan Başak gülmekten kendini alamadı.Genç adamın gözlerinde meraklı bir bakışla ondan cevap beklediğini fark edince de

 

 

“Aslında evet,var.Ama şimdi anlatmam ne kadar doğru bilemedim.Henüz ortada net bir şey yok çünkü.”

 

 

dedi gülmeye devam ederek.Genç adam onu gerçekten çok iyi tanıyordu.Arda üstelemeye gerek görmeden

 

 

”Tamam,sen nasıl istersen güzelim.”

 

 

deyip yerinden kalkarak onun yanına gelmiş,genç kadını yanağından öptükten sonra da konuşmasına şöyle devam etmişti.

 

 

”Benim şimdi çıkmam lazım,ofise gideceğim canım.Sana da şu cadı müşterinle kolay gelsin!”

 

 

Birkaç dakika içinde Arda evden çıkmak üzere kapıya ilerlerken,Başak arkasından seslendi.

 

 

”Sağol aşkım!Sana da kolay gelsin.”

 

 

Genç kadın Arda gittikten 5-10 dakika sonra,bugün hangi sorunlarla başetmek zorunda kalacağını düşünerek salon dekorasyonunu yaptığı eve doğru yola çıkmıştı.

 

 

 

 

Mevsim hazırlanıp mutfağa yürüdüğü sırada içeriden annesi ve Fatma Hanım’ın sesleri geliyordu.Demek annesi bugün her zamankiden erken uyanmıştı.Gülümseyip

 

 

”Günaydın hanımlar!”

 

 

diyerek yerine oturdu.Üzerinde siyah pamuklu gömlek ve yüksek bel normal kesim lacivert kot pantolon vardı.Saçlarını tek örgü yapmıştı.İki kadın bir ağızdan

 

 

“Sana da günaydın güzelim!”

 

 

diye karşılık vermişler,sonra Fatma hanım o tabağını kahvaltılıklarla doldurana kadar çayını getirmişti.Hızlıca atıştırmaya koyuldu.Daha Başak’ı alışverişe gönderecekti.Esma Hanım bir süre onu izleyip

 

 

“Sanırım acelen var canım?”

 

 

dediğinde,masadaki sessizlik bozulmuştu.

 

 

”Evet annecim,kafeye erken gitsem iyi olur.Daha Başak’ı alışverişe göndereceğim.Bazı eksikler var.”

 

 

”Anladım güzelim.Ben de yapacağım yeni yüzük için malzeme almaya gideceğim birazdan.”

 

 

Duyduklarıyla heyecanlanan Mevsim’in neşeyle verdiği karşılık şu oldu.

 

 

”Yaaaa!Ne güzel,eminim yine harika bir şey olacak.”

 

 

”Umarım öyle olur.”

 

 

derken,Esma Hanım’da keyifle gülümsemişti.Aradan 1-2 dakika geçtiğinde,masadaki sessizliğin yerini sohbete bırakmasını sağlayan yine annesiydi.

 

 

”Sen bu gece uyumadın mı Mevsim?”

 

 

Soruya şaşırmıştı genç kadın.Çünkü,neredeyse bütün gece Rengim’in şu ünlü piyanist olup olmadığını düşünerek uyumadığı doğruydu.Ama annesine ondan söz etmek için henüz çok erkendi.Bu nedenle

 

 

“Evet,pek uyumadım annecim.Aklımda yeni bir tarif var da.”

 

 

diye cevapladı soruyu.Kızını iyi tanıyan Esma hanım,onun anlatmadığı bir şey olduğunu sezmiş,ancak üstelemeye gerek duymadığı için

 

 

“Çok dert etme canım.Ben elinin lezzetine güveniyorum.”

 

 

demekle yetinip çayını yudumlamıştı.Mevsim

 

 

”Sağol annecim!”

 

 

dedi,Esma Hanım’ı yanağından öptü ve hemen üzerine trençkotunu giyip çantasını omzuna astıktan sonra ekledi.

 

 

”Görüşürüz.”

 

 

Birkaç dakika içinde evden çıkmıştı.

 

 

 

 

Rengim,yemek salonuna indiğinde,saat sabah 7.30 gösteriyordu.Açık büfede kendisine bir kâse dolusu sütlü müsli hazırladı ve cam kenarı bir masaya oturdu.Kahvaltısı biter bitmez Funda’ya mesaj atacaktı.

 

 

“Umarım Mevsim beni anlayışla karşılar.”

 

 

diye düşünerek yemeğe başladı.10 dakikada kâseyi bitirmiş,telefonunda Funda’ya mesaj yazmaya koyulmuştu.Bugün üzerinde açık mavi kısa kollu bisiklet yaka bir penye tişört,lacivert kot pantolon,yine lacivert ince bir hırka ve beyaz spor ayakkabılar vardı.

 

 

 

 

Funda,mutfağı dolduran bildirim sesiyle gülümsedi.Anlaşılan Rengim kararını uygulamaya koymuştu.Masada duran telefona uzanıp eline aldı ve mesajı okudu.

 

 

“Günaydın Funda!Kafenin adı Zencefil.Konum atmaya gerek olmadığını düşünüyorum.Arama motoruna adını yazsan yeter.Bence sen de,oyuncu arkadaşların da mekânı çok seveceksiniz.Görüşürüz,Tuna’ya selam.

 

 

”Rengim sana selam söylüyor.”

 

 

diyerek bakışlarını karşısında oturan Tuna’ya çevirdiğinde,genç adamın karşılığı gecikmemişti.

 

 

”Teşekkürler.Bak bakalım güzelim,nasıl bir yer.Çok merak ettim.”

