50. Bölüm

48.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Her zamanki gibi erkenden kafeye gelen Yaprak, günlük işlerini bitirmiş, bir şarkı mırıldanarak çay-kahve hazırlıyordu.

 

 

“ Birazdan Mevsim Abla’da gelir.”

 

 

diye aklından geçerken Mevsim içeri girdi.

 

 

” Günaydın, kolay gelsin güzelim! Etraf yine pırıl pırıl olmuş. Ellerine sağlık.”

 

 

Yine çok şık giyinmişti ve yüzündeki tebessümden keyfinin yerinde olduğu belliydi. Onu böyle görünce neşeyle kıkırdadı Yaprak.

 

 

” Günaydın Abla! Bugün neşen çok yerinde görünüyor. Ayrıca çok şıksın.”

 

 

Mevsim hiç beklemeden cevaplamıştı.

 

 

” Teşekkür ederim canım. Evet, neşem yerinde. Çünkü, sana harika haberlerim var!”

 

 

Kızın şaşkın bakışlarını görünce ekledi.

 

 

” Hani buraya geçenlerde oyuncular gelmişti ya, onlar Funda Gürbüz’ün ekip arkadaşlarıymış. Bu Cuma’da sette bir parti vereceklermiş. Dün Funda Hanım buraya uğradı. Partide sunulacak yiyecek ve içecekleri bizim hazırlamamızı istiyor.”

 

 

” Sen de kabul ettin, öyle mi Abla’cım?”

 

 

derken, Yaprak’ın gözleri sevinçle ışıl ışıl parlamıştı. Genç kadın gülümsedi.

 

 

” Aynen öyle güzelim. Gerçi biraz yorulacağız ama biz hallederiz bir şekilde.”

 

 

Yaprak daha fazla kendini tutamayıp ona sarılmıştı.

 

 

” Tabii ki hallederiz Abla’cım! Ne demek? Bu gerçekten dediğin gibi harika bir haber.”

 

 

Birkaç saniye içinde sakinleşti genç kız. Böylece Mevsim zencefilli kurabiyeleri hazırlamaya başladı. Onlar bitince 1 tepsi tuzlu kurabiye, 1 tepsi tuzlu çubuk ve 1 de limonlu kek yapacaktı. Yaprak’ın bugün yalnızca tek dersi vardı. Bu nedenle okula öğleden sonra gideceği için problem yoktu. Zira Mevsim kadar olmasa bile genç kızın eli de çabuktu.

 

 

Aradan epey bir zaman geçip saatler sabah 10’u gösterdiğinde, tüm yiyecekler cam kapaklı kaplarda müşterileri bekliyordu. Büyük bir uyum içerisinde çalışarak mutfağı da çabucak düzene soktular. Hemen hemen aynı anlarda

 

 

“ Bakar mısınız lütfen?”

 

 

diye seslenen ilk müşteri kapıda belirmiş, Mevsim’le Yaprak’ın yoğun günü başlamıştı.

 

 

 

 

Rengim, 1 saat süren sıkıntılı bir yolculuk sonrası röportajın yapılacağı otelin önündeydi. Ödemeyi yaparak taksiden indi. O an tek düşünebildiği, bu röportajı da şu radyo röportajı gibi kolayca anlatmaktı. Ama bu kez işinin o kadar kolay olmadığını da biliyordu. Zira dergi röportajları daha farklıydı. Önce fotoğraf çekimleri yapılır, ardından soru bölümüne geçilirdi.

 

 

” Umarım kıyafet seçimleri iyidir. Saçma konseptlerle beni uğraştırmazlar.”

 

 

diye mırıldanıp binanın kapısından içeri adım attı. Görevliler onu tanımış,

 

 

” Hoşgeldiniz Rengim Bey! Çekimler 4. katta, müzik odasında yapılacak efendim. Asansörlerse az ileride, sağda.”

 

 

diyerek karşılamışlardı. Teşekkür etti, gülümseyip asansörlere ilerledi bu kez. 2 dakika dolmadan müzik odasının kapısındaydı. Tıklatır tıklatmaz kapı açıldı,

 

 

” Hoşgeldiniz Rengim Bey! Tam zamanında yetiştiniz.”

