46. Bölüm

44.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Başak, az önce Arda’yla vedalaşarak evden çıkmış, arabasıyla çalıştığı eve doğru yol alıyordu. Sabah saat tam 8’de boyacılar gelecek, salonu boyamaya başlayacaklardı.

 

 

“ Tabii hanımefendi son anda kararını değiştirmezse!”

 

 

diye içinden geçirip kıkırdadı. Ardından arabanın ön panelinde Mevsim’in numarasını buldu ve dokundu. Telefon çalmaya başlamıştı.

 

 

 

 

Mevsim, çalan alarmla her zaman olduğu gibi saat 6.30’da uyandı, yarım saat içinde banyodaki tüm işlerini bitirerek giyinmek için odasına döndü. Pencereden gördüğü kadarıyla hava fena değildi.Kendi kendine kıkırdayıp mırıldandı.

 

 

” Neyse, bugün hava güzel olacak!”

 

 

Sonra da soluğu dolabının karşısında aldı. Lila rengi uzun kollu poplin gömlek, mavi, yüksek bel normal kesim kot pantolon ve lacivert pantolon çoraplarını giymesi çok sürmemişti. Sırada ayakkabı seçimi vardı. 1-2 dakika içinde kararını verip lacivert spor ayakkabılarını ayaklarına geçirdi.Ardından parfümü sıkarak aynada kendine şöyle bir baktı. Kıyafeti, tek örgü saçlarıyla gayet uyumluydu.

 

 

Camel rengi trençkotunu eline aldı, kırmızı sırt çantasını kontrol ederek omzuna astı ve kahvaltı etmek için mutfağa doğru adımladı. Mutfaktan içeri girdiği sırada annesi kahvaltısını bitirmek üzereydi. Fatma Hanım’sa, akşam yemeğinin malzemelerini tezgaha dizmekle meşguldü. Gülümseyip

 

 

” Günaydın hanımlar!”

 

 

diyerek yerine geçti. Onu duyan 2 kadın aynı anda neşeyle

 

 

“ Günaydın güzelim!”

 

 

diye karşılık vermiş, sonra Fatma Hanım çayını çabucak masaya bırakmıştı.1 dilim kızarmış ekmeğe krem peynir sürdü, tabağına biraz da siyah zeytin alıp yemeğe koyuldu. Arada çayını yudumlamayı ihmal etmiyordu. Birkaç dakika içinde Esma Hanım masadaki sessizliği bozdu.

 

 

’ Eeee, dün gece Başak’la nelerden konuştunuz bakalım?”

 

 

Mevsim kıkırdayıp

 

 

” Hiç, öyle havadan sudan işte annecim!”

 

 

deyince de çayını yudumlarken muzipçe göz kırparak ekledi.

 

 

” Peki, öyle olsun canım.”

 

 

Aynı anda Mevsim’in telefonu çalmıştı. Genç kadın sandalyenin arkasında asılı duran çantasına uzanarak telefonu çıkardı hemen. Sonra da neşeyle gülümseyip açtı. Zira arayan Başak’tı.

 

 

” Günaydın güzelim! Kahvaltım bitmek üzere ve bugün hangi keki yapsam diye düşünüyorum.”

 

 

Duyduğu neşeli ton, Başak’ı da güldürmüştü. Biraz düşündü, ardından şöyle karşılık verdi.

 

 

” Tarçınlı-havuçlu kek fena olmaz sanki? Bir de içine şöyle iri iri cevizler de koydun mu, tamamdır!”

 

 

” İyi fikir aslında. Sen nereye böyle erken erken? Gelen seslere bakılırsa trafiktesin?”

 

 

” Bugün şu çalıştığım eve tam 8’de boyacılar gelecek canım.Onun için evden erken çıktım biraz.”

 

 

” Tamam Başak’çım, umarım boyacılarla bir problem çıkmaz. Sonra yine konuşuruz, öpüyorum!”

 

 

” Göreceğiz Mevsim. Kadın o kadar çabuk fikir değiştiriyor ki, emin olamıyorum. Neyse, ben de öptüm! Esma Teyze’ye de çok selam söyle.”

 

 

” Söylerim tabii. Ayrıca merak etme, sen tüm sorunlarını halledersin.”