 

 

Bu sözler üzerine genç kadın hızlıca arama motoruna mekânın adını yazdı.Çok kısa bir süre sonra ekranda 5-6 fotoğraf görünmüştü.Fotoğrafları şöyle bir inceledi.Gerçekten çok ilginç bir yerdi.Rengim’in etkilenmesine şaşırmamalıydı.

 

 

”Gerçekten de çok hoş ve farklı döşenmiş bir yer.”

 

 

deyip telefonunun ekranını kocasına çevirdi.Genç adam da gördüklerini beğenmişti.

 

 

”Arkadaşların burayı sevecek bence aşkım.Sıcacık bir yere benziyor.”

 

 

diye söze başladı.Ardınfan çayından arta kalanı yudumlayıp devam etti.

 

 

”Neyse,akşam görüşürüz bebeğim.Şimdi çıkmam lazım.”

 

 

1-2 dakika sonra arabasına binmiş,ofisine doğru ilerliyordu.Evden çıkmadan önce randevusuna gecikmek istemediğinden Funda’yı maalesef yine sadece yanağından öpmekle yetinmişti.

 

 

 

 

Genç kadın evden çıkarken aklına Tuna’yla vedalaşmaları gelince,kendi kendine gülümsedi.Ona,işine inanılmaz saygılı bir adamla evli olduğu için çok şanslı olduğunu biliyordu.Aynı anda Rengim’e henüz bir karşılık vermediğini anımsadı ve

 

 

“Harika bir yer!Hemen bugün arkadaşlarla konuşacağım.Çok seveceklerinden hiç şüphem yok.”

 

 

yazarak gönderdi.Ardından arabasına binip sete doğru yola çıktı.Rengim şu an ya kahvaltı ediyor,ya da müzik odasında piyano çalarak konsere hazırlanıyor olmalıydı.

 

 

 

 

Rengim,elinde nota kâğıtlarıyla otelin müzik odasına yürürken,telefonundan yükselen sesle durdu,cebinden telefonunu çıkarıp baktı.Mesaj tahmin ettiği gibi Funda’dan geliyordu ve okudukları onu gülümsetmişti.

 

 

”Funda’nın böyle düşünmesi iyi haber!Hem belki bu,konuşmamızın da iyi geçeceğine dair bir işarettir.”

 

 

diye mırıldanarak piyanonun başına oturdu ve çalmaya başladı.Birkaç dakikada kendini müziğin büyüsüne kaptırmış,her şeyi unutmuştu.

 

 

 

 

Mevsim kafenin kapısından içeri girdiğinde,mutfaktan Yaprak’ın şarkı söyleyen sesi geliyordu.Kafe bölümü pırıl pırıl olduğuna göre genç kız işe buradan başlamış,sonra mutfağa geçmişti demek.

 

Üzerindeki trençkotu ve çantasını askıya astı,ellerini lavaboda yıkayıp mutfağa geçti.Yaprak kahveyle çayı hazırlamış,zencefilli kurabiyelerin malzemelerini tezgaha diziyordu.Sırtı Mevsim’e dönüktü.

 

 

”Günaydın Yaprak!”

 

 

dedi gülümseyerek.Genç kız neşeyle karşılık vermişti.

 

 

”Sana da günaydın abla!Şu malzemeleri yerleştirmeyi bitireyim,hemen alışverişe çıkacağım.”

 

 

”Tamam canım,öyleyse listeyi gördün.”

 

 

deyip,kurabiyeleri hazırlamaya koyuldu.Kurabiyelerin ardından limonlu kekle tuzlu çubuk yapacaktı.

 

 

Saat sabah 10’u gösterirken,genç kadın tüm hazırlıklarını bitirmiş,kendine bir keyif kahvesi hazırlıyordu.Ancak ilk müşteriler kapıda görününce

 

 

“HadI Mevsim,iş başına!”

 

 

diye mırıldanarak gülümseyip masaya adımladı.Kahve sonra da içilirdi.Yaprak,alışveriş sonrası okula gitmişti.

 

 

 

 

Rengim,saat akşam 6 civarı otelden çıktı ve kafeye doğru yürümeye başladı.Hava biraz serin olduğu için üzerinde haki yeşil montu vardı.Aklından

 

 

“Bu saate kafe daha sakindir.Bir dilim kek yiyip bir kahve içer,sonra da Mevsim’le konuşurum.”

 

 

diye geçiyordu.Saatlerce piyano çalmış,sadece öğle yemeği için ara vermişti.Kafe göründüğünde içini bir heyecan dalgası sardı ve

 

 

”Umarım Funda’nın arkadaşları bugün gelmiştir de Mevsim’in keyfi yerindedir.”

 

 

diye mırıldanıp kapıyı açarak içeri girdi.Birkaç saniye sonra genç kadının gülen gözlerle masalar arasında koşturduğunu görmek,az da olsa rahatlamasını sağlamıştı.Ağır adımlarla boş 1-2 masadan birine doğru ilerleyip oturdu.Mevsim işini bitirir bitirmez siparişini almak için yanına gelirdi nasılsa.Böyle düşünerek sesini çıkarmadan beklemeye başladı.Ancak bu bekleyiş içini yeniden bir heyecanın kaplaması dışında bir işe yaramamıştı…

 

 

 

 

1 haftalık bir aradan sonra taptaze bir bölümle iyi akşamlar arkadaşlar 😀😀😀Umarım keyif alarak okuduğunuz bir bölüm yazabilmişimdir 🙈🙈🙈Bol bol yorum yapıp yıldıza tıklarsanız da çok sevinirim 🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 25.02.2025 18:02 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...