7. Bölüm

5.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Mevsim,saat 6.30 da çalan alarmla uykusundan uyanmış,banyodaki hazırlıklarını kısa sürede tamamlayarak giyindikten sonra soluğu mutfakta almıştı.

 

 

Yardımcıları Fatma Hanım’ın hazırladığı kahvaltı sofrası tek kelimeyle mükemmel görünüyordu.

 

 

”Günaydın Fatma Abla!İzin günün nasıldı?”

 

 

diye sorup kadını yanağından öptü ve yerine geçti.Fatma Hanım gülümseyerek

 

 

“Günaydın!İyiydi güzelim,ne olsun?”

 

 

demiş,ardından eklemişti.

 

 

“Çayını şimdi getiriyorum.”

 

 

Mevsim kahvaltılıkları tabağına almayı tamamladığında çayı hazırdı.Bir dilim ekşi maya ekmeğine biraz tereyağı sürüp ısırdı ve çayını yudumladı.Aynı anda mutfak kapısında gülümseyerek

 

 

“Günaydın canım!Dün yine geç geldin herhalde.”

 

 

diyen annesi görünmüştü.Neşeyle

 

 

”Günaydın anneciğim!Evet,dün bayağı yoğundu.Geç çıktım kafeden.Geldiğimde uyuyordun.”

 

 

dedi.Bir yandan da kahvaltısına devam ediyordu.Esma Hanım duyduklarına çok sevinmişti.Hemen kızının karşısındaki sandalyeye yerleşerek konuştu.

 

 

”Bunu duyduğuma sevindim tatlım.Bak göreceksin,yavaş yavaş her şey yoluna girecek.Sen hayallerin için sabırla çalışmaya devam ettiğin sürece,bu asla karşılıksız kalmaz.”

 

 

”Sen öyle diyorsan,kesin öyle olur anne.Hem gece eve gelirken Başak’la telefonda konuştuk.O da benzer şeyler söyledi.”

 

 

”Çünkü aklın yolu bir.Sahi,o nasıl?Görüşmeyeli uzun zaman oldu.”

 

 

derken,çayından bir yudum alıp kahvaltı etmeye koyulmuştu Esma hanım.

 

 

”İyi anneciğim,sadece biraz yoğun.Evinin salonunu dekore ettirmek isteyen yeni müşterisiyle ilgileniyor.”

 

 

Bu sözleri duyan annesi

 

 

“Desene yine mobilya veya kumaş seçmek için oradan oraya koşturuyor.”

 

 

diyerek keyifle kıkırdadı.

 

 

”Aynen öyle ve sadece o kadar da değil.Duvarların hangi renge boyanacağı bile onun sorumluluğunda.Ama Başak halinden çok memnun.”

 

 

”Senin kafenin dekorasyonu onun için iyi bir referans oldu Mevsim.Mekânın fotoğraflarını internette gören insanlar,ona müşteri olabilmek için can atıyorlardır.”

 

 

Esma hanım söylediklerinde haklıydı.Mevsim’in kafesini dekore edene kadar Başak’ın işleri bu kadar yoğun değildi.Oysa son 3 aydır büyük bir artış kaydetmişti.

 

 

”Ne güzel işte!İki arkadaş el ele hayallerimize yürüyoruz.”

 

 

dedi tıpkı annesi gibi gülerek.Sonra da yerinden kalkıp ekledi.

 

 

”Neyse,sohbet çok güzeldi hanımlar!Ama artık iş beni bekler.İkinizi de öpüyorum.Görüşürüz.”

 

 

Annesi ve Fatma hanım o mutfaktan çıkarken arkasından seslenmişlerdi.

 

 

”Kolay gelsin güzelim,bol kazançlı bir gün olsun!”

 

 

Odasından küçük,kırmızı sırt çantasıyla siyah trençkotunu alarak evden ayrıldı.1-2 dakika yürüyünce üşümüş,trençkotunu üzerine giymişti,Hava bugün düne göre daha serin ve bulutluydu.

 

 

“Yağmur yağacak sanki.”

