34. Bölüm

32.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Yeşim Hanım, kahvesini içtikten sonra biraz daha evinin müzik odasında haftabaşında vereceği derse hazırlanmış, ardından da koro çalışmasına katılmak üzere evden çıkmıştı.

 

 

Haftanın 3 günü katıldığı çok sesli müzik korosuyla çalışmaktan büyük keyif alıyordu.

 

 

Şimdi, yani akşam üstü 5 civarı taksiyle eve dönerkense, sabahın aksine düşünceliydi. Zira, gündüzleri okula hazırlık, koro çalışmaları ya da arkadaşlarla bir yerde buluşup kahve veya çay eşliğinde sohbet derken vakit bir şekilde geçiyordu. Ama akşamlar için aynı şeyi söylemek pek mümkün değildi. Sanki zaman akşamları daha ağır ilerliyordu.

 

 

2 saat sonra Adile Hanım’la akşam yemeği yiyecek, sonrasında belki birkaç bardak çay içecek, Adile Hanım dinlenmek için odasına çekilince de, salonda kitaplarıyla başbaşa kalacaktı. Süha Bey öldüğünden beri, tam 4 yıldır onun değişmez rutini buydu.

 

 

Taksi eve yaklaştığı sırada, sitenin girişinde başka bir taksinin içeri girmek üzere beklediğini fark etti. Kısa sürede işlemleri biten taksi içeri girmiş, kendi dairelerinin bulunduğu bloğa doğru ilerlemeye başlamıştı.

 

 

“ Komşulardan birine misafir geldi herhalde.”

 

 

diye düşündü. O anda taksi blok kapısının önünde durup, içinden Rengim çıkınca da alelacele şoföre ödemeyi yaparak taksiden indi. Bir yandan da sevinçle bağırıyordu.

 

 

” Rengimmmm! Oğlum, hoşgeldin! Bu ne güzel bir sürpriz böyle.”

 

 

 

 

Genç adam, annesinin

 

 

” Rengimmmm! Oğlum, hoşgeldin! Bu ne güzel bir sürpriz böyle.”

 

 

diyen sesiyle, hemen sırt çantasını omzuna astı, valizini ve kurabiye kutusunu iki eline alıp zor da olsa taksinin kapısını kapattı. Ardından koşarak annesine sarıldı.

 

 

” Anne nereden böyle?”

 

 

diye sorarken sesi neşeliydi. Yeşim Hanım onun kokusunu doya doya içine çektikten sonra muzip bir tonda şöyle karşılık vermişti.

 

 

” Koro çalışmasından canım. Ne iyi ettin de geldin. Gerçi haber versen senin için bir şeyler hazırlardık ama neyse artık idare ederiz.”

 

 

” Hiç önemli değil anne. Ben seni ve Adiloş’u görmeye geldim.”

 

 

dedi ve anne oğul blok kapısından içeri girip dairelerinin bulunduğu 20. kata çıkmak üzere asansöre bindiler. Yeşim Hanım, hâlâ aylar sonra oğlunu karşısında gördüğüne inanmakta zorlanıyor, Rengim, gelmekle doğru karar verdiğine seviniyordu. Annesinin sarılışından, ona ne kadar ihtiyaç duyduğunu çok net anlamıştı çünkü.

 

“ Bakalım beni görünce Adiloş’un tepkisi ne olacak?”

 

 

diye düşünürken, kata ulaşan asansörün kapısı açıldı. Daire kapısının zilini çalan elbette genç adamdı.

 

 

 

 

Adile Hanım, 60 yaş civarlarında, topluca, mavi gözlü ve neşeli bir kadındı.Rengim henüz 2 yaşındayken Yeşim Hanım’lar için çalışmaya başlamış, o dönem uzun ve kahverengi olan saçları zaman içerisinde kırlaşarak ona ayrı bir hava katmıştı.

 

 

Hanımı çıktıktan sonra evin günlük işlerini yaptı, ardından akşam için yemek hazırlamak üzere mutfağa geçti. Yeşim Hanım giderken bir istekte bulunmayınca, mantı yapmaya karar vermişti. Böylece geçenlerde fazla yapıp kuruttuğu mantılar ziyan olmayacaktı.

 

 

Tam hazırlıklara başlamıştı ki, kulağına kapı tarafından gelen sesler çalındı. Demek Hanım’ı gelmişti. Ama kiminle konuştuğunu anlayamadı. Çalan zil sesiyle de

 

 

“ Yeşim Hanım zil çalmaz hiç. Hep anahtarını kullanır. Yanıldım herhalde.”

 

 

diye düşünerek kapıya yöneldi. Açtığında karşında ona gülen gözlerle bakan Rengim duruyordu. Sevinçle kucakladı genç adamı.

 

 

“ Hoşgeldin Rengim’im! Seni görmek ne güzel. Çok özlettin kendini.”

 

 

Rengim, neşeyle gülmüş, aynı sıcaklıkta sarılmıştı.

 

 

” Adiloş’um, inan ben de sizleri çok özledim. Ama işlerin yoğunluğundan bir türlü gelmeye fırsatım olmadı.”

 

 

Yeşim Hanım bir süre sarmaş dolaş olmuş ikiliyi keyifle izledi. Ardından konuştu.

 

 

” Hadi canım içeri geçelim artık. Sen de üzerini değiş, bir rahatla. Yemekte bol bol konuşuruz.”

 

 

Adile Hanım hemen ona destek olmuştu.

 

 

” İyi dedin Hanım’ım, ben de birazdan mantı pişirecektim.”

 

 

En sevdiği yemeklerden biri olduğu için, “mantı” sözünü duyunca genç adamın gözlerinde bambaşka bir ışık belirdi. Ama haber vermeden geldiği halde bu nasıl olmuştu, en ufak bir fikri yoktu.