 

 

deyip, telefonu kapatmıştı Mevsim. Aradan en fazla 5 dakika geçtiğinde, annesi ve Fatma Hanım’la vedalaşarak evden çıktı. Kafeye doğru yürürken aklı genç adamı bugün görüp göremeyeceğiyle meşguldü. Ancak bu konuda öyle çok umutlu sayılmazdı.Zira Rengim’in yalnızca 2 günde annesinin yanından döneceğini hiç sanmıyordu.

 

 

 

 

Rengim,peynirli gül böreğinin başını çektiği mükellef bir aile kahvaltısı etmiş, ardından annesi ve çok sevdiği Adiloş’uyla vedalaşarak taksiyle Mudanya iskelesine doğru yola çıkmıştı. Yeşim Hanım’da hemen onun ardından okuldaki dersine yetişecekti. Taksi ilerlemeye devam ederken telefonundan saate baktı. 8.30 olmak üzereydi. Sefer saat 9.30’da olduğuna göre sorun yoktu. Aklından

 

 

“ İstanbul’a varır varmaz ilk iş otele uğramalı ve şu yarınki röportajla ilgili Tuna’yla konuşmalıyım. Sonra belki Mevsim’in kafesine uğrar, hediyesini veririm. Bakalım tepkisi ne olacak?”

 

 

diye geçerken iskele görünmüştü. Taksici arabayı durdurunca ödemeyi yaptı, küçük valizini eline, sırt çantasını omzuna alıp arabadan indi. Üzerindeki açık mavi bisiklet yaka kısa kollu tişört, lacivert eşofman altı, lacivert kot mont ve beyaz spor ayakkabıdan oluşan kombin yüzünden şoför onu tanımadığı, böylece sakin bir yolculuk yapabildiği için keyfi yerindeydi. Binadan içeri girdi, bir sandalyeye oturarak beklemeye başladı. Çok beklemesine gerek kalmadan anons duyulmuş, denizotobüsünde yerini almıştı. Yolculuk başladığında, sırt çantasındaki şiir kitabını çıkarıp okumaya koyuldu. Önünde 1,5 saatlik bir yol vardı.

 

 

 

 

Mevsim yaklaşık 3 saattir yoğun bir şekilde çalışıyor, bir yandan da düşünüyordu. Sabah kafeye geldiğinde etraf pırıl pırıl, çay, kahve hatta bir tepsi zencefilli kurabiye hazırdı. Bu sayede hızlıca bir tepsi tuzlu çubuk ve Başak’ın önerisi olan bol cevizli tarçınlı havuçlu keki yapabilmişti.

 

 

“ Şimdi okulda olsa bile, Yaprak konusunda çok şanslıyım. Fırtına gibi her şeye yetişiyor.”

 

 

diye geçirdi içinden ve gülümseyip bir müşteriye bir porsiyon tuzlu çubukla bir fincan çaydan oluşan siparişini götürdü. Adam teşekkür etmiş, genç kadın

 

 

“ Rica ederim!”

 

 

dedikten sonra mutfağa dönmüştü. Kendine bir fincan filtre kahve doldurdu, bitirdiğinde mutfağı biraz toparlamaya karar vererek ağır ağır yudumladı. Nasılsa 1 saat kadar kafe sakin olurdu.

 

 

 

Funda sabah saat 9 gibi sete gelmiş, yaklaşık 5 saat yoğun bir şekilde çalıştıktan sonra bugünlük çekimlerini tamamlamış ve soluğu karavanında almıştı. Üzerini değiştirirken aklında dün gece Tuna’yla yedikleri keyifli yemek, hemen sonrasında birbirlerini doyasıya severek geçirdikleri eğlenceli vakitler, son olarak da sabah ettikleri mükellef kahvaltı vardı.

 

 

Yaklaşık 8 yıldır süren ilişkileri, geçen yıllara rağmen tutkusunu hiç yitirmemiş, hatta zamanla birbirlerine daha çok bağlanmışlardı. Üzerine şöyle bir göz attı. Siyah, uzun kollu pamuklu gömlek, rahat kesim, siyah-gri boyuna çizgili viskon pantolon ve siyah bez ayakkabıdan oluşan kombini gayet hoş görünüyordu.Parfümünü sıktı, açık mavi kot montunu eline alıp siyah çantasını çapraz astı sonra da çalışmaya devam edenlere

 

 

“ İyi günler!”

 

 

diyerek arabasına doğru adımladı. Saat henüz erkendi. Üstelik Tuna yoğun olacaktı.