 

 

diye düşünerek adımlarını hızlandırdı.10 dakika içinde kafeye varmıştı.Kapının camından içeri şöyle bir baktı.Yaprak gelmiş,kafe bölümünü paspaslıyordu.Gülümseyip

 

 

”Günaydın Yaprak’çım!”

 

 

diyerek içeri girdi.Genç kız hemen neşeli bir ses tonuyla

 

 

“Günaydın Mevsim Abla!Ben de 1 saat önce geldim.Mutfak hazır,burası da bitmek üzere.”

 

 

demiş ve işine kaldığı yerden devam etmişti.

 

 

”Teşekkürler canım,kolay gelsin!”

 

 

dedi,mutfağa ilerleyip üzerini çıkardı,çantasını ve trençkotunu askılığa astı.Sonra da ellerini güzelce yıkayarak fırını 180 dereceye ayarladı ve zencefilli kurabiye yapmak için işe koyuldu.Çayla kahveyi Yaprak çoktan halletmişti.

 

 

“Ne iyi oldu da Yaprak’ı tanıdım.”

 

 

diye içinden geçirirken,bir yandan da tereyağıyla şekeri derin bir kapta çırpmaya devam ediyordu.Genç kızla nasıl tanıştığını hatırlayınca yüzüne mutlu bir gülümseme yayıldı.Kafeyi açtığı ilk günden beri yanındaydı Yaprak.En sevdiği hocalarından biri olan Mesude hanım aralarında geçen bir sohbet sırasında

 

 

“Çok akıllı bir kız.Tıpkı sana benziyor Mevsim.İleride çok başarılı olacağından hiç şüphem yok.Ama ailesinin durumu pek iyi sayılmaz,desteğe ihtiyacı var.Burada da burslu okuyor zaten.”

 

 

diyerek göndermişti.Mevsim,teklifi elbette kaçıramazdı.

 

 

“Tamam hocam,ben de yarı zamanlı çalışacak birini arıyordum.Çok iyi oldu bu.”

 

 

dedi,kısa bir görüşmenin ardından da genç kızı işe aldı.Şu an bunu yaptığı için kendini çok şanslı sayıyordu.

 

 

”Ben çıkıyorum Mevsim Abla!Dersim var,bir de bugün okulda kariyer günleri düzenlemişler diye duydum.Dersim erken biterse ona katılacağım.Galiba konuk ünlü bir piyanistmiş.”

 

 

diyen Yaprak’ın sesi onu ana döndüren şey oldu.

 

 

”Tamam canım,iyi dersler!Kimmiş o ünlü piyanist merak ettim doğrusu?Ama neyse,yarın konuşuruz artık.Sen geç kalma.”

 

 

diyerek genç kızı yolcu ederken kurabiyeler fırına girmek için hazır hale gelmişti.Isınan fırına kurabiye tepsisini yerleştirdi,etrafı toparladı ve limonlu kek yapmak için gerekenleri tezgaha dizmeye başladı.Eğer ilk müşteriler gelmeden tuzlu kurabiyeler de fırında yerini alabilirse çok iyi olacaktı.Saat neredeyse sabah 9 olmak üzereydi.

 

 

 

 

Rengim,yine sabah 6’da çalan alarmla uyanmış,sporunu yapıp giyinmiş,sonra da kahvaltıya inmişti.Müsli ve sütten oluşan klasik kahvaltısını kaşıklarken aklından dün o o kafede ettiği mükellef kahvaltı geçiyordu.Akşam erken uyuduğu için dinlenmişti.Kahvaltısını bitirmek üzereyken telefonu çalıp arayanın Tuna olduğunu fark ettiğinde gülerek açtı.

 

 

”Merak etme Tuna,geleceğim.”

 

 

”Ohhhh!İçim rahatladı.Senin bu kadar kolay kabul ettiğine inanamadım ve emin olmak için aramak istedim.11’de görüşürüz o zaman.”

 

 

”Görüşürüz Tuna!”