 

 

diye gülümseyen bir genç kız karşıladı onu. Kısa sürede röportajı yapacak Melisa adlı genç kadın ve fotoğrafları çekecek Yusuf adlı genç adamla tanışmıştı. Kıyafetleri gördüğünde, keyfi az da olsa yerine geldi. Yusuf’un dediğine bakılırsa 3 fotoğraf çekilecek, bunların ilki tişört ve kottan oluşan spor kombin, 2.’si, kurşuni gri takım elbise, beyaz gömlek ve mavi desenli kravattan oluşan klasik kombin, sonuncusu da siyah smokin, siyah papyon ve beyaz gömlekten oluşan konser kombini olacaktı.

 

 

Fotoğrafçı o kadar profesyoneldi ki, tüm fotoğrafların çekimi yarım saat içinde bitince daha da rahatladı Rengim. Galiba her şey yolundaydı. Giyinme odasında kendi kıyafetlerini giydi, ardından röportajın yapılacağı odaya geri döndü. Burası, az önce otelin giriş kapısında onu karşılayan görevlinin de söylediği gibi otelin müzik odası olarak kullanılıyordu aslında. Ve döşenme biçimi çok sadeydi. Dergi tarafından fotoğraflardan birinin piyano başında çekilmesi istendiğinden, Tuna röportajın müzik odasında yapılmasını önermiş, teklifi hemen kabul görmüştü.

 

 

Genç adam müzik odasına röportaj için yerleştirilen, mor kadife kumaşla kaplı 2 rahat koltuktan birine geçti. Saniyeler sonra Melisa’da tam karşısındaki koltukta yerini almıştı. 2 koltuğun arasında yer alan küçük, yuvarlak açık renk ahşaptan sehpanın üzerinde Rengim için bir fincan filtre kahve, genç kadın içinse bir fincan demli çay hazır bekliyordu.Tuna henüz görünürde yoktu. Geleceğini söylemişti ama kim bilir hangi oyuncusunun bir kaprisiyle uğraşıyordu yine.

 

 

Rengim’in aklından bunlar geçerken Melisa çantasından çıkardığı küçük kayıt cihazını masaya bırakıp çalıştırdı. Ardından konuştu.

 

 

” Hoşgeldiniz Rengim Bey! Hazırsanız röportaja başlayalım mı?”

 

 

Genç adam onu duyar duymaz toparlanarak gülümsemişti.

 

 

” Tabii, olur.”

 

 

Böylece ilk soru geldi.

 

 

” 2 ay içinde bir turneye çıkacağınızı biliyoruz. Turnelere nasıl hazırlandığınızı öğrenebilir miyim?”

 

 

” Turnelere hazırlanırken özel bir şey yapmıyorum. Sadece çalmayı planladığım parçalar üzerinde mümkün olduğunca uzun süre çalışıyorum.”

 

 

” Mesela gününüzün ortalama kaç saati piyano başında geçiyor?”

 

 

” En az 3-4 saat. Ama kendimi kaptırdığım anlarda çok daha uzun saatler çaldığım da var.”

 

 

” Daha çok bildiğimiz klasik eserleri mi çalmayı seviyorsunuz, yoksa kendi bestelerinizi mi?”

 

 

” Ben çok fazla beste yapan biri değilim aslında. Ancak her ikisinin de bana farklı duygular yaşattığını söyleyebilirim.”

 

 

” Çalmaktan özellikle keyif aldığınız bir besteci var mı peki?”

 

 

” Üzgünüm, fakat böyle bir ayırım yapamayacağım maalesef Melisa Hanım.”

 

 

deyip kahvesini yudumladı Rengim. Genç kadın da bu kısa molayı fırsat bilerek çayını içtikten sonra röportaj yeniden başlamıştı.

 

 

” Beste yaptığınızda en büyük ilham kaynağınız nedir Rengim Bey?”

 

 

” Her şey ilham olabiliyor. Bazen güzel bir koku, bazen güzel bir yemek ya da sevdiğim birinin söylediği bir söz. Kısacası bana mutluka ilham veriyor diyebileceğim net bir şey yok.”

 

 

” Bestelerinizi yaptığınız özel bir zaman dilimi var mı desem?”