 

 

” İşte bu harika haber! “

 

diyerek gülümseyip evden içeri adımını attı. Uzun bir aradan sonra aile evinde, annesi ve Adiloş’uyla olmak, her şeye rağmen çok güzeldi.

 

 

 

 

Yaprak sandviçini yemiş, çayını içmişti. Haylaz haylaz gülümsedi.

 

 

” Evet Abla, seni dinliyorum.”

 

 

Genç kadın da yemeğini bitirmek üzereydi ve şansına kafe hâlâ sakindi. Bu durumda kaçış yoktu.

 

 

” O kadar da merak edilecek bir hikaye sayılmaz aslında canım. Onunla haftabaşında tanıştık.”

 

 

diye söze başladı. Çayından bir yudum aldıktan sonra devam etti.

 

 

” Mutfaktaydım, Berk’le telefonda tartışmıştık. Bu yüzden biraz sinirim bozuktu. Kapının sesini duyunca kafeye geçtim. İçeride Rengim vardı. Sanırım yürüyüş yapmıştı.Etrafı incelerken zencefilli kurabiyeyle kahve istedi, ben de ona klasik kahvaltı önerdim. Kabul etti, öyle işte.”

 

 

Soluklanmak için durduğunda, Başak’ın neşeli sesi duyulmuş, saniyeler içinde de kendisi tüm güzelliği ve sempatikliğiyle mutfak kapısında görünmüştü.

 

 

” Selâm millet! Nasılsınız bakalım?”

 

 

Mevsim içinden

 

 

“ Hah! Bir sorgucu daha geldi.”

 

 

diye geçirse de gülümseyerek

 

 

“ Hoşgeldin canım! Biz de bir şeyler atıştırırken bir yandan da Yaprak’la sohbet ediyorduk.”

 

 

dedi, ardından ekledi.

 

 

” Güzelim, Başak Abla’na bir filtre kahveyle bir dilim havuçlu kek hazırla sen.”

 

 

Bunun üzerine genç kız

 

 

“ Hoşgeldin Abla! Şimdi hazırlıyorum.”

 

 

deyip önce bir fincana kahve doldurmuş, sonra da küçük bir tabağa bir dilim kek keserek Başak’ın önüne getirmişti. Genç kadın kahvesinden bir yudum aldı, muzipçe göz kırpıp konuştu.

 

 

” Sohbetinizin konusu ne acaba? Doğrusu merak ettim.”

 

 

Oysa bakışlarından sohbetin konusu hakkında bir fikri olduğu çok net okunuyordu. Kekinden bir parça alırken sorusunun cevabı Yaprak’tan geldi.

 

 

” Şu ünlü piyanist var ya Başak Abla, işte ondan konuşuyorduk. Mevsim Abla nasıl tanıştıklarını anlatıyordu.”

 

 

Başak, duyduklarına şaşırmıştı. Geçen akşam Mevsim’in mutfağında gördüğü o genç adam, ünlü bir piyanistti yani. Bu, neden ona bir yerlerden tanıdık geldiğini açıklıyordu.Keyifle kıkırdadı.

 

 

” Bak sen! Hem yakışıklı, hem de ünlü. Bu harika! Ben de neden bana tanıdık geldiğini düşünüyordum.”

 

 

Ardından ekledi.

 

 

” Tabii aynı zamanda çok nazik, efendi biri olduğunu da unutmayalım. Tam da Berk’ten ayrıldığın dönemde onunla karşılaşman bence bir tesadüf değil.”

 

 

Yaprak, genç kadının özellikle son söylediklerine hem çok şaşırmış, hem de sevinmişti. Zira artık sabah aklından geçenlerin gerçekleşmesi mümkündü. Neşeyle konuştu.

 

 

” Berk Abi’yle ayrılmanıza çok sevindim Abla. Seni hep üzüyordu.”

 

 

Başak’ın yeniden sohbete dahil olması yalnızca saniyeler sürmüştü.

 

 

” Valla yalan yok, ben de çok sevindim Yaprak. Berk, hiç haketmiyordu benim canım arkadaşımı.”

 

 

Mevsim onları hayretle dinliyordu. Mutsuzluğunu herkesin fark etmesi garip gelmişti.

 

 

“ Neyse kızlar, ayrıldık, bitti. Çok da abartmayın ama. Bir de rica ediyorum, yeni aşk hayalleri kurmayın! Bu arada sohbeti kessek iyi olacak. Birazdan kafe dolar.”

 

 

diye hafifçe gülümsedi. Yaprak bu ses tonunu çok iyi bildiğinden,

 

 

” Tamam Abla!”

 

 

deyip Başak’ın boş tabakla fincanını bulaşık makinesine koyar koymaz mutfaktan çıkmış, Başak

 

 

“ Peki, şimdilik dediğin gibi olsun bakalım. Ama ileride ne olacağı belli mi olur yani.”

 

 

diyerek muzipçe göz kırpmıştı. 1-2 dakika sonra Mevsim mutfakta yalnızdı. O anda kafe tam da tahmin ettiği gibi müşterilerle doldu ve hem genç kadın hem de Yaprak için en az akşam saat 10’a kadar sürecek çok yoğun bir zaman dilimi başladı. Şimdi Mevsim’in aklında ne genç adam, ne de un kurabiyeleri vardı…

 

 

 

 

Taptaze bir bölümle herkese merhaba arkadaşlar 😊😊😊Öncelikle aranıza katıldığım 6 aylık sürede hem hikayelerime hem de bana gösterdiğiniz ilgi ve destek için hepinize çok teşekkür etmek istiyorum 🤭🤭🤭Umarım keyifle okuduğunuz bir bölüm olmuştur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklarsanız da çok sevinirim 🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 28.05.2025 15:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...