 

 

dediğinde telefon kapanmıştı.Kalkıp odasına çıktı,dolabından siyah spor bir ceket seçerek giydi.Beyaz tişört,lacivert kot pantolon ve siyah spor ayakkabılarla ceket güzel bir kombin olmuştu.Saçlarını elleriyle şöyle bir şekillendirdikten sonra odadan ayrıldı.

 

 

Henüz zaman vardı.Bu nedenle otelin bahçesinde biraz yürümeye karar verdi.10-15 dakika sonra kendini çok daha iyi hissediyordu.Artık sorularla başa çıkabilirdi.Zira yemyeşil çimenlerle kaplı,aralarda top şeklinde budanmış şimşirler ve küçük ağaçlar göze çarpan geniş bahçede yürümek ona iyi gelmişti.

 

 

Yönünü otelin çıkış kapısına çevirdi ve bir taksi rica edip bindi.Şoför söylediği okulu duyunca

 

 

“Bu saatlerde o tarafa doğru trafik sıkışık olur abi.Ama ben seni yetiştireceğim,merak etme.”

 

 

deyip arabayı çalıştırmıştı.Adam haklıydı.Trafik oldukça yoğundu.Buna rağmen,1 saatlik bir yolculuk sonrası programın başlamasına 10 dakika kala okula varmayı başardı.Araçtan inip kapıdaki güvenlik görevlisine

 

 

“Günaydın!Ben Rengim Doğan.Kariyer Günleri için gelmiştim.”

 

 

dediğinde görevli gülümseyerek

 

 

“Buyurun Rengim Bey,günaydın!Kariyer Günleri’nin yapılacağı salon,az ilerideki binanın 3.katında.”

 

 

diye karşılık vermiş ve binaya nasıl gidileceğini eliyle tarife başlamıştı.Adamın tarifine göre kampüste biraz ilerleyip binayı buldu ve 3.kata tırmandı.Koridorda onu karşılayan kalabalık,doğru yerde olduğunun kanıtıydı.Az sonra kalabalıkta Tuna’yı, fark ederek yanına adımladı.Genç adam onu görür görmez

 

 

“Günaydın,gel Rengim.Birazdan herkes içeri geçer,bizi de çağırırlar.”

 

 

deyip genç adamı kucaklamıştı.Ayrıldıklarında konuşmasına kaldığı yerden devam etti.

 

 

”Böyle giyinmekle iyi yapmışsın.Öğrencilerden hiç farkın kalmamış.Kimse senin gerçekte kim olduğunu anlamadı.İçeri girdiğimizde çok şaşıracaklar.”

 

 

Tuna haklıydı.Gençler neşeyle aralarında sohbet ediyor,Rengim’in olduğu tarafa bakmıyorlardı bile.1-2 dakika sonra salonun kapıları açıldı.Bekleyen kalabalık hemen içeri akın etmişti.Herkes yerine geçip oturduğunda,etkinliği yönetecek olan kadın gülümseyip

 

 

“Evet arkadaşlar,bildiğiniz gibi bugün etkinliğimizin ilk günü ve ünlü piyanist Rengim Doğan ricamızı kırmayıp etkinliğimize konuk olmayı kabul etti.Şimdi ona şöyle gür bir sesle hoşgeldiniz diyelim ve kendisini sahneye davet edelim.”

 

 

diyerek genç adamı sahneye çağırdı.Tuna az önce salondan içeri girmiş,ön koltuklardan birinde yerini almıştı.

 

 

Rengim içeri adımını atıp da sahneye doğru yürümeye başladığında,seyircilerin olduğu taraftan duyulan

 

 

“Hoşgeldiniz Rengim Bey!”

 

 

cümlesine şaşkınlık nidaları eşlik etmeye başladı.Çoğu öğrenci kendi aralarında

 

 

“Aaaa!Ben az önce bu adamı kapıda gördüm.Ama bu kadar ünlü olabileceğini hiç düşünmedim.”

 

 

diye mırıldanıyordu.Bu nedenle etkinliğin idarecisi olan kadın bir kez daha söz almak zorunda kaldı.