 

 

” Cevabım hayır olur. Çünkü, ilhamın ne zaman geleceği hiç belli olmuyor. Sabah kahvaltı ederken ya da gecenin herhangi bir saatinde kağıtlara bir şeyler karalayabilirim.”

 

 

” Öyleyse çok belirli bir uyku düzeniniz olmadığını söylemek yanlış olmaz, değil mi?”

 

 

” Evet. Ama imkanlar dahilinde düzenli bir hayat sürmeye gayret ediyorum.”

 

 

” Anlıyorum. Ya bu yoğun tempoda boş vakit bulduğunuz zaman neler yaparsınız?”

 

 

” Çok boş vaktim olduğunu söyleyemem. Ama böyle zamanlarda kitap okumaya, film izlemeye ya da sevdiklerimi ziyaret etmeye çalışıyorum.”

 

 

” Güzelmiş. Henüz 30 yaşındasınız ve ününüz ülke sınırlarını aşmış durumda. Bu size ne hissettiriyor?”

 

 

” Tabii ki bundan çok mutluyum. Çünkü, ünüm yıllardır uzun saatler boyunca çalışmamın sonucu.”

 

 

” Şimdi biraz da özel sorular sorsam, ne dersiniz? Aslında bu tarz soruları sevmediğiniz konusunda beni uyardılar. Fakat takdir edersiniz ki, insanlar merak ediyor.”

 

 

dediğinde, gözlerinde muzip pırıltılar vardı Melisa’nın. Rengim, onun kendisini sorularıyla köşeye sıkıştırmaya çalışacağını anladı. Yine de az önce tazelenen kahvesini yudumladıktan sonra gülümsemeyi başardı.

 

 

” Siz de kendinize göre haklısınız tabii. Buyurun lütfen, dinliyorum.”

 

 

” Yoğun temponuz hayatınızı paylaştığınız kadınla ilişkinizi nasıl etkiliyor?”

 

 

” Şu an böyle biri olmadığı için rahatım diyebilirim.”

 

 

Genç kadın bu cevaba hem şaşırmış, hem de inanmamıştı.Devam etti.

 

 

” Gerçekten mi Rengim Bey? O zaman soruyu bir de şöyle sorayım. Hayatınıza girecek kadın nasıl biri olmalı? Bu konuda belli fiziksel kriterleriniz var mı mesela?”

 

 

Anlaşılan kadın onun ağzından laf almakta çok kararlıydı. Ama Rengim’de ilk kez böyle bir röportaja katılmıyordu. Yıllar içinde basını nasıl idare edeceğini gayet iyi öğrenmişti. Üstelik Mevsim’den bahsedip genç kadının huzurunu kaçırmaya hiç niyeti yoktu. Sonunda yutkunup söze başladı.

 

 

” Bu kadar ısrarcı olduğunuza göre, cevabım size pek inandırıcı gelmedi demek. Fakat gerçekten şu an hayatımda biri yok. Ayrıca olsa da bunu bir röportaj sırasında ilan etmek istemem, hazır olduğumuzda birlikte bir röportaj vermeyi tercih ederim.”

 

 

Biraz nefeslendikten sonra ekledi.

 

 

” Diğer sorunuza gelirsek, aşkın fiziksel kriterleri olmamalı bence. Sonuçta aşk bir duygu, öyle değil mi? Yani, hayatıma girecek kadının nasıl göründüğü değil, bana yaşattığı duygular, işime duyduğu saygı önemli. Eğer bir gün böyle bir kadın bulursam, elinden tutar, herkesin önüne çıkarır ve onun için her şeyi yaparım.”

 

 

” Öyleyse şu ana kadar aradığınızı bulamadınız. Ancak bulacak olursanız, aşkınız için her şeyi göze alabilirsiniz. Doğru mu anladım?”

 

 

” Evet,çok doğru anlamışsınız.”

 

 

” Son bir soru o zaman. Bir gün, bir nedenle bu kadar yoğun çalışamazsanız, ne yapabileceğimizi hiç düşündünüz mü?”

 

 

” Henüz çok gencim. Dolayısıyla bunu hiç düşünmedim. Fakat diyelim ki öyle bir şey oldu, bu durumda gelen hocalık tekliflerini değerlendirir ve konservatuarda yeni öğrenciler yetiştirirdim herhalde.”