 

 

“ Eve gitsem yalnız ne yapacağım?En iyisi yine şu kafeye uğramak.Belki bu kez Mevsim uygun olur da, biraz sohbet edebiliriz?”

 

 

diye düşündüğü sırada arabasına gelmişti. Kapıyı açtı, sürücü koltuğuna oturup emniyet kemerini taktı ve arabayı çalıştırarak yola koyuldu. Trafik epey yoğun olduğu için 1 saatten önce kafede olamazdı. Ama bu önemli değildi. Aklına gelen fikirle gülümsedi.

 

 

 

 

Rengim, sorunsuz bir şekilde önce İstanbul’a sonra da otele varmıştı. Hemen resepsiyona uğradı, çalışanlara

 

 

“ İyi günler!”

 

 

dileyip anahtarını aldı ve odasına çıktı. Niyeti 1-2 saat dinlendikten sonra Mevsim’e uğramaktı. Tabii bir de yarınki dergi röportajı hakkında Tuna’yla konuşması gerekiyordu. Aradan yaklaşık 4 saat geçtiğinde, tüm düşündüklerini gerçekleştirmiş, hatta annesiyle kısa bir telefon görüşmesi yapmıştı.

 

Elinde küçük hediye paketiyle otelden çıktı. Yürürken, genç kadının hediyesine vereceği tepkiyi kestiremediği için içi heyecandan kıpır kıpırdı.

 

 

 

 

Mevsim, bir müşterinin tarçınlı, bol cevizli havuçlu kekle bir fincan sıcak çikolatadan oluşan siparişini götürürken düşünceliydi. Zira uçuk pembe, yeşil çiçek desenli ipek gömlek, uçuk yeşil yandan hafif yırtmaçlı kalem etek, uçuk pembe stilettolar giyen ve yine küçük, clutch pembe bir çanta kullanan kadın ona çok tanıdık geliyordu. Masaya yaklaştıkça kadının çok kısa bir süre önce 8-10 tane tarçınlı kurabiye paketlettiğini hatırladı. Ama kadının ona tanıdık gelmesinin tek sebebi bu değildi. Sanki o yemyeşil gözleri daha önce bambaşka bir yerde görmüştü. Sonunda buldu. Kadının televizyonda bir gece programı vardı. Adı da hafızası onu yanıltmıyorsa Günseli’ydi. Gülümseyip konuştu.

 

 

” Afiyet olsun Günseli Hanım. Umarım siparişinizinizden memnun kalırsınız.”

 

 

Kadın hafifçe tebessüm ederek

 

 

“ Teşekkür ederim. Hiç şüphem yok. Çünkü, geçen gün tesadüfen aldığım zencefilli kurabiyeler harikaydı.”

 

 

diye karşılık verince de ekledi.

 

 

” Bunu duyduğuma sevindim.”

 

 

Aynı anda kapının açılma sesi duyulmuş, Mevsim’in bakışları o yöne kaymıştı. Gelenin Funda olduğunu fark ettiğinde gülümsemesi büyüyerek genç kadını başıyla selamladı, ardından Günseli Hanım’ın masasından ayrılıp yönünü Funda’nın oturduğu masaya çevirdi.Saniyeler içinde Funda’nın yanındaydı.Gülümsemeye devam edip konuştu.

 

 

” Buyurun Funda Hanım! Sizi yine burada görmek ne güzel!”

 

 

Funda’nım cevabı hiç bekletmeden gelmişti ve onun da yüzünde keyifli bir tebessüm vardı.

 

 

” Ben de sizi yeniden gördüğüme sevindim. Bir fincan çay, bir dilim de kek istiyorum. Sanırım bol cevizli ve göze çok güzel görünüyor.”

 

 

 

 

Rengim, sonunda kafeye ulaşmıştı. Kapıyı açarak içeri adımını attığında, ilk gördüğü şey keyifle Funda’yla sohbet eden Mevsim olunca, elinde olmadan rahat bir nefes aldı ve yüzüne kocaman, mutlu bir gülümseme yayılmasına engel olamadı. Zira gördüğü kadarıyla her şey, umduğundan bile güzel ilerliyordu …

 

 

 

 

1 haftalık bir aranın ardından Rengim ve Mevsim’le hepinize iyi haftasonuları😀😀😀Umarım bölümü keyifli okumuşsunuzdur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yapmayı ve yıldıza tıklamayı unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 


 

 

 

Bölüm : 18.10.2025 16:26 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...