 

 

”Kendi aramızda konuşmayı artık lütfen keselim arkadaşlar ve soruları almaya başlayalım!”

 

 

Bunun üzerine genç adam

 

 

”Hoşbulduk arkadaşlar!Umarım size yardımcı olabilirim.”

 

 

diyerek gülümsemiş,ardından soru sormak isteyen gençlerin elleri havaya kalkmıştı.Rengim

 

 

”Siz buyurun lütfen!”

 

 

deyip 18-19 yaşlarında genç bir kıza söz verince kız gülümseyerek sordu.

 

 

”Henüz 6 yaşındayken annenizden piyano dersleri alarak müzik yolculuğunuza başlamışsınız.O zaman hiç bu kadar ünlü olacağınızı düşünmüş müydünüz?”

 

 

”Hayır,böyle bir şey hiç aklıma gelmedi.O zamanlar müzik,benim için annemle keyifli vakit geçirmek demekti.Sonra büyüdüm ve çalıştıkça tanınmaya başladım.”

 

 

Hemen başka bir soru gelmişti.

 

 

”Çok yakışıklı birisiniz.Arada film ya da dizi teklifi aldığınız oluyor mu?”

 

 

Soruyu soran yine bir genç kızdı.

 

 

“Evet,bazen böyle teklifler geliyor.Ama kendimi hiç oyunculuk yaparken hayal edemiyorum.Ben bir müzisyenim arkadaşlar,oyunculuk çok farklı bir konu.”

 

 

”Çocukluğunuza dair hatırladığınız en güzel şey?”

 

 

“Elma şekeri!”

 

 

Bu cevabın ardından salondan kahkaha sesleri yükselmiş,ardından soru yağmuru kaldığı yerden devam etmişti.

 

 

1 saat sonra Rengim

 

 

”Son bir soru daha alabilirim.Sonra yetişmem gereken bir yer var.”

 

 

diyerek gülümsedi.Onu duyan Tuna biraz şaşırmıştı.Zira genç adamın yoğun temposu nedeniyle fazla arkadaşı olmadığını çok iyi biliyordu Ama Rengim’in günlük çalışma düzeninden bahsettiğini düşünüp çok üzerinde durmadı.Aynı anda genç bir çocuk el kaldırmış,Rengim’in onay vermesiyle konuşmaya başlamıştı.

 

 

”Bu kadar ünlü olmak kadınlarla ilişkinizi nasıl etkiledi?Eminim sizin için bir sevgili bulmak çok kolaydır.Yanılıyor muyum?”

 

 

Genç adam soru karşısında şöyle bir düşündü.Durum,hiç de çocuğun sandığı gibi değildi.Zira o kadar yoğun çalışıyordu ki,hayatına giren kadınlar bir süre sonra buna dayanamıyor ve onu terk ediyorlardı.Bu nedenle uzun zamandır hayatında biri yoktu.

 

 

”Sevgili bulmak pek sorun değil de,sizi gerçekten seven,anlayan size destek olan birini bulmak gerçekten zor.Bu nedenle size tavsiyem,böyle birini bulursanız onun için elinizden geleni yapın,onu asla bırakmayın.”

 

 

diye karşılık verdiğinde salonda büyük bir alkış koptu.Rengim,hemen herkese teşekkür ederek sahneden inmiş,Tuna’nın yanına gitmişti.Genç adam

 

 

“Röportaj çok güzeldi.Yalnız nereye yetişeceğini anlayamadım?”

 

 

diyerek gülümsedi.Genç adamın cevabı hemen gelmişti.

 

 

”Şimdi gitmem gerek ama sonra anlatırım Tuna!”

 

 

Rengim böyle deyip koşar adımlarla uzaklaşırken Tuna’nın bakışlarında şaşkınlık vardı.Bu adama son 2 günde neler oluyordu?

 

 

 

 

Herkese taptaze bir bölümle iyi akşamlar 😀😀😀Umarım keyifli okuduğunuz bir bölüm olmuştur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza dokunursanız da çok sevinirim🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 19.12.2024 19:34 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...