 

 

Bu cevap sonrasında Melisa gülümsemişti.

 

 

” Şahane bir röportaj oldu Rengim Bey, teşekkür ederim. Ve özel hayatınız hakkında da oldukça ağzı sıkı biri olduğunuz, soruları nasıl geçiştireceğinizi iyi bildiğiniz belli oluyor.”

 

 

Bunun üzerine genç adam

 

 

“ Siz de soru sormada gayet yeteneklisiniz. Beni epey zorladığınızı söylemeden geçemeyeceğim. Buna rağmen ben de hem röportaj hem de fotoğraf çekimlerinden çok keyif aldım.”

 

 

dedi, birkaç saniye sonra da devam etti.

 

 

” Röportajı yazıya dökerek fotoğrafları hazırladığınızda e- postama gönderirseniz çok memnun olurum. Dergi çıkmadan görmek istiyorum çünkü.”

 

 

Melisa’nın cevabı hiç bekletmeden gelmişti.

 

 

” Tabii, olur. Siz bana e- posta adresinizi yazın yeterli. Bu arada röportajınız derginin Mayıs ayı baskısında yer alacak.”

 

 

Kısa bir süre sonra otelden çıkmış, taksi gelmesini bekliyordu genç adam. Telefonu çalınca cebinden aldı. Arayan elbet Tuna’dan başkası değildi.

 

 

 

 

Tuna, yine oyuncularından birinin sette çıkardığı sorunu çözmekle uğraşırken Rengim’in röportajına yetişmemişti. Setten çıkmış, arabasıyla yol alırken, gözü arabanın ön panelindeki saate kaydı. Bu vakte kadar röportaj çoktan bitmiş olmalıydı.

 

 

“ Umarım bir sorun yoktur.”

 

 

diye düşünerek ön panelde genç adamın numarasına dokundu. 2 çalış sonrası Rengim’in

 

 

” Selam Tuna!”

 

 

diyen neşeli sesi duyulmuştu telefonun diğer ucundan. Rahat bir nefes alıp gülümsedi.

 

 

” Selam! Kusura bakma, geleceğim dedim ama yine yetişemedim Rengim. Röportaj ya da fotoğraf çekimi sırasında bir sorun çıkmadı, değil mi?”

 

 

” Hayır, bir sorun çıkmadı. Fotoğrafçı gayet profesyoneldi, hiç zorlanmadım.Röportajı yapan kadınsa, beni biraz zorladı ama problem değil. Hallettim yani.”

 

 

” Anladım, özel hayatına dair bir şeyler sordu demek. Sen de gayet güzel idare ettin. E tecrübelisin ne de olsa.”

 

 

derken, Tuna’nın gülümsemesi daha da büyümüştü.

 

 

” Evet, tam olarak öyle oldu. Neyse, taksi geldi. Sonra görüşürüz.”

 

 

” Tamam, görüşürüz. Sen herhalde Mevsim’in kafesine uğrarsın şimdi.”

 

 

dedi ve Rengim’in cevabını beklemeden kapattı Tuna. Rengim elinde telefon öyle kalakalmıştı. Ancak taksi şöförü

 

 

“ Beyefendi, binmeyecek misiniz?”

 

 

diye sorunca düşüncelerinden sıyrılarak ana döndü. Az sonra ağır ilerleyen trafikte Tuna’nın imalı bir tonda söylediklerini düşünüp gerçekten de Mevsim’i kafesine doğru yol alıyordu.

 

 

 

 

Yaprak çoktan okula gitmişti. Genç kadın da yaklaşık 4 saattir yoğun bir şekilde çalışmaktan yorgundu. Aklından

 

 

“ Acaba Rengim röportajda ne yaptı? Umarım her şey yolunda gitmiştir?”

 

 

diye geçerken kapı açılıp genç adam gülümseyerek içeri girince hem şaşırdı, hem de çok sevindi. Galiba artık, özellikle Rengim hakkında düşündüklerinde çok dikkatli olmalıydı …

 

 

 

 

Yağmurlu bir Bursa’dan Rengim ve Mevsim’le hepinize merhaba 😊😊😊Umarım bu oldukça uzun bölümü okurken keyif almışsınızdır 🙏🙏🙏Bol bol yorum yapıp yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 10.02.2026 15:24 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...