39. Bölüm

37.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Başak kısa sürede sakinleşerek muzip bir tonda konuşmayı sürdürdü.

 

 

” Ne yapıp edip, işlerimi ayarlayacağım ve o keki tadacağım. Hem belki şu yakışıklı piyanistimizle yine sohbet ederiz. Kim bilir? “

 

Mevsim, arkadaşını bu tavrı için suçlayamıyordu. Tam bir piyanistle arkadaş olmuşken, piyano kek denemeye kalkarsa, olacağı buydu. Başka ne bekliyordu ki? Başak, elbette böyle bir fırsatı kaçırmazdı. Çok geçmeden gülümseyip düşündüklerini söze döktü.

 

 

” Neyse, bir şey demiyorum. Boş bulundum işte. Sen de takılma fırsatını kaçırmadın tabii canım. Önemli değil ama. Ayrıca pasta çok güzel görünüyor. Lezzetli de olmuştur herhalde. Malzemeler çok tazeydi, sonuç kötü olamaz. Yani, henüz tatmamış olsam da, gelirsen pişman olmazsın.”

 

 

Genç kadın onun dediklerini duyunca rahat bir nefes almıştı.

 

 

” Tamam, şu cadı kadınla işim erken biterse eğer, mutlaka uğrarım. Şaka bir yana, piyanistimiz ne zaman gelir?”

 

 

Mevsim, cümlenin devamındaki soruyla, düşüncelere daldı. Rengim, annesini ziyarete gittiği için bugün gelemezdi. Ancak bunu Başak’a söylerse, arkadaşı daha da fazla hayaller kurardı. Bu nedenle şöyle karşılık verdi.

 

 

” Ben nereden bileyim güzelim? Adam sanatçı. Bilirsin, onların ne yapacağı pek belli olmaz.”

 

 

Başak, arkadaşının dediklerine pek inanmamıştı. Öte yandan, sanatçıların dengesiz oldukları hep söylenir dururdu. Dolayısıyla, Mevsim haklı da olabilirdi. Tam bir şey söyleyeceği sırada bir ses duydu.

 

 

” Bakar mısınız lütfen? “

 

Kafeye biri gelmiş olmalıydı. Hemen toparlandı.

 

 

” Tamam güzelim, hadi sen müşterinle ilgilen. Gelmeye çalışırım, öpüyorum! “

 

Bunun üzerine Mevsim,

 

 

” Peki, ikimize de kolay gelsin! Ben de öpüyorum.”

 

 

diyerek telefonu kapatmış, müşteriyle ilgilenmek üzere mutfaktan çıkmıştı. Onun için yoğun bir gün daha başlıyordu.

 

 

 

 

Hem Rengim, hem de Yeşim Hanım çok iyi araba kullanmalarına rağmen, şehir merkezine gitmeleri gerektiğinde metroyu tercih eder, böylece park yeri sorunuyla uğraşmazlardı.

 

Anne oğul taksi onları metro durağında bıraktıktan çok kısa bir süre sonra metroya bindiler ve şehir merkezine doğru yola koyuldular. Sessiz geçen bir yolculuğun ardından durağa ulaşmaları Rengim’in tahmin ettiği gibi 10- 15 dakika sürmüştü. Metro istasyonundan çıkıp yan yana kabristana doğru ilerlemeye başladıklarında biraz serin ama güneşli bir havayla karşılaşmak ikisine de iyi geldi. Genç adam içinden

 

 

“ Her şeye rağmen, hayat bir şekilde devam ediyor. İyi ki de ediyor. Aksi olsa, insan dayanamazdı.”

 

 

diye geçirdiği sırada mezarlığın kapısı görünmüştü. Yeşim Hanım eşinin kabrine doğru yürümeye başladı. Rengim, biraz geriden onu takip ediyordu. Bir süre sonra annesi durunca geldiklerini anladı genç adam. Zira az ileride üzerinde gümüş rengi büyük italik harflerle “SÜHA DOĞAN” yazan siyah granit bir mezar taşı vardı.

 

“ Anne, önce sen git istersen.”

 

 

dedi, sonra da etrafını incelemeye koyuldu. Siyah granitle çevrelenmiş mezar tertemiz, toprağın üzeri küçük küçük mevsim çiçekleriyle kaplıydı. Tek bir yabani ot yoktu. Yeşim Hanım, eşinin mezarıyla ilgilenmeyi hiç ihmal etmiyordu demek.

 

 

“ Acaba buna nasıl dayanıyor? Belki de insan, zamanla alışıyordur?”

 

 

diye düşünmeden edemedi Rengim. Bu sırada annesi taşa oturmuş, eşine bir şeyler anlatıyordu. Genç adam arada biraz mesafe olduğu için onun dediklerini duyamadı. Fakat Yeşim Hanım’ın yüzünde huzurlu bir ifade fark etti. Aradan 1 ya da 2 dakika geçtiğinde, annesi oturduğu yerden kalkmış,

 

 

“ Ben bekliyorum canım, sen gönlünce konuş babanla. Bak, gör çok iyi gelecek.”

 

 

diyerek yanına gelmişti. Böylece Yeşim Hanım’a bir cevap vermeden mezara ilerledi ve az önce annesinin oturduğu yere oturdu.Bir yandan da söze nasıl, nereden başlaması gerektiğini düşünüyordu. Sonunda konuştu.

 

 

” Merhaba baba! Umarım gelmekte bu kadar geç kaldığım için bana kızmazsın. Buraya şimdiye kadar gelemememin sebebi, sadece işlerimin yoğunluğu değildi. Cenazene bile katılamadığım için, sana kendimi nasıl affettireceğimi bilmiyordum. Ayrıca babamı, o güçlü adamı şu küçücük yerde yatarken görmeye cesaretim yoktu.”

 

 

Konuşmaktan boğazı kurumuştu. Öte yandan, kendini az önce annesinin dediği gibi çok daha iyi hissediyordu. Yutkunup devam etti.

 

 

” Merak etme baba, iyiyim. Bir süreliğine İstanbul’da yeni bir konser maratonuna hazırlanacağım. Hatta ilk konserim de İstanbul’da olacak.Umarım beni o gün göklerden dinler, benimle gurur duyarsın. Şimdilik hoşçakal! Görüşürüz yine.”

 

 

Başlangıç için bu kadarı yeterliydi. Yeşim Hanım’ı daha fazla bekletmese iyi olurdu. Yerinden kalkarak annesine doğru yürüdü. Aynı anda Yeşim Hanım’ın gülümseyip

 

 

“ Bitti mi oğlum, kendini nasıl hissediyorsun?”

 

 

diye sorması, içini huzurla doldurmuştu.

 

 

” Şimdilik bu kadar yeter sanırım anne. Dediğin gibi iyi geldi.”

 

 

dedi, ardından ekledi.

 

 

” Neyse, Kozahan’daki kafede karşılıklı birer Türk kahvesi içelim mi artık? Sonra belki handa biraz alışveriş eder, oradan da döner kebap yemeye gideriz. “

 

Yeşim Hanım, duyduklarına hiç şaşırmamıştı. Oğlunun, Kozahan’ı ne kadar sevdiğini bilirdi. Döner kebabsa, Bursa’nın olmazsa olmaz lezzetlerinden biriydi. Hemen neşeyle karşılık verdi.

 

 

” Tamam canım, nasıl istersen.”

 

 

Birkaç dakika içinde ikisi kol kola mezarlıktan çıkmış, Kozahan’a doğru yürümeye başlamıştı.

 

 

 

 

Aynı anlarda kahvaltılarını henüz yeni bitiren Funda’yla Tuna, kahvelerini yudumluyor, bir yandan da Pazar gününü nasıl geçireceklerine karar vermeye çalışıyorlardı …

 

 

 

 

1 haftalık bir aranın ardından taptaze bir bölümle merhaba 😊😊😊Umarım bölümden keyif almış🙏🙏🙏Rengim’in babasıyla konuşmasını sevmişsinizdir 😉😉😉Bol bol yorum yapmayı ve yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

Bölüm : 08.07.2025 14:23